Articles by "Sosyoloji"

Sosyoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bir Muadele-i Sevda - Hüseyin Rahmi Gürpınar

Bir Muadele-i Sevda - Hüseyin Rahmi Gürpınar

Hüseyin Rahmi nin annesi de babası da okumuş insanlardı. Babasının divan şiiri yolunda şiirler yazdığı da bilinmektedir. Kendisinin yeteneği de küçük yaşta ortaya çıkmıştır; 1887'de yayımlanan ilk yazısı, İstanbul'da Bir Frenk adını taşır. Bu öykü, hayli de beğeni toplar.

Bu yıllar, Tanzimat ikinci kuşak yazar ve şairlerinin, edebiyat dünyasına egemen olduğu, Servet-i Fünun kuşağınınsa yazı alanına çıkmaya hazırlandığı yıllardır. Şiirde, coşumculuk (romantizm) kendisini duyururken, roman ve öyküde, Samipaşazade'nin Sergüzeşt romanıyla Küçük Şeyler adlı öykü kitabı, Nabizade Nazım'ın Zehra romanıyla Karabibik adlı ilk doğalcı (natüralist) uzun öyküsü, Recaizade Ekrem'in Araba Sevdası romanı edebiyatımıza büyük açılımlar getirmiş, dilde, anlatımda, anlatı estetiğinde büyük bir gelişme sağlanmıştır. Bunların yanı sıra, ama bambaşka bir yolda yazan, dönemin basın ve yazın alanındaki devi Ahmet Mithat Efendinin her türden yazdığı romanları, okuru hem anlatı türünü okumaya alıştırmış, hem de romanlarıyla geçinebilmesi, genç yazarları yüreklendirmiştir.

  • Kitap Adı: Bir Muadele-i Sevda
  • Yazar Adı: Hüseyin Rahmi Gürpınar
  • Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

Bir Muadele-i Sevda - Hüseyin Rahmi Gürpınar

Gece, saat bir buçuk var. Akşam yemeğinden henüz kalktım. Mevsim Ocak... Dışarıda öyle bir bora ile kar yağıyor ki, coşkun rüzgârın amansız şiddeti önüne düşen yapraklar düşecekleri yönü şaşırmış, başıboş bir inişle kasırga harmanı içinde dönüp duruyor. Rüzgârın sokaklardan, damlardan süpürüp beyaz bir duman gibi havaya kaldırdığı karlar yukardan inenlerle çarpışıyor. Karın gökten mi yere, yerden mi gökyüzüne yağdığı fark olunamıyor.

Koltuğu sobanın yannıa çektim. Bir elimde kahve, ötekinde sigara, pencereleri sarsan boranın tiz perdelerden çok şaşırtıcı bir hızla çıkardığı gamları, o keskin ıslıkları dinleyerek gökyüzünün bu şiddetine karşı kızıl pırıltılarından, tatlı çıtırtılarından teselli bekler gibi ateşe bakıyorum. Baktıkça da kürkün içine gömülüp büzülüyorum.
 Bir Muadele-i Sevda - Hüseyin Rahmi Gürpınar
Bir Muadele-i Sevda - Hüseyin Rahmi Gürpınar
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Giovanni Ricci - Türk Saplantısı
Giovanni Ricci - Türk Saplantısı
Batı Avrupa kültürü içinde "Türkler," birkaç yüzyıl boyunca bütün toplum katmanlarında başlıca tutku, yazı ve sohbet konularından biri olmuşlardır. Ne var ki, terimler üzerinde anlaşmak gerekir; çünkü eskiden "Türkler" sözünün bugünkünden daha geniş bir anlamı vardı. Bu söz sadece dar anlamıyla sultanın tebaasını değil, neredeyse bütün Müslümanları kapsıyordu. O kadar ki, çeşitli Avrupa dillerinde "Türkleşmek" deyimi aslında Müslüman olmak, İslam dinine geçmek anlamına geliyordu. Gene de, imparatorluklarının büyük gücü nedeniyle daha çok Osmanlı Türkleri düşünülüyordu. İtalyan Rönesansının büyük entelektüellerinden Niccolò Machiavelli, 1521'de, aylakların kahvelerde, "gelmek üzere olan Türk"ten, "bu dönemde Haçlı Seferi düzenlemenin yerinde olup olmayacağı"ndan ve "benzeri saçmalıklar"dan söz ederek vakit geçirdiklerini belirtiyordu. Demek ki, Machiavelli gibi dâhilerin alay ettikleri bir saplantı söz konusuydu; ama hiç kuşku yok ki bir saplantıydı bu.

