Articles by "Felsefe Bilimi"

Felsefe Bilimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

J. Baudrillard - Foucaultyu Unutmak

J. Baudrillard - Foucault'yu Unutmak

Foucault’yu Unutmak yüzünden(Türkiye ve daha pek çok ülkede olduğu gibi, bulunduğu kadrodan bir süt kadroya atanmak isteyen, akademik kariyer peşinde koşaninsanların, girmek zorunda oldukları
sınavlarla=aşmaları gereken jüriler vardır!) Baudrillard, birden çok kez karşısına çıkmış olduğu (bu hep aynı üyelerdenoluşan bir jüriymiş!) jürideki kadın profesörün Foucault yandaşı olması ve kendi görüşlerine yakın diğer iki öğretimüyesini de kendi yanına çekmesi sonucunda ünlü düşünür bir türlü bir süt kadroya yükselemez. Bu “ilk fırsatın” elinegeçebilmesi için yaklaşık on, on iki yıl beklemek zorunda kalır. Sonunda değişen jüri üyesi kadın yerine Baudrillard’ındoktora tez jürisinde yer almış olan bir profesör atanınca, Baudrillard üst düzey bir kadroya yükseltilir ve emekliyeayrılması sağlanır. Doğal olarak bu işin tatlı yani dedikodu yanıdır. Peki, ne olmuştur da Baudrillard’ın başına bu işlergelmiştir? Bu sorunun yanıtını bu metnin tamamını okuduğunuzda almış olacaksınız. Ama ben okuyucununmüsaadesiyle metinle ilgili bir iki şey söylemek istiyorum. “Foucault’yu Unutmak” yükte hafif pahada “ağır” değil, “çokağır” cinsinden bir metindir. Bir anlamda Foucault’nun bu metnin ağırlığı altında ezilmiş, unufak edilmiş olduğusöylenebilir.
  • Kitap Adı: Foucaultyu Unutmak
  • Yazar Adı: J. Baudrillard
  • Çevirmen: Oğuz Adanır
  • Yayınevi: DOĞU BATI YAYINLARI

J. Baudrillard - Foucaultyu Unutmak

Niçin Foucault'yu unutmalıyız?
Baudrillard'a göre Foucault'nun söylevi iş işten geçtikten sonra ortaya çıkan bir mesih, iş işten geçtikten sonra yapılmaya çalışılan bir devrim gibi, iş işten geçtikten sonra verilmiş bir söylev olma özelliğine sahiptir.
Foucault'nun cinsellik, iktidar, baskı, arzu, delilik vb. konularla ilgili olarak bu kadar güzel ve kusursuz bir söylev çekebilmesinin kökeninde bütün bu konuların ve kuramların günümüzde anlamlarını yitirmiş olmalarının yattığını söyleyen Baudrillard, böylelikle Foucault'nun söylevinin gerçekliği kapsayan bir evrene değil, bir simülasyon evrenine ait olduğunu ve bu yüzden onu bilimsel bir çözümlemeden çok bir “vakayiname” (chronique) olarak nitelendirmenin daha doğru bir şey olacağını iddia etmektedir.

 J. Baudrillard - Foucaultyu Unutmak
J. Baudrillard - Foucaultyu Unutmak

Bertrand Russell - Dünya Görüşüm

Bertrand Russell - Dünya Görüşüm

Gerçekte iki türlü kullanımı var felsefenin. Birincisi, bilimsel bilgilerimize mal edemediğimiz konularda kurguyu sürdürmek; çünkü bilim, insanlığı ilgilendiren —ya da ilgilendirmesi gereken— konuların sadece pek küçük bölümüdür. Bilimin, hiç olmazsa şimdilik, bizi pek aydınlatamadığı daha pek çok ilginç nokta var; zaten bilinen bir şeyin dolayında hayaller kurmaya kalkmak bence yazıktır. Evren üstüne kafa yormak, varsayımlarla sınırlarını daraltmak, işte felsefenin uygulanabileceği alanlardan biri. Ama bence bunun kadar önemli ikinci bir kullanımı daha var. O da, bildiğimizi sandığımız, ama bilemediğimiz şeyleri göstermesi. Bu yönden felsefe soluğumuzu kesiyor, bilmemiz gerekeni düşünmeye iteliyor bizi, öbür yönden de alçakgönüllülüğe çağırıyor ve anlıyoruz ki bilgi sandığımız şeyler, her zaman bilgi değildir.
  • Kitap Adı: Dünya Görüşüm
  • Yazar Adı: Bertrand Russell
  • Çevirmen: Cenap Yılmaz
  • Yayınevi: Bilgi Yayınevi

