Articles by "Roman"

Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kör Suikastçi - Margaret Atwood

Kör Suikastçi - Margaret Atwood

İntihar, aşk, ölüm, ihanet sarmalında bir ailenin çöküş destanı

"Aşk bir suçtur, ama olmaması daha büyük bir suçtur."

İki dünya savaşı arasında, babaları düğme fabrikası sahibi olan ve büyüme yıllarını annesiz geçiren iki kız kardeş… Iris, krizin bedelini ailesi adına ödeyip zengin Richard Griffen’le evlenecek, Laura ise arkasında acılı bir sırrı ve kör bir suikastçı tarafından ele geçirilen şehrin hikâyesini anlattığı distopik romanı Kör Suikastçı’yı bırakarak intihar edecektir. 

Paranın, refahın ve sonsuz sanılan aile mutluluğunun çattığı çatılar, yüzyılı sarsan savaşların ve iki kız kardeşin tavan arasına sakladığı sosyalist eylemcinin rüzgârıyla yerle bir olmuş, yıkıntılardan geriye iki kadının parçalanmış, gerçekleşmemiş, sırlarla dolu hayatları kalmıştır.

Atwood’un roman içinde roman tekniğiyle anlattığı Booker Ödüllü aile öyküsü, insan trajedisinin bugün ve gelecekteki yüzünü yansıtan eşsiz bir yapıt. 
  • Kitap Adı: Kör Suikastçi
  • Yazar Adı: Margaret Atwood
  • Çevirmen: Canan Sılay
  • Yayınevi: Doğan Kitap

Kör Suikastçi - Margaret Atwood

 Kör Suikastçi - Margaret Atwood
Kör Suikastçi - Margaret Atwood
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Van Gogh Komplosu - J. Madison Davis

Van Gogh Komplosu - J. Madison Davis

Van Gogh'un Chicago'daki bir evin çatı katında, daha önce hiç bilinmeyen yeni bir tablosunun ortaya çıkması, sanat dünyasını altüst etmişti. Mossad ajanı Esther Goren ise, babasının geçmişini araştırmak için geldiği Chicago'da bir anda kendini olayların içinde buldu. Tablolar İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından çalınmıştı; şimdi ise gerçek sahipleri aranıyordu. Nazi savaş suçluları ile tabloların gerçek sahipleri arasındaki bu ölümcül kovalamaca, Amerika'da başlayıp Avrupa'da devam ediyor ve o güne kadar bilinmeyen şaşırtıcı gerçeklerin ortaya çıkmasına neden oluyordu. Polisiye gerilimin sayılı örneklerinden olan "Van Gogh Komplosu"nda tabloların gerçekliğini ortaya çıkartmak için ilginç bilimsel araştırmalar yapılıyor...
  • Kitap Adı: Van Gogh Komplosu
  • Yazar Adı: J. Madison Davis
  • Çevirmen: Bilge KURU EREN
  • Yayınevi: Marka Yayınları

Van Gogh Komplosu - J. Madison Davis

MAÇ GÜNÜNDE CİNAYET

Esther Gören babası ile ilgili hiçbir şey hatırlamıyordu. Onun ne bir fotoğrafını ne de ona ait bir eşyayı görmüştü. Hiçbir şey yoktu. Annesi Rosa için Samuel Meyer bir sperm donö-rü bile sayılmazdı. O bir kazaydı. Karısını ve bebeğini doğumdan hemen sonra terk eden ve affedilmeyi asla hak etmeyen bir adam. Babasından söz edildiği zaman Esther dudaklarını büzüştürür, dişlerini sıkardı. Bu ismi anmak o kadar zordu ki Rosa’nın bu konudaki her teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanırdı. Onun adını hiçbir zaman ağzma almadı. Ondan hiçbir zaman ‘Esther’in babası’ veya ‘eski kocam’ diye bahsetmedi. Rosa’nın haşince söylediği gibi:

“O sadece ‘Domuz’ idi. Her zaman Domuz. Domuz’un gittiği yıl bir ayakkabı mağazasında çalışmaya başladım. Domuz güçlüydü, sen de bu yüzden güçlüsün. Domuz’dan on kat daha zekisin ve ayak tırnağın bile çok daha karakter sahibidir. Yeter, sorma artık, Domuz beni sevmiyordu, bu yüzden seni de sevmiş olamaz, bunu böyle kabul et. Kimin ona ihtiyacı var ki?”
 Van Gogh Komplosu - J. Madison Davis
Van Gogh Komplosu - J. Madison Davis
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Balık - Laura S. Matthews

Balık - Laura S. Matthews

Savaşı, küçük bir çocuğSavaşı, küçük bir çocuğun gözünden anlatan, umut dolu bir roman!

"Kaplan"ın, yardım gönüllüsü olarak çalışan anne ve babasıyla birlikte yaşadığı yabancı köy her geçen gün yaklaşan savaştan giderek daha çok etkilenmektedir. Günün birinde herkes gibi onlar da köyü terk etmek zorunda kalırlar. Son anda Kaplan, çamurlu bir su birikintisinde yaşam savaşı veren küçük balığı fark eder. Ne yapıp edip onu da yanında götürecektir. Sınıra kadar onlara eşlik edecek Rehber'le eşeği, anne, baba, Kaplan ve Balık'tan oluşan küçük kafile yola çıkarlar. Önlerinde, savaşın korkunç gölgesi altında, hiç düşünmedikleri tehlikelerle dolu, uzun ve zorlu bir yolculuk vardır…

2005 Amerikan Kütüphaneler Birliği (ALA) "Dikkate Değer Çocuk Kitabı"
2004 Publisher's Weekly Yılın En İyi Çocuk Kitabı (ABD)
2002 Fidler Ödülü (İngiltere) 

İngiliz yazar Laura S. Matthews'un, insanoğlunun yarattığı en büyük felaket olan savaşı, küçük bir çocuğun gözüyle yansıttığı romanı İngiltere'de Fidler Ödülü'ne layık görülürken, ABD'de de Amerikan Kütüphaneler Birliği'nin (ALA) Dikkate "Değer Çocuk Kitabı" ödülünü kazandı. Çocuğun, yaşatmaya çalıştığı minik Balık'la umuda yaptığı yolculuğu sımsıcak bir dille anlatan kitap, dünyayı karartan en acımasız gerçeklerden biri olan savaşa çocukların yalın algılama gücüyle yaklaşıyor.
  • Kitap Adı: Balık
  • Yazar Adı: Laura S. Matthews
  • Çevirmen: Mine Kazmaoğlu
  • Yayıonevi: Günışığı Kitaplığı

Balık - Laura S. Matthews

Ben yine de bir şeyler aşırıp köydeki arkadaşlarımla paylaşıyordum. Çoğunun anası babası yoktu artık; öteki köylerdeki savaşta ölmüşlerdi çünkü. Çocuklar, güvenli olduğu için bizim köyümüze gelmişlerdi. Bazılarının yanlarında kalabilecekleri bir teyzesi ya da amcası vardı. Pek çok kadın da kocasını kaybetmişti ve bunların bazısı geriye kalan çocuklara annelik ediyordu. Herhalde kulağa kötü geliyordur -artık daha büyüdüğüm için anlayabiliyorum- ama gerçek şu ki, o zamanlar bütün bunlar bana normal görünüyordu ve pek üstünde düşündüğüm de yoktu; çünkü orada öyle büyümüştüm.