Kitaptan Alıntı

HER ZAMAN "TÜRKLER"

Omnium rerum vicissitudo est, nulla potentia perpetuo manet. Fuerunt Itali rerum domini, nunc Turchorum incohatur imperium.

Her şeyin yazgısıdır bu: Hiçbir güç sonsuza dek sürüp gitmez. Evrenin efendileri daha önce İtalyanlardı, şimdi Türklerin egemenliği başlıyor.

—ENEA SILVIO PICCOLOMINI, 25 Eylül 1453

TARİHİ YENİDEN ÖRMEK

Gözlerimizin önünde, neredeyse günbegün, Akdeniz tarihi ağlarını yeniden örüyor. Avrupa sömürgeciliği çağı artık geride kaldı; 70 yıllık reel sosyalizm dönemi de sona erdi. Yayılmacı denetimlerin ve soyut ideolojik ittifakların dayattığı örtü parçalandı. Akdeniz, "Hz. Muhammed ile Charlemagne"ın bölgenin eski birliğini parçaladıkları zamanki haline geri döndü:1 Farklı uygarlıkların temas ettikleri, çarpıştıkları, iç içe geçebildikleri bir su havzası. Özellikle, bütün Akdeniz'in dar bir kolu ve neredeyse eğretilemesi olan Adriyatik üzerinde, her zamanki gerilimler yeni bir şiddetle boşalıveriyor.2 1480-1481'de Türklerin uzun süre işgal ettiği Otranto –bu deneyimi yaşayan tek İtalyan toprağı parçası– bu kez sığınmacı akını ve yasadışı göç bakımından yeniden ileri karakol rolünü edindi. Venedikli kozmograf Vincenzo Coronelli'nin, "Türk imparatorluğu buyruğundaki rezil korsanlar yuvası"3 şeklinde tanımladığı Karadağ'daki Ulçin ya da Dulcigno Limanı, yeniden karşı kıyıyla yasadışı ticari hareketlerin üssü işlevini görmeye başlıyor. İkinci baharını yaşayan bir bilim olan jeopolitik, bir kez daha haklarını ele geçirip, değişmez yazgılar dayatıyor sanki.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Marvin Harris - İnekler, Domuzlar, Savaşlar ve Cadılar
Marvin Harris - İnekler, Domuzlar, Savaşlar ve Cadılar
Hintliler neden ineklere tapar?

Yahudiler ve Müslümanlar neden domuz eti yemeyi reddederler?

Ortaçağdan sonra Avrupa’da neden bu kadar çok sayıda insan cadılara inanmıştı?

Günümüzün popüler kültüründe nasıl oldu da cadılar o eski güçlerine kavuştular?

Yamyamlar ve Krallar adlı yapıtın ünlü yazarı Marvin Harris insan davranışı konusunda akılları karıştıran bu tür soruları yanıtlarken, bir halkın davranışı ne denli garip görünürse görünsün onu yaratan kaynakların mutlaka bulunup açıklanabileceğini gösteriyor.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Neil Postman - Çocukluğun Yokoluşu
Neil Postman - Çocukluğun Yokoluşu
Çocuklar, göremeyeceğimiz bir zamana gönderdiğimiz canlı mesajlardır. Biyolojik açıdan herhangi bir kültürün kendisini yeniden üretme gereksinimini unutması tasavvur edilemez. Fakat bir kültürün toplumsal açıdan çocukluk fikrine sahip olmaksızın var olması oldukça muhtemeldir. Bebekliğin tersine çocukluk, biyolojik bir kategori değil, toplumsal bir kurgudur. Genlerimiz, çocuğun ne olduğu ya da olmadığına ilişkin açık talimatlar içermemektedir ve var kalmanın (beka) yasaları, yetişkinin ile çocuğun dünyaları arasında bir ayrım yapılmasını gerektirmemektedir. Aslında “çocuklar” sözcüğünü, özel bakım ve koruma biçimleri gerektiren, diyelim yedi ve on yedi yaşlar arası dönemde olan özel bir insan grubunu belirtmek için kullanırsak, o zaman çocukların dört yüzyıl kadar var olduklarına ilişkin bol miktarda kanıt olacaktır. Gerçekte “çocuklar” sözcüğünü ortalama bir Amerikalının onu anladığı biçimde tam anlamıyla kullanırsak, çocukluk olgusunun yüz elli yıldan daha eski bir tarihe sahip olmadığı görülecektir. Küçük bir örnek ele alalım: Amerika'da çocukların doğum gününü kutlama âdeti, on sekizinci yüzyılın büyük bölümünde olmamıştır{1} ve gerçekte herhangi bir biçimde çocukluk çağının kesin işaretleri, iki yüzyıldan daha eski olmayan yeni bir kültürel alışkanlıktır.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Sevil Atasoy - Kusursuz Cinayet Yoktur
Sevil Atasoy - Kusursuz Cinayet Yoktur
Dünyaca ünlü adli tıp uzmanı ve kriminolog Prof. Dr. Sevil Atasoy, ağırlıklı olarak cinsel zevk amaçlı cinayetleri ve seksüel seri katilleri ele aldığı Kusursuz Cinayet Yoktur'da, sadistlerin ve mazoşistlerin kanlı serüvenlerini aktarıyor, "zevkine ölüm" dosyalarını aralıyor.