Kitaptan Alıntı

İlk gençlik çağlarımdır. Sanırım bu yaştakilerin pek çoğu mutsuzdur. Arkadaş yoktur, konuşacak kimse yoktur. Yaşantıma son vermeyi düşünürdüm, kendimi zor tuttuğumu sanırdım ama pek aslı yoktu bunun. Tabiî mutluluktan pek yoksun duyardım kendimi. Ama belki de yarı yarıya mutsuzdum. Bir düş bana gerçeği anlattı. Ölüm derecesinde hastalanmıştım düşümde. Garip, Bailoll’un üstadı ve Platon’un çeviricisi, aile dostumuz, pek bilgin Profesör Jowett, başucumda idi. Hayli dokunaklılıkla ona «Ne ise ki bir avuntum var, bütün bunları birazdan bırakıp gideceğim.» diyordum. O da bana özellikle çığırtkan sesi ile «Hayatı demek istiyorsunuz?» diye cevap veriyordu. Ben, «Evet hayatı» diyordum. O da, «Biraz daha yaşlanınca bu saçma sapan sözleri bırakacaksınız» diyordu. Uyandım ve gerçekten bunlardan bir daha söz etmedim.
Bertrand Russell - Dünya Görüşüm
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Bertrand Russell - Mutlu Olma Sanatı

Bertrand Russell - Mutlu Olma Sanatı

Mutlu Olma Sanatı Bertrand Russell'ın iyi bir yaşam sürmek isteyenlere sunduğu bir reçetedir. Kişisel Gelişim kitaplarının vermeyi vaat ettiği ama veremediği mutluluk sırlarını açıklar. Russell'a göre mutluluk birtakım insanların bizim elimizden alabileceği temel insan haklarından biri değildir. Kişi mutluluğa başkalarını suçlayarak değil, belirlediği hedeflere erişmek için mücadele ederek ve bu mücadele sırasında eğlenerek ulaşır. Üstelik kişi bu mücadeleyi iç dünyasına değil, sosyal yaşamına dönerek vermelidir.

Deyim yerindeyse, Mutlu Olma Sanatı, kişisel gelişim vaat eden bir popüler felsefe kitabıdır.
Bertrand Russell - Mutlu Olma Sanatı

Hans Reichenbach - Bilimsel Felsefenin Doğuşu

Hans Reichenbach - Bilimsel Felsefenin Doğuşu

S ORUN
İşte size ünlü bir filozofun yazdıklarından alınmış bir parça: «Akıl bir
töz (cevher), hem de sonsuz bir güçtür: tüm doğal ve ruhsal yaşamın temelinde yatan kendi öz sonsu.z maddesidir. Akıl, aynı zamanda, maddeyi harekete geçiren bir biçim, her türlü nesnenin kaynaklandığı bir tözdür.»
Pek çok okuyucu bu tür bir dilsel ürünü sabırla karşılayamaz; bir anlam çıkaramayınca, kitabı tutup ateşe atar. Böyle duygusal bir tepkiden mantıksal eleştiri düzeyine çıkmak için, okuyucuyu yansız bir gözlemciniiı
(örneğin, pek az rastlanan bir böcek türünü inceleyen doğa araştırıcısının)
tavrıyla felsefe dilini ineelerneğe davet edeceğiz. Yanlışın eleştirisi, dilin
eleştirisiyle başlar.
Felsefe öğrencileri genellikle karanlık ifadelerden pek rahatsız olmazlar.
Hans Reichenbach - Bilimsel Felsefenin Doğuşu

John M. Ellis - Postmodernizme Hayır

John M. Ellis - Postmodernizme Hayır

"Bu kitabı yazmaktan amacım yalnızca yapıbozuculuk hakkında bir tartışmaya katkıda bulunmak değil, tartışmanın gerçekleşebileceği koşulların yaratılmasına da yardım etmek.

Kitap, yapıbozuculuğa karşı dava açıyor.

Bu kimseyi şaşırtmamalı ya da üzmemeli. Çok sayıda kitap, davayı yapı bozuculuğun lehine açıyor: bunda da birşey yok. Şaşırıp, rahatsızlık duyulması gereken öbür yanda çok az şeyin olması.

  • Kitap Adı: Postmodernizme Hayır
  • Yazar Adı: John M. Ellis
  • Çeviri: Halide Aral Bakırer

Kitaptan Alıntı

Kuramsal tartışma hakkında yaygın bir kanı, bu işin, kuralların düzenlenişinde açıklık, incelikle çizilmiş ayırımlar ve inandırıcı, tutarlı düşünceye özgü benzer tüm belirtilerin temel sayıldığı, dikkat ve sabır isteyen çözümsel bir uygulama olduğudur. Bu görüşe göre kuram, tartışma ve anlamanın uzun süreli açmazları çözülebilsin diye, düşünceler ve iddiaları, çoğu kez gizli kalmış belirtisizliklerini ve neleri ima ettiğini açığa çıkarmak amacıyla daha da derinlemesine deşen türde bir sorgulamadır. Tonu sakin, tavrı dikkatli ve hepsinden öte çözümseldir. Yapıbozuculu-ğun ortaya çıkışı bu varsayımlara meydan okudu; ve amacım yapıbozuculuğun kendisini incelemek olduğuna göre başlamadan önce bu konu üzerinde biraz durmak gerekir.
John M. Ellis - Postmodernizme Hayır
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Senail Özkan - Schopenhauer Paradokslar Üzerinde Raks

