Articles by "Türk Öykü"

Türk Öykü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Adalet Ağaoğlu - Sessizliğin İlk Sesi

Adalet Ağaoğlu - Sessizliğin İlk Sesi

"Bir isteğiniz?" diye soruyor. Sanki bütün dünya insanlarının bildiği bir dil var da, o dilde soruyor bunu. "Başka bir emriniz?" diyor ardından. Bu iki soru gümüşsü yeşillikteki bir ormanın sessizliğinde nerden çıktığı belirsiz bir acayip kuşun ötüvermesi gibi geliyor ona. Ağaoğlu'nun sessizliğin sesini yükselten ilk sesini duyduk duymadık demeyin.
-Füsun Akatlı-

Ağaoğlu'nun sahte değerlere, yanlış kalıplaşmış, kemikleşmiş insan tanımlarına karşı savaş açtığını Sessizliğin İlk Sesi tartışmasız biçimde ortaya koyuyor. Tartışmaya yanaşmadığımız, hep tabu saydığımız bizle sarmaş dolaş yaşayan engelleri, toplumun dikenleşmiş pürüzlerini sıralıyor.
-Doğan Hızlan-
  • Kitap Adı: Sessizliğin İlk Sesi
  • Yazar Adı: Adalet Ağaoğlu
  • Yayınevi: EVRİM Matbaacılık

Kitaptan Alıntı

SEN EY KUTSAL IŞIK

İsa doğarken. İsa samanların üstünde. İsa Meryem anasının kucağında. İsa meleklerin kanadında. İsa kutsanıyor. İsa keçisiyle. İsa çatal sopasıyla. İsa’nın anlayışlı bakışları. İsa’nın hoşgörülü yanakları. İsa, sen ey aziz babamız! İsa Baba ve çocukları. Yüce İsa, iyi İsa. Çok yüce İsa, pek iyi İsa. İsa tutuklanıyor. Kötü İsa, pis İsa. İsa yalnız. İsa çarmıhta. İsa göklerde. İsa kutsal. İsa yerlerde. İsa haç.

Haç doğumlarda. Haç düğünlerde. Haç ölümlerde. Mezarlarda haç.

Haç Kudüs’te. Haç adsız asker anıtında. Evlerin ocakba-şında, yatakların başucunda haç. Haç Papa’nın göğsünde, göbeğinde, başında ve asasının ucunda. Dul kadının, kızoğlan kızın boynunda haç. Haç tahtacılarda, bakırcılarda. Haç kuyum cularda, gümüşçülerde. Rahibenin alnında haç. Haç genelevin kapısında, genelevi işletenin iki meme arasında. Hippinin ayak bileğinde haç.
 Adalet Ağaoğlu - Sessizliğin İlk Sesi
Adalet Ağaoğlu - Sessizliğin İlk Sesi
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Aslı Erdoğan - Taş Bina ve Diğerleri

Aslı Erdoğan - Taş Bina ve Diğerleri

“Lire” dergisi tarafından “Geleceğin 50 Yazarı” arasında gösterilen Aslı Erdoğan, 2010 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandığı son öykü kitabı Taş Bina ve Diğerleri’nde, çağımızın dilsiz tanıklığını, mekânın bedenin ve imgenin içinden dokuyor, evrensel insanlık acılarını büyük bir ustalıkla seslendiriyor.

“Tutuklu, taş binadan çıkarıp cezaevi arabasına götürülene değin öylece durdu. Dimdik, erişilmez, dilsiz… Rüzgârda savrularak… Bütün tekmelere açık…”

Kitaptan Alıntı

"İki ayı bulmaz ilk karın düşmesi. Önce denizden ciğerleri acıtan bir rüzgar esmeye başlar. Çamur birikimilerini kaplayan buz tabakası giderek derinleşir, bir sabah uyandığında kendini bembeyaz bir dünyada bulursun. Her şey donmuştur. Donmuş ve canlı canlı gömüldüğü buzdan tabunında yeniden doğacağı günü düş! em ektedir."
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Kamuran Şipal - Gece Lambalarının Işığında

Kamuran Şipal - Gece Lambalarının Işığında

Aynada kravatını bağlıyordu, beğenmedi. Bir maske gibi, diye düşündü. Bir maske gibi. Kravatın bir ucunu aşağı doğru çekip düğüm yerini boynuna kaydırdı. Düğüm yeri oturdu boynuna, boynunu sıktı. Bir maske gibi. Ve yıllar yılı, azar azar... Düğüm yerini küçük bularak çözdü, yeniden bağladı. İrice bir düğüm, daha irice, daha bir irice, çöreklendi boynuna. Yüzüne kan geldi. Kırmızı kan. Damarlarda kan. Atardamarlar, toplardamarlar ve bir şahdamar. Yıllar yılı, azar azar... Eller, kollar, parmaklar sonra. İğne batırılınca pıhtılaşan kan. Şahmerdan. Ve bir şahdamar sonra ve bilekler. Ve gözler. Gözlerde kan izleri. Günden güne koyulaşan kan. Geceleri üzerine yürüyen kan.