Çocukların çoğu bütün çocuklar gibi oyunlar oynayıp yaramazlık ederdi. Kimileriyse korku dolu, kocaman gözlerle hep kapı eşiklerinde dikilir, hiç konuşmazdı. Oynayan çocuklar bazen onları da oyuna katılmaya davet ederler, ama kıpırdamadıklarını görünce, sıkıcı buldukları bu çocukları görmezden gelirlerdi. Bazı oyunlarda fazladan birine ihtiyaç duyulduğunda bu durum sinir bozucuydu

tabii. Anneme onların derdini sorduğumda, ya başlarına korkunç bir şey geldiğini ya da çok korkunç bir olaya tanık olduklarını söylemişti. Bir kâbus gibi, demişti, bilirsin, bir kâbustan uyandığında hemen tekrar uykuya dalamaz insan. Onlar bu duyguya saplanıp kalmışlar.

 Balık - Laura S. Matthews

Balık - Laura S. Matthews Ekitap İndir

[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Tom Clancy - Kızıl Ekim

Tom Clancy - Kızıl Ekim

Son derece güzel bir casusluk romanı. Albay Ramius, Sovyetler Birliği'nin en iyi denizaltı komutanlarından biridir ancak karısına yapılanlardan ötürü sistemden nefret etmektedir. En son olarak son teknoloji ürünü Kızıl Ekim adlı denizaltının yönetimi kendisine verilir. Ancak Ramius'un niyeti ABD'ye iltica etmektir. Bunun için oldukça karmaşık bir plan hazırlar. CIA adına değerlendirmeler yapan ajan Jack Ryan eline geçen bir belgeden dolayı bu işin içine girer. Olay bir anda bütün dünyayı sarar. Sovyetlerin büyük bir filosu ABD sularına yaklaşmıştır. Amaçları Kızıl Ekim'i yok etmektir. ABD de incelemek için gemiyi kurtarmak niyetindedir. Acaba Ramius bir gemi dolusu adamı kandırıp subay arkadaşları ile beraber iltica etmeyi başarabilecek midir? Hangi ülke bu soğuk savaş gerginliğini kazanacaktır? Soluksuz okunan bir roman.
  • Orijinal adı:The Hunt for Red October
  • Kitap Adı: Kızıl Ekim
  • Yazar Adı: Tom Clancy
  • Çevirmen: Tezer Ülküatam 
  • Yayınevi: Altın Kitaplar

Kitaptan Alıntı

Tom Clancy - Kızıl Ekim
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

John Steinbeck - Cennetin Doğuşu

John Steinbeck - Cennetin Doğuşu

Nobel Ödüllü yazar John Steinbeck derinlikli olay örgüsü ve her biri tanıdık özellikler barındıran büyüleyici karakterleriyle Cennetin Doğusu’nda, insanlık tarihinin Âdem’den bu yana en eski ve vazgeçilmez anlatısına, yani iyilik ve kötülüğün bitmek bilmez çekişmesine ve aralarındaki karmaşık ilişkiye modern bir yorum getiriyor.
Geçtiğimiz yüzyıl başında Amerika’da ayakta kalma mücadelesi veren iki ailenin yollarını cennetvari topraklarda, Salinas Vadisi’nde kesiştiren Steinbeck, kötülüğün bir yazgı mı yoksa iyiliğe ulaşmak için özgür iradeye başvurularak aşılması gereken bir basamak mı olduğunu kutsal kitapların mitolojilerine göndermeler ve zengin metaforlarla, kuşaklara yayarak irdeliyor. 
Habil ile Kabil, çiftçi ve çoban, çılgınlık ve bilgelik, erdemlilik ve ahlaksızlık, kardeşlik ve haset, insan ve insan, “Bugüne kadar yazdıklarım, bu kitap için bir hazırlık niteliğindeydi” diyen Steinbeck’in görkemli anlatısında çarpışıyor.

Kitaptan Alıntı

PASCAL COVICI

Sevgili Pat,

Bir tahta yontuyordum, üstüne geldin, “Neden bana da yapmıyorsun?” dedin.

Ne istediğini sordum sana, “Bir kutu,” dedin sen.

“Ne kutusu?”

“İçine bir şeyler koymak için.”

“Ne gibi bir şeyler?”

“Neyin varsa,” dedin sen.

İşte istediğin kutu. Neyim varsa, hemen hepsi içinde, ama yine de dolmadı. Acı ve heyecan var içinde, iyi ve kötü duygular, karanlık ve aydınlık düşünceler... umut etmenin tadı ve umutsuzluk... yaratmanın o anlatılmaz sevinci var.

Hepsinin üstünde de sana olan minnettarlığım ve sevgim var.

Ama kutu yine de dolmadı...
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Kolektif - Adalet - 26 Yazardan Tek Bir Hikaye

Kolektif - Adalet - 26 Yazardan Tek Bir Hikaye

Sen Uyuyabilirsin ama Vicdanın Asla

Aslında hiçbir zaman unutmuyorsunuz, sadece yaralarınızın üzerini bir doku kaplıyor ve hayatınıza devam ediyorsunuz…

"Kurguyu incelikle işleyen, gerilim unsurlarını ustalıkla kullanan ve yaşam ile ölüm arasındaki geçişi en iyi şekilde yansıtan yirmi altı usta söz sarrafının yetenekleriyle bezenmiş bir romanın tadına varacaksınız."
DAVID BALDACCI

YORUMLAR
"Yirmi altı şahane yazar, iyi bir amaç ve karşı konulmaz bir polisiye."
The New York Times

"Bu yenilikçi hikâye anlatma biçiminde, yirmi altı çoksatan yazarın her biri kendilerine özgü anlatım biçimleriyle hikâyenin bir bölümüne hayat veriyor ve gerilimi tırmandırıp insanı şoke eden, çarpıcı bir finale imza atıyorlar."
The Washington Post

"Muhteşem! Eğer şaşırtmacalı ve usta polisiye romanlarından hoşlanıyorsanız, bu kitabı mutlaka okumalısınız."
Booklist

"Adalet, yalnızca bugünün en iyi yazarlarının ortaya çıkarabileceği nefes kesen ve son derece sürükleyici bir kitap."
Publishers W
eekly