Senail Özkan - Schopenhauer Paradokslar Üzerinde Raks

Felsefe meraklılarına, felsefeden korkan meraklılara roman tadında lirik bir felsefe kitabı... “Schopenhauer tam bir paradokslar filozofudur. Ateisttir, mistik ve pesimisttir; hayatı ve felsefesi paradokslarla doludur. Ancak o tezatlar ve tereddütlerden yılmayan bir filozoftur. Sözünü sakınmadan söyler; doğruluk, cesaret ve samimiyet onun karakteridir. O, insana ürperti ve korku veren; ve âdeta bir soyut kavramlar dağı halini alan felsefenin dağ dağ problemleri arasında bir akrobat cesaretiyle ve bilgece dolaşır.” “Schopenhauer metafizik bunalımların ve derin şüphelerin filozofudur; bütün düşünceleri ciddi bir kritik ve kriz mahsulüdür. Felsefenin tüm problem alanlarında yenilikçi, ihtiraslı ve ateşli bir tartışmacıdır. Merhamet etiğinin mimarıdır. Hayata karşı menfi ve bedbin tavrıyla tanınan filozof, yetkin bir estetikçidir. Sanat, edebiyat, edebiyatın bütün türleri, mûsikî, mimârî, heykel ve resim gibi tüm estetik mevzularda çığır açıcı orijinal fikirleri vardır.”

Kitaptan Alıntı

Herhangi bir akademisyen gibi bir plan yapıp, sonra da oturup o plan dâhilinde bir Schopenhauer kitabı yazmadım; yazmayı da hiç düşünmedim. Tam aksine, tıpkı Schopenhauer’in yaptığı gibi, her gün biraz daha o karamsar felsefeyle hemhal oldum, onunla birlikte düşündüm, onu anlamaya çalıştım, ona ilham veren, kâh kızdıran, kâh nefretine sebep olan durumları yaşayarak, anlayarak, ruh hallerini tahlil ederek; kendi tefekkür zaviyemden değil, daha çok onun görüş açısından, onun dünyasının mânâ boyutlarına inmeğe, tefekkür burçlarına tırmanmağa gayret ettim.
Senail Özkan - Schopenhauer Paradokslar Üzerinde Raks
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Jean Baudrillard - Şeytana Satılan Ruh

Jean Baudrillard - Şeytana Satılan Ruh

Yüzünü her zaman ustalıkla maskeleyebilmiş Şeytan, modern uygarlıkta yine kendine yakışan kusursuz kıyafeti seçiyor.
Şeytan'ın bu sefer bizlere hazırladığı tuzak, çektiği
son numara, gerçekle kurduğumuz hayalî ilişkiler ağında aranmalıdır. Sadece bir süreliğine coşkuyla kendimizden geçiyoruz, fakat ardından benliğimizi kötülüğün mutsuzluk sarmalına doladıkça dolayan "gerçekler" ayağına, tepetaklak edilmiş bir dünyayı gözler önüne seriyor. İnsan benliği dünya adlı dev ekrana yansıyan zavallı görüntüsünü izlemekten mutsuz! Bu görüntüler arasında kendi ölümünün peşinde koşan modern sanat, sinema, fotoğraf, bilgi, iletişim, internet, her türlü politik cambazlık ve sayısız ideolojik tatmin nesnesi Şeytan'ın kazdığı çukuru daha da derinleştiriyor. Şeytan, her şeyi verirmiş gibi yaptığı sırada aslında her şeyi alıp götürüyor. Bu oyunda kimse özgür değildir, herkes akıldışı bir performansla aynı anda hem köle hem de efendidir. İnsanı gönüllü bir köle olarak seyretmek şeytanı mutlu kılıyor. Efendilik mücadelesinde bir an olsun taviz vermeyen Şeytan, en çok bu oyunu seviyor...
Ekitap İndir

Burak Turna - SistemA

Burak Turna - SistemA

SistemA gibi bir felsefe kitabı, Türk düşünce tarihinde ilk kez yazılıyor. Felsefenin batı kökenlerinde, bir Türk düşünür ilk kez bu kadar cesur bir girişime kalkışıyor. Burak Turna'nın beyin laboratuarında kurguladığı deneysel felsefe çalışmasının sonuçları devrimsel olabilir ancak bu sonucun ortaya çıkması için çok uzun zaman gerekebilir. Ve pek çok emek. Ancak okuyucuların göreceği gibi, Burak Turna'nın ulaştığı bir sonuç daha sonra saygın bilimsel makalelerde bilim adamları tarafından aynen yazıldı. 

