Articles by "Türkiye Roman"

Türkiye Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yağmurlarla Topraklar - Necati Cumalı

Yağmurlarla Topraklar - Necati Cumalı

Roman, hikâye, şiir. oyun gibi edebiyatın her dalında verdiği usta işi ürünlerle çağdaş Türk sanatçıları arasında haklı ve büyük bir ün kazanan ve eserleri üst üste yeni baskılar yapan, yabancı dillere çevrilen Necati Cumalı "Tütün Zamanı" genel adı altında "Zeliş", "Yağmurlarla Topraklar", "AcıTütün" üçlüsüyle Ege yöresinin yaşamını gerçekçi bir bakış açısıyla, çeşitli toplumsal kesitlerden yansıtarak romanına unutulmaz güzellikte bir Ege destanı kazandırmıştır.

"Yağmurlarla Topraklar"da, Cumalı, ağır ağır doğan ve birden gelişen bir aşkı anlatırken, bir yandan, öğretmen, avukat, doktor olarak Anadolu'nun küçük kentlerinde yaşayan binlerce aydının ortak çilesini, tutucu çevrelerin baskısı altında güvensiz yaşayışlarını, yalnızlıklarını yansıtıyor; bir yandan da somut örneklerle bizdeki toprak mülkiyetinin temellerine inerek toprak reformuna; vakitli vakitsiz yağan yağmurların yol açtığı sevinçler üzüntülerle ekicilerin doğa ile olan ilişkilerine ışık tutuyor Hayatın özünde olduğu gibi değişik olayları iç içe yansıtan, sağlam, usta işi, büyük bir roman bu.
  • Kitap Adı: Yağmurlarla Topraklar
  • Yazar Adı: Necati Cumalı
  • Yayınevi: Cumhuriyet Kitapları

Yağmurlarla Topraklar - Necati Cumalı

Adliye tatilinin sona erdiği 5 Eylül 1951 günü, Avukat Nihat Arda, her duruşma sabahı olduğu gibi, saat sekiz olmadan yazıhanesine geldi. İçeriye girince, kendini karşılamak için ayağa kalkmaya davranan kâtibini bir el işaretiyle yerine oturttu, dip tarafta kalan kendi masasına doğru yürüyüp yerini aldı. Masasının kıyısında duran dosya yığınını önüne çekti. En üstteki dosyayı aldı, şöyle bir bakıp yana bıraktı.

Niyeti iş sahipleri gelip bastırmadan dosyalarına kısa bir göz atmaktı. Belleği kuvvetliydi. Rengi, kalınlığı, yıpranma derecesi ya da üstündeki bir kalem, bir mürekkep lekesi gibi özelliklerinden eski yeni bütün dosyalarını ilk görüşte tanır, duruşmanın nerede kaldığını, o günkü oturumda neler söylemesi gerektiğini hemen ansırdı. O sabah da çoğu dosyalarını eline almasıyla bırakması bir oluyor, bu gidişle önündeki on dokuz dosyayı bir yandan bir yana aktarması uzun sürmeyecek gibi görünüyordu ama, kapı karşı köşede oturan kâtibi gene de onun bir an önce işini bitirmesi için sabırsızlanıyordu.
 Yağmurlarla Topraklar - Necati Cumalı
Yağmurlarla Topraklar - Necati Cumalı
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Gitme Zamanı - Aret Vartanyan

Gitme Zamanı - Aret Vartanyan

Yürüdüğün yollar hep aynı yere çıkıyorsa, yeni bir yol bulmak için

GİTME ZAMANI

‘‘Gök ile yer arasında köprü kuran asa misali,

batın ile zahir arasında gidip geliyor insan...’’

Az sonra okumaya başlayacağın satırlarda, her kelimenin ve her cümlenin özel bir yazım nedeni ve sırası var… Taş üstüne taş konularak itinayla inşa edilen bina duvarları misali...

Hayal gücünü sınırlamadan, gereksiz tasvirlere girmeden, belki de denenmeyeni deneyerek seni buradaki cümlelerime ortak ederken, senden de istediğim tek şey; son satıra kadar yargısızca ilerlemen. Çünkü hikâyenin devamını birlikte yazacağız...

Binlerce yılı ve on binlerce kaynağı damıtarak; seni, bugünü ve yaşadıklarımızı da hazinemize katarak çıktığımız yolculuğa başlayalım hadi...
  • Kitap Adı:Gitme Zamanı
  • Yazar Adı:Aret Vartanyan
  • Yayınevi:DESTEK YAYINLARI

Gitme Zamanı - Aret Vartanyan

“Annemden çok şey istemiyordum. Ondan bir sabah kahvaltımı hazırlaması dışında fazla bir şey beklemediğimi hiç anlayamadı. Hayatını güzelliklerle geçirebileceği en taze yıllarını, annesinin hastalığı doldurmuştu. Yoksa bu başa çıkamayacağı ya da yüzleşmekten korktuğu sorumluluklarından kaçışı mıydı onun? Bilmiyorum.

İçten içe kızıyordum babamın sessizliğine, her koşulda mülayim haline. Sanki hayatından vazgeçmiş gibiydi. Annemi, bizleri, evi ve hatta bütün şehri olduğu haliyle kabul etmişti. Sönmüş hayalleriyle birlikte ringden kenara fırlatılmış boksörler gibi, onun nakavt bekleyen o suskun ve ezgin hali beni hem üzüyor, hem kamçılıyor.