Yirmi altı usta yazardan tek bir hikâye…
Jeff Abbott - Lori Armstrong - Sandra Brown - Thomas Cook - Jeffery Deaver - Diana Gabaldon - Tess Gerritsen
Andrew F. Gulli - Peter James - J.A. Jance -Faye Kellerman - Raymond Khoury - John Lescroart - Jeff Lindsay - Gayle Lynds - Phillip Margolin - Alexander Mccall Smith - Michael Palmer - T. Jefferson Parker - Matthew Pearl - Kathy Reichs - Marcus Sakey
Jonathan Santlofer - Lisa Scottoliner - L. Stine - Marcia Talley

Kitaptan Alıntı

DAVID BALDACCI

Okurlar, alışılagelmiş polisiye hikâyelerinde, yalnızca bir yazann yeteneklerinden ve hayal gücünden büyülenirler, ancak kanunsuz bir suçu konu alan bu romanda kurguyu incelikle işleyen, gerilim unsurlarını ustalıkla kullanan ve yaşamla ölüm arasındaki geçişi en iyi şekilde yansıtan yirmi altı usta söz sarrafının yetenekleriyle bezenmiş bir hikâyenin tadına varacaklar. Aslında bu çok nadir rastlanan bir durum, çünkü gerilim yazarları işleri söz konusu olduğunda herkesin bildiği gibi birer münzevi ve paranoyak haline gelerek pek de dostça olmayan bir tavır takınabilirler. Romanlarına ilişkin son sözü söylemeyi severler, fakat bu kadar mutlak bir güç nadiren elde edilse de sarhoş edicidir; özellikle de hikâyelerini Hollywood’a satmışlarsa, güçlerinin sıfırın altına düştüğünü fark ederler. Ne var ki hikâye dünyasının dışında ve ellerinde bir kadeh içki olduğunda ilginç ve eğlenceli insanlardır.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

J. G. Sandom - Tanrı Makinesi

J. G. Sandom - Tanrı Makinesi

Kilise onun varlığını ısrarla reddetti. Yalandı. Onun sadece bir mason efsanesi olduğunu söylediler. Değildi. İki bin yıllık bir sırdı. Açığa çıktı.

Öylesine Dehşet Verici Bir Sırdı Ki Kilise Onun Sadece Bir Efsane Olduğunu İddia Ederek Üstünü Örtmeye Çalıştı. Artık Hiçbir Şey Onun Ortaya Çıkmasına Engel Olamayacak...

Benjamin Franklin’in şifreli günlüğü. Gizli bir harita. Efsanevi bir İncil. Eski çağlardan bugüne uzanan ve Hıristiyanlığı temelinden yok edecek kadar güçlü bir muammanın ilk parçaları.

Joseph Koster on beş yıl önce kilisenin en gizli sırlarından birini açığa çıkarmıştır… ve ölümden son anda kurtulmuştur. Fakat, bazı hazineler direnilemeyecek kadar çekicidir. Koster bu yeni bulmacanın parçalarını bir araya getirdikçe bir hazineden çok daha hayret verici ve kesinlikle çok daha ölümcül bir şey keşfedecektir.

Şifre çözmeye meraklı Koster, güzel mühendis Savita Sajan’la birlikte, varlığını saklamak için her şeyi yapmayı ve herkesi öldürmeyi göze alanların eline geçmeden önce Franklin’in günlüğünün şifrelerini çözmek için amansız bir yarışa girecektir. Ancak gizli tarikatların, kadim entrikaların ve mason bilmecelerinin olduğu bir dünyada, ödülün yerini bulmak işin bir yanıysa hayatta kalabilmek de diğer yanıdır. Çünkü Koster ve Sajan’ın öğrenmek üzere oldukları gibi, cennetin kapısını açacak anahtar aynı zamanda cehennemin kapılarını da ardına kadar açacaktır.

*Tanrı Makinesi gerilim yüklü, soluksuz okunacak ve akıllara durgunluk veren bir kitap. Tüm gece uyanık kalıp sayfaları parmaklarınızın gücü yettiğince hızlı çevirmeye hazır olun.*

- Caroline Thompson

*Sandom’ın gizemli İnciller, kadim sırlar, talihsiz aşıklar ve mason bilmeceleriyle, komplo, entrika ve tehlikeyle yarattığı bu hikâye, kitabın son sayfasına kadar ateşin sönmesine bir kez bile izin vermiyor.*

- BookPage

Kitaptan Alıntı

Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Mitka Grıbçeva - Seni Halk Adına Ölüme Mahkum Ediyorum

Mitka Grıbçeva - Seni Halk Adına Ölüme Mahkum Ediyorum

Nazi Ordusunun zulmünün doruğa ulaştığı 1940'lı yıllar. Halk günlük gereksinimlerini bile karşılayamaz bir durumda. Büyük bir acı ve önlenemez bir yoksulluk yaşanıyor. Tüm kötü koşullara ve olanaksızlıklara karşın, halk, kadını erkeği, genci yaşlısıyla direniyor. Faşizme karşı direnenler Vatan Cephesi'nde birleşerek, faşizmin en karanlık günlerinde özgürlük için umut ışığı oluşturuyor. Bu roman o unutulmaz isimsiz kahramanların, direnişinin unutulmaz öyküsüdür. Romanın yazarı Mitka Grıbçeva da direnen partizanlardan biri. Artık onun adı adı Ognyana'dır. Onun ve arkadaşlarının bu mücadelesi, faşizmin kesin yenilgisine dek sürer.

Kitaptan Alıntı

Birinci Bölüm


Çok yıllar geçti o zamandan beri, ama çocuklar: "Anne, bize çocukluk günlerinden birşeyler anlat," dediler mi gözümün önünden sinema şeridi gibi, iyi ve kötü türlü anılar geçer.

1916 yılında doğdum. Köyde küçük, viran bir evde oturuyorduk. Kulübeye benziyordu evimiz, ancak bir metre kadar yüksekliği vardı yerden. Saklambaç oynarken çok kez evin üstüne çıkar, bacanın ardına saklanırdık. Bir iki kiremit de kırdık mı, annem adamakıllı pataklardı bizi, çünkü ekmeğimizden kesmek gerekiyordu onarımı için.

Beş çocuktuk, dördü oğlan biri kız. Hepimiz hasır döşeli geniş bir sedirde, bir örtü altında yatardık, iki kaba kilimimiz vardı, birini altımıza döşer, diğerini de örtünürdük.

Odanın yarısını kaplıyordu sedir. Geri kalan toprak sıvalı döşemede birkaç alaca testi ile anneme düğününde sağdıcının hediye ettiği iki bakraç vardı dizili. Yılların kararttığı alçak bir sini, üç ayaklı birkaç iskemle ve köşede bir de sandık; işte bunlardan ibaretti bütün ev eşyamız.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

George Orwell - Ümit Çiçeği

George Orwell - Ümit Çiçeği

Olgunlaşma çağında bir genç, hayatta nelerle karşılaşır? Niçin komünist, faşist, kapitalist veya antikapitalist olur?