SistemA, düşünce ile madde arasındaki en etkili iletişim aracı olmaya aday.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Wolfgang Smith - Kainat ve Aşkınlık

Wolfgang Smith - Kainat ve Aşkınlık

Elinizdeki eserde Wolfgang Smith, 'bilimsel dünya görüşüne yönelik ve 'bilimsel gerçek ile bilimci inanç arasındaki keskin ama çoğunluk gözden kaçan ayrıma dayalı bir eleştiriyi içeriden birisi sıfatıyla sunuyor. Bilim adına ortaya konan büyük inançsal öğretilerin aslında bilimsel gerçekler değil; daha ziyade -hiç bir delilleri bulunmayan- bilimci kurgular olduğunu, incelikle ve kabule zorlayan bir berraklıkla gösteriyor. Modern dünyanın entelektüel açıdan sadece en temeldeki Prometan mitler sendromundan başka bir şey üzerine kurulmadığını okuyucuya fark ettiriyor.
Ancak bu, kitabın gerçekleştirdiği şeyin sadece yarısı. Onun asıl yaptığı, Hıristiyanlığın öğretileri vasıtasıyla bize ulaşan derin metafiziksel pençesinden kurtularak, uzun süredir gözlerden ırak tutula gelmiş büyük hakikatleri nazara vermesi.
Bu kitap, güçlü ve derin. Zamanımızın -ve tüm zamanların- en temel sorunlarına hitap ediyor. Modern dünyayı şekillendiren gizli kabullenme ve varsayımları anlamak isteyen herkes için vazgeçilmez bir eser.

Kitaptan Alıntı

Fiziksel evren fikri

HİÇ BİR ŞEY BİZİM BİLİMSEL ‘FİZİKSEL EVREN’ bilgimizden daha kesin değil gibi görünür. Pekiyi ama, nediröyleyse bu fiziksel evren? Onun uzay, zaman ve maddeden, ya da uzay-zaman ve enerjiden, veya belki de daha muğlak ve hatta daha da az hayal edilebilir başka bir şeyden oluştuğu söylenir bize; fakat her hâlukârda onun neleri içermediği sarih bir ifade ile anlatılır: Hepimizin öğrendiği gibi, fizikî evrenin, sıradan insanın nazarında dünyayı teşkil eden hemen hemen herşeyi dışarıda bıraktığı belirtilir. Böylece o, gökyüzünün maviliğini ve kabaran dalgaların kükreyişini, çiçeklerin güzel kokularını ve dünyadaki engin ve geniş çevremize anlam, cazibe ve renk katan sayısız -yarı algılanan yarı sezilen- niteliklerin tümünü hariçte bırakır. Aslında, soyut matematiksel açıdan mümkün olan hariç, düşünülen ve kavranabilen herşeyi bir kenara iter.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Paul Strathern - 90 Dakikada Sokrates

Paul Strathern - 90 Dakikada Sokrates


Sokrates'in işi. Heykeltraş olarak başladı. 461 Kimon'un Atinalı danışmanına politikayı bıraktırır. İ.S. 2.yy'a kadar Akropolis Buna kızan Atinalılar tarafından Atina'dan sürülür;
sokaklarından birinde zarif bir Radikal Demokratların zaferi. Ephialtes ve Perikles'in
çalışması yer almış.
Paul Strathern - 90 Dakikada Sokrates

Arthur Schopenhauer - Aşkın metafiziği

Arthur Schopenhauer - Aşkın metafiziği

(22 Şubat 1788 - 21 Eylül 1860), Alman Filozof. Felsefe tarihinde bir rasyonalist ve karamsar olarak bilinir. 

Felsefesinin ilkesel bir kavramı irade kavramıdır. Dünyanın özü ve gerçekliği irade iken, fenomenlerden oluşan dünya, tasarımdan başka bir şey değildir. İrade, Schopenhauer felsefesinde kendini bir zorunluluk olarak gösterir ki onun düşüncesindeki kötümserliğin ve karamsarlığın kaynağı da bu iradedir. İnsan, tamamen kurtulamayacak olsa da istencin/iradenin emrine boyun eğerek acı ve kederden kurtulabilir. Bu noktada Schopenhauer'ın düşüncelerinin belli bir ölçüde, kaderciliğin ağır bastığı doğu felsefelerine yakınlaştığı iddia edilebilir. Schopenhauer'a göre; birbirlerini en çok tesvir edenler(büyüleyenler) birbirlerini en çok tamamlayanlardır.

İrade kavramı ile içgüdüsel bir anlatıyı ifade eder. İrade kavramı fiziksel ve sosyal yapımızı şekillendiriyor gibi gözükse de doğadan, yani özümüzden gelen bir enerjidir. Bu enerji yaşamı, toplumsalı, adaletsizliği döngüsel olarak sürdüren güçtür. İnsan bu enerjiden kaçamaz, içseldir ve doğanın bir parçası olan insan yaşarken aslında cinsel ve yaşamsal enerjisiyle bir yeni anlamlandırmalar silsilesi ile iradeye hizmet eder. İrade; yaşamı sağlayan bir enerjidir.

İnsanın kontrolsüz biçimde gelişen irade içinde hareketi; uygarlıkları, acıları, kötülüğü doğurmuştur. Çünkü irade hep ister, yaşam için talep eder. Birey iradenin kontrolündeki yaşam problemleri içinde iradenin karşısına merhamet ve acı duygusunu koyaraktan bir nebze de olsa dışına çıkabilir. Böylece birey olarak kendini gerçekleştirebilir.