Babamın kolonya kokusu... Her sabah ellerine, yüzüne sürünerek sanki güçsüzlüğünü örtmeye çalıştığı bir kolonya kokusu vardı. İyi adamdı… Hem de çok iyi… Ama güçsüzdü. Anneme karşı, kendine ve hayata karşı güçsüzdü. Benim güce tapıyor olmamın nedeni, babamın güçsüzlüğündendi. Ona hiçbir zaman kızmadım, sadece üzüldüm. Ben onun gibi olmayacaktım. Babama benzemeyecektim. Kararlıydım…” dedi Selim…

Çocukluğunu anlatmaya bu kadar cümle yetiyor yine. Daha fazlası dökülmüyor dilinden. Annesi, babası ve bütün çocukluğu şu birkaç cümlenin ötesine geçmiyor. Hepsi bu kadar…
 Gitme Zamanı - Aret Vartanyan
Gitme Zamanı - Aret Vartanyan
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Gözyaşı Konağı - Şebnem İşigüzel

Gözyaşı Konağı - Şebnem İşigüzel

1876 yılı baharında gayrimeşru bebeğimi doğurmak üzere evin erkeklerinden habersiz Büyükada'ya gönderildim. Yanıma Bedriye Kalfa'yı verdiler. Evin kadınları baba ve ağabeyime küçük bir hikâye takdim ettiler. Para kazanma hırsıyla yaşayan babam yokluğumu dikkate alacak vaziyette değildi zaten. Sadece ağabeyim bir süre uzaklarda olacağımı duyunca şaşırmış. Sofrada kızılcık hoşafını kaşıklarken bir an donup kalmış. Ona öyle anlatıldığı üzere, güya, talihsiz bir kaza neticesinde saçlarım tutuşup yandığından, Bedriye Kalfa ile halamın Beyazıd'daki konağına gideceğime, bu sayede kendimi biraz olsun toparlayacağıma İnanıvermiş.

Böyle başlıyor Gözyaşı Konağı. Gencecik bir kadın, karnında bebeği, kederli ve mağrur, adcıya geliyor. Kaderden, ayıp arayan gözlerden, hayata hükmeden erkeklerden uzağa... Bir yanda ahlâka hürmet ve fikri mukaddes masalları, diğer yanda kıpır kıpır hürriyet meseleleri... Şebnem Işigüzel, neşeli, aşk dolu, hayat dolu bir romanla yeni bir ses katıyor, sesine... edebiyata...
  • Kitap Adı: Gözyaşı Konağı
  • Yazar Adı: Şebnem İşigüzel
  • Yayınevi: İletişim Yayınları 

Gözyaşı Konağı - Şebnem İşigüzel

Saray kuşbazının köle kızı olmasına rağmen o güne kadar böyle bir kuşu ne görmüş ne de duymuş olmasının verdiği şaşkınlıkla büzülen küçük ağızdan çıkan seslerle, flamingo! “Pembe cennet kuşlan bunlar,” diyordu annem. Blamingoların uzun boyunlarını kıvırmaları, tek ayak üs-ııtnde zarifçe dikilmeleri rüyalarına giriyordu: “Ada’daki konağın bahçesine istiyorum bir çift,” deme patavatsızlığında bile bulundu Kendinden geçmişti: “Hatta boyunlarına ve ayaklarına pembe İncili tasmalar yaptırırız. Mösyö Ya-kop yapar!"

Italyan sefire annemin bu arzusuna kahkahalarla güldü:

“Her şey mümkün olmaz hanım. Belki ben hediye ederim günün birinde. Çünkü bu leylek gibi yoksul hayvanı de-

gildir. Asil hayvanıdır ve sadece aristokratların bahçelerinde barınabilir. Ixylek halk kahvehanelerinde yanınıza gelir, gevreğinizi çalar, kaçar. Flamingolar asildir bizim gibi. Leylek sizin gibi.”

Bu kadarı kavgada söylenmez! Hele hürriyeti arama bulma arzusuyla bir Batılı gibi yaşama gayretindeki Müslüman kokonaya hiç söylenmez. Fatma’nın hırçın atımıza çıkıştığı gibi: “Hösssst!” derler. Ve hatta, “Çüşşşr Nihayetinde annemin de bir gururu vardı:

“Ben bahçemize bir çift flamingo bulurum.

“Hem de bir çift. Bir tane de değil!”

İtalyan sefire küçümseyerek böyle söylemişti. Sonrasında annemin iki gayesi oldu: Ada’daki konağı yaptırmak ve bahçemize bir çift flamingo almak. Ve hatta tek bir gayesi: Bahçemize bir çift flamingo bulmak.
 Gözyaşı Konağı - Şebnem İşigüzel
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Romantik Bir Viyana Yazı - Adalet Ağaoğlu

Romantik Bir Viyana Yazı - Adalet Ağaoğlu

"İnsanlara, ölümü örtbas etmeye çalışan kuru gürültü değil, soluk alabilecekleri geniş ufuklar gerekli pek aziz prensim. Bence kentin surları yıkılmalı. Bizler duvarların içini durmadan taş, mermer yığınlarıyla dolduracağımız yerde, dışına doğru açmalıyız, genişlemeliyiz."