Çağımızın en ünlü yazarlarından biri olan George orwell, siyasi inançların çok defa hissi meselelerin bir sonucu olduğunu en iyi bilenlerden biridir.

George Orwell, bu romanında, sosyalist düşüncelere sahip bir gencin «Para -Tanrısı» adını verdiği şeyden nefret edişini ve bu nefreti yüzünden sefil bir hayatı seçişini, sonunda «aşk» a mağlûp oluşunu anlatır. Derin bir sezgi gücü, akıcı üslûbu ve eşsiz mizah kabiliyeti ile, olgunlaşma yolundaki bir gencin ibretli macerasını dile getirir.

Kitaptan Alıntı

Saat ondört-otuzu çaldı. Bay McKechnie’nin kitabevindeki küçük yazıhanede oturmakta olan Gordon, uyuşuk bir hareketle masaya doğru uzandı; sigara paketiyle oynamaya başladı. Gordon Comstock, Comstock Ailesinin son ferdiydi ve henüz yirmidokuz yaşında olmasına rağmen oldukça yıpranmıştı.

Daha uzaktan, caddenin karşı tarafından bir yerlerden gelen başka bir saat sesi duyuluyordu şimdi. Gordon güçlükle doğruldu ve sigara paketini iç cebine soktu. Dört tane kalmıştı pakette; canı çok istemesine rağmen şimdilik içmemesi gerekiyordu. Ancak iki gün sonra para alabilecekti. O gece ve ertesi gün sigarasız kalmak istemiyordu.

Bu kadarcık sigara ile nasıl idare edebileceğinin sıkıntısı içinde kalktı, kapıya doğru yürüdü. Ufaktefek, ince yapılı bir adamdı; endişeli bir görünüşe sahipti. Ceketinin sağ kolu, dirsek yerinden yıpranmıştı ve bir düğmesi de eksikti. Yer yer lekeli, boru gibi bir pantolon giymişti. Ayakkaplarının tamire muhtaç olduğu ise hemen göze çarpıyordu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Aimee Bender - Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü

Aimee Bender - Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü

Bir gün, mutsuzluğu, acıları ve arzuları, en derindeki sırları görme yeteneğin olduğunu keşfetseydin...
Bir gün, sana gülümseyen yüzlerin ardını görüp sana en yakın kişinin yüreğinde kilitlediği kapıları aralasaydın, ne yapardın?..
Büyümenin eşiğindeki Rose için hayat, bir sabah geri dönülmezcesine değişir. Zira annesinin yaptığı limonlu pastadan aldığı bir lokmayla, sadece yemeği değil, onu pişiren kişinin duygularını da tatmakta olduğunu anlar... 
Olağanüstü yeteneği, aynı zamanda derin bir kaygı ve hüznü de beraberinde getirir; çünkü her zaman neşeli, güler yüzlü ve sevecen biri olarak bildiği annesi, kalbinde sarsıcı bir gerçek saklamakta, ailesinden ayrı ikinci bir hayat yaşamaktadır... Çok geçmeden babası ve ağabeyinin de çok özel yetenekleri olduğunu anlar. Her üçü için de bu yetenek, kimi zaman bir mucizeye kimi zaman da yakalarını kurtaramadıkları bir illete dönüşecektir.
Hemen her ailenin üstünü örttüğü gerçekleri, duyarlı ve yetenekli bir genç kızın büyüme öyküsü eşliğinde anlatan acı, tatlı ama her sayfası büyülü bir şehir masalı... 

"Kitap o kadar güzel ki, tadını daha iyi alabilmek için bitirir bitirmez tekrar okumaya başladım."
Jodı Pıcoult
İndirmek İçin Logoya Tıklayınız

Claire Mcfall - Yol Gösteren

Claire Mcfall - Yol Gösteren

Babasını görmeye giden lise öğrencisi Dylan, bindiği trenin kaza yapması sonucunda hayatını kaybeder ve kendini ölenlerin gittiği Boş Topraklar'da bulur. Havanın ve manzaranın, ölmüş kişinin o an hissettiklerine bağlı olarak durmadan değiştiği, kötü ruhların kol gezdiği bu tekinsiz yerde, herkese yolculuğunun son durağına kadar eşlik etmekle görevli bir "yol gösteren" vardır. Dylan'ın yol göstereni ise gizemli ve yakışıklı Tristan'dır. Yolculukları boyunca Dylan ve Tristan beraber daha fazla zaman geçirip birbirlerini daha iyi tanıdıkça, zoraki ve geçici bir yol arkadaşlığından ibaret olan ilişkileri başka bir yön almaya başlayacaktır. 

Yol Gösteren, hiç beklenmedik bir yerde ve zamanda, hiç umulmadık birinin kılığında çıkagelen ve ölüme meydan okuyan bir aşkın öyküsü. Her sayfası nefes nefese okunan, uzun süre akıllardan çıkmayacak bir roman.

Kitptan Alıntı

Tepenin yamacında oturup bekledi.

Bir gün daha, bir iş daha. Önünde uzanan paslı raylar, tünelin derinliklerinde kayboluyordu. Gökyüzü bulutluydu; havanın iç karartan griliğinde ışık, tünelin kemerli taş girişinden öteye zor geçiyordu. Gözlerini girişten ayırmadı. Bir şey bekliyor gibiydi ama bezgin görünüyordu.

En ufak bir heyecan yoktu içinde. Merakını uzun zaman önce yitirmişti. Artık önemli olan tek şey görevi tamamlamaktı. Soğuk ve ruhsuz gözleri, donuk bakıyordu.

Rüzgâr çıkmıştı ama o, üzerine doğru esen buz gibi soğuğu hissetmedi. Dikkati tek bir yerde toplanmıştı.

Artık an meselesiydi.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Jacqueline Monsigny - Floris 1

Jacqueline Monsigny - Floris 1

BİR

Vilnöv - Karamey Kontesi Maksimilyen, (dostlan ona Mili derlerdi) orman kenarında köpeği Neron ile dolaşıyordu. Birden ormanın kuytularından, imdat sesleri duydu. Genç kadın önce şaşırıp endişelendi. Sonra köpeğiyle birlikte ağaçların arasına daldı.

1717 yılının Mayıs ayında, bir öğle sonrasıydı. Kontes Mili, her zamanki gibi bir köylü kadını kıyafeti içinde, Senlis dolaylarında geziyordu. Sade tavırlarından Kral Naib’i, Filip d’Orlean’m yakın dostlarından birinin karısı olduğu hiç anlaşılmıyordu.

Uzun, kumral saçları, menekşe rengi gözleriyle çok güzel bir kadındı. Kendi isteğiyle başkentten ayrılmış, Mortfonten’deki harikulâde güzel şatosuna çekilerek orada yaşamağa başlamıştı.

önceleri zarif karısına âşık olan Kont Amede Vilnöv - Karamey, aradan kısa bir süre geçtikten sonra, genç kadın oğulları Adrien’e hamileyken onu ihmal etmeğe başlamıştı. Kral Saray’ında geçirdiği çılgınca geceleri karısına tercih ediyordu.