Asla bulunmak istemeyeceğiniz evlerde yaşananlar, günlerce süren işkenceler, yanlışlıkla 19 yıl cezaevinde kalan masumlar, yanlış değerlendirilen deliller, Atasoy'un incelikli anlatımıyla karşınızda… 

Kan nasıl sıçrar…
Satanizm ayinlerinin içyüzü… 
Cinsel suçlar nasıl araştırılır, nasıl aydınlatılır… 
Seks köleleri neler yaşar… 
"Beni soluksuz sev!" diyen kimdi… 
Münevver Karabulut cinayeti ve morgdaki hayalet…
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Daniel Goleman - Hayati Yalanlar Basit Gercekler
Daniel Goleman - Hayati Yalanlar Basit Gercekler
1978 ilkbaharında Gregory Bateson'u ziyaret etmenin zevkini tattım. Bateson birkaç ay sonra hayatını sona erdirecek olan akciğer kanseri nedeniyle kötü bir biçimde hırıltıyla soluduğu halde keyfi yerindeydi ve aklı da pekala başındaydı.

Bateson maceralarla dolu uzun ve entelektüel yolculuğunu gözden geçiriyordu. İkinci Dünya Savaşı'ndan hemen sonra Macy Vakfı konferanslarında, üzerinde çalıştığı projede bir adım daha ilerledi. Bu konferanslarda Norbert Wiener'in grubu sibernetiği geliştirmişti. "Sonra," demişti Bateson, "doğru yolu buldum: bütün sistemlerin, olayları birbirine bağlayan bağlantılı modellerin özelliklerini daha açık olarak görebilirdim."

Bateson o zaman moda olan davranış tarzına kendini kaptırdı: "İnsanoğlunun, onun en hayvansı, en ilkel ve en çılgınca psikolojisinden başlayan teoriler, Davut peygamberin "Tanrım, insan nedir?" sorusuna başvurulacak umulmayan ilk önermeler haline geldiler. Bu dar görüşlülük, olayları birbirine bağlayan modeli anlamda başarısız olmamıza neden oldu.