Evlenmeye fırsat bulamamış, kendini kaptırdığı dersleriyle öğrencilerinin "Hayalci Hoca" lakabını taktığı tarih öğretmeni Kâmil Kaya kişiliğinde, "tarih ve bugün" ya da "anlatılan ve hayat" sarkacında salınan roman, Kayanın emekliliğinde hep görmek istediği Viyana'da bir anlamda hep ıskaladığı hayatın kuşatmasına uğrayışına da odaklanıyor... "
-Sefa Kaplan-

Onun romanları böylece enikonu kapsamlı incelemeleri de zorluyor. Düşünsel düzeyde verilen olumlu kavga, yanı sıra yazınsal düzeyde de önemle üstünde durmayı gerektiren romanların varlığını imliyor. Hem sonra, düşünsel ve yazınsal düzeyleri birbirinden ayırarak almak da Adalet Ağaoğlu'nun romanlarına yaklaşmayı güçleştiriyor. (...) Romantik-Bir Viyana Yazı, düşünsel ve yazınsal derinliğiyle bu yazınsal birliği açıklamaya yatkın olduğu, okuma uğraşının niteliğini yükselttiği ve edebiyatın ateş topunu bütün yakıcılığıyla üstümüze yuvarladığı için, onunla bir kitap oylumunda birlikte olmayı göze almakla yerinde bir seçim yaptığımı düşünüyorum.
-Semih Gümüş-
  • Kitap Adı: Romantik Bir Viyana Yazı
  • Yazar Adı:Adalet Ağaoğlu
  • Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Kitaptan Alıntı

Diyelim ki, İmparatorlar ve vebalar zamanı. Bu imparatorlardan biri, şehirde vebadan kırılanlar için çukur açtırmış. Bir toplumezar. Ne yapsın, haklı!! O kadar cesedi tek tek gömdür-mekle başa mı çıkar? İşte bu İmparatoru ben, tebdil kıyafet arabacı kılığında gece denetimi yaparken görmeliyim. Bir meyhaneye girmeli, orada kendini tutamayıp zilzurna olmalı, veba çukurunun yanından geçerken dengesini yitirip içine düşmeli, yine aynı meyhaneden zilzurna çıkıp aynı çukura düşen hakiki bir arabacının üstüne pat diye gelmesiyle onu ayıltmalı ve bunlar, üstleri yeni yeni cesetlerle örtülmeden yukarı tırmanmalı, kolkola gelip Cats müzikalini parter üçüncü sıradan izlemeliler. Oradan çıkışta da Prater'de bir dönmedolaba yanyana binmeli-ler; dön, dön, gün atmalı, o aydınlıkta asli arabacı yanındakinin asli imparator olduğunu anlamalı, fırsat bu fırsat, gırtlağına binip, "Ya vebaya son, ya sen de burdan aşağı gideceksin!" demeli. Aşağıda kalıp melûl meyus yukarı bakmakta olan çelebi, an-siklopedist, şair ve emekli tarih öğretmeni de her şeyden habersiz bunlara el sallamakta iken...

Buyrun işte, herkimse, yine çıktı ortaya. Tam o sırada da Marble Arch'ın köşesinde kırmızı yandı. "Durun çocuklar!" Durduk.

Aynı yerdeyiz:
 Romantik Bir Viyana Yazı - Adalet Ağaoğlu
Romantik Bir Viyana Yazı - Adalet Ağaoğlu
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Kemal Tahir - Yol Ayrımı

Kemal Tahir - Yol Ayrımı

Kâmil Bey de Anadolu'da serbesttir artık ... Türkiye'yi kuşatan bir "serbest"lik rüzgarı esmeye başlar zamanla. Bu serbestlik, değişen ya da değişmiş gibi görünen insanların maskelerini birer birer düşürürken, İstanbul'da hayat giderek zorlaşır. Kâmil Bey, yıllardır özlemini duyduğu biricik kızı Ayşe'ye kavuşmaya çalışırken, Kurtuluş Savaşı'nda yüz binlerce insanın kanıyla kurtulan vatan, artık demokrasi mücadelesi vermektedir. Serbest Fırka'nın kuruluşu, Darülfünun'da meydana gelen ayaklanmalar, İstanbul sokakları ve tarihin derinliğinde kalan ayrıntılar... 

"Yol Ayrımı", savaştan zaferle çıkmış bir milletin demokrasi yolunda attığı bebek adımlarının izdüşümlerini aktarıyor okura.
 Kemal Tahir - Yol Ayrımı
Kemal Tahir - Yol Ayrımı

Maya - Leyla İpekçi

Maya - Leyla İpekçi

"Bizi bütün kitapların ötesine götüremeyen kitap da nedir" diye sordu Nietzsche.

Sofrada üç kişiydik. Aramızdan bir ceset çıkacaktı. Peki hangimiz yeterliydik katil olmaya?

Katilin kendine tahammül etmesinin tek yolu kurbanının son arzusunu yerine getirmekti. Ne hafifletici nedenlerle işlenen gündelik cinayetler...

Ne de vakitsiz daralan nefesler... Hiçbiri soyağacında bir yaprak bile kıpırdatamadı.

Meselem var; hem katille, hem cesetle. ilk kitap, ilk baskı: cinayet ve şölen sofrası ...

  • Kitap Adı: Maya
  • Yazar Adı: Leyla İPEKÇi
  • Yayınevi: AD Kitapçılık AŞ

Kitaptan Alıntı

Annem eve geç geldiğimi babama söylesin diye tuvalete kapanıp bekledim. Tabii unuttu, hiçbir şey söylemedi. Yine istediğim etkiyi yaratamadım...

Suratımda kırmızı lekeler oluyor sabahları. Sonra geçiyor. Ya geçmezse, ya annem beni Sakallı Bedia'ya şikayet ederse, babam televizyonun karşısından hiç kalkmazsa, ya Mehtap'ın annesine yine rezil olursam...

Sınıfta herkes çarpım tablosunu öğrendi. Mehmet Amca dün beni kucağına oturtup ezberletmeye başladı. Bunu çok ciddi yapıyor. Yedi kere sekizi ve altı kere dokuzu hep unutuyorum. Bu dünyada sevdiğim tek insan da olmasa hiçbir şey öğrenemeyeceğim.