Mili, konta karşı bir vakitler içinde herhangi bir his

beslemişse bile bu duygu çabucak kaderine boyun eğmekten ileri gelen bir kayıtsızlığa dönüşmüştü. Yirmi iki yaşındaki genç kadın artık hayatının bitmiş olduğunu düşünüyordu. Tabiî Adrien vardı, ama o henüz iki yaşında bir bebekti ve genç kadın ona hiç bir derdini açamazdı. Bu yüzden yalnızlık ona ağır geliyordu.

Kitaptan Alıntı

Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Jenny Han - Sensiz Yaz Olmaz

Jenny Han - Sensiz Yaz Olmaz

Güzellik bazı yazların kaderinde var.

BİRİNE İLK AŞKIMI VERDİM. DİĞERİNE İLK ÖPÜCÜĞÜMÜ. ÜÇÜMÜZÜ AYIRMAYA BİR MEVSİMDEN FAZLASI GEREK.

Belly, yaza kadar günleri sayar, Cousins Sahili’ne gidip Conrad ve Jeremiah ile buluşacağı günleri iple çekerdi. Bu yıl hariç. Çünkü bir zamanlar iyi ve doğru olan ne varsa artık altüst oldu. Belly yazın gelmesini hiç istemiyor. Ancak Jeremiah arayıp Conrad’ın ortadan kaybolduğunu söylediğinde, Belly, işleri bir kez daha yoluna koyması gerektiğini anlıyor. Ve bunun tek yolu hep birlikte yazlığa gitmeleri; eskisi gibi. Çünkü bu yaz gerçekten de son yaz olacaksa, başladığı yerde bitmeli. Cousins Sahili’nde...

JENNY HAN, Richmond, Virginia’da doğdu ve University of North Carolina’da yaratıcı yazarlık okudu. New York’ta yaşıyor. Yazarla ilgili ayrıntılı bilgiye yazarın kişisel web sitesi adresinden ulaşabilirsiniz.

Kitaptan Alıntı

Conrad, Jeremiah ve Steven tüm sabahtır sörf yapıyorlardı. Bir gece önce bir fırtına olmuştu. Eve önce Conrad ile Jeremiah geldiler. Onları görmeden önce seslerini duydum. Merdivenlerden çıkarken, şiddetli bir dalganın Stevenin şortunu indirmesine kahkahalarla gülüyorlardı. Conrad bana doğru yürüyüp terden ıslanmış dergiyi yüzümden çekti ve sırıttı. “Yanağında kelimeler var,” dedi.

Gözlerimi kısarak ona baktım. “Ne yazıyor?”

Conrad yanıma çömelerek “Anlaşılmıyor, bir bakayım,” dedi. Ardından o ciddi Conrad ifadesiyle gözlerini yüzüme dikti. Eğilip beni öperken, dudakları okyanustan dolayı soğuk ve tuzluydu.

O esnada Jeremiah, “Sizin bir oda tutmanız lazım,” dedi ama şaka yaptığını biliyordum. Arkadan gelirken bana göz kırptı ve Conrad’ı havaya kaldırıp havuza fırlattı.

Jeremiah da havuza atlarken, “Haydi gel Belly!” diye seslendi.

Elbette ben de atladım. Su iyi gelmişti. İyiden de iyiydi. Cousins, her zamanki gibi, olmak istediğim tek yerdi.

“Hey? Dediğim tek bir şeyi duydun mu?”
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Robert Ludlum - Halidonlarin Büyüsü

Robert Ludlum - Halidonlarin Büyüsü

Robert Ludlum'un Jonathan Ryder takma adı ile yazdığı bu eser macera dozu yüksek bir eser. Çok oturaklı, dilinin sade olması ise sizi içine çekiyor. 
Olayların Jamaika'da geçiyor olması da ayrı bir hava katmış romana. Entrikalar, maceralar daha neler neler. 

Kitaptan Alıntı

Port Antonio Londra Port Antonio, Jamaika Karayip denizinin masmavi sularından yükselen beyaz damlacıklar mercan kayalıklarına vurup bir an havada asılı gibi kalıyor, sonra mercanların binlerce girinti çıkıntısına yayılıp tekrar kaynağına dönerek okyanusla birleşiyordu.

Timothy Durrell mercanlara doğru uzanan yüzme havuzunun köşesine yürüyüp suyla kaya arasındaki savaşı izlemeye koyuldu.

Jamaikanın kuzeyindeki bu bölge insanoğluyla doğanın uzlaşmasını gösterir gibiydi. Üç tarafı mercanla çevrili bir tepenin üzerine inşa edilmişti Trident Vidalan adındaki konuk evleri.

Her biri ötekinden uzakta, birbiriyle ilişkisi yokmuş gibi görünüyordu.

Tatil köyünün tümü yakındaki Port Antonio kentinden ayrılmış gibiydi.

Trident Villalarının Ingiliz yöneticisi Durell, Londra Otel Yönetimi Kolejinden mezundu ve isminin önüne sıralanan sözcükler, genç görünümünün yalanladığı bilgi ve deneyim düzeyini gösteriyordu. Ne kadar iyi bir yönetici olduğunu, beklenmedik olaylarla karşılaşmaya hazır bulunduğunu ve işleri büyük bir özenle yürüttüğünü patronları da çok iyi biliyordu.  Şu anda beklenmedik bir durumla karşı karşıyaydı ve sıkıntı içindeydi.

Aslında sözkonusu durum matematiksel açıdan olanaksızdı ya da olanaksız değilse bile, gerçekleşme olasılığı son derece düşüktü.

Hiçbir anlamı yok gibiydi.

Bay Durell? Kendisine seslenen Jamaikalı sekreteri, koyu renk teni ve üz hatlarıyla Afrika ile İngiliz imparatorluğunun çok eskHerden beri süregelen koalisyonunu sergiler gibiydi.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" Kitabı indirmek için logoya tıklayınız. icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Jenny McLachlan - Gizemli Mektuplar

Jenny McLachlan - Gizemli Mektuplar

Sır dolu mektuplar, ilk öpücükler ve aklını başından alan bir aşk!

Kime ve ne zaman âşık olacağından emin değilim. Şu anda bana ve babana âşıksın ve güvenilir ellerdesin. Yazdıklarımı okuyunca her şey mantıklı geliyor ama Rich, onu öpmezsem bana artık çikolata vermeyeceğini söylediğinde veya Carlo ile Eleanor’u el ele tutuşurken gördüğümde ne yapacağımı şaşırmıştım. Âşık olduğunda sen de böyle hissedersen panikleme ve olduğun yerde dur ve düşün. Tıpkı Londra metrosunda kaybolursan yapacağın gibi.

Kitaptan Alıntı

Daha Sonra...

