Articles by "Mizah"

Mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Steve Tesich - Karoo

Steve Tesich - Karoo

Oscar ödüllü yazar Steve Tesich, Saul Karoo’nun hüzünlü ama çılgın dünyasını ustaca yaratıyor ve yerle bir ediyor.

Karoo sarhoş olamayan bir alkolik, oğluyla baş başa kalmaya katlanamayan sevgi dolu bir baba ve düzelttiği film senaryolarını aslında katlettiğini kabul eden bir film tamircisi.

Saul’ün bir yandan usta bir yönetmenin en iyi filmini, bir yandan da kendi kırık dökük hayatını “tamir ederken” seks, ölüm ve şov dünyasında yaptığı yolculuğa hem facialar hem de komedi eşlik ediyor. 

“Saul’ün seks, ölüm ve şov dünyası yolculuğu çok etkileyici.”
-Michael Herr-

“Dokunaklı, komik ve görkemli.”
-New York Book Review-

“İçinize işleyecek kadar komik, hiç beklemeyeceğiniz kadar dokunaklı ve film sektörü hakkında acımasız bir dürüstlüğe sahip.”
-Richard E Grant-

“Büyüleyici, bilgece bir öfkeyle dolu, gerçek bir satirik eser.”
-Arthur Miller-

“Harika. Kendini yok etmenin çıplak bir dürüstlükle anlatılışı. Saul öyle komik ki serbest düşüşe geçtiğinde biz de onunla yolun sonuna kadar gidiyoruz.”
-Deborah Moggach-

“Bu roman, romanların yaratılma amacını büyük bir başarıyla yerine getiriyor; en dayanılmaz üzüntüleri öyle bir güldürü neşesiyle bir araya topluyor ki bizi neredeyse hayatın trajik oluşuna sevindiriyor.”
-Howard Jacobson-

“Karoo büyük bir romanın tüm bileşenlerine sahip. Olay örgüsü bir Yunan trajedisi kadar dokunaklı. Sürprizleriyle ise en büyük polisiye hayranlarını tatmin edecek türden. Karakterler sayfalarda karşımıza çıktıkları andan itibaren ete kemiğe bürünüyorlar. Olağanüstü.”
-Literary Review-

Kitaptan Alıntı


BİRİNCİ KISIM

New York

Birinci Bolum

Noel’den sonraki geceydi ve ne$e içinde Nikolay Çavuşesku’nun devrilmesi hakkında gevezelik ediyorduk. Adamın adı herkesin söylediği bir şarkı gibiydi. New York Times yayımladığı günlük bir sütunda Romanya’da son dönemde yaşanan krizde rol oynayan başlıca kişilerin isimlerini listeliyor, yanlarında da bu isimlerin güvenilir bir fonetik kılavuzunu veriyordu ki böylece partideki herkes tüm isimleri düzgün ve olabildiğince sık telaffuz etmeyi bir gurur meselesi haline getirsin.

İsimlerin Telaffuzu
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Erdinç Babacan - Nasreddin Hocayı Nasıl Bilirdiniz

Erdinç Babacan - Nasreddin Hocayı Nasıl Bilirdiniz

1208 yılında Sivrihisar'a bağlı Hortu köyünde doğ- muş, 1284'de Akşehir'de vefat etmiştir. Türbesi Akşehir'dedir. İlk tahsilini doğduğu köyde imam olan babası Abdullah Efendi'den yaptı. Daha sonra Sivrihisar ve Konya medreselerinde ilim öğrendi. Tahsilini tamamladıktan sonra babasının yerine köyünde imamlık yaptı. Bu vazifeden başka kadı yardımcılığı ve medrese hocalığı da yapan Nasreddin Hoca, tasavvuf ilmini Seyyid Muhammet Hayrani'den öğrenmiştir. Nasreddin Hoca, ömrünü insanlara doğru yolu göstermeye hasretmiş, iyilikleri bildiren, doğruya sevk eden ve kötülüklerden sakındıran bir velîdir. Bu işi yaparken kendisine has bir üslûp kullanmıştır. Nasreddin Hoca'nın üslûbu; "Doğruyu bildirirken, cemiyetteki bozuk yönlerin düzeltilmesi için meseleyi halkın anlayacağı bir dil ile gayet manidar lâtifeler halinde kısaca dile getirmesidir