"Bal damlası" diyor Mehmet Amca bana. Ne anlama geliyor bilmiyorum. Galiba annemin piç kurusundan daha iyi bir şey. Annem geçen hafta Çarşamba günü, piyanosunun akordunu yapan adamla kavga etti. Sonra da yok oldu. Çok saçma. Anlamıyorum. Babam, "Annen yakında gelecek, merak etme" dedi bana.

Bu hafta beni hep babam yıkadı. Ama şampuanı gözlerime kaçırıyor, suyu da çok sıcak açıyor. Her tarafım yanıyor.
 Maya - Leyla İpekçi
Maya - Leyla İpekçi
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Ümit Kıvanç - Erkek Hikayeleri

Ümit Kıvanç - Erkek Hikayeleri

Dünya zaten erkeklerin, dolayısıyla erkeklerin dünyasını anlatmaya çalışmakta ne mana var, denebilir. İşte, efendim, boyundurukları altında bir dünyada bile anca kendilerine ilave boyunduruklar yaratarak kendilerini koruyabilen bu tür canlıların incelenmesi türümüzün gelişmesi bakımandan önem arz ediyor. Bu kitabın ana gövdesini oluşturan ilk bölümü, yazarın da mensubu bulunmaktan ötürü ziyadesiyle karışık duygular ve durumlarla boğuşmak zorunda kaldığı, buna karşılık geceleri sokakta gezebildiği 'hakim cemaat'in haleti ruhiyesine hasredildi. Yalnız, genel olarak hayatımızın aslen şeyyaptıkları kabul edilen yoğunluklara burada, havada uçuşup arasıra bir yerlerimize dokunan balonlar muamelesi yapılıyor. Bu, fena halde, ayrıntıların bir kitabı.

 Ümit Kıvanç - Erkek Hikayeleri
Ümit Kıvanç - Erkek Hikayeleri

Yaşar Kemal - Teneke

Yaşar Kemal - Teneke

Bir Anadolu kasabasında, çeltikçi ağaların yönetmeliklere karşı gelerek ektikleri çeltik sıtmaya neden olur. İdealist ve genç kaymakam tüm tecrübesizliğiyle, sıtmaya tutulan kasaba halkı adına ağalarla mücadeleye girişir. Ancak kaymakam kasabadan, ardından teneke çalınarak sürülür. Teneke idealizm ile baskın güç arasındaki mücadelenin romanıdır.

"Teneke kuruluş halindeki milli edebiyatımızın nefis bir örneği."
  • Kitap Adı: Teneke
  • Yazar Adı: Yaşar Kemal
  • Yayınevi: Ararat Yayınevi

Kitaptan Alıntı

Bıçak kemiğe dayandı. Bu hal böyle giderse, ne çeltik ekilebilecek, ne bir şey. Ankaraya, Adanaya Resul Efendi aleyhine tel üstüne tel çekildi. Ne rüşvetçiliği, ne namussuzluğu, ne ahlaksızlığı kaldı. Karısının orospu olduğunu, kızını parayla sattığını, Resul Efendinin gece gündüz içerek kaymakamlık odasında nara attığını bile yazdılar. Bütün bu telgraflar, çekildiği andan itibaren satırı satırına kasabada ezbere okunuyordu. P.T.T. Müdürü teli çekmeden önce bir örneğini de yanına alıyordu. Önüne gelene okuyordu.

O günlerde bu teller üstüne ne Ankaradan, ne de Ada-nadan bir haber çıkmıyordu. Belli ki oradakiler böylesi tellere kanıksamışlardı. Kös dinliyorlardı.

Daireden çıkınca Resul Efendi hiçbir yere uğramadan doğru eve giderdi. Bu otuz yıldır böyleydi. Omuzları düşük, yüzü soluk... Kederinden göz kapaklarını kaldırıp da şöyle bir yanına yönüne bakamıyordu. Donmuş gibi, put gibi.
Yaşar Kemal - Teneke
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Şebnem İşigüzel - Resmigeçit

Şebnem İşigüzel - Resmigeçit

Bir ülkenin gururudur tarih, kimi zaman da utancı.

Romanlardan korkaklar korkar!
Korkaklar korkar romanlardan!
Romanlardan korkar korkaklar!
"Resmigeçit", "Paşalar tavan arasında toplanmış" diye başlıyor.
"Hangi ülkenin halkından gizlenen, yüzleşemediği bir tarihi varsa, siyasetçilerden başka duyan bilenin kurşuna dizildiği bir sırrı varsa, pislik yığınının üzerinde oturuyordur o ülke." Ülkesinin bütün pisliğini yutup yutup içinde tutan siyasetçiler, bir dönemin yeryüzüne indirilmiş cehennemleri, Diyarbakır, Metris, Mamak cezaevleri...
"Resmigeçit", yakın tarih üzerine politik bir roman.
Tarih kazanı fokurdamaya devam ederken okunması gerekli bir roman.
  • Kitap Adı: Resmigeçit
  • Yazar Adı: Şebnem İşigüzel
  • Yayın Evi: Doğan Kitap

Kitaptan Alıntı

Şebnem İşigüzel - Resmigeçit
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Süleyman Şahin - Geçit - Son Yolcular

Süleyman Şahin - Geçit - Son Yolcular

Adnan, Saso ve Tolga… Üç üniversite öğrencisi. Kazım’ın bıraktığı sırrın peşinden giderken Kostas ve Neokleus’un sırlarıyla karşılaşırlar. Kazım aslında kimdi? Neden kitaplarını Adnan’a bıraktı? Kutsal emanetlerle altınlar nerede? Kahramanlarımız yıllardır çözülemeyen bu gizemi çözebilecek mi? İstanbul… Hisarüstü, Balat ve Büyükada’da geçen heyecanlı saatler… Peki ya aşk? Adnan’la Eftalia; Kostas, Neokleus ve Fedora… Âşıklar kavuşabilecek mi? Romanı merakla okuyacak, tam “Bitiyor…” diye üzülürken bir sürprizle karşılaşacaksınız.
Süleyman Şahin - Geçit - Son Yolcular