Gece Lambalarının Işığında, Çağdaş Alman edebiyatından ve Franz Kafka’dan yaptığı önemli çevirilerle de tanınan Kâmuran Şipal’in öykülerini bir araya getiriyor: Beyhan (1962), Elbiseciler Çarşısı (1964), Büyük Yolculuk (1969), Buhûrumeryem (1971) ve Köpek İstasyonu (1988).

Kitaptan Alıntı

Sanırım insanın yaşamındaki en güzel yıllar, çocukluk çağını, daha doğrusu onun belli bir dönemini oluşturan ilkokul yıllarıdır. Günden güne sisler, buğular arkasına kayıp giden, günden güne güzelleşen yıllar. İçten içe varlıklarını sürdürür, bir büyülü havayı ortaklaşa solur, öldü sanılan ama hep diri kalan ve diri kalacak olan bir öz çevresinde âdeta göze görünmez hamarat ipekböceklerince örülen beyazlı sarılı kozalardır bunlar. Binbir titizlikle el üstünde tutulur, üzerlerine titrenir, binbir özenle yarınlara çıkarılır ve yarınlara çıkılır bu kozalarla. Ve derken ipekböcekleri görünmez bir el tarafından çekilip gerilere alınır, sarı ve beyazın değişik nüanslarını ipeksi bir yumuşaklıkla yansıtan kozalar örülmez olur. Yol sarplaşır giderek; kolaylıkla atılan uçarı, hafif, tasasız ve gözü kapalı adımlar sakıngan, ürkek ve güvensiz bir niteliğe bürünür. Çimler, papatyalar, nergisler, kır çiçekleri, kitaplar ve defterler arasında kurumaya bırakılmış menekşeler, gül yaprakları, yıldız çiçekleri, misk kokulu çikolataların beyaz yaldızları… Toplu yapılan kır gezileri, sepetlerde, sefertaslarında yemekler. Ve oyunlar; kelebek peşinde koşmalar, kovalamalar, kovalanmalar… Ama yokuşlara sürülen bunca yıl! Bir an önce büyümek istenmiştir, bir an önce büyülü bir güzelliğin koruyucu kanatları altında geçen tüy gibi hafif yıllardan koşar adım uzaklaşılmak istenmiştir. El itilip horlanmış, eller üzerlerden savrulup atılmıştır. 

Rüzgârlı bir havada renkli bir uçurtma azar azar salınmış göğe, önce küçülmüş, sonra görünmez olmuştur. Sonra yavaş yavaş yine büyümüş, ip kasnağa sarılmaya başlanmıştır. Ve uçurtma çok yükseklerde yaralar alıp incinmiş, kolu kanadı kırılmış bir kuş gibi yere çakılmıştır. Bunca yıl başka kentlerde, yabancı ellerde eğleştikten sonra, yola çıkılırken alınması unutulmuş pek gerekli bir şeyi, onsuz yapılamayacak bir şeyi almak için gerisin geri dönülmüştür. Unutulmuş bir şey ama ne? Yıkık bir duvar, her an çöküvermesinden korkulan harap bir merdiven, sokağa çıkıldıkça karşılaşılan kör bir kuyu, daracık ara sokaklar, sokaklar içinde bir sokak, köşebaşında Şam tatlısı satan hacı, bir dilim karpuz, bir dilim kavun, tulum peyniri, nerde işitildiği bilinmeyen bir ezginin ilk dizeleri: Sütler kaymak bağladı, gelin sabah çayına!

Yıllar sonra, neden sonra, çocukluk günlerinin geçtiği kente dönülür, sılayirahme dönülür. ?Yüksüz olmadıkları halde yükü hafif olanlar kurtuldu.? Yıllar yılı sırta vurulan ağır yüklerden bel iki büklüm, evlerin pencerelerinden gözler kaçırılıp kimselerin mahremine bakılmamaya çalışılarak kent sokaklarında geziye çıkılır. Her an bir elin arkadan omza hafifçecik dokunacağı duygusu içinde, bir elde gazete, bir elde pardösü, hastalıktan yeni kalkmış biri gibi ağır adımlarla yürünür. Birden, sanki rastgele, ilk karşılaşılan sokağa sapılır. Evlerin önüne serilmiş yaygılarda oturan kadınların önünden baş eğik geçilir. Sokak, bir çıkmaz sokaktır. Sonuna varılır çok sürmeden. Bu çıkmaz sokakta işi ne? Sağdan soldan, kapılardan ve pencerelerden üzerine atılan nergisler ortasında, çıkmazda, bir an dikilir; eskisi gibi, çok eskilerde olduğu gibi sokağın bitimindeki dört köşe alanda oynayan bir çocuk. Sorar: ?Bu yol çıkmaz mı?? Çıkmaz. Dönmeden bir an bekler, başını dört bir yana çevirip şöyle bir alıcı gözüyle bakar. Evler yerli yerindedir; ancak biraz daha harap, biraz daha çökmüş, bir yıkıcıyı gözler gibidir hepsi.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Kerem Işık - Aslında Cennet de Yok