Dünyanın düzenini sağlayan bu iddia, doğa fenomenleri bütünün enerjinin dışına çıkmak; in-sana acı verir, güçlü bir münzevi yaşam gücü ve karşı direnç ile gerçeğin karşısında yaşanabilinir.
Kitaptan Alıntı
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Ayn Rand - Ego (aka Ben)

Ayn Rand - Ego (aka Ben)

Potansiyel olarak bir siyasi yönetim insan haklarına yönelik en tehlikeli tehdittir; siyasi yönetim yasal olarak silahsızlandırılmış kurbanlara karşı fiziki zor kullanma konusunda hukuki bir tehlike elinde tutar. Birey haklarıyla sınırlandırılmadığı ve kısıtlanmadığı zaman bir siyasi yönetim insanın en ölümcül düşmanıdır. Siyasi yönetimlerin en sevmediği şeylerin başında bireyin bağımsızlığı ve egonun vizyonu gelir. Egonuzu ve kimliğinizi siyasi yöntemlere karşı koruyun.

Kitaptan Alıntı

BÜYÜK SUÇ. Başkalarının düşünmediği kelimeleri düşünüp onları kimsenin göremeyeceği bir kâğıda geçirmek büyük suçtur Bizim Şehrimiz’de. Çok adi ve kötü bir harekettir bu. Sanki herkesten gizli, tek başımıza konuşuyormuşuz gibi... Hâlbuki kendi kendimize konuşmaktan veya herhangi bir şey yapmaktan daha büyük bir suç olmadığını pekâlâ biliyoruz. Bizim Şehrimiz’in kanunları, insanların ancak “Meslekler Meclisi” tarafından emredildiği takdirde yazı yazabileceklerini söyler. Meclis bizi affetsin.


Aslında suçumuz bu kadar da değil. Biz daha büyük bir suç işledik. Öylesine büyük ki bu suçun adı bile yok şehrimizin kanunlarında. Meydana çıktığı takdirde ne ceza göreceğimizi belki Meclis bile bilmiyor. Çünkü böylesine bir suç işlenebileceği insanoğlunun aklına dahi gelmemiştir. Bu yüzden de bu suça karşı kanunla tedbir alınmamıştır.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Ahmet Cevici - Felsefe Tarihi

Ahmet Cevici - Felsefe Tarihi

Büyük Alman şairi ve düşünürü Johann Wolfgang von Goethe, “Üç bin yılın hesabını göremeyen karanlıkta yolunu bulamaz; günü gününe yaşar ancak” derken, sadece bireylerin değil, toplum ya da kültürlerin de felsefe tarihine duydukları ihtiyacı anlatmak istiyordu.

Modern dünyanın karmakarışık ve her yönüyle bunaltıcı koşulları içinde insan, hayatını doğru yönetebilmek ve ona anlam katıp değer yükleyebilmek için felsefeye, büyük felsefi soruları yanıtlamaya ihtiyaç duyar. Felsefe yapmayı öğrenebilmek içinse felsefe tarihine ihtiyaç duyulur. Bunun da en önemli nedeni, büyük filozofların iki bin beş yüz yıldan beri ele aldığı konu ve soruları, hâlâ onların bize sağladığı ipuçları veya argümanlar üzerinden sorguluyor olmamızdır.

“Adaletin, mutluluğun, aşkın ne olduğu”, “kimin, nasıl yönetmesi gerektiği”, “siyasal bir sistemin hangi temel etik ve politik ilkeler üzerine inşa edileceği”, “gerçekten var olanın ne olduğu”, “bizim başkalarına karşı ne tür yükümlülüklerimizin bulunduğu” gibi soruları soranlar ilk bizler değiliz. Bu sorular, Sokrates, Platon ve Aristoteles tarafından da sorulmuş ve felsefe tarihi boyunca daha pek çok filozofun ilgi odağında yer almıştır. 

İşte bundan dolayıdır ki felsefe ve felsefe tarihi, entelektüel dünyamızı zenginleştirecek, yolumuzu bulmada bize yardımcı olacak fikirlerle ve çıkartabileceğimiz derslerle doludur. Çağdaş İspanyol düşünürü George Santayana “Geçmişi hatırlayamayanlar onu tekrarlamaya mecburdurlar” sözüyle tam da bunu kastediyordu. Ahmet Cevizci’nin Felsefe Tarihi, Antik Yunan’dan Hıristiyan ve İslam felsefesine, modernizmden postmodernizme kadar, işte bu iki bin beş yüz yıllık düşünce tarihini ayrıntılı, sistemli ve anlaşılır bir biçimde sunuyor.