Ayşe Sarısayın - Ansızın Günbatımı

Ayşe Sarısayın - Ansızın Günbatımı

Kemikleşmiş değer yargılarına bağlılık mı, kendi olmak savaşında korkusuzca yol alıp gitmek mi?! Dıştan bakıldığında her şey ne kadar düzgün: Eğitimli, saygın anne baba, okuyup yetişen üç kız evlat, evin yaşlı büyüğü anneanne... Ama Ayşe Sarısayın, bu düzgün dünyaya içerden bakmayı yeğliyor ve son dönemin acı, hesaplaşması, düşbozumu en ağır romanlarından birini kaleme getiriyor. Ansızın Günbatımı büyük kentlerde yaşayan, hali vakti az buçuk yerinde hemen herkesin hayatından cesur, sarsıcı çözümlemeleriyle derin iz bırakacak... 
-Selim İleri-
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Fakir Baykurt - Tırpan

Fakir Baykurt - Tırpan

Ankara ’ya bağlı bir köydür Gökçimen..Bir tepenin eteğinde uzanır. Kızlarıyla nam salmıştır. Bu köyde, çayır çimenin yeşili kızların gözüne yansımıştır. Bu yüzden göküş olurlar..Biraz büyüyüp serpildi mi, birkaç altın akçaya yaşlı ve zengin adamlara verirler sorgusuz sualsiz..

Fakir Baykurt, istemedikleri adamlara verilen kızların kendilerini asarak kaderlerine karşı koymaya çalıştıkları öykülere
inat, edebiyatta devrimci tutumunu sürdürerek, boyun eğmeyi değil, direnmeyi yüceltiyor bu romanında da.

Kitaptan Alıntı

Gökçimen’i bilen azdır.

Ankara’ya bağlı bir köydür bu. Bir küçük tepenin eteğinde elli kadar ev, bir cami, bir dibek, bir çeşme, bir yunak, bir çürük okul ve elli kadar gübreliktir. Evler yan yana, birbirine bitişik ve toplucadır. Hepsinin yönü güneyedir. Köyün ardında çamı, ardıcı tükenmiş bir dağ durur. Ön yanı açıklıktır. Bu açıklıkta Gökçimen’in tarlaları serilir. Tarlaların bir başından bir başına kırk dakikada yürünür. Bu açıklığın hepsi Gökçimen’in değildir üstelik. Evci köyünün tarlaları gelir Gökçimen’in koltuğuna sokulur. Bir yandan da Kayadibi köyünün tarlaları başlar.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Fakir Baykurt - Irazca'nın Dirliği

Fakir Baykurt - Irazca'nın Dirliği

Kurulduğu günden beri çiftlikti burası. Kendisi şehirde oturup işleri ordan yöneten Necip Bey ‘in çiftliği. Ona da babasından kalmıştı. Daha pek çok çiftlikleri vardı Burdur topraklarında beylerin..

Necip Bey, 1950’lere kadar Karataş’ın evini damını, atını, itini, suyunu, sudan uslu halkını tepe tepe kullandı. Sonra kentlerde, büyük kentlerde daha büyük çıkarların ucunu gördü. Çok keskin gözleri, güçlü antenleri vardı. Çiftliği köylülere sattı. Parasını tırak aldı bankadan. Köylüler bankaya borçlandı.

Kitaptan Alıntı

Köy Kurulunun ikinci üyesi Haceli, dağdan dönüyor. Kurt kuş uyanmadan çıktı sabah. Öküzlerini, eşeğini önüne kattı. Ali İzzet’in Kuyruk’ta duydu Beytullah Hoca’nın sesini. Koca Karaman Deresi’ni dolaştı. Yola yakın yerden, hem de şöyle yılan dili gibi düzgün olmalıydı direklik çam. İnce uzun bir tanesini devirdi. Kendi belinden kalın. Hem de üç direkten uzun gelir. Dip yanını biraz elledi nacakla. Dallarını budadı. Soydu kabuğunu zarını. Dip yanından kertti direklik çamı. Kestiği dallardan, kuru köklerden bir yük de odun etti. İki dayak kesip sardı sımsıkı. Urganı kertikten doladı. Boyunduruğu koştu öküzlere.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Oyku Odabas Kenneci - intikamin Sirri

Oyku Odabas Kenneci - intikamin Sirri

Wattpad'in en çok okunan yazarı ÖYKÜ ODABAŞ'tan!

"Toprak, oğlum annenler nerede?"
Öldüler diyemedim. Aileleri aynı gün, aynı adamın elinden kaybetmiş beş çocuk… İntikam aleviyle birlikte harmanlanan kardeşlik bağları, onların hayatlarını ökten değiştirebilecek miydi?
"Lütfen yapma… Lütfen… Ca-canımı ya-yakma…" O intikamın alınacağı ilk durak; genç bir kız…