Kitaptan Alıntı

1 Kim Daha Büyük Hoca’ya:
 - “Efendi” demişler, “padişah mı büyük, yoksa çiftçi mi ?” 
- “Çiftçi büyük elbet” demiş Hoca ve eklemiş; “Çünkü çiftçi buğday yetiştirip vermezse pâdişah acından ölür.” 
Öğüt: İnsanların kendileri gibi işleri de toplumun bir parçasıdır. Bir meslek grubunun eksikliği, vücudumuzdaki bir uzvumuzun eksikliği gibidir. 
Değil mi ?
2 Gönlüm razı olmadı Nasreddin Hoca, kasabadan Kur’an-ı kerim, tefsir ve ilmihal gibi bazı kitaplar almış. Bir çuvala yerleştirmiş. Çuvalı sırtına almış, eşeğine binmiş köyüne doğru gidiyor. Yolda Hoca'yı görenler : 
- “ Bre Hoca, çuvalı niye kendi sırtına aldın ?” diye sormuşlar. 
- “Ne yaparsın” demiş Hoca, “zavallı hayvan zaten benim bütün kahrımı çekiyor. Kendi bindiğim yetmiyormuş gibi çuvalı da ona taşıtmağa gönlüm razı olmadı.” 
Öğüt: Aslında her iki halde de eşeğin taşıdığı yük aynı. Olaylara yeteri kadar dikkatli ve inceleyici bir gözle bakmalı sonra tepkimizi ortaya koymalıyız. Çuvalın içindekilerin üzerine oturulabilir mi?
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Oguz Aral - Huysuz Ihtiyar
Oguz Aral - Huysuz Ihtiyar
• 15 yaşından bu yana on binlerce karikatür…

• Hayk Muammer, Köstebek Hüsnü, Utanmaz Adam, Avanak Avni ve daha bir çok çizgi roman kişisi…

• Gölge, Gırgır, Şenlikli Gün, Şenola Genç, Dıgıl, Avni gibi çıkardığı gazete ve dergiler…

• Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Bir Garip Orhan Veli, Van Gogh, Kuvvayi Milliye Destanı, Keşanlı Ali Destan gibi yönettiği oyunlar ve yazıp oynadığı mimler…

• Devlet Konservatuarlarında öğretmenlik…

• Koca Yusuf, Direkler Arası, Bu Şehr-i İstanbul gibi çizgi filmler…

• Avrupa Üniversitelerinde mizah ‘ üstüne konferanslar ve Avrupa Sergileri…

• Şimdi de çiçeği burnunda bir yazıcı..

Kitaptan Alıntı

Hayallerimin Katili!

OĞUZ dı Kid, atı Silver’i Roki Mavntıns’ın sarp geçitlerinde sürerken “Yiğitler silkinip ata binende” koçaklamasını söylüyordu. Üstelik, diğer enayi kovboylar gibi gitar değil, bağlama çalıyordu. Çünkü gitar, eşşek kadar bir sazdı ve at üstünde taşıması zordu. Bağlama ise heybeye rahatça sığıyordu.

“Haydi Silver, biraz dişini Sık. Killırs Tavn’a varmamıza az kaldı. Kasabaya varınca sana bir kova viski ısmarlayacağım.”

Silver, geri zekalı bir attı. Hâlâ Türkçe öğrenememişti. Sadece viski sözcüğünü anlayıp keyifle kişnedi. Ama çok güzel şaha kalkardı. Bu yüzden sırtındaki kovboy çok fiyakalı görünürdü. Aslında Lon Rencır’ın yani Maskeli Süvari’nin atıydı. Maskeli Süvari, Oğuz dı Kid’le bilek güreşi yapmak enayiliğinde bulunmuş ve Silver’i kaybetmişti.