Kerem Işık - Aslında Cennet de Yok

Aslında Cennet de Yok, öyküleri kitap-lık, Eşik Cini, Notos Öykü, Özgür Edebiyat dergilerinde yayımlanan Kerem Işık'ın ilk kitabı. Yazar öykülerinde, yaşamın olağan görünen akışı içinde pek de göze çarpmayan ayrıntıları bütün sıradan görüntüsünden çekip, incelikle, yalın bir dille işliyor. Kerem Işık odaklandığı konuyu ve meselesini, kimi zaman çokkimlikli bir parçalılıkla, kimi zaman sıradan insana yönelen bir sesin dikkatiyle ve en sade haliyle ele alırken, abartılı söz oyunlarına başvurmadan, delidolu, öfkesini içten içe işleyen, duygulu, düşünceli karakterin naif ses perdesinde kalarak, duru bir Türkçeyle kuruyor öykülerini: naif bakışını insanın geçiciliğini kavramış bir dünya görüşüyle bütünleştirmiş oluyor.

Kitaptan Alıntı

Adımlar görüyorum. Ayaklar. Renk renk ayakkabıların içinde gizlenen parmaklar. Bacaklar ve kollar neden sonra ilişiyor gözüme. Üst gövde ve başlarıysa görmüyorum bile. Sonsuz özgürlüğe olan inancım kadar özgür olabileceğim safsatasıyla meşgul olan bir grup insanı geride bırakıp yüzümde, ilk bakışta, yarım saat içinde en yüce utkulara ulaştığımın, en çapraşık kanunlarla düşüncelerin gizeminin çözülmesiyle sonlanacak dolambaçlı bir yola girdiğimin bilincine vardığımı düşündürecek yarı gülümser, yarı sıkıntı çeker ruh halimi yansıtan bir ifadeyle, sessizce seminer odasından çıkıyorum. Anlayıştan, bahsedilen o içi boşaltılmış değer yargılarını kavradıklarını düşünen topluluğa sempati beslemekten çok uzağım. Yalnızca tuvalete gitmem gerek. 

Bu davranışım, sıradan bağırsak hareketlenmelerinin bir sonucu. Umuma açık tuvaletin, günümüzde herkese eşit mesafede durulduğunu imgeleyen soğuk, kişiliksiz, porselen dünyasında (kısaca: hepinizin canı cehenneme!) kişisel bağırsak hareketlerimin edimsel bir zirveye ulaştığı o büyülü anda, bu sözde seminere hiçbir amaç gütmeden katıldığımın ayırdına varıyorum. Bu sokak arası felsefe seminerinde bulunmam tamamen rastlantısal. Başlayan yağmurdan kaçmak, gece vakti katılmam beklenen bir iş toplantısına gitmeden önce bambaşka bir sosyal ortamda neler konuşulup nasıl davranıldığını anımsama isteğimi tatmin etmek istemiştim yalnızca. 

Bu davranışım da, son zamanlarda anlamlandırmadığım çoğu davranışım gibi, tamamen içsel bir itkinin sonucuydu. Oysa şimdi, baldırlarımın yavaş yavaş alıştığı soğuk bir klozetin üzerinde, başımı yumruk yaptığım sağ elimin üzerine yaslamış, düşünen adam konumunda yağmur damlalarını düşünüyorum. Bu aralar sık sık yapıyorum bunu. Olur olmaz ayrıntılara takılıp kalıyorum. Çevremde olup bitenleri anlamlandırmaya çalışmak yoruyor beni. Örneğin yağmur yağarken (işte yine yağmur!) balkon penceresinin önüne geçip bulutları, yoldan koşarak geçen tanımadığım insanları, denizlikte biriken çamurlu suyu seyrediyorum. 

Bir yaprak mı kapıldı rüzgâra, bakışlarımla takip ediyorum gözden kaybolana dek. Ya da sarı paltolu bir kadın mı geçti koşar adım, sol bacağının her kıvrılışında paltosunun diz kapağının arkasına sıkışmasını izliyorum. Kedim Thomas’ın bıyıklarını sayıyorum her kucağıma çıkışında. Sanki biri eksik olsa kıyamet kopacak. Gece yatmadan önce kullandığım burun damlasını ikişer kez sıkıyorum burun deliklerime. Terliklerimi bitiştiriyor, çayımı saat yönünde karıştırıyorum. Vakit geçirmek için en sık yaptığım şeylerden biri de Yapıbozumcu Eşya İncelemesi adını verdiğim uydurma bir oyunu saatlerce oynamak. 