Vay canına... Okul yedi dakika önce başladı ve ben burada oturmuş Lego oynuyorum. Mısır gevreklerini ağzıma atıp ılık sütten de hızlıca içerek doğum günü hediyelerimden geriye kalanları bırakıyorum. Gerçekten de okula koşmak zorundayım. En azından yepyeni Puma ayakkabılarımı test edebilirim... Yanları altın çizgili olanlar!

Yoldan aşağı âdeta uçuyor ve ara ara yeniden moda olan ayakkabıma hayranlıkla bakarak Günışığı Huzurevi'nin önünden, kestirmeden gidiyorum.

Yaşlı bir kadın mutfak camından, “Çimlere basma!” diye bağırıyor. Gülümseyip el sallıyorum, sonra otoparkın içinden koşarak geçerken bir yavru martı sürüsü çığlıklarla göğe doğru kanatlanıyor.

Görsel sanatlar bloğunun duvarına tırmanarak, duvarın üstünde bir an için durmayı başarıyorum ama sonra dengemi yitirip diğer tarafa düşüyorum. Son anda yuvarlanabildiğim için yaralanmaktan kurtuluyorum ve içtiğim sütten pişman olmuş bir şekilde sırt üstü yatıp nefesimi düzenlemeye çalışıyorum.

"Betty Plum, derhal açıklama bekliyorum!"

Tüh! Bu sesi tanıyorum.

Bir yandan ayağa kalkarken, en tatlı hâlimle, "Merhaba Bayan Pollard." diyorum. Okul müdürüm nefesini tutuyor ve beyaz elleriyle dosyasını sıkıca kavrıyor. Her zamanki gibi onu öfkelendirdim ve nedense yine kendini tutuyor. Ve tam o anda yalnız olmadığını fark ediyorum. Yanında, çite yaslanmış, gökyüzüne bakmakta olan bir oğlan var.

Ya da en azından ben onun bir oğlan olduğunu sanıyorum. Gerçek olamayacak kadar muhteşem görünüyor. Sanki oyun bahçemize bir film yıldızı düşmüş gibi. Kalbim yerinden çıkacak gibi oluyor ve kızarıyorum. Normalde ben hiç kızarmam ve tost makinasından elektrik çarptığı gün dışında kalbimin böyle çarptığını hiç hatırlamıyorum.
Ekitap indirmek için logoya tıklayını
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Ruth Rendell - Astanın Günlüğü

Ruth Rendell - Astanın Günlüğü

Yıl 1905. Asta, kocası Rasmus ve iki küçük oğluyla birlikte, Danimarka'dan Doğu Londra'ya göç eder. Rasmus uzun süreli iş yolculuklarına çıkınca, Asta yalnızlığını giderebilmek için günlük tutmaya başlar. Yetmiş yıl sonra yayımlanan bu günlükler, basit birer anı defteri olmaktan öteye geçer: faili belirsiz bir cinayeti çözer, kayıp bir çocuğun başına gelenleri aydınlatır. Yaklaşık bir yüzyıl önce yaşanan ve gömülen sırları açığa çıkarma görevi, Asta'nın torunu Ann'a düşer.

Kitaptan Alıntı

Bu sabah dısarı çıktığımda, komşularımızdan biri bana

-Kopenhag sokaklarında kutup ayısı var mı? diye sordu. Sokaktan geçenleri yakalayıp dedikodu yapabilmek için bütün gün bahçe kapısının arkasında bekleyen kadın, Ingiliz olmadığım, iyi İngilizce konusamadığım ve bazı sözcükleri söylemekte zorlandığım için hem yabanî hem de yarı kaçık olduğumu düsünmüs olmalı.

Buradakilerin çoğu bizi böyle görüyor. Burada yabancı bizi yabancı sayıyorlar bulunmadığından değil, çevrede Avrupanın her kösesinden gelmis insan var, ama hiçbirimizi sevmiyorlar. Bizim hayvanlar gibi yasadığımızı ve ellerinden islerini aldığımızı söylüyorlar.

Zavallı küçük Mogens, kim bilir okulda nelerle karsılasıyor? Bana hiçbir sey söylemiyor; hos ben de sormuyorum, çünkü bilmek istemiyorum. Artık kötü seyler duymak istemiyorum.

Güzel seyler duymak istiyorum, ama onları bulmak bu uzun ve gri sokaklarda bir çiçeğe rastlamak gibi. Gözlerimi kapayıp Hortensiaveji, kayın ağaçlarını ve çilekleri düslüyorum.
Ekitap indirmek için logoya tıklayınız
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Robert Ludlum - Geri Sayım

Robert Ludlum - Geri Sayım

Matarese, bütün dünyaya yayılmış gizli bir örgüttür. Korkunç bir amaç uğruna dünyadaki güç odaklarını ellerine geçirmeye çalışan Matarese liderleri- Matarase Baronu ve Julian Guiderone- tüm yasadışı yolları kullanarak sona yaklaşmaktadırlar.
Artık dönüşü olmayan geri sayım başlamış ve zaman kalmamıştır. Bu düğümü çözmek için biraraya gelen en iyi ajanlar- Brandon Scofield, Cameron Pryce ve Leslie Montrose-insanlığın geleceğini kurtarmaya çalışacaklardır.
Gelecek, geri sayımın bittiği yerde yeniden başlayacak mıdır?

Kitaptan Alıntı

Moskova'dan yaklaşık dokuz yüz hava mili uzaklıktaki Chelyabinsk ormanlarında, bir zamanlar Sovyetler Birliği'nin seçkin yöneticilerinin en sevdiği dinlenme köşesi olan bir av kulübesi vardı. Bir dağ gölünün kenarında bulunan kulübe, bütün mevsimler için bir dacha idi. İlkbahar ve yaz aylarında kır çiçekleri festivali, sonbahar ve kış ay-larındaysa avcılar için bir cennetti.

Eski Presidium'un çöküşünden sonraki yıllarda yeni yöneticiler tarafından bozulmadan korundu ve Rusya'nın en saygın bilim adamı; nükleer fizikçi ve her dönemin adamı olan Dimitri Yuri Yurievich için politikadan uzak bir mezar oldu. Çünkü bütün uluslarla paylaşmak istediği dehasına saygı değil, yalnızca öfke duyan katiller tarafından korkunç bir tuzağa düşürülerek zalimce öldürülmüştü. Katillerin nereden geldikleri ve kim oldukları bilinmiyordu ama gerçekten kötü adamlardı.
Ekitap indirmek için logoya tıklayınız
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Osman Aysu - Bir Beyaz Perde Masalı

Osman Aysu - Bir Beyaz Perde Masalı

İlyas, kimliğini ve yaşama dair her şeyi unutmak için kendini kaybedecek kadar içtiği bir Beyoğlu gecesinin sonunda büyük bir belanın içine girer. Karşısındakiler kolay kolay baş edilemeyecek tehlikeli insanlardır. Üstelik hiçbir şey hatırlamamaktadır. Acaba bir hastane yatağında göz göze geldiği çekici doktor onu tekrar yaşama bağlayabilecek mi? Osman Aysu’nun bu romanında yine gerilimin, heyecanın ve erotizmin doruklarında dolaşacaksınız.