Bateson'a şu soruyu sordum: "Olaylan birbirine bağlayan model nedir?"
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Susan Sontag - Başkalarının Acısına Bakmak
Susan Sontag - Başkalarının Acısına Bakmak
"Savaş, iç deşer; savaş, bağırsakları boşaltır. Savaş, teni yakıp kavurur. Savaş, organları bedenden koparır. Savaş, yıkıp yok eder. Ve savaş, insan türünün doğasından gelir." Böyle diyor Susan Sontag, 'tefekkür nesneleri olarak' savaş ve dehşet fotoğraflarından hareketle kaleme aldığı bu sarsıcı kitabında. Daha sonra da, Goya'nın "Savaşın Felaketleri" serisinden Amerikan İç Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve Nazi ölüm kamplarının fotoğrafik belgelerine ve daha yakın tarihimizde Bosna, Sierra Leone, Ruanda, İsrail, Filistin ve 11 Eylül 2001 New York City trajedilerine, zaman içinde bir gezintiye çıkıp, asıl olarak şu soruyu yöneltiyor bizlere: "Savaşın ve dehşetin yüzünü sergileyen fotoğraflara bakmaya ne kadar dayanabilirsiniz?" Başkalarının Acısına Bakmak, kesintisiz görüntü bombardımanının tüm hayatımız kuşattığı bir çağda, Susan Sontag'ın savaş fotoğrafçılığının misyonu ve başkalarının acılarıyla ıstıraplarına duyarlı olmak üzere bir insanlık dersi verdiği son başyapıtı.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Evetyn Reed - Bilim ve Cinsiyet Ayrimi
Evetyn Reed - Bilim ve Cinsiyet Ayrımı
Yayınlarımız arasında çıkan Kadının Evrimi adlı yapıtında, anaerkil klandan ataerkil aileye dek uzanan süreçte insanın evrimini inceleyen ve anaerkil toplumların varlığını belgeleyen Evelyn Reed, bu kitabın devamı olarak nitelendirdiği Bilim ve Cinsiyet Ayrımı başlıklı yapıtında, insan yaşamına en yakın olan bilim dallarında uygulanagelen "kadın karşıtı" eğilimi gözler önüne sermekte, bu türden bir önyargıyı nesnel ölçütlerle değerlendirmesi beklenen bilimleri bilim olmaktan çıkardığını göstermektedir. Kadınlara karşı beslenen bu önyargının yaşamasını sağlayan toplumsal baskıları açıklayan yazar, nesnel olması beklenen ünlü bilim adamlarının bile, erkek üstünlüğünü öngören bakış açılarıyla bilimleri çarpıttıklarını savunmaktadır.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Cemil Meric - Bu Ulke
Cemil Meric - Bu Ulke
Cemil Meriç, Jurnal, 18.6.1974

Cemil Meriç’le ilgili, o daha hayattayken bir biyografi yazmak çok zor ve biraz da zamansız geldi bize. Kaldı ki, Cemil Meriç’in “jurnal”inde, mektuplarında, kitaplarında, kendisiyle çeşitli zaman ve vesilelerle yapılmış röportajlarda öyle bir kendini tanıma ve tanıtma çabası var ki, kendini tahlil gayreti, öyle sayfalar, öyle itiraflar, anılar, düşünceler var ki, otobiyografik bir derleme için malzeme hazır gibi. Mesele, bu yazı yığını içinden, Cemil Meriç’in fikrî gelişmesinin aşamalarını, en önemli dönemeç ya da geçiş noktalarını vurgulayabilecek şekilde, mümkün olduğunca sistematik bir derleme yapmak: Ortaya çıkan ve bazen kopuklukları olan -hem zaman içinde hem fikir silsilesi içinde- uzunca metni küçük başlıklarla donatmak, iki veya üç bölümle okunmasını kolaylaştırmak ve bunun ötesinde, özgün ve aykırı bir düşünce adamı olan Cemil Meriç’i, gerçek kişiliğinin bazı yanlarıyla da olsa, ortaya çıkarmak, Türk okuyucusuna tanıtmaya çalışmak, kitaplarını okurken de, bu bilgilerin ışığı altında, okuyucunun işini biraz kolaylaştırmak.

Kitaptan Alıntı

Kendini Ölçüye Vurabilmek

“Fransızlarda ‘mezar taşları gibi yalan söylemek’ gibi bir tekerleme var. Kendi hayat hikâyesini anlatmak da buna benzer. Önce hafızamızın aynasında sadık akisler aramak ve onları infiallerimizin, egoizmimizin eklediği çizgilerden ayırdetmek kabil mi? Belki otobiyografik bir roman kaleme almak caiz. Ama birkaç sayfada bütün bir ömrün muhasebesini yapmak hem tehlikeli hem abes. Her hâl tercümesi bir müdafaanâmedir. Kendimizi tanımak irfanın varabileceği en yüksek merhale.” (Jurnal, 27.3.1983)

“Neleri hatırlıyoruz, niçin hatırlıyoruz? intihalarımızın kaçta kaçı şuura intikal ediyor? Hatırlayıp hatırlamamakta hür müyüz? Şuur altında uyuyan ihsas ve intibalar yığınını yeniden niçin ve nasıl inşa ediyoruz? Bu inşanın sıhhati hakkında belli bir ölçümüz var mı? Bazen tam bir iyi niyetle mazideki olayları çarpıtmıyor muyuz? Aynı olayla ilgili çeşitli şahadetler nasıl kontrol edilecek? Hatıralarımızda ferdî ile sosyalin payı nedir?” (Jurnal, 2.5.1982)