Gözüme çarpan ilk nesneyi alıp salondaki masif yemek masasının üzerine yerleştiriyor, perdeleri kapayıp kapıları kilitliyor, odanın zifiri karanlığa gömüldüğüne kanaat getirdikten sonra da okuma lambamı uzatma kablosuyla masanın üzerindeki nesneye doğrultup her türlü ayrıntısını inceliyorum. Ne, ne kadar gerçektir görmek istiyorum. Yakın dostlarım kaçık olduğumu söylüyor. Ne kadar uğraş verdiysem de kurmaya çalıştığım gerçekliği bir türlü anlatamıyorum onlara. Örnek vermek gerekirse aramızdan kaç kişi şeylerin dünyasında yaşadığımızı fark etmiştir? Kaç kişi buna kafayı takıp geceler boyu gözüne uyku girmeden tavandaki gölgeleri seyretmiştir? Elinize boş bir kâğıt tutuşturup aklınıza her geleni yazmanızı istesem neye benzer listeniz?
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Cemil Kavukçu - Yalnız Uyuyanlar İçin
Cemil Kavukçu - Yalnız Uyuyanlar İçin
Fethi Naci'nin "Tam bir anlatı ustası" diye nitelediği Cemil Kavukçu, bu yeni kitabında bir araya getirdiği öykülerinde, yine yeni insan tipleriyle tanıştırıyor bizleri. Bakışlarını dış dünyadan çok kendi içlerine çevirmiş insanlarla tanışıyoruz. Onların düşsel aşkları, hoşnut olmadıkları yaşam biçimlerinden kaçıp gitmekle kaçıp gidememek arasındaki kararsızlıkları, kırılgan mutsuz dünyaları, hiçbir sorunlarını çözemeyen küçük kaçamakları anlatılıyor bu öykülerde. Cemil Kavukçu, günlük ve sıradan bir yaşamı öyküye dönüştürürken, karamsar olmayan bir bakışla karamsarlığın öykülerini yazıyor. "Yalnız Uyuyanlar İçin", öykücülüğümüzün kalıcı kitaplarından biri olacak.

Kitaptan Alıntı

Tıkanan nefesin normale dönüşü gibi okutturdu ilk öykü kendini. Sıra sıra apartmanların göğü kapattığı bir sokakta, davulcuyla oğlunun peşinden koşuyordum. Avcumun içinde top olmuş kâğıt paraları çocuğun avcuna bırakmak için ordan oraya… Arkama dönüp baktım. Beyaz saçlı, hâki yeşil pardösülü adamı gördüm. Soğuktu. Şehrimiz belirsizdi. Sokaklar dan dan inliyordu. Davulcuyla oğlunu yakalayamayacağımı anladığımda, sokağın köşesindeki pideciden bir adam çıktı. Oydu. Hâki yeşile kesildi sokak. Yanıma sokulup fısıldadı:

“Davulcu babam. Yanındaki çocuk da benim. ‘Ben.’”