Kitaptan Alıntı

Ekitap İndirmek için logoya tıklayınız
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Kristin Harmel - Fransız Öpücüğü

Kristin Harmel - Fransız Öpücüğü

Emma korkunç günler yaşıyordu; nişanlısı tarafından tam da düğün hazırlıkları yaparken terk edilmişti, işinden kovulmuştu ve çok yakında evsiz kalacaktı. Peri masalı gibi süren hayatı bir anda tepe taklak oluvermişti... Kucağında dondurma kasesi, üzerinde pijamasıyla kendine ayıracak sürekli evde oturuyordu, ta ki Paris'te yaşayan ve ünlü yıldızların halkla ilişkiler işlerini yürüten arkadaşı Poppy ona muhteşem bir teklifte bulunana kadar!

Kitaptan Alıntı

Düğünümüz eylülde olacaktı. 
Son gelinlik provama çoktan gitmiştim. Nedimelerime karar verip çiçeklerimi 
seçmiş, bir yemek şirketi ayarlamıştım. Davetiyeler basılmıştı ve hepsi 
gönderilmeye hazırdı. Brett'le, düğünde çalacak bir grup da seçmiştik. Bir gün 
sahip olacağımız çocuklarımıza ne isim koyacağımızı konuşmuştuk. Sayfalar do- 
lusu karalamalar yapmıştım: Bay ve Bayan Brett Landstrom. Brett ve Emma Land- 
strom, Brett Landstrom ve eşi Emma Sullivan-Landstrom. Landstromlar. Birlikte 
geçireceğimiz geleceği gözümde canlandırabiliyordum. 
Ve sonra bir gün, her şey altüst oldu. 
Nisan aymda, sıcak, bunaltıcı bir salı akşamıydı, Brett'le aynı eve taşınmamızın birinci yılı şerefine ona özel bir akşam yemeği hazırlamak erken çıkmıştım. Bahçe masasını temizleyip canlı çiçekler alarak onun en sevdiği yemeği pişirdim: enginarlı ızgara tavuk, kuru domatesler ve el yapımı marinara soslu tel şehriyenin üstünde servis edilen keçi peyniri. "Mükemmel," diye düşünerek kadehlerimize Chianti koydum. 
Saat altıda Brett, "Yemek güzel görünüyor," diyerek sürgülü kapılardan geçip ağır ağır bahçeye çıktı. Dışan adımını atarken kravatını gevşetip gömleğinin ilk düğmesini açtı ki bu, onu ister istemez, normalden daha seksi gösteriyordu. Brett'i, onunla tanıştığım günkü kadar çekici bulmam iyiye işaret, diye düşündüm. 
Ona gözlerimin içi gülerek bakıp, "Yıldönümümüz kutlu olsun," dedim. 
Şrett şaşkın görünüyordu. 
"Yıldönümü mü?" Siyah, dalgalı saçlarının arasından elini geçirdi. "Neyin yıldönümü? 
Gülümsemem biraz söndü. "Birlikte yaşamaya başlamamızın," dedim. 
"Ah." Boğazını temizledi. "Ee, o zaman kutlu olsun." Bir seksen beşlik boyuyla sürgülü kapıya en yakın koltuğa iki büklüm oturup şarabından bir yudum aldı, içkiyi damağında gezdirip beğeniyle onaylayarak yuttu. 
Gülümseyerek karşısma oturdum ve ona doğranmış marul, zeytin, pepperoncini’, domates, taze sıkılmış limon suyu ve feta~ peyniriyle dolu salata kâsesini uzattım. Tabağma birkaç kaşık koymadan önce mest halde kâseyi kokladı. "Yunan usulü," derken ela gözlerinin kenarları kırıştı. 
Gülümseyerek "Evet," dedim. "En sevdiğin." 
Evlendikten sonra yemek pişirmek, temizlik yapmak ve ev işleri tanrıçası olmak konusunda kendimi daha da geliştirmeye kararlıydım. Bre 11'in (çalışmayıp bir de üstüne üstlük hem aşçı hem de hizmetçi çalıştıran) annesi, bana yüzünde gergin bir gülümsemeyle, oğlunun işten eve döndüğünde masada yemeğin hazır bulunmasına ve derli toplu, pırıl pırıl görünen bir eve alıştığını defalarca hatırlatmıştı. 
Altta yatan mesaj, benim bunlara yetecek düzeyde olmadığımdı. 
Anlaşılan hem tam zamanlı bir hizmetçi hem de tam zamanlı bir aşçı olup aynı zamanda da tam zamanlı işimi dengede tutmam gerekiyordu. 
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Margaret Atwood - Ademden Önceki Yaşam

Margaret Atwood - Ademden Önceki Yaşam

Elizabeth canavar ruhlu ama acınacak bir kadın; kocası Nate adeta kişiliksiz yumuşakbaşlı, hayalleri yıkılmış bir adam; Lesje doğal tarih müzesinde çalışan ve hayatında dinazorların yeri en az erkekler kadar önemli olan bir kadın. Cinsellik temelinde bir üçgen, aşk adını verdiğimiz trajik komedinin tutsağı üç insan. 
Kedi Gözü ve Damızlık Kızın Öyküsü'nün ardından Margaret Atwood gene farklı bir romanla karşımızda.

Kitaptan Alıntı

BİRİNCİ BÖLÜM

29 Ekim 1976, Cuma

ELIZABETH

Nasıl yaşamalıyım, bilmiyorum. Herkes nasıl yaşamalı, bilmiyorum. Bütün bildiğim, nasıl yaşadığım. Kabuğu çıkarılmış bir salyangoz gibi yaşıyorum. Bu da para kazanmak için iyi bir yol değil.

O kabuğu geri istiyorum, onu oluşturmam yeterince uzun zaman aldı zaten. Her neredeysen, o senin yanında, biliyorum. Sen kabuğu çıkarmakta ustaydın. Pullu bir elbise gibi bir kabuk istiyorum; gümüş paralardan, dolarlardan yapılmış olmalı. Bunlar bir armadillonun pulları gibi üst üste dikilmeli. Bir Fransız trençkotu gibi de su geçirmez olmalı.