Kitaptan Alıntı

GİRİŞ

FELSEFENİN BAŞLANGICI

Felsefe, MÖ 6. yüzyılla 5. yüzyıl arasında kalan bir dönemde, aynı anda dünyanın birçok yerinde
başlamıştır. Akdeniz’in doğusunda, güneyinde ve kuzeyinde, Çin ve Hindistan’da birtakım bilge
adamlar, karşı karşıya kaldıkları kaotik yapı ya da düzenle hesaplaşırken, üyeleri oldukları kültürlerin
yerleşik alışkanlıkları, dini inançları ve mitolojik inanışlarıyla yetinmeyerek yeni bir düzen
oluşturmaya çalıştılar. Düşüncenin kendilerinde belli bir soyutlaşma eğilimine girdiği bu bilge ya da
filozoflar, daha derinlikli sorular sorup, daha iddialı, daha spekülatif ve ihtiraslı yanıtlar ortaya
koydular. Ayrı kültürlere mensup olan bu bilgelerden beş tanesi öne çıkarılabilir: Zerdüşt (MÖ
628-551), Thales (MÖ 625- 547), Siddhartha Gautama (MÖ 563-545), Konfüçyüs (MÖ 551-479) ve
Lao-Tzu (MÖ 6. yüzyıl).
Ekitap indirmek için logoya tıklayınız
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Alain Badiou - Gercek Yasam

Alain Badiou - Gercek Yasam

Çağdaş kapitalizm gençlere, kimi zaman iç içe geçen iki seçenek sunar: Gününü gün et ve/veya düzenin basamaklarında hızla yükselmeye çalış!

Yaşayan önemli filozoflardan ve eylem insanlarından Alain Badiou, Gerçek Yaşam - Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı’da derlenen konuşmalarında, her iki seçeneğin de yaşamın gerçekliğini örten bir yanılsama olduğunun altını çiziyor. Tıpkı yüzyıllar önce Sokrates’in yaptığı gibi, sadece yaşı değil ruhu her daim genç olanlara eleştirel ve özgür düşüncenin kanallarından geçerek hayatın ve hazzın gerçeğine erişmenin ipuçlarını sunarken, sistemin çizdiği sınırları da aşmaya davet ediyor.

Orta yaşlıların tahakkümü altındaki çağdaş toplumlarımızda adı var kendi yok gençler ile toplumsal hayattan dışlanan yaşlı kuşağın ittifakının devrimci potansiyelleri üzerinde dururken, “ebedi ergen” kalmaya mahkûm oğlanlar ile gençliğini yaşamadan kadınlığa hızla adım attırılan kızlara, düzenin tuzaklarından kurtulup kendini var etmenin, isyanın, aşkın ve şiirin kapılarını aralıyor.

Her yaştan “gençler” için felsefenin kılavuzluğunda eşsiz bir yoldan çıkma çağrısı...

Kitaptan Alıntı

Bu kitabın çıkış noktası, çeşitli yerlerde, özelikle de Fransa’da ve yurtdışındaki (Belçika ve Yunanistan’da) liselerde, keza çeşitli kurumlarda, hepsi de esasen gençlere yönelik verdiğim seminerler vesilesiyle düzenlenen konferanslar oldu. Aralarından biri (İkincisi) Sigmund Freud’un Anthropologie de la guerre (Fayard, collection “Ouvertures”, 2010) kitabında yayımlandı. Burada bu konuşmaların son halini, çağdaş gençlikle felsefe arasında gerçek yaşamın ne olduğuna dair, öncelikle genel olarak, ardından da kız ya da oğlan çocuğu olmaya bağlı bir tartışma açma fikriyle sunuyorum.
Günümüzde Genç Olmak: Anlam ve Anlamsızlık

Gerçekleri ortaya koyarak işe başlayalım: Ben yetmiş dokuz yaşındayım. Hal böyleyken gençlikten söz etmeye beni hangi şeytan dürttü? Üstelik de gençlere gençlikten söz etmek gibi bir şeyi neden dert edindim? Gençlik deneyimlerinden söz etmesi gerekenler aslında gençler değil midir? Hayatın tehlikelerini bilen, gençlere böyle bir dünya bırakırken kendilerini korumalarını ve sakin kalmalarını öğütleyen yaşlı biri olarak bilgelik dersleri vermeye mi geldim?

Umarım durumun bunun tersi olduğunu göre-ceksinizdir. Gençlere hayatın sunabilecekleri konusunda, dünyayı kesinlikle değiştirme zorunluluğunun gerekçeleri konusunda hitap etmeye geldiğim ve bu gerekçelerin de, bizzat bu nedenle risk almayı gerektirdiğini söylemek istediğim umarım görülür.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