Oğuz dı Kid, kasabasının ucunda göründüğü anda sokaklar derhal boşaldı. Herkes, evine koşturup kapıları kilitledi ve perdelerini indirdi. Oğuz dı Kid, atından inip boş sokakta ağır fakat ürkütücü adımlarla salona doğru yürüdü. Salonun karşısına gelince durdu. Bacaklarını gerip ellerini tabancalarının hizasına sarkıttı ve içeriye seslendi.

“Heey Bili dı Kid!.. Seni Teksas Rencırlar’ı adına tutukluyorum. Ellerini kaldır ve dışarı çık!”

(Bili dı Kid, Amerika’nın en zalim katili ve soyguncusuydu. Tam 22 can almıştı ve artık sonu gelmişti. Tarihler Pet Gerit adlı bir şerif tarafından vurulduğunu yazarlar. Ama gerçek, anlattığımız gibidir.)

Salonun içinde, Bili’nin baş tetikçisi Zühtü dı Hors, yani Beygir Zühtü:

“Bırak şu herifi deleyim. Kimse benden hızlı silah çekemez!” dedi. Bili dı Kid, bütün kötü adamların filmlerde yaptığı gibi hıyarca güldü.

“Hahhaa haayt! Biz beş kişiyiz egoist herif. Önce vuran parayı alır. Geç kalanlar biner dolar ütülür.”

Oğuz dı Kid, tek eliyle sardığı sigarasını ağzına götürürken, karşısına dikilen Bili dı Kid ve üç adamına, “Hepinizi tutukluyorum. Konuşmama hakkına sahipsiniz. Avukatınız yoksa, devlet size avukat tutacaktır” dedi. Bili dı Kid, yine bir “Hahhaa hayt!” koyverip 44 kalibrelik Remington tabancasını hızla çekti. Adamları da alışkın ellerle silahlarına asıldılar. Oğuz, dört el ateş etti. Sonra, 45’lik Kolt’unu parmağında çevirip kılıfına yerleştirdi ve tırnağıyla çıtlatıp alevlendirdiği bir kibritle de ağzındaki sigarayı yaktı. Yerde dört ceset vardı. Kendi de bir miktar yaralanmıştı. Ama üç, dört kurşunun lafını etmeye değmezdi.

“Beşinci herif nerede acaba?..”

Zühtü dı Hors:

“Buradayım!” diye gürledi.

“Ben Vahşi Batı‘nın en hızlısıyım. Tam 45 leşim var. Teke tek karşılaşıp seni kevgire çevireceğim Oğuz!” dedi ve silahını şimşek gibi çekti. Çekti, ama ateş edemedi. Çünkü, tetik yuvasındaki parmağına yediği bir kurşunla tabancasını düşürmüştü. Oğuz dı Kid, “Senin gibi bir sütçü beygirini tepelemek için kurşun harcamaya değmez. Yumruklarım sana yeter!” dedi ve ünlü ürkütücü boksör adımlarıyla avına sokuldu. Zühtü dı Hors Oğuz dı Kid’i yere yatırıp, çok fena dövdü.
Ekitap İndir

Ferhan Sensoy - Eşeğin Fikri
Ferhan Sensoy - Eşeğin Fikri
İş kazası, trafik kazası gibi çok görülmeye başlandı günümüzde aşk kazası! 
Canım sıkılınca bir sigara yakıyorum. İçince öksürüyorum, öksürünce tükürüyorum, tükürünce damağım kuruyor, hemen şarap içiyorum, fakat bütün bunların bende bir alışkanlık yapmasından korkuyorum. Bu düşünce bende efkar yapıyor, hemen bir sigara yakıyorum, her efkarlandığımda sigara yakmanın bende bir alışkanlık olmasından korkuyorum. Ben canım sıkılınca sigara içiyorum ve yıllardır çok acayip sıkılıyor canım. 
Aptalların en akıllı tarafı, onlar hiç vakit kaybetmez, başkalarının vakit kaybetmesini sağlar ve bu konuda harıl harıl çalışırlar! 
Hiç kitap okumayan birinin, hayatının sonunda kitap sayfası olan ağaçtan ne farkı var, kımıldayan canlı olarak? 
Siz siz olun, sinirinize mukayyet olun, sinirinizin kıymetini bilin. Sinirsizlik çok tehlikeli bir boyut. 
Gençliğimde gıcık olduğum amcalardanlaşmakta mıyım?
ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Rıfat Ilgaz - Çatal Matal Kaç Çatal
Rıfat Ilgaz - Çatal Matal Kaç Çatal
Paralı, itibarlı, imtiyazlı bir insan olmadığımı anladığım günlerde şöyle düşünmüştüm:

-Oğlum Azmi! Para sahibi olamazsın, para sahibi olamadığın için de itibar sahibi olamazsın! Geriye bir iyiniyet sahibi olmakla, imtiyaz sahibi olmak mı kalıyor. İyiniyet sahibi olsan bile, kimseyi inandıramıyacağına göre, ha olmuşsun, ha olamamışsın, hepsi bir! Kala kala bir imtiyaz sahibi olmak mı kalıyor? Bilmem kaç kuruşluk pulun başına gelir. Yaz dilekçeni, git tütüncüden dört de beyanname al.. O kadar.

Meseret kahvesinde doldur, iliştir dilekçene. Dayan valiliğe, oldun bir gazetenin imtiyaz sahibi..

Gazeten ister çıksın, ister çıkmasın! Bir şeye sahip olduktan sonra gerisi kolay, karıştın demektir insan arasına. Artık yuvarlanır gidersin, bira fıçısı gibi...

O zamanlar kâğıdın topu sekiz lira. Şimdiki gibi karaborsada yetmiş liraya değil. İmtiyaz sahipliğini yürürlüğe koyabilmek için iki top kâğıt attın mı matbaaya, tamamdır. Ama gazeten, satmıyormuş, satmasın. Kesekâğıtçılık öldü mü? Ver kiloya, yine gazeten gazete!

-Muhalif olduğum müddetçe kese kâğıtçılara düşmedi gazetem. Hiç bir gün üzüm alırken bastığım gazeteyi manavdan kınalı yapıncak fiyatına satın almadım.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Rıfat Ilgaz - Altın Ekicisi
Rıfat Ilgaz - Altın Ekicisi
İstanbul Hayriye hanım dişlerinin arasından öfkesini boşalttı: Yırtık! Mahmut efendi fırladı yataktan, koştu merdiven başına:

-Nedir senin bu yaptığın diye bağırdı,

-Ne yüzle dönüyorsun bu eve Göz göre göre kız kaçırıldığını kim işitmiş! İnsan kaçmalı ama bir dha dönmemeli eve! Tuh senin kalbına, kıyafetine edepsiz! Bu kadarcık işi beceremedin. Geceler çuvala mı girdi be! Gün ortasında yenir mi bu halt! İki paralık ettin şerefimi! Gece bekçisinin kızı böyle gün ortasında mı kaçar Hiç olmazsa beni düşünseydin de evde yokken yeseydin bu haltı! Tuh sana!..

-Öyle adamlar var ki... Dikiliyor yol üstüne de ulan şoför Kâmil, gözünü seveyim, kaburgalarımı düjzeltmeden geçme! demeye getiriyor. Üzerine üzerine geliyor adamın! Ben on yıldır bu yolda gider gelim, daha bir kazın kanadını bile incitmedim, bak ne ilamım!.. Bandırma dan kalktık,Gönen edoğru yol alıyoruz. Şoför Kâmil in bir çift gözü, tek tek yarı bağımsız dikiz aynasında fıldır fıldır dönüyor. Bir gözüyle iz önce binen yosmaları ayarlarken, öbürüyle de geriden yetişecek otobüsleri gözetliyor. Öyle ya, ölü diri bütün ördekler şoför Kâmil in... Rakı parası nerden çıkacak! Biletçi,

-sağdeee! leri

-soldeee!.. leri çoktan bırakmış,
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Rıfat Ilgaz - Bunadı Bu Adam
Rıfat Ilgaz - Bunadı Bu Adam
AMAN AMCACIĞIM!

-İdris efendimi!..

Yazıhanesinin kapısında durmuş, ambarın içinde vızır vızır kaynaşan kalabalığa doğru sesleniyordu:

-İdris!.. İdris efendini!..

