Articles by "Edebiyat"

Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Abdülhamidin Cinci Hocası - Süleyman Tevfik Özzorluoğlu

Abdülhamidin Cinci Hocası - Süleyman Tevfik Özzorluoğlu

II. Abdülhamid tarikatlara özel bir önem vermiş, bunların yemek ve aydınlanma gibi masraflarını bizzat kendi karşılamış, harap halde olan tekkelerin onarımlarını yaptırıp, tarikat büyüklerinin türbelerini tamir ettirmişti. Arap vilayetleri ve Afrika'daki nüfuzlu tarikat şeyhlerine nişan ve rütbeler ihsan etmenin yanında maaşlar da bağlayan Padişah, Ebü'l-Hüda Efendi, Zafir Efendi gibi şeyhleri yanında tutarak onların nüfuzlarını kullanmıştı. 
Abdülhamid sarayda, çeşitli tarikatları ve bu müesseselerin temsilcilerini yakın ilişkiler kurarak kendisine yaklaştırmıştır. Öyle ki Abdülhamid'in neredeyse o dönem için mevcut hemen her tarikata üye olduğu düşüncesi yaygınlık kazanmıştır. İstanbul'daki, Osmanlı coğrafyasındaki büyük tarikat kollarının hemen hepsiyle yakından ilgilenilmiş, pek çok maddi ihtiyaçları karşılanmış, devlete karşı yükümlülük olarak algılanabilecek pek çok işlemden muaf tutulmuşlardır. Müslümanların yoğun yaşadığı yerlerdeki günlük yaşantının İslami şartlara çok daha uygun olmasını sağlamaya yönelik düzenlemeler, cami çevrelerinin düzenlenmesi gibi, din kitaplarının devlet matbaasında çok sayıda bastırılıp dünyanın her tarafına dağıtılması gibi uygulamalar devletin bu yönünü veya halifenin bu yönünü çok daha fazla ön plana çıkarmıştır. II. Abdülhamid döneminde, özellikle ilk ve orta öğretimde müfredatta din derslerinin sayısını arttırmaya yönelik düzenlemeler de yapılmıştır.
Kitap Adı: Abdülhamidin Cinci Hocası
Yazar Adı: Süleyman Tevfik Özzorluoğlu
Yayınevi: İthaki Yayınevi
 Abdülhamidin Cinci Hocas
Abdülhamidin Cinci Hocası - Süleyman Tevfik Özzorluoğlu Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]


Marcel Ayme-Duvargeçen

Marcel Ayme-Duvargeçen

Marcel Ayme’nin romanlarındaki tuhaf insanlar, aslında çoğu zaman kendileri de tuhaflıklar yapan normal insanların yanı başlarında gezinirler.

Fantezi ile gerçeklik arasındaki bu birliktelik en kusursuz biçimine öykülerinde ulaşır.

Yazarın ünlü eseri Duvargeçen, duvarların içinden kolayca geçme yeteneği bulunan çekingen bir devlet memurunun herkesi şaşkına çeviren serüvenini anlatır.

Duvargeçen, Tahsin Yücel’in mükemmel çevirisiyle bir Marcel Ayme klasiği...
  • Kitap Adı: Marcel Ayme
  • Yazar Adı: Duvargeçen
  • Çevirmen: Tahsin Yücel
  • Yayınevi: SEL YAYINCILIK

Kitaptan Alıntı

Dutilleul’