John Gray - Kara Ayin
John Gray - Kara Ayin

Ünlü siyaset felsefecisi John Gray Kara Ayin'de Fransız Jakoben-lerden Rus Bolşeviklere, Nazilere kadar dünyayı dönüştürmeyi amaçlayan ütopyaların, binyılcı Hıristiyan inançların seküler bir uzantısı olduğunu gösteriyor. Modern ütopyacı tasarılar Ortaçağ'ın dinsel mitlerini yeniden üretmiş ve benzer bir şiddeti körüklemiştir. Sovyetler Birliği'nin dağılışı ve neokonservatif evrensel demokrasi projesinin Irak'ın kana bulanmış sokaklarında son bulmasıyla ağır bir darbe yiyen ütopyacılık yerini dinin ilkel biçimlerine bırakmaktadır. Apokaliptik din canlandığı her yerde yeryüzünün azalan kaynaklarına yönelik yoğun savaş da içinde olmak üzere siyasal anlaşmazlıklarla iç içe geçmektedir. Sendeleyip içine düştüğümüz bulanık savaş durumu böyle bir kötülüktür.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]


John Gray - Ölümsüzleştirme Kurulu
John Gray - Ölümsüzleştirme Kurulu
Bilim Işığında Kefeni Yırtmaya Dönük Garip Arayış...

Ölümsüzleştirme Kurulu'nda siyaset felsefecisi John Gray insanoğlunun ölümü yenme ve ölümsüz olma saplantısının iki farklı coğrafyada, farklı güdülerle ortaya çıkan iki sözde bilimsel versiyonunu parlak ve ürkütücü bir bakışla ele alıyor. 

Birincisi on dokuzuncu yüzyıl sonu ve yirminci yüzyıl başları İngiltere'sinde bir sevgi nesnesinin ölümünü kabul etmeyen ve onlarla medyumların otomatik yazıları, ruh çağırma seansları gibi yollarla ilişki kurduklarına inanan bir grup aydının, insan yaşamının bedensel ölümden sonra da sürdüğüne tutkuyla bilimsel kanıtlar arayışı. İkincisiyse oluşum halindeki Sovyetler Birliği'nde bilimin pek de uzak olmayan bir gelecekte ölümü yenebileceğine inanan "Tanrı Yapıcılar" adlı Bolşevik seçkinler çevresinin çabaları. Kitap adını Lenin'in cesedini yoğun mumyalama yoluyla ebedileştirmeyi amaçlayan "Ölümsüzleştirme Kurulu"ndan alıyor.

Kitaptan Alıntı

Charles Darwin 16 Ocak 1874'te Londra'da kardeşi Erasmus'un Queen Anne Sokağı'nın 6 numaralı evinde bir ruh çağırma seansına katıldı. Bu seansta üvey kuzeni olan ve modern psikoloji biliminin kurucuları arasında sayılan antropolog ve öjenikçi Francis Galton ve Victoria dönemi ortalarındaki kavram karmaşalarını herkesten daha derinlemesine kurcalayan romancı George Eliot'la bir araya geldi. Her üçü de tinselcilik akımının yükselişinin bilimsel materyalizmin ilerleyişine köstek olacağı endişesi içindeydi. Darwin bu tecrübeyi “usandırıcı ve yorucu” buldu; kıvılcımların görülmesi, masa tıklamalarının duyulması ve iskemlelerin masaya yüklenmesi gibi olağandışı şeyler olmadan önce oradan ayrıldı. On bir gün sonra kendi temsilcileri olarak oğlu George Darwin ve T. H. Huxley'nin katıldığı başka bir seans düzenlendi. Onlardan medyumların hokkabazlıktan yararlandığını öğrenen Darwin şunu yazdı: “Artık bana göre, insanı basit hilenin ötesinde bir şeye inandırmak için muazzam bir kanıt değeri gerekecektir. ... Queen Anne Sokağı'nda bütün olup bitenleri düşündükçe, her şeyin düzmece olduğu kanısına daha fazla vardığımı önceki gün bütün aileme bildirmiş olmaktan memnunum.”{5}
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Frederic Gros - Yürümenin Felsefesi
Frederic Gros - Yürümenin Felsefesi
Nietzsche'nin Kara Orman'da yürürken göz çukurlarına dolan mutluluk gözyaşları, Rimbaud'nun tahta ayağıyla açılacağı çöllere dair kurduğu düş, yasaklı Rousseau'nun Alpler'deki adımları, Thoreau'nun VValden'daki gezintisi, Nerval'in dar sokaklardaki aylaklığı ve daha niceleri... Aylaklar, göçebeler, sürgünler, hacılar, kaçaklar, seyyahlar, münzeviler ve mülteciler yürüyorlar. Peki yürümek sadece evle iş arasında gidip gelmek, bir yerlere yetişmek ve koşuşturmak değil de evrenle özel bir ritim, akort ya da hafifleme içinde buluşmak olabilir mi? Yeryüzüyle hemhal olup kendimizi başkalaşmaya açarak yürüyebilir miyiz?