Oysa şu Ekrem denilen sivri akıllı yeğen, adam çağırmak için neler, ne donanımlar yaptırmamıştı. Geç başına, o düğmeli ses kutusunun, iç yazıhanedeki daktilo kızı mı çağıracaksın, tık! Dokun düğmesine,

-Sevim hanım!... Bir dakika! İkinci ambardaki İdris efendiye mi sesleneceksin:

-Heeey!.. İdris efendi!..

Hayırsız yeğen Ekrem mi lâzım Aç muhasebeyi, tık!

-Ekreeem!.. Sen Bey ini unut da

-Ekrem bey siz bir çağır bakalım! Kılını bile oynatmaz züppe!..

-Ekrem bey! Hay senin gib beyin boynu altında kala!.. İyisi mi bu diktafon mu nedir, elini bile sürmezsin! Sırf kendine

-Bey dedirtmek için koymadı mı buraya... Kime yutturuyor. Muhasebeciye mi sesleneceksin:
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Rıfat Ilgaz - Nerde O Eski Usturalar
Rıfat Ilgaz - Nerde O Eski Usturalar
Yüzümü, tüyü dökülmüş bir fırçayla sabunlarken:

-Nerde o eski tıraş fırçaları Bey im! Dedi.

-Ne fırçalardı onlar, kıl değil, samurdandı sanki... Sonra Bey im, o tıraş sabunları...

-Şimdi elektrikli tıraş makineleri çıktı. Dedim,

-Ne fırçaya minnet, ne sabuna!

-Sen boş ver sabunlamadan tıraşa. Diri diri tavuk yolmaya benzer.

Sabunladın mı, hem deri beslenir, hem kıllar yumuşar, hem de usturaya iş düşmez! Sabunlama işi, yetkililerin kasıla kasıla verdikleri böyle ipe sapa gelmez nutuklar gibi sona erdi. Sıra geldi usturanın kayışa tutulmasına:

-Nerde Bey im, o eski kayışlar... Dedi,

-Usturayı iki kere çektim mi zehir gibi olurdu ustura! Bel kemeri gibi kayışlar, sürttükçe ekmek bıçağına dönüyor. Değil sakal, nerdeyse peyniri, ekmeği değil, suyu zor kesecek! Usturayı başparmağının tırnağında denerken:

-Nerde Bey im o eski usturalar! Dedi. 

-Benim bir çifte cambaz usturam vardı. Yüzü kıl gibi kalıncaya kadar kullandım. Alman malı.

Ustura dedim de Bey im...

Geçenlerde bir ustura aldım. Bilerken düşmez mi elimden. Sırça mısın mübarek! Sapı tuzlan buz oldu. Usturanın demiri kaldı dımdızlak elimde. Tam otuz iki sene kullandığım Çiftecambaz in sapını aldım, doğru Tahtakale ye...

Göstermediğim dükkân kalmadı. Biri çıkıp da, ben yaparım, diyemedi. Döndüm eve, aldım çekici elime. Nalın çivisini koydum usturanın perçin deliğine... Tık... Tık... Tık...
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Sulhi Dölek - Vidalar
Sulhi Dölek - Vidalar
Sıradan bir vidaydı işte gözümde, özelliği, eğer buna özellik diyebilirseniz, ortalıkta bulduğum üçüncü başıboş vida olmasıydı.

Başı boş deyimini vidalar için kullanmak yerinde midir, bilmiyorum.

-Başıboş bir at gördüm, ya da

-Başıboş dolaşıyordum, demek yadırgatıcı değil. Ama

-başıboş vida demek?.. Her neyse. İlk kez o mercimek başlı saç vidasını bulduğumda, bu vidaların bir yerlerden çıkmış olması gerektiğini düşündüm ister istemez, öyle ya, süpürgeliğin dibine gökten bir vida inmez durup dururken. Oraya gelebilmesinin tek yolu, bir gereçten, bir aygıttan, birleşik ve karmaşık bir nesneden düşmesidir.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Metin Uca - Yes Yerine Orrayt Demek Caiz midir Hocam

Hocamız, bir güne daha böyle bir giriş cümlesiyle başlıyordu;
ama fıkralardaki kilit olayın vazgeçilmezi, kanıksanmış giriş cümlesini oluşturan bir gün değildi bugün.