Döndüm. İkinci öykünün uçurumuna koştum. En eski güvercin.
Pusluydu hava. Üşüyüp üşümediğime karar veremiyordum. Montumun yakasını kaldırdım, ellerimi cebime soktum. Uçurumun kenarına usul usul yaklaşan arabaya doğru yürümeye başladım. Olduğum yerden, arabanın içindeki iki kişiyi seçebiliyordum. Araba uçurumun tam kenarına geldiğine dururdu, duracaktı, biliyordum. Ayakkabılarım çamurlanmış, çözülen bağcıklarım çamurdan top top olmuştu. Eğilip bağcıklarımı sıkıladım. Başımı kaldırdığımda yanımdaydı. Yanakları kızarmış, sakalları uzamıştı. Belli belirsiz: “Birbirini tanımayan iki insan, birlikte ölecek bu gece,” diye mırıldandı. Önce ona, sonra arabaya baktım. Aynı anda kayboldular.
Sandalye altımdan kayıp gidiyordu. Hep birlikte havaya savrulduk.
Üçüncü öyküdeydik. Piknik.
Haşlanmış yumurta, kuru köfte, top, ip, halı, babamın göğsünde göğe bakıp uyuduğum piknikler geldi aklıma. Okumasam diye tereddüde düşsem de öykü gözlerime sarıldı. Duygu’yla beraber girdik eve. Duygu’yla Vedat arasında parkeleri çıtlata çıtlata yürüyüp durdum. Sıcaktı. Piknikten kalma çimenler parkelerden fışkırmış, ayaklarımızı serinletiyordu. Duygu’nun konyağından bir yudum aldım. Ensemde sıcak bir soluk. Ordaydı. Ben Duygu’yla Vedat’ın öpüşmesini izlerken, omzuma elini koyup:
“O gün sendeki ‘sen’i ben de gördüm,” dedi. “Çünkü onun varlığını duyumsayan bende de bir ‘ben’ var.”
Vedat’a baktım. Yapayalnızdı. Bardağına konyak dolduruyordu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Cemil Kavukcu - Baskasinin Ruyalari
Cemil Kavukcu - Baskasinin Ruyalari
“Cemil Kavukçu? nun iki yıllık bir aradan sonra çıkardığı yeni öykü kitabı Başkasının Rüyaları, öyküler arasındaki tuhaf ilişkiyle dikkat çekiyor. Kavukçu, bu kitabında nasıl ve neden yazdığının peşine düştüğünü hissettiriyor, yazarlığının perde arkasını aralıyor. Şimdiye kadar olmadığı biçimde kurmaca ile gerçek, düş ile gerçek dünya arasındaki hem keskin hem belirsiz sınırda gezinirken, yazarla anlatıcı, anlatıcıyla öykü kahramanı, öykü kahramanıyla yazar birbirine karışıyor, birbirinin içinde eriyor kimin kim olduğunu unuttuğumuz bir dünyaya sokuluyoruz. Tüm öykülerin içinde gezinen aynı anlatıcı ve kahramanlar sayesinde öyküler aynı hayatın farklı zamanlarda çekilmiş fotoğrafları gibi bir süreklilik kazanıyor. Rüya ile gerçek arasındaki ince çizgide ustaca dolaşan Cemil Kavukçu, belli ki zarını rüyadan yana atıyor ve kendini olduğu kadar okurunu da uzun bir rüyanın değişik gecelere, değişik zamanlara bölünmüş labirentlerinde gezdiriyor. Belki de bütün hayatımızın, çocukluğun o istenmeden içine sürüklendiğimiz ikindi uykularından başlayarak bir rüyadan başka bir şey olmadığını söylemek istiyor.”
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Aslı Tohumcu - Abis
Aslı Tohumcu - Abis
Önce ışıkçı gelmiş olmalı, ama olayın gelişme hızı ve ardından yaşananlar emin olmayı engelliyor. Gürültücü tepesine bindiğinde ışıkçı neye uğradığını şaşırmış mıydı? Yaşayan yaşamayan bütün tanıkların aynı şeyi hissettiğine şüphe yok. Işıkçıyla gürültücünün giriş ya da marifetlerini gösteriş sıralarının şaşmış olması ihtimalse de, olay sırasında, hem de eksiksiz herkes tarafından, kesintisiz bir kıtırdama duyulduğu bir gerçek. Sularda kaynamaya ve fokurdamaya yönelik bir hareketlilik olduğu? Açıkcası bu konuda bugün bir şey söylemek, olumlu ya da aksi yönde delil toplamak imkânı olmadığından, mümkün değil. Her ne kadar olanlar, ışıkçı, gürültücü ve kaynar’ın memleketleri, geliş tarihleri, gelmeye karar verme nedenleri, bu konuda misafirperver ya da düşmanca, nasıl bir tutum izleneceği ve daha bir sürü aklımızın almakta güçlük çektiği konu hakkında yazılıp konuşulduysa da.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Leyla Erbil - Hallaç
Leyla Erbil - Hallaç
Leyla Erbil daha ilk kitabı Hallaç´ta alışılmış öykü yazımını zorlar, öykünün sınırlarını kurcalar. Dünyaya bakışında döneminin öbür yazarlarından farklı bir tutum içindedir. Burjuva yaşamasının yapaylığını, iki yüzlülüğünü, kaypaklığını gözlemcilikle verir. Hallaç´taki "İncik Boncuk" öyküsünü imleyelim... 
Selim İLERİ ...
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Orhan Pamuk - Ben Bir Ağacım
Orhan Pamuk - Ben Bir Ağacım
Bu küçük kitabın kalbinde hakkında hayaller kurmaktan hoşlandığım iki konu var: Tarihin esrarlı yüzü ve çocukluk ve öğrencilik yıllarının hatıraları. Romanlarımda, düzyazılarımda bu iki kaynağa hep geri döndüm. Her seferinde de iki konunun kafamda iç içe geçtiğini hissettim. Yani: Tarihin çocuksu yanı ile çocukluğun tarihsel yanı.

Tarihin çocuksu yanından kastettiğim: Tarihte şimdi yaşadığımızdan çok daha yalın, temel ve güçlü hayaller bulabilmektir. En azından böyle bir inanca kapılmaktır. Eski olaylar, şeyler, ilişkiler bizler için gölgeler içindedirler belki, ama şimdi yaşadığımızdan çok daha basit bir dünyaya da aittiler. Böylesine basit bir dünyayı sürekli özlemesek bile, sürekli düşlüyoruz. Bir ağacı konuşturmak, bir celladı anlamak, âşık bir padişahın kıskançlığını görmek daha kolaydı eskiden. Bu kolaylık yazıya bir güç, okura da anlama ve hayal etme zevki verir. Bu kitapta şimdiye kadar yazdığım sayfalardan en kolay anlaşılabilir ve en güçlü olanları seçmeye çalıştım. Kolay anlaşılmak ve güçlü söz her zaman yan yana gelmez.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Özdemir Asaf - Kırılmadık Bir Şey Kalmadı
Özdemir Asaf - Kırılmadık Bir Şey Kalmadı
Özdemir Asaf'ın Kırılmadık Bir Şey Kalmadı'da bir araya getirilen aforizma niteliğindeki 'etikalar'ı, anı-deneme türünde yazıları ve öyküleri en az şiirleri kadar etkileyici, sıra dışı ve şaşırtıcı. 