Yürümek iki mesafe arasında gidip gelmek değil yaratıcı bir eylemdir. Hem kendi yalnızlığımıza çekildiğimiz hem de toplum olarak bizi dönüştürecek bir ayağa kalkıştır. İki büklüm vücudun karşısında dikilmeye çalışan, attığı her adımda yeryüzünün gerçek bir parçası olduğunu fark eden Homo Viator'un eylemidir. Çünkü Yürüyen insan kendi üzerine çöken kaygı, haset ve korku yumaklarını çözer, varlığını yeryüzünün ebediyen yeni olan kalbine düğümler. Yürüyoruz, işte bu düğümü atmak için.
Ekitap İndir

Thomas Hobbes - Leviathan
Thomas Hobbes - Leviathan
Hobbes'un başyapıtı kabul edilen Leviathan, özellikle, bir "din ve dünya devleti"nin oluşturulamasında bireyler arası toplumsal sözleşmeye verdiği önem ve ahlak kurallarını tamamen laik ve doğal bir temele oturtuşuyla dikkat çeker. Hobbes, 1651'de yayımladığı bu kitabında, "Tanrı'nın buyrukları" olan doğa yasalarından yola çıkarak, ideal devletin oluşturulması yollarını gösterir; ayrıca hem dinsel, hem de toplumsal-eğitimsel gerekçelerle çağının üniversite sistemine eleştiriler yöneldir.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Thomas More - Ütopya
Thomas More - Ütopya
Yaşlı bir denizci Thomas More’a, son seyahati sırasında tesadüfen keşfettiği Utopia adasını anlatır. Bu adanın yönetim biçimi, yasama, yürütme ve yargılama gücü, yurttaşların kamu haklarından yararlanmaları gerçekten de mükemmeldir. Ona göre Utopia bütün Avrupa devletlerinin yapılanmasına örnek oluşturacak ideal devletin ta kendisidir.

Utopia’da yurttaşların birlikte çalışarak elde ettiği ürünler pazar yerlerindeki ambarlara getirilir. Halk her ihtiyacını bu ambarlardan karşılar, üstelik ücretsiz. Çünkü Utopialılar para kullanmaz. Hele paranın ana maddesi altın ya da gümüşe metelik değer vermez. Emeğin ortak kullanımının esas alındığı bu toplumda yiyecek sıkıntısı diye bir şey yoktur, hiç kimse dara düşmez, hiçbir yurttaş ailesinin geleceğinden endişe duymaz.

Çünkü Utopia adaletin yeryüzündeki simgesidir.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Serkan Bayram - Ölürken Ben
Serkan Bayram - Ölürken Ben
Terör; Dünya’nın karşı karşıya olduğu en büyük problemlerden biri.

Terör; kişiler, örgütler hatta devletler tarafından bile uygulanan insanlık dışı bir yöntem.

Teröristlerin; terörü haklı göstermek için kullandıkları sebepler, saymakla bitmiyor.İnsan hakları ihlalleri, özgürlük, fırsat eşitsizliği, açlık vb.

Gösterilen sebeplerin ciddiyetini görmezden gelmemizin, bizi insanlığımızdan çıkaracağından hiçbir şüphem yok.

Aynen bu sorunları çözmek için; teröristlerin yaptıkları eylemlerin, bizi insanlığımızdan çıkaracağından hiçbir şüphem olmadığı gibi.

Haksızlıklar karşısında göstermemiz gereken tepkilerde, örnek almamız gereken kişinin

Gandhi olduğunu düşünüyorum.
Gandhi’nin,konu hakkındaki düşüncelerine kısaca değinelim:
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Author Name

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/FymUrEaf4VRt8qa37E5vOFjGq7rw0baT5ScQ7nwsZ7F1nMsihsXMJ-ECCaNgexvSUbcSY44G8IikGvIN11CTzgVt5G5RX49Wod48BJ1Ip44Xxwhr2t7et1d7jFjNaw1nyI25q9LLS8R7qiefMIQzr5wd02oNh7ki7pALRS_Y003Cm0E5cHu755RtLpH7nZZ6qTWX96FWc3d_Q21qShkKCdjNSsiXgMMOAJlY3Z5W-cI1uecrJrWL0j3SVXP0u4d0fu1_xq6eRQZGyfy2iSJ8Ezr6eJ9Q0py4y-ZMSCCJma9v9rk35pvY-nKQoMq95SI9C3hdRGK_uC3hDIVyAUrpvJfRFZSrKDMeSta6lC03mk12zmjygBVkf8h37zS0j_Cax4_zQekjcWoRvC-dMsNRtdLetCKwUAayhovBiIXenrcPCa9GM-Gw6CNkl-c3DhwCpCkvOcvavfQHS1HLD0yGsNfWJ03NXfi6WAWQg3Kc0ReJWWtdy0lRn4QUQ9obz-rfqBMegiqA_V6JT6d_n_tGATRZkcV5lr-T_CTQuY3Nv_e4la-l0KE7t6snoJui35gO33yCReas0YnaznkHcqFrYhP0mhUXYYwtIGfw4ybiXAT1eW6Nu95XVS411caUXY6OUa-512tP3V5HNzNs7_FjAdqr0pNDGIX6=w146-h118-no} {facebook#https://kitapazzi.blogspot.com.tr/} {twitter#https://twitter.com/Kitapazzi} {google#Yhttps://plus.google.com/u/0/104699689942249315316}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.