“Güliver kompleksi. Kendini ölçüye vurabilmek. Mağdurluk numarasına yatmadan, mazoşizm şehvetine yaslanmadan gerçek hüviyetini tespit edebilmek. Aşağı yukarı elli yıldır yazıyorum. Kalktığım nokta ile bulunduğum nokta arasındaki mesafeyi nasıl ölçeceğim, ben ölçemezsem, muhayyel tenkitçi ne halt edecek?”(Jurnal, 26.10.1980)

“… Bu satırları kendimi tanımak için yazıyorum. Tanımak ve tanıtmak. İnsanın kendisini tanıması yetmez, başkalarına da tanıtması gerek.” (Jurnal, 8.10.1963)
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Paulo Freire - Ezilenlerin Pedagojisi
Paulo Freire - Ezilenlerin Pedagojisi
Ezilenlerin pedagojisinin gerekçesi. Ezenlerle ezilenler arasındaki çelişki ve bu çelişkinin nasıl aşılacağı. Ezme ve ezenler; ezilme ve ezilenler. Özgürleşme: Ne bir armağandır, ne kendi kazanacağınız bir şeydir, karşılıklı bir süreçtir.

Ezmenin aracı olarak "bankacı" eğitim modeli, bu modelin varsa-yımlan ve eleştirisi. Özgürleşmenin aracı olarak problem tanımlayıcı eğitim modeli, bu modelin varsayımları. "Bankacı" model ve öğretmen-öğrenci çelişkisi. Problem tanımlayıcı model ve öğret-men-öğrenci çelişkisinin aşılması. Eğitim, karşılıklı bir süreçtir ve dünya aracılığıyla gerçekleşir. Yetkinleşmemiş bir varlık olduğunun bilincindeki yetkinleşmemiş bir varlık olarak insan ve onun daha tam insan olma gayreti.

Diyalogculuk: Özgürlüğün praksisi olarak eğitimin özü. Diyalogculuk: ve diyalog. Diyalog ve program içeriği arayışı. İnsan - dünya ilişkisi, "üretken konular" ve özgürlüğün pratiği olarak eğitimin program içeriği. "Üretken konu"larm araştırılması ve metodolojisi. Eleştirel bilincin "üretken konular"ın araştırılması yoluyla uyanışı. Araştırmanın çeşitli aşamalan.

Kültürel eylemin karşıt teorilerinin zeminleri olarak diyalog karşıtlığı ve diyalogculuk. Ezmenin aracı olarak diyalog karşıtlığı ve özgürleşmenin aracı olarak diyalogculuk. Diyalog karşıtı eylemin kuramı ve özellikleri: Boyun eğdirme (fetih), böl ve yönet, mani-pülasvon ve kültürel istila. Diyalogcu eylemin kuramı ve özellikleri: İşbirliği, birlik, örgütlenme ve kültürel sentez.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Charles Wright Mills - Toplumbilimsel Düşün

Günümüz insanı için yaşadığı özel hayat bile içinden çıkılması güç bilinmezliklerle doludur. Gündelik hayatında karşılaştığı güçlüklerle baş edemediğini gören sıradan insan, bu duygusunda haklıdır da: 

Sıradan insanın bilebildikleri, kavrayışı, güç ve iktidarı işinin, ailesinin ve komşuluk ilişkilerinin dar kalıplarıyla sınırlıdır; toplumdaki diğer hayat kesimlerinde ise, sıradan insanın alışık olmadığı, yaşamadığı bir hayat yaşanmaktadır.

Toplumsal hayatın bu kesiminde sıradan insan olan bitenlerin seyircisi durumundadır. Toplumsal hayatın bu kesiminde geçerli olan ihtiraslar ve sorunlar, sıradan insanın toplumsal hayat kesimine doğru yayıldıkça, bireyin toplumsal yaşam karşısındaki şaşkınlığı ve güçsüzlüğü de artmaktadır.