Öfkeleri, gözlerini kör mü etmişti, yoksa merhametleri baskın çıkacabilecek miydi? İntikamlarını almak için seçtikleri kurbanın sakladığı sırlar ortaya çıktığında ne yapacaklardı?
"Bu odaya iyi bak küçük fahişe! Bu odada çok uzun zaman kalıp, babana bir sürü video hazırlamamıza yardım edeceksin." Vicdanları, öfkelerinden daha kuvvetli olabilir miydi? Pişmanlıkları, hayatlarını değiştirmeye yetecek miydi?
"Ah be güzelim… Yapma bunu işte. Saklama gözlerini benden. O gözler benim için, gecenin ortasındaki güneşli bir gökyüzü gibi."
Kitaptan Alıntı
SIR - 1.Bölüm
-“Hadi Duru, hadi be güzelim.. ” Sıkıntıyla iç çeken Melis’ti.. benim tek arkadaşım.. Üniversite ikinci sınıtfta okuyordum. Oldukça varlıklı bir ailenin üvey kızı idim.. Gerçi üvey kız kardeşim dışında kimse bana üvey olduğumu hissettirmezdi ama.. 
Yine de, soyadlarını vermeyi düşünmemiş insanları, gerçek ailem gibi tanıtmak garip geliyordu.. Hani eski zamanlarda olsa, şöyle Osmanlı zamanında falan, eğitimine önem verilmiş bir besleme idim aslında… Tamam kabul ediyorum bu fazla acıklı oldu.. ama durumumu başka nasıl ifade ederim bilemedim..
Melis’in sabırsızlığı, derslerimizin bitmesi ile alakalı idi.. Bu gün okulun son günüydü.. Gerçi hiç birimiz bu gün derse girmemiştik, sadece öğretmenlerle yaz tatili vedalaşmasına gelmiştik ama.. 
Neys.. huysuzlanıyordu işte.. 
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Aslıhan Alagoz - Cirkin Guzel Aska Uyanis

Aslıhan Alagoz - Cirkin Guzel Aska Uyanis

"Birdahakimseninsenibenimüzdüğüm gibiüzmesineizinverme"diyerek Melike'nin hayatından çıkıp gitmiştir Çağrı. Gitmenin hiçbir derde çare olamayacağını bile bile kendine başka bir şehirde yeni bir hayat kurmuştur. O hayatta Melike'nin olmaması ise en büyük eksiğidir... Melike ise henüz ayrılığın acısını atlatamadan sevdiği adamın mektubuyla derinden sarsılmıştır. Yüreği Çağrı'nın peşinden gitmek için can atarken, o mantığını dinleyip aşkından vazgeçmeyi seçmiştir lakin günler ve geceler boyu duyduğu o yoğun özlemi dindirebilmeyi hiçbir şekilde başaramamıştır.Sonra bir gün genç çiftin ortak bir kararla ayırdıkları yolları, kaderin oyunuyla aynı noktada tekrar birleşir... Geçmişin acılarını unutup birlikte yeni bir başlangıç yapmaları mümkün olacak mıdır? Peki ya aşk bir yolunu bulup tekrar iki yürekte o en saf haliyle var olmayı başarabilecek midir?

"Seni ömrümün sonuna kadar beklerim. Bu zamana kadar nasıl beklediysem, bir o kadar daha beklerim. Yeter ki sen bana gelmekten hiç vazgeçme."
Kitaptan Alıntı
O kötü günü hatırladığında hâlâ kalbi acıyordu. Ayrılığın acısını yaşayamadan öğrendiklerinin şokunu atlatması gerekmişti. Oysa Çağrı nın böyle bir geçmişe sahip olduğunu aklının ucundan bile geçiremezdi. Geçmişteki o küçük çocuk için içi kan ağlasa da sevdiği adamı tekrar hayatına d ahil etmek adına bir adım atamamıştı. Adeta donup kalmıştı.
Sonraları onun ne yaptığını, nerede yaşadığını deli gibi merak etse de, bunun için çabalamayı da kendine yasaklamıştı. Artık kabullenmesi gerekiyordu: Çağrı yla ortak bir gelecekleri olamazdı. Onlar birbirlerinin hayatlarına ait değillerdi. Bu yüzden iki yıldır bu aşkı kalbine göm m ek için elinden gelen ne varsa...
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Necati Cumalı - Acı Tütün

Necati Cumalı - Acı Tütün

Kalın yerinizde! Üstüme varmayın!"
Gelenler durdu. Yusuf'un bir kibrit çaktığını gördüler. Önündeki ilk balyaya tuttu kibriti. Bir kibrit daha, onun yanındaki balyaya. Kuru tütünler önce bir duman salmıştı.
Sonra bir alev topu yükselivermişti alanın ortasında... Arabasına bindiğini gördüler Yusuf'un. Bir elinde dizginler, ayakta dimdikti. Kamçıyı tuttuğu öbür elini kaldırıp uzaklaştı. Tekel'e doğru:
"Dumanını alırsınız dedim, alın, sizin olsun!"

Kitaptan Alıntı

BİR

O cumartesi gecesi, radyo akşam haberlerini verirken, Ferit Taşçı, umutsuzluk, kararsızlık içinde, Asmalı kahvenin kaldırımında duruyordu. Yüzüne, üzgün, duygulu bir anlam veren çizgilerin, gevşek bacakları üstüne gelişigüzel salladığı kolları ile gövdesinin, öyle yerleşik, çalkalanıp durulduktan sonra uyumunu bulmuş, öyle rahat bir görünüşü vardı ki, çoktandır orada durduğu sanılırdı. Oysa gelip kaldırımın kıyısına dikildikten hemen sonra yaktığı sigarasını yeni yarılamıştı, bazen dudakları arasında unuttuğu cigara eriyip külleniyordu kendiliğinden. Görünüşe bakılırsa belli bir düşüncesi, ne yapacağını bildiği yoktu. Geçmişten gelecekten kopmuş, gelen geçenle, gözünün gördükleriyle oyalanıyor sanılırdı orada.