'Kimbilir kaç yıllık büyücek bir defter. İçinde aforizma, şiir, öykü taslakları, tasarımları, bir sürü düş ve düşünce kırıntısı. Ben hep öyle yaptım. Şiirlerimin, öykülerimin, aforizmalarımın, günlük notlarımın ayrı defterleri olmadı. Kiminin altına tarih koymuşum, saat bile koyduklarım var.'
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Leyla Erbil - Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e Mektuplar
Leyla Erbil - Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e Mektuplar
Duyguların, doyumların, düşüncelerin dolaysız, sade, birebir aktarımıdır mektuplar. Hele de "en yakın" arkadaşa, bir "can dostu"na yazılmışsa, yazılan Leylâ Erbil, yazan da Tezer Özlü'yse...Yazarının coşku dolu, yoğun bir sevgiyle, sevecenlikle yüklü, zaman zaman da "taşkın" duyarlılığını yansıtan bu mektuplar, okuru bir başka boyuta taşıyacak, Tezer Özlü'nün Bütün Eserleri'nin ufkunu genişletecek...
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Rasim Özdenören - Denize Açılan Kapı
Rasim Özdenören - Denize Açılan Kapı
İnsanımızın paramparça dünyasına bir ışık gibi akıyor Rasim Özdenören... Denize Açılan Kapı'da, anlamın kendisi hayatın bütün güçleriyle karşılaşıyor, karışıyor, kıvamını buluyor. Yazar, denize kavuşmak isteyen ırmaklar gibi kendi çalkantısının içinde debelenip duran insanları 'vuslat kapısı'nda karşılıyor...
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Rasim Özdenören - Çözülme
Rasim Özdenören - Çözülme
İçinde tortulanarak biriken pazar kalabalığı biçiminde o karmaşık, dolaşık sıkıntının, yüzüne çizdiği sinirli gölgeleri bakışlarının bulanıklığında anlıyor; ne yapması gerektiğini, birbirinin içine girerek yürüyen, düşüncesini karıştıran kadınlı erkekli, kızlı oğlanlı insanlar, hızla geçen, sağa sola sert dönemeçler yapan dolmuşlar, taksiler, otobüsler, at arabaları yüzünden kestiremiyordu. Sinemaların önünde birikmiş kalabalık, çember çeviren, köpek kovalayan çocuklar, örtülü, örtüsüz kadınlar, kasketli, fötrlü, başı açık erkekler— hepsi de, bir o yana, bir bu yana yürüyen seyyar satıcıyla ölümüne pazarlık yapan müşteriler, başına onbeş yirmi kişilik bir öbek insan toplamış üç kâğıtçılar, her ne alırsan bir liracılar, çevresine müşteri toplamak için kaldırıma bir yılan bırakmış jilet satıcıları, arabasına koyduğu leke tozunu “reklâm fiyatına” satmak için numara yapan gözbağcılar, alık alık bunları seyreden askerler, amaçlı-amaçsız dolaşan serseriler, özel bir biçimde köşelerde durmuş bekleyen karaborsacılar, simit satan çocuklar, fırsat kollayan yankesiciler, piyasa yapan çiftler, çağrılı fahişeler, misafirliğe giden aileler, çocukların fikrini çelen balon satıcıları, dikkatli, hüzünlü, güleç, yaslı, sevinçli, mutlu, amaçsız, içe kapanık, dışa dönük, endişeli, arayan, kararsız, söz vermiş ve bütün bu çeşitliliğine rağmen bir örnek yüzler, bir de bulutlarda aport bekleyen yağmurun bu vıcık vıcık insan yığını üstüne çökerttiği kasvet aptallaştırmıştı onu. 
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Seyit İlktürk - Ucube Lise Öyküleri
Seyit İlktürk - Ucube Lise Öyküleri
Her şey o gün oldu. İki yıldır yanık olduğum kıza nihayet cesaret edip, çıkma teklifi etmiştim. Sevdiğim kız yani Ayşe teklifime cevap bile vermemişti. Sadece gözlerime dik dik bakmış ve arkasını dönüp gitmişti. Hiçbir şey yapamamıştım o yavaş yavaş uzaklaşırken benden. Sadece gitmişti. Üzgün üzgün sınıfıma doğru giderken arkadan biri kolumu tutmuştu. Heyecanla döndüm. Kesin Ayşe'ydi. O olmalıydı. Ama değildi. Onun yerine bana ciddi ciddi bakan Hilal'di. Ayşe'nin en sevdiği arkadaşıydı. Şaşırdım. Benle pek konuşmazdı. "Senle özel bir şey konuşmam lazım" dedi ve beni boş bir sınıfa çekti. Sınıfta kimse yoktu. "Ayşe'ye söz verdim söylemeyeceğime ama söylemek zorundayım çünkü sana yaptıkları hiç adil değil" dedi. Ben sesimi bile çıkaramadım. Bana ne yapmışlardı ki adil olmasın? Ama Hilal benden cevap almadan direk söylememesi gereken sırrı söyledi: "Fatih ile Ayşe çıkmaya başladı". Dona kaldım.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Peride Celal - Mektup
Peride Celal - Mektup
Telefonda neden romandan öyküye geçtiğimi sordunuz. Ben, öyküden romana geçen bir yazarım. İlk gençliğimde ve daha sonraları da yüzlerce öykü yazdım. Bunlar gazete sayfaları arasında kaybolup gittiler. Kaybolan bu öykülere hiç acımıyorum. (...) Sonradan roman yazmaya başladım. Arada öyküler yazmadım değil. Ama bunları kendim için yazar, saklar gibiydim. İlk öykü kitabım 1978'de çıktı. Kitaba adını veren Jaguar, insanlardan çok bir arabanın öyküsüydü. (...) Birkaç roman arasında yazdığım öyküler, 1981'de Bir Hanımefendinin Ölümü adıyla çıktı. Son öykü kitabım da Pay Kavgası. (...) Öykü yazmak kolay iş değil. Romandan bile zor bir bakıma. Daha da zevkli. Ben, bildiğiniz gibi, burjuva bir aileden gelen, büyük kenti ve bu çevrenin, büyük kentin tutucu, yozlaşmış insanlarını eleştiren bir yazarım. Mektup adlı bu yeni kitabımdaki dört öykü de, romanlarım gibi aynı düşünce ve gözlemlerle yazıldı.
-Peride Celal-
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Talip Apaydın - Yarbükü
Talip Apaydın - Yarbükü
Kimseye sözü geçmez, kimseye gücü yetmez Remzi'nin. Kimseyle kavga etmeyeyim, kötü olmayayım ister. Oysa Yapılı köyünün en varsıllarından biri, Yarbükü'nün de ağasıdır. Bükteki en geniş çeltik tarlası onundur ama ne fayda? Biraz da kendi tarlasına su akıtabilmek için yalvar yakar olur komşularına, kimse onu ciddiye almaz, üstelik herkesin alay konusu olur. Bükün ağası değil de, maskarasıdır sanki. 