Çağdaş insanın bu güçsüzlük ve şaşkınlık duygularının temelinde kişisel nitelikte olmayan, günümüzde kıta genişliğine varmış toplumların sosyal yapılarında oluşan değişimler bulunmaktadır. Çağdaş tarih ve bu tarihin olguları, bir bakıma, “birey" dediğimiz varlıkların başarılarını ve başarısızlıklarını da yansıtmaktadır. 
Ekitap İndir

[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Ergun Hiçyılmaz - Racon
Suç örgütü liderlerinden, devlet adına babalık taslayanlara; gariban babalarından, zorba katillere külhanbeyleri, dayılar, bitirimler, haneberduşlar, tulumbacılar, baldırı çıplaklar...
Racon nedir? Kabadayılar nasıl giyinir? Kabadayı muhabbeti nasıl olur? Ergun Hiçyılmaz, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi İstanbul’unun yeraltı dünyasına iniyor. Yahudi kabadayılarından külhanbeyi tarikatına; kabadayı manilerinden jargonlarına, yeraltı dünyasının başlangıç tarihine uzanıyor.
Ekitap İndir

Birant Esinoğlu - Dinlerin Gizemi
Birant Esinoğlu - Dinlerin Gizemi - Ekitaplist
Kitap, kurban efsanesi içinde maddi ve entelektüel süreci en başından itibaren özetliyor. Yaratılış efsanesinde, elde edilen bilgileri bir mitos çözümlemesinde dönüştürüyor. Tufan efsanesi içinde de kısmen aynı tezleri küçük örneklerle tekrarlayıp efsane çözümlemesini bitiriyor. 
Kitapta, bunların ötesinde, "Din nedir? Tektanrılı dinlere nasıl varılmıştır? Bu yanıyla Tanrı kimdir-nedir? Kurban olayının kaynağında ve binlerce yıldır uygulanışının altında hangi nedenleri aramak gerekir? Tufan olmuş mudur? Sebepleri nelerdir? vb. yüzlerce sorunun yanıtları aranmaktadır.
Ekitap

Eric Hoffer - Kesin İnançlılar - Ekitaplist
Kesin inançlı "kendi siyasi, dini, felsefi inancının "mutlak gerçek" olduğuna, bunu başkalarına dayatma hakkına sahip olduğuna bağnazca inanır. Hiç şüphesi, hatta merakı bile yoktur.
Bu yüzden, okumuşlarında bile "cehalet havası sezilir." Aynı sebeplerle, 'ödünsüz'dür.
'Revizyonizm, değişim, yumuşama, uzlaşma', gibi kavramlara düşmandır. Hatta "tehlikeli"dir. "ihanet"tir.
"Düşman" onun için bir ihyitaçtır. Çünkü ancak tehlikeli ve acil bir "düşman"ın varlığı onun kafasındaki ak - kara şablonuna uyar. Bağnazlık ve paranoya birbirini tamamlar.
Öyle bir "düşman" ki, "her şeye kadir ve her yerde hazır" olmalıdır.
Her yere sızan, sinsi planlar yapan, bizleri uyutan, bizden akıllı düşmanlar!
En heyecan verici iç düşmanlar "dış güçler'e 'emperyalizm'e, 'beynelmilel Yahudi'ye bağlı olanlardır: "İdeal bir düşmanın yabancı olması gerekir, yerli düşmanın yabancı soydan geldiği iddia edilmelidir."
Ekitap

Claude Levi-Strauss - Irk, Tarih ve Kültür - Ekitaplist
Kurtarılması gereken çeşiklilik olgusudur; yoksa her tarihsel dönemin ona verdiği ve hiçbirinin kendisinini ötesine geçemediği tarihsel içerik değil. Dolayısıyla, uç veren buğdaya kulak kabartmak, gizli kalmış potansiyelleri yüreklendirmek, tarihin saklı tuttuğu tüm bir arada yaşama eğilimlerini dürtüklemek ve ayrıca alışılagelmiş şeyler sunması kaçınılmaz olan bütün bu yeni toplumsal ifade biçimlerini şaşırmaksızın, tiksinmeksizin, karşı çıkmaksızın karşılamaya hazır olmak gerekmektedir. Hoşgörü, olmuş ya da olan her şeyin bağışlandığı hülyalı bir durum değildir. Hoşgörü, önceden görmeye, anlamaya ve isteyeni istediği yere yükseltmeye dayanan dinamik bir tutumdur. Kültürlerin çeşitliliği ardımızdadır, çevremizdedir, önümüzdedir. Bu konuda talep edebileceğimiz tek şey, bu çeşitliliğin., her biçimin diğerleri için alabildiğine cömert bir katkı oluşturacağı bir türde gerçekleşmesidir. bu ise her birey için bu talebe denk düşen yükümlülükleri gündeme getirir.
Ekitap