Bir berber dükkânı ile büyük bir tarım ürünleri deposu arasında, caddeden Asmalı Kahve’nin girişine doğru daralarak tamamlanan, bir üçgen biçimindeydi üstünde durduğu beton kaldırım. Yer yer irili ufaklı lekelerle kararmıştı. Gündüzleri, açık havalarda kahvenin dışarıya çıkarılan masaları ile iskemleleri akşamdan içeriye alındığından, şimdi boştu. Yaz ayları kaldırımın üstünü gölgeleyen, yapraklarını dökmüş çıplak asma, depo ile berber dükkânı arasında gerili teller üstüne serpilmiş eğri büğrü üç beş çubuk gibi duruyordu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Seray Şahiner - Antabus

Seray Şahiner - Antabus

"Hani kadınlar çocukları olsun diye gezmedik doktor, türbe bırakmıyorlar ya... Akılsızlar! Bırakın olmuyorsa olmuyor, ille doğurup ne diye sabinin de hayatını karartıyorsunuz?"

Gelin Başı ve Hanımların Dikkatine kitaplarının yazarı Seray Şahiner'in kaleminden yeni bir insanlık öyküsü... Antabus, yaşadığımız şiddet ortamının kaynaklarını, bu şiddetin yarattığı insanlık hallerini anlatıyor. Bu kısa romanın anlatıcı kahramanı, işçi sınıfına mensup genç bir kadın; Leyla. Bir konfeksiyon atölyesinde çalışan Leyla, sessiz sakin, "sıradan" bir hayat kurmak ister. Fakat hayatı seçimleriyle değil, kendisine dayatılanlarla şekillenir. 

İçinde bulunduğu durumdan kurtulmak için kendince yöntemler geliştirmekten vazgeçmeyen Leyla'nın anlatısını elinizden bırakamayacaksınız. 

Kitaptan Alıntı

“Kızıyla ölüme atladı.

İstanbul’un Fatih ilçesinde yaşayan Leyla Taşçı (25) cinnet geçirerek kızıyla birlikte balkondan atladı. Otopsi raporunda, genç kadının üç aylık hamile olduğu belirlendi. Komşuları, Leyla Taşçı ve eşinin sık sık kavga ettiğini belirtirken Leyla Taşçı’nın eşi Remzi Taşçı hakkında soruşturma başlatıldı.”

Ülker, hastane bahçesindeki masalardan birinde haberi okuyordu. Leyla’nın fotoğrafına dikkatle baktı. Bir yerden gözü ısırıyordu ama... Hemşire, Ülker’in yanından geçerken elindeki gazeteyi fark etti, “Gördün di mi, çok üzüldüm. Antabusık oldu kıza,” dedi. Ülker, “Bir yerden tanıyacağım ama nerden...” dedi. “Hatırlamadın mı?” dedi hemşire, “dahiliyede odasına girmiştin hani geçen gece.”
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Zülfü Livaneli - Serenad

Zülfü Livaneli - Serenad

Roman okumak istiyorsanız...

Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar.

1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikâyesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.

Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor.
Ekitap

Susan Hubbard - Kayıplar Yılı

Susan Hubbard - Kayıplar Yılı

Doğanın büyük bir kısmı mahvedildi. Ağaçların ve taşların ruhları yerlerinden sökülüp alındı, bu ruhlar daha sonra insanların peşine düştü. Çünkü gidecek başka yerleri yoktu.

"...Dışarıdaki ayak sesleri önce yavaşladı, sonra hızlandı. Bir hayvana ait olmazlardı, çünkü çok gürültülüydüler. Bir insana ait olmak içinse fazla hızlılardı. O tuhaf hışırtı eşliğinde çadırın etrafında dönüp durdular. "Korkuyorum," diye fısıldadım, sesimdeki şaşkınlık fark edilmeyecek gibi değildi. Korku titreşti, kalp atışlarımla birlikte damarlarıma yayıldı. Jacey omzumu kavradı, ben de onun elini tuttum. Ne kadar süre öylece, uyku tulumlarımıza sarılı, birbirimize kenetlenmiş halde durup karanlığın içinden gelen ağıtı dinlediğimizi bilemiyorum. Jacey'nin düşüncelerini duyabiliyordum:
Ve yarın bu çadırda ölü bedenlerimizi bulacaklar."

Kitaptan Alıntı

Biri odamın kapı eşiğinde durmuş, uyuyuşumu, hemen ardından gözlerimi açışımı izliyor. Orada, loş ışıkta orada ayakta duruyorum, bana bakanın kim olduğunu seçemiyorum.

Ancak bir süre sonra seyircimle yan yanayım. Kapımı kapatıp koridorda babamın odasına doğru ilerliyoruz. Kapıyı açmıyoruz, ama onun içeride uyuduğunu biliyoruz.

Duman kokusu alıyoruz. Mutfağa doğru ilerleyince dumanı görüyoruz; koridorda döne döne ilerleyen gri bir kütle. Mutfaktan soluk bir ışık süzülüyor, şimdi gri sarmallar arasından fışkıran beyaz alevlerin oluşturduğu yangını ve iki erkeğin siluetini görebiliyoruz. Önce birbirlerine sarılıyormuş gibi görünüyorlar, ancak daha sonra bu kucaklaşma sandığımız şeyin aslında bir mücadele olduğunu fark ediyoruz. Göremediğimiz bir şey için kavga ediyorlar.

Sonra yine tek başıma kalıyorum.