Keşke seni düşünmeden durabilsem. Beni etkilemek istedin. Ama etkilenmedim işte, tiksindim. Yaptığın iğrenç bir şeydi; çocukça, aptalca bir şey. Bir kriz, bir oyuncak bebeği parçalamak gibi bir şey. Ne var ki, parçaladığın kendi kafandı, kendi bedenindi. Yatakta o bedenin yanımda olmadığını hissetmeden bir daha bir yandan öbür yana dönmeyeceğimden emin olmak, kesinkes emin olmak istedin. O bedenin orada olmadığını, ama kesilmiş bir bacak gibi, hâlâ dokunulabilir olduğunu bileyim istedin. Kesilip atılmış ama yeri hâlâ acıyor. Ağlamamı, yas tutmamı, elimde kara kenarlı bir mendille sallanan bir koltuğa oturmamı, gözlerimden yaş değil kan dökmemi istedin. Ama ben ağlamıyorum, öfkeliyim yalnızca. O kadar öfkeliyim ki, bu işi zaten kendin yapmamış olsaydın, ben seni öldürebilirdim.

Elizabeth sırtüstü yatıyor, elbisesi sırtında ama ütüsü bozulmamış. Ayakkabıları yatağın önündeki halının üzerine yan yana konmuş. Bu oval örgü halıyı dört yıl önce, ev döşemeye hâlâ meraklı olduğu yıllarda, Nick Knack’ten almıştı. Elizabeth’in kollan iki yanına açılmış, ayakları birbirine bitişik, gözleri açık. Tavanın yalnızca bir bölümünü görebiliyor, o kadar. Görme alanının içinde küçük bir çatlak var, bu çatlaktan daha küçük başka bir çatlak dallanmış. Hiçbir şey olmayacak, hiçbir şey açılmayacak, o çatlak genişleyip yarılmayacak, içinden hiçbir şey çıkmayacak. O çatlağın tek anlamı var. Duvar boyanmak istiyor. Bu yıl değil, gelecek yıl. Elizabeth “gelecek yıl” sözleri üzerinde dikkatini toplamaya çalışıyor, ama yapamıyor.

Solda bir ışık lekesi var. Başım çevirse, yarısına kadar kaldırılmış, örümcek gibi çiçekleri olan Çin tarzı bambu storlarıyla pencereyi görecek. Öğle yemeğinden sonra ofise telefon etti, orada olamayacağını söyledi. Bunu son zamanlarda çok sık yapmaya başladı, oysa o işe ihtiyacı var.

Orada olamayacak, evet. Çünkü Hint işi baskı yatak örtüsünün üzerinde kıpırdamadan yatan bedeniyle, saç gibi çatlakları olan tavanın arasında bir yerde şu anda. Hint işi örtünün üzerinde kaplanlar, çiçekler var. Kendisi ise siyah balıkçı yaka bir kazak, düz siyah bir eteklik, leylak rengi bir kombinezon, önden açılıp kapanan bej bir sutyen ve plastik yumurtaların içinden çıkan türden bir külotlu çorap giymiş. Kendisini orada yatarken görebiliyor. Yoğunlaşmış hava gibi, albümin gibi bir şey. Hani yumurta haşlarken kabuk çatlayıp da içinden pırtlayan şey gibi. Tavanın öte yanındaki boşluktan haberi var, kiracıların oturduğu üçüncü kat gibi değil burası. Uzaktan uzağa, minik bir gökgürültüsünü andıran sesler duyuluyor: Çocuğu orada, yerde bilyelerini yuvarlayarak oynuyor. Hava ancak duyulur, ıslık sesi gibi hafif bir ses çıkararak siyah boşluğa doğru emiliyor. Elizabeth duman gibi yukarıya, o kara boşluğun içine çekilebileceğini düşünüyor.

Parmaklarını oynatamıyor. İki yanında duran ellerini, lastik eldivenleri düşünüyor. Bu el biçimi şeylerin içine kemikleri, etleri zorla tıkıştırmayı, her seferinde bir parmağı hamur gibi sokuşturmayı düşünüyor.

Alışkanlık sonucu iki–üç santim aralık bıraktığı kapıdan yanmış balkabağı kokusu geliyor. Elizabeth bir hastanenin acil bölümünde tetikte duruyor sanki; çatırtılar, kırılma sesleri, çığlıklar duymayı bekliyor hâlâ. Hortlaklar Günü’ne daha iki gün var ama, çocukları balkabağından fenerlerini yakmışlar bile. Oysa hava bile kararmadı daha. Yalnız, Elizabeth’in yanı başındaki ışık lekesi hafiften solmaya yüz tuttu. Çocuklar giyinip kuşanmayı, acayip kıyafetlere girmeyi, maskeler takmayı öyle seviyorlar ki. Sokaklarda ölü yaprakların arasında koşmaya, yabancıların kapılarını çalmaya, ellerindeki kesekâğıtlarını uzatarak bonbon dilenmeye bayılıyorlar. Eskiden böylesi bir coşku, o ateşli sevinç, odasının kapalı kapısının ardında haftalarca sürüp giden hazırlıklar Elizabeth’in içine dokunurdu. İçinde bir şey burulur, bir anahtar çevrilirdi sanki. Bu yıl çocuklar ona uzak davranıyorlar. Aralarında bir hastanenin bebek odasındaki gibi onları ayıran sessiz bir cam pano var sanki. Elizabeth sabahlığıyla panonun önünde durmuş, sırayla her ikisine de bakıyor, onların o pembecik dudaklarının açılıp kapandığını, yüzlerinin buruştuğunu görüyor.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Author Name

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/FymUrEaf4VRt8qa37E5vOFjGq7rw0baT5ScQ7nwsZ7F1nMsihsXMJ-ECCaNgexvSUbcSY44G8IikGvIN11CTzgVt5G5RX49Wod48BJ1Ip44Xxwhr2t7et1d7jFjNaw1nyI25q9LLS8R7qiefMIQzr5wd02oNh7ki7pALRS_Y003Cm0E5cHu755RtLpH7nZZ6qTWX96FWc3d_Q21qShkKCdjNSsiXgMMOAJlY3Z5W-cI1uecrJrWL0j3SVXP0u4d0fu1_xq6eRQZGyfy2iSJ8Ezr6eJ9Q0py4y-ZMSCCJma9v9rk35pvY-nKQoMq95SI9C3hdRGK_uC3hDIVyAUrpvJfRFZSrKDMeSta6lC03mk12zmjygBVkf8h37zS0j_Cax4_zQekjcWoRvC-dMsNRtdLetCKwUAayhovBiIXenrcPCa9GM-Gw6CNkl-c3DhwCpCkvOcvavfQHS1HLD0yGsNfWJ03NXfi6WAWQg3Kc0ReJWWtdy0lRn4QUQ9obz-rfqBMegiqA_V6JT6d_n_tGATRZkcV5lr-T_CTQuY3Nv_e4la-l0KE7t6snoJui35gO33yCReas0YnaznkHcqFrYhP0mhUXYYwtIGfw4ybiXAT1eW6Nu95XVS411caUXY6OUa-512tP3V5HNzNs7_FjAdqr0pNDGIX6=w146-h118-no} {facebook#https://kitapazzi.blogspot.com.tr/} {twitter#https://twitter.com/Kitapazzi} {google#Yhttps://plus.google.com/u/0/104699689942249315316}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.