Ekitaplist, Desmond Morris, Çıplak Maymun
Zoolog Desmond Morris'in yıllar süren çalışmalarının ürünü olan "ÇIPLAK MAYMUN" tüm dünyada olağanüstü bir ilgi uyandırdı. Pek çok dile çevrilen ve milyonlarca satan "ÇIPLAK MAYMUN"a okurlar tarafından gösterilen bu büyük ilginin sebebi; şimdiye dek ileri sürüldüğü gibi insanın maymundan türemiş bir tür değil, doğrudan doğruya maymun olduğunu açıklamış, kanıtlamış olması... Desmond Morris, insan dediğimiz çıplak maymunun seks, yavru yetiştirme, beslenme, korunma, savaşma ve başka konulardaki davranış modellerinin temel niteliklerini ortaya koyuyor.
ÇIPLAK MAYMUN her okuyanı şaşırtacak, (belki de kızdıracak), eğlendirecek ve düşündürecek bir eser...
İndirmek İçin Logoya Tıklayınız

Zygmunt Bauman - Sosyolojik Düşünmek
Özellikle modernlik ve post-modernlik çalışmalarıyla son dönemin en parlak düşünürlerinden biri olan Zygmunt Bauman, sosyal bilimler alanında son derece ilginç bir kitap sunuyor bizlere. Sosyolojik Düşünmek, sadece sosyoloji öğrencileri için kaleme alınmış bir çalışma değil. Konuya ilgi duyan herkesin sosyolojinin anlamı ve işlevi, sosyolojide değişik tarzlar ve yaklaşımlar üzerine bilgilenmesini sağlayacak önemli bir kaynak kitap. Ama hepsinden önemlisi Bauman, gündelik ve toplumsal hayatımıza sosyolojik bir boyuttan bakmanın anlamını; böyle bir bakışın kazandıracağı kavrayış zenginliğini; tektipliğin ve tamamlanarak donmuş görüşlerin değil, toplum yaşamında müphemliğin kabulüne dayalı bir düşünme tarzının, kısacası sosyolojik düşünmenin önemini ortaya koyuyor.
Sosyolojik Düşünmek, akademik kullanım mantığına göre değil, "gündelik hayat mantığı"na göre düzenlenmiş bir kitap. Bauman, sosyolojinin inceleme konusu olan ikilik ve karşıtlıkları çokboyutlu bir bakışla irdeliyor: Birey olma ve toplum içinde var olma arasındaki bütünlük ile çatışma; toplumların ya da genel olarak insan gruplarının kendini ve karşıtını, daha doğrusu karşıtına göre kendini tanımlaması; birey ile grup, doğa ile kültür, millet ile devlet, birliktelik ile ayrılık, bireysel varlığını koruma ile ahlâki yükümlülük arasındaki çatışmalar, kitapta incelenen ikiliklerden bazıları.

Bauman, sosyolojinin asla tamamlanmış, kesin, müphemlikten tamamen arınmış bir bakış açısı oluşturamayacağını belirtiyor. Dolayısıyla hiçbir bakış tek başına kusursuz ya da ayrıcalıklı olamaz; hayata ilişkin değişik yorumların her biri, olsa olsa kavrayış bütünlüğümüze kendi zenginliğini katacaktır. Sosyolojik düşünmek, kesinliğe varacak bir yol sağlamak şöyle dursun, her türlü müphemliği çoğaltacaktır. Ama müphemlikten korkmamak gerekir; dünyaya ilişkin gerçek bir kavrayış özgürlüğünün ve hoşgörünün temelinde bu müphemliğin, bakış zenginliğinin kabulü yatar. Bu anlamda sosyoloji ve sosyolojik düşünmek, Bauman'ın sözleriyle ifade edecek olursak "özgürlük davasına hizmet eder."
(Tanıtım Bülteninden)
İndirmek İçin Logoya Tıklayınız