Akşehir'in giriş meydanına inen dik, dönemeçli yollardan birinden, emektar eşeğinin çektiği arabasına kurulmuş geçiyordu ki, birden renkler parlamaya, ışıklar uzamaya başladı.

Sarsıntı içerisinde, garip, ufak ışıklarla dolu, karanlık bir koridorun içine çekildi. Destur bile diyemeden, içi çekilircesine bir anda yükseklere çıkıp, sonra hızla döne döne geniş bir alana sertçe düşüverdi. Üstünü başını düzeltmeye çalışırken, çevresindeki her şey dönmeye devam ediyordu.

"Gelin lan, yakaladım Hoca'yı!", 
"Seni namussuz, hem değerli büyüğümüze dil uzat, hem de parayı alamadım diye serkeşleş, var mı öyle beleş!" 
Kulağının dibinde kalın bir erkek sesi bunları söylüyordu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Suat Yağmuroğlu - Garantili Kız Tavlama Sanatı
ÇOK TANRILI DİNLERDE CİNSELLİK
Yeni Gine'nin, Polinezya'nnı, Endonezya, Afrika ve Güney Amerika'nın dinsel sanatı, Hindistan ve
Japon tapmakları kadar müstehcendir. Kültürün ilk aşamalannda, ilkel avcı kabilelerinden bizim uygarlığımızın doğduğu tarımsal toplumlara kadar, hemen hemen her dinsel tören, müstehcen dans ve sarkılan, gerçek ya da sembolik cinsel birleşmeyi ve hattâ fahişeliği kapsamaktadır. Dinsel sembolizmin ve törenlerin şehevîliği, kültürün yüksek düzeylerinde sınırlandırılma eğilimindeyse de, aynı nitelik, bunlardan hemen önceki aşamalarda en yaygın biçimiyle yer almıştır. 
Bu dunun, Özellikle İlerlemiş ve yüksek uygarlığa ulaşmış milletlerin eski dinlerinde göze çarpmaktadır. Mısır'ın karmaşık mistik teolojisi, cinsel sembolizmle işlenmişti. Babil, Küçük Asya ve dağınık Sami kolonilerinin dinleri, törenlerinin müstehcenliği ile ün salmıştı; ralübeleri kutsal fahişeydi ve fahişelik her kadına yüklenmiş bir zorunluluktu. Ilcrcılot.
Ekitap İndir

[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Muzaffer İzgü - Dayak Birincisi
Muzaffer İzgü, bir gülmece ustası. Taşlama ve yergi arası bir anlatımla işlediği öyküleri düşündürücü olduğu kadar, güldürücü öğeler taşıyor. Anlattığı insanları, olayları en çarpıcı yanlarıyla ele almaktaki ustalığını okurları biliyor. Gülmecenin gücünü, onun öyküleriyle açık seçik anlayabiliyor çünkü.
Ekitap İndir

Anonim - Karadeniz Fıkraları - Ekitaplist
Karadeniz Fıkraları ile hem güleceksiniz hem güldüreceksiniz hem de düşüneceksiniz. Bu kitapta yer alan Karadeniz Fıkralarıyla ayrıca, öğrenciler fıkraların eğitimde bilinçli olarak kullanılması sonucunda birçok beceri kazanacaktır. 
Fıkralarla:

Öğrenci topluluk karşısında rahat konuşabilme, konuşurken dinleyenlere zevk verme becerisi kazanır.
Gülmecelerin her türündeki ses ustalıkları öğrencinin Türkçeyi daha doğru ve işlek kullanmasını sağlar.
Öğrenci sözcükleri deyimleri ve atasözlerini doğru yerde kullanmayı öğrenir.
Gülmecelerden yararlanmasını öğrenen öğrenci verdiği örneklerle düşüncelerinin inandırıcılığını kuvvetlendirir.
Sesini güzel ve etkili kullanma yeteneği kazanır.
Ekitap