İşlediği cinayet nedeniyle sekiz yıl cezaevinde yatan tarla komşusu Haydar'ın köye dönüşüyle işler iyice zorlaşır Remzi için. Kaba kuvvetle, tehditle Remzi'nin tarlasını elinden alma planları yapmaktadır Haydar. Remzi ise tüm bunlara karşılık veremeyecek kadar zayıf ve ürkektir. Ama Haydar'ın hesaba katmadığı şey, her insanın belli bir yere kadar kaçacağıdır. 

Köylüler arasında toprak ve su çekişmelerinin, zorlu yaşam koşullarının ele alındığı Yarbükü, otoriteye, sertliğe boyun eğmeye alışmış köylümüzün gerçekçi bir portresini çizerken, güçlünün güçsüz karşısındaki baskısını, acımasızlığını da gözler önüne seriyor:
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Murathan Mungan - Lal Masalları
Murathan Mungan - Lal Masalları
AZER ile Y ADiGAR

Gökyüzünde bir bulut parçası.

Duru, aydınlık, masmavi gökyüzünde nereden bittiyse bir serseri

bulut parçası. Tek başına dağ doruklarına kona göçe, kendi kendine eğleşen.

Bir zaman gözleri bu masmavi boşluğu ve boşlukta gezinen o bir yumak bulutu izliyor. Sonra bir kuş sürüsü beliriyor gökyüzünün atlasında. Kanatlan birbirine değen, döne döne alçalan, kuzguni kanatlarıyla sanki halay tutan bu sürüye takılıyor gözleri ... Alçalan kuşlarla birlikte, dağ doruklarından aşağılara inerek, ağaçlan, koyu yeşillikleri taradı, denizin eteklerindeki orman çizgisine dek ulaştı. Ansızın dağ ile denizin birleştiği o tansıklı çizgiyle buluşuverdi bakışları. Gözleri, ormanın sessizliğine değdi. Denizin oradaki sesi duyulmuyordu. Oradaki deniz dilsizdi. Sanki orada sesi yoktu denizin. Bulunduğu yerin ufkundan bakıldığında, gökyüzü, orman ve deniz; doğum, yaşam ve ölüm gibi alt alta sıralanmıştı sanki.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Nazan Bekiroğlu - Nun Masalları
Nazan Bekiroğlu - Nun Masalları
Kaç zamandır yazmak istiyordu. Şimdiye kadar hiç kimsenin söylemediği şeyleri, hiç kimsenin söylemediği bir biçimde söylemek, yazmak istiyordu. Yazmak istiyordu da, kamış kalemi, âherlenmiş kâğıdı eline alır almaz içinde bir yer bumbuz kesiliyor, aslında sımsıcak olan o şey, bir türlü kâğıda akamadan yok olup gidiyordu.