Ekitaplist - Guy Debord - Gösteri Toplumu
Yaşamını medyatik uygarlığın ötesinde, herkesten uzakta ve gizlice tamamlamış olan Guy Debord XX. yüzyılın ikinci yarısının en önemli şahsiyetlerinden ve kâhinlerinden biridir. Gösteriye katılmayı reddeden bir radikaldir! Debord'un Gösteri Toplumu adlı kitabı yıkıcı olduğu kadar tarihe de direnebilmiş bir eserdir. 70'lerde yayımlandığında "aşırı" tezleri nedeniyle "şok" yaratmış, 80'lerde ise hayatın doğruladığı bir metin olarak kabul görmüştür. Egemenliğini tüm dünyada çoktan kurmuş ve gündelik dile geçirmiş olan gösteri toplumunu ilk kez tanımlayan ve adlandıran Debord, kapitalist iktisadın ve meta dolaşımının uzantısı olarak nitelendirdiği gösteri egemenliğinin sosyalist oldukları iddiasında olan ülkelerde de var olduğunu; dünyanın yeniden tek bir pazar haline geleceğini ve bürokratik iktidarların da Amerikan tipi gösterinin hâkimiyeti altına gireceğini söylemiştir. Gösteri Toplumu'nda tek kelimeyi bile değiştirme gereğini duymadan yıllar sonra kaleme aldığı Gösteri Toplumu Üzerine Yorumlar'da mafya, terörizm, polis devleti gibi olguların nasıl gösterinin bir parçası haline geldiklerini sergiler. Gösteri toplumunda, kurtuluş vaatleri de gösterinin bir parçasına dönüşür, sahteleşir. Tüm dünya aynı gösterinin sahnesidir artık; hepimiz aynı gösterinin oyuncusu ve seyircisi oluruz. Tarihsel bilgiyi yok etmek, özgünlük görünümü altında sansürü genelleştirmek, gösterinin vazgeçilmez ikizi olan terörizme girişmek, doğruyu bir yanlışlık anı yapmak, öznelliği silmek... gösteri toplumunun söylemini oluşturur. Bu umutsuzluk kitabı, hapishane halindeki bir dünyada yaşadığımızı gözler önüne serer. Antikçağdan günümüze, zaman kavramından mekân kavramına, şehircilikten turizme ve kültürel tüketim soytarılığına kadar her alana uzanan Gösteri Toplumu'nun labirentleri arasındaki yolculuk kitabın ortalarında giderek dehşete dönüşür: Çıkış yoktur! Debord karamsardır! Karamsarlığın doruğunda yaşayan tüm devrimciler gibi gerçekçidir de... Hakikati söyler.
(Tanıtım Bülteninden)
İndirmek İçin Logoya Tıklayınız

Author Name

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/FymUrEaf4VRt8qa37E5vOFjGq7rw0baT5ScQ7nwsZ7F1nMsihsXMJ-ECCaNgexvSUbcSY44G8IikGvIN11CTzgVt5G5RX49Wod48BJ1Ip44Xxwhr2t7et1d7jFjNaw1nyI25q9LLS8R7qiefMIQzr5wd02oNh7ki7pALRS_Y003Cm0E5cHu755RtLpH7nZZ6qTWX96FWc3d_Q21qShkKCdjNSsiXgMMOAJlY3Z5W-cI1uecrJrWL0j3SVXP0u4d0fu1_xq6eRQZGyfy2iSJ8Ezr6eJ9Q0py4y-ZMSCCJma9v9rk35pvY-nKQoMq95SI9C3hdRGK_uC3hDIVyAUrpvJfRFZSrKDMeSta6lC03mk12zmjygBVkf8h37zS0j_Cax4_zQekjcWoRvC-dMsNRtdLetCKwUAayhovBiIXenrcPCa9GM-Gw6CNkl-c3DhwCpCkvOcvavfQHS1HLD0yGsNfWJ03NXfi6WAWQg3Kc0ReJWWtdy0lRn4QUQ9obz-rfqBMegiqA_V6JT6d_n_tGATRZkcV5lr-T_CTQuY3Nv_e4la-l0KE7t6snoJui35gO33yCReas0YnaznkHcqFrYhP0mhUXYYwtIGfw4ybiXAT1eW6Nu95XVS411caUXY6OUa-512tP3V5HNzNs7_FjAdqr0pNDGIX6=w146-h118-no} {facebook#https://kitapazzi.blogspot.com.tr/} {twitter#https://twitter.com/Kitapazzi} {google#Yhttps://plus.google.com/u/0/104699689942249315316}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.