Gülse Birsel - Yazlık - Ekitaplist
Zor bir yıldı, kabul edin. Dünyanın başına gelmedik kalmadı. 
Doğal afet, siyasi skandallar, kavga dövüş, ayaklanma, gerim gerim gerildik...
Güneşi, aydınlığı özledik...
Karamsarlık adamı hasta eder, dert, tasa ülser yapar, hüzün cildi kırıştırır, "Of"layıp durmak çevreyi kirletir!
Bir ara verin. Tatil yapın. Beyninizi gezmeye çıkartın.
Bu kitap, ister yazın okuyun, ister başka mevsim, "yazlık" havasında. Yani gevşek, sakin, neşeli...
Bir kumsalda, şezlonga uzanmış, karpuz yiyerek okuduğunuzu hayal edin.
Ve içinizi aydınlık tutun!
Ekitap

Ahmet Şerif İzgören - 40'ının da Kulpu Kırık 40 Türk - Ekitaplist
Kırk ünlü yabancı karakter Türk olsaydı, ne olurdu?

Brad Pitt "Sarı", Lost dizisindeki Charlie, Charlie Dayı olarak karşımıza çıkardı. Obama zenci açılımı yapar, E.T. camiye müezzin olur, Kedi Kız mahalle baskısıyla büyürdü. Jaws, Adana'dan çıkan delikanlı bir balık muamelesi görürken, Avatarlar kurban edilmekten zor kurtulurdu.

Okurken gülümseyeceğimiz, gündelik hayatımızda gördüğümüz manzaralara farklı bir gözle bakarak kendimizi eleştirmeden geçemeyeceğimiz bir mizah kitabı...

En çok Lost'tan söz edilirken "Adada yatır varmış abi!" cümlesine güldüm. Bence bu cümlenin ardından şu olurdu: Anında bir üfürükçü ortaya çıkar ve herkesi dumanı üfürük yöntemiyle etkisiz hâle getireceğine inandırmaya çalışırdı. Hocam ellerine, diline sağlık, çok isabetli tespitler ve herkesin okurken yüzünde mutlaka tebessüm yaratacağına inandığım enfes bir kitap.
-Gökay Özenç-
Ekitap

Ekitaplist - Muzaffer İzgü - Zıkkımın Kökü
"Yıl 1933, aylardan ekim, günlerden 29; yani onuncu yıl...cumhuriyetin onuncu yıldönümü... İşte o gece annem tutturmuş da tutturmuş, fener alayını izleyeceğim, diye... Babam, yahu avrat ayın günün, sancın mancın tutar, hem bu karınla... demiş. Ama annem hiç öyle coşkulu bir günde evde oturmak ister mi? Komşu kadınlardan biriyle çıkmışlar evden, bir yaşındaki abim de annemin kucağında. Fener alayını eve en yakın izleme yeri, olsa olsa Saathane'nin orası... nasıl kalabalık, iğne atsan yere düşmez!... Az sonra bando öteden gözükmüş. Pıstattararaaaa... demeye başlayınca, uy anam, annemdeki sancı... Breh, kaldırımda adım atacak yer yok, yan yön insan, gerisi dükkân... annemi eve zor yetiştirmişler. Tastamam eve geldikten on dakika sonra beni doğurmuş..." Bundan sonrası kitaptan öğreneceksiniz: Zıkkımın Kökü
Ekitap

Ekitaplist - Umut Sarıkaya - Benim De Söyleyeceklerim Var Üç
İçine kapanık ve karamsar bir yazara yakışmayacak derecede iyi yüzerim. Edebiyat dünyası olarak Sarıyer sahiline insek, diğer yazarlar mıy mıy oturup etrafa utangaç gözlerle bakarken ben ağzımda sigara ile havada takla atıp suya dalarım yada koşarken birden havada döner hazırolda asker selamı vererek kaybolurum derin mavilikte. Yüzeye çıkınca dalarken ağzımın içine hapsettiğim sigaramı bir dil hareketi ile tekrar çıkarır, sahilde duran Türk Edebiyatı'nın şaşkın bakışları eşliğinde içmeye devam ederek yüzerim. Sonra çıkar banktaki ayakkabımın, çorabımın, kotumun yanına oturmuş şairleri, yazarları kaldırıp banka boylu boyunca uzanır öyle yaparım betimlemelerimi, sosyal tespitlerimi; anlatırım insan hikayelerini… Benim için yazarlık ayrı, sahiller iti olmak ayrıdır. Bundan ne utanırım nede gocunurum çünkü sahilde büyüdüm ben.
İndirmek İçin Logoya Tıklayınız