Seyircim ayrılıyor, adamlardan biri de onu takip ediyor. Dışarıda durup ön kapıyı kilitliyorlar. Kilidin sesini duyunca sendeliyorum, nefes almamaya çalışıyorum. Ellerim ve dizlerimin üzerinde emekleyerek ateşten uzaklaşmaya çalışıyorum. Ağzımı kapalı tutuyorum, ancak duman çoktan içime girmiş, ciğerlerimi yakıyor. Sonra kelimeler geliyor; Yardım et, ancak daha seslendirilmeden boğazımda hapsedilmiş, boğulmuşlar.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Orhan Kemal - Gurbet Kuşları

Orhan Kemal - Gurbet Kuşları

1950'li ve 6O'lı yıllarda göçler ve inşaatlarla çehresi hızla değişmekte olan İstanbul Gurbet Kuşları'nın acımasız toprağıdır. Ekmek kavgası uğruna İstanbul'a göçmüş Anadolulular, bu değişimin rüzgârından nasiplenmeye çalışan açıkgözler ve kendini bu insanların sırtına basarak dönüştüren sistem, İstanbul kadar yaşamın da rengini değiştirmektedir. Tam bu değişimin ortasındaki insanlar Orhan Kemal'in usta kalemi ve her zaman insana sevgi dolu olan duruşuyla sunuluyor okurlara. Türkiye'nin yakın geçmişine ve onu takip eden şimdisine gerçekçi bir gözle bakabilmek için Gurbet Kuşları mutlaka okunması gereken bir kitap.

Orhan Kemal'in kitapta lir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserliği yemden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemal'in kitaplarını yayımlamaktan
onur duyuyoruz.

Kitaptan Alıntı

Taa Kurtalan'dan kalkıp, yolu üzerindeki irili ufaklı istasyonlardan topladığı çeşitli yolcularla tıka basa dolu «Kuşluk treni» Haydarpaşa garına çığlık çığlığa girdi. Ağırlaştı. Sonra da ıslak fışıltılarla rayların üzerine upuzun serildi kaldı.

Koşanlar, koşuşanlar.. Koşan, koşuşanlar arasında istasyon görevlilerinden başka gar hamalları, yolcularını karşılamağa gelmiş fötr şapkalılar, mantolu, tayyörlüler. İlk şaşkınlık, ilk heyecandan sonra her şey durur gibi oldu. Vagonlardan, bavul, sepet, heybeleriyle inenler, öteberilerini vagon pencerelerinden hamallara uzatanlar...

«Gurbet kuşları» katarın en arka vagonlarından iniyorlardı, kara kara, kuru kuru. Ne karşılamağa gelenler vardı, ne de çoğunun bavullarıyla sepeti, hattâ yorganı. Yorganı olanlar, yorganlarını birer er kaputu gibi dürmüş, kınnapla çeke çeke bağlamışlardı. Bir beş, on değil, yirmi, otuz, kırk, elli belki de daha çoktular. Anadolu içlerinden kopup gelen her tren, her «Kuşluk treni», her gelişinde gurbet kuşlarını toparlayıp getiriyordu İstanbul'a. Yol, yıkım, yapım üzerine çok iş vardı İstanbul'da. Karınlar doyuyor, sılaya para bile salınıyordu. Köy yerinde şonun şunun tarlasında üç gün iş, beş gün duvar diplerinde barbut atacaklarına, bir tren parası denkleştirip İstanbul'un yolu tutulmalıydı. Ne yapıp yapıp gidenler, birkaç ay sonra değişmiş dönüyorlardı. Taralı saçları, kopçalı sarı kalemleri, karton kaplı cep defterleri, arkaları çıplak kadın resimli cep aynaları, Tahtakale'den uydurulmuş üst başlarıyla köy yerinde dolanıyor, köy kahvelerinde, delikanlı meclislerinde İstanbul'u dillerinden düşürmüyorlardı. İstanbul da bir İstanbul'du. Dil ile tarifi mümkünsüz. O taksiler, o dolmuşlar, o tramvaylar, otobüsler, vapurlar...
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Author Name

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/FymUrEaf4VRt8qa37E5vOFjGq7rw0baT5ScQ7nwsZ7F1nMsihsXMJ-ECCaNgexvSUbcSY44G8IikGvIN11CTzgVt5G5RX49Wod48BJ1Ip44Xxwhr2t7et1d7jFjNaw1nyI25q9LLS8R7qiefMIQzr5wd02oNh7ki7pALRS_Y003Cm0E5cHu755RtLpH7nZZ6qTWX96FWc3d_Q21qShkKCdjNSsiXgMMOAJlY3Z5W-cI1uecrJrWL0j3SVXP0u4d0fu1_xq6eRQZGyfy2iSJ8Ezr6eJ9Q0py4y-ZMSCCJma9v9rk35pvY-nKQoMq95SI9C3hdRGK_uC3hDIVyAUrpvJfRFZSrKDMeSta6lC03mk12zmjygBVkf8h37zS0j_Cax4_zQekjcWoRvC-dMsNRtdLetCKwUAayhovBiIXenrcPCa9GM-Gw6CNkl-c3DhwCpCkvOcvavfQHS1HLD0yGsNfWJ03NXfi6WAWQg3Kc0ReJWWtdy0lRn4QUQ9obz-rfqBMegiqA_V6JT6d_n_tGATRZkcV5lr-T_CTQuY3Nv_e4la-l0KE7t6snoJui35gO33yCReas0YnaznkHcqFrYhP0mhUXYYwtIGfw4ybiXAT1eW6Nu95XVS411caUXY6OUa-512tP3V5HNzNs7_FjAdqr0pNDGIX6=w146-h118-no} {facebook#https://kitapazzi.blogspot.com.tr/} {twitter#https://twitter.com/Kitapazzi} {google#Yhttps://plus.google.com/u/0/104699689942249315316}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.