Bütün gün, bütün gece ve bir bütün gün daha rasathanenin pencerelerinden semayı gözlemişlerdi. Zâtülhalâkların, lübnelerin, rub’ulann doldurduğu salonlarda, irili ufaklı odalarda tam on beş rasıt çalışıyorlardı. Kim bilir kaç yıldan beri onu bekliyorlardı, İstanbul semalarından geçmesini ve her şeyi aydınlatmasını. Zâtüssukbeteyninden ansızın onu görmüştü. Kocaman kuyruğundan etrafa ışıklar saçarak, doğudan batıya doğru ağır ağır yürüyordu. Önce onu görmüştü, sonra da onun ışığında kendisini ve her şeyi. Artık baş rasıdın buyrukları, kâtibin iğreti tebessümü eskisi gibi sinirlerini bozmuyor, tam tersine hoşuna  bile gidiyordu. Kendi kendine, ne garip, demişti, demek bütün bir varlığı ve bu arada kendimi onun ışığında görebilmem gerekliymiş. Baş çizimci, ne buyurdunuz efendim, diye sorunca da, hiç, diye gülümsemişti, hiç ama her şey aynı anda.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Toprak Işık - Halat Gösterisi
Çalışanla çalıştıran birbirlerine açık olabilseler iki taraf da kazançlı çıkar. Şükürler olsun, gerçek hayatın gerçek kurallarının buna izin vermeyeceğini bilecek yaşta ve zekâdayım. Panda gibi yatsan da karınca gibi çalışıyor görüneceksin. Patron da kullarını eşekler gibi çalıştırıp, eşekten beter yaşatmak istediğini belli etmez. Bu memlekette yatırım yapmak, çölde kum, kutupta buz satmaktan zorken, sırf çalışanları aç kalmasın diye kendini paraladığını söyler. Bunu duyan ben, iş dünyasını derede yüzen sazanlar kadar az tanımadığımdan, boynuna atlayıp hüngür hüngür ağlamam. 'Hadi len' deyip içimden geleni de taşımam dışıma, 'Kral çıplak' diye bağırmak masallarda marifettir. Gerçek hayatta kralın o an üstündeki kıyafetin aynısı giydirilerek ödüllendirilir keskin gözlü boşboğaz. Ve bir donsuz ancak kralsa güvendedir."
Toprak Işık ilk kitabı Sırabaşı'nın izleklerini bu kitapta da sürdürüyor. Ama bu defa hayatın ve toplumun çok daha geniş halkalarına çeviriyor merceğini.

Yine her gün etrafımızda olup biten, sıradan gibi görünen hatta "olay" bile denemeyecek olayların ve onların "kahraman" denemeyecek kahramanlarının hikâyeleri,.. Onların "incir çekirdeğini doldurmayan" diyalogları... Kısacası, insan denen varlığı şekillendiren, adına hayat dediğimiz oluşu var eden sıradanlıklar...

Acıtan, yaralayan, güldüren insan hikâyeleri... Ustalık, sıradan gibi görünendeki sıra dışılığı göstermek değil mi? Toprak Işık, daha ustalaşıyor.
Ekitap İndir

Murathan Mungan - Üç Aynalı Kırık Oda
Günün birinde yazdıklarımdan bir perde çekeceğim hayatıma. Herkes kağıt üstüne yazılanları benim hayatım sanacak, ben de hayatımı saklamış olacağım böylelikle. Saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir, biliyor musun? Herkes seni gördüğünü sanır, sen de rahat edersin. Kasada oturan kız gibi! Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse tanımaz.
Ekitap İndir

Author Name

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/FymUrEaf4VRt8qa37E5vOFjGq7rw0baT5ScQ7nwsZ7F1nMsihsXMJ-ECCaNgexvSUbcSY44G8IikGvIN11CTzgVt5G5RX49Wod48BJ1Ip44Xxwhr2t7et1d7jFjNaw1nyI25q9LLS8R7qiefMIQzr5wd02oNh7ki7pALRS_Y003Cm0E5cHu755RtLpH7nZZ6qTWX96FWc3d_Q21qShkKCdjNSsiXgMMOAJlY3Z5W-cI1uecrJrWL0j3SVXP0u4d0fu1_xq6eRQZGyfy2iSJ8Ezr6eJ9Q0py4y-ZMSCCJma9v9rk35pvY-nKQoMq95SI9C3hdRGK_uC3hDIVyAUrpvJfRFZSrKDMeSta6lC03mk12zmjygBVkf8h37zS0j_Cax4_zQekjcWoRvC-dMsNRtdLetCKwUAayhovBiIXenrcPCa9GM-Gw6CNkl-c3DhwCpCkvOcvavfQHS1HLD0yGsNfWJ03NXfi6WAWQg3Kc0ReJWWtdy0lRn4QUQ9obz-rfqBMegiqA_V6JT6d_n_tGATRZkcV5lr-T_CTQuY3Nv_e4la-l0KE7t6snoJui35gO33yCReas0YnaznkHcqFrYhP0mhUXYYwtIGfw4ybiXAT1eW6Nu95XVS411caUXY6OUa-512tP3V5HNzNs7_FjAdqr0pNDGIX6=w146-h118-no} {facebook#https://kitapazzi.blogspot.com.tr/} {twitter#https://twitter.com/Kitapazzi} {google#Yhttps://plus.google.com/u/0/104699689942249315316}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.