Umut Sarıkaya - Benim De Söyleyeceklerim Var İki
Bir ömür ailemle yaşamak... Düşüncesi bile korkunç geliyordu. Her gün bu evde bir ızdırap gibiyken, bir ömür geçirmek, yavaş yavaş onlara benzemek. Ben akşam "televizyon karşısında koltukta uyuyacak adam değilim" diyordum kendi kendime. Kimse inanmazsa inanmasın ben şehir dışındaki bir üniversiteyi kazanacak, bu evden de bu mahalleden de bu şehirden de kurtulacaktım. Her gece yatarken hayaller kuruyordum. İlk yıl yurtta kalırdım, sonra bi eve çıkardım. Arkadaşlarım gelirdi eve. Çıkıp sabaha kadar sokaklarda gezerdik... Daha önce söylediğim gibi o yıllarda aklım az çalıştığı için sadece bu iki şeyi hayal edebildim eve çıkınca; "arkadaşlarım gelir, gece sokakta gezeriz."

Ama bu kadarını hayal edebilmek bile güzeldi be. Bu düşünceler içerisinde benden beklenmeyecek üstün bir çalışma disipliniyle kendimi derslere verdim. Sürekli test çözüyor, bu büyük maratonda diğer öğrencilerle aramdaki farkı kapatmaya çalışıyordum. Annem babam gibi kanepede televizyon karşısında uyumamak için, onlara benzememek için çalışıyordum. Artık nasıl gaza geldiysem öyle hazırlanmışım ki sınava bütün şehir dışı tercihlerimi geçip çok az sayıda yazdığım İstanbul içi tercihlerimden birini kazandım. Hem de eve çok yakın bir üniversiteyi... Üniversiteyi kazandığım gün yıkılmıştım.
İndirmek İçin Logoya Tıklayınız

Author Name

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/FymUrEaf4VRt8qa37E5vOFjGq7rw0baT5ScQ7nwsZ7F1nMsihsXMJ-ECCaNgexvSUbcSY44G8IikGvIN11CTzgVt5G5RX49Wod48BJ1Ip44Xxwhr2t7et1d7jFjNaw1nyI25q9LLS8R7qiefMIQzr5wd02oNh7ki7pALRS_Y003Cm0E5cHu755RtLpH7nZZ6qTWX96FWc3d_Q21qShkKCdjNSsiXgMMOAJlY3Z5W-cI1uecrJrWL0j3SVXP0u4d0fu1_xq6eRQZGyfy2iSJ8Ezr6eJ9Q0py4y-ZMSCCJma9v9rk35pvY-nKQoMq95SI9C3hdRGK_uC3hDIVyAUrpvJfRFZSrKDMeSta6lC03mk12zmjygBVkf8h37zS0j_Cax4_zQekjcWoRvC-dMsNRtdLetCKwUAayhovBiIXenrcPCa9GM-Gw6CNkl-c3DhwCpCkvOcvavfQHS1HLD0yGsNfWJ03NXfi6WAWQg3Kc0ReJWWtdy0lRn4QUQ9obz-rfqBMegiqA_V6JT6d_n_tGATRZkcV5lr-T_CTQuY3Nv_e4la-l0KE7t6snoJui35gO33yCReas0YnaznkHcqFrYhP0mhUXYYwtIGfw4ybiXAT1eW6Nu95XVS411caUXY6OUa-512tP3V5HNzNs7_FjAdqr0pNDGIX6=w146-h118-no} {facebook#https://kitapazzi.blogspot.com.tr/} {twitter#https://twitter.com/Kitapazzi} {google#Yhttps://plus.google.com/u/0/104699689942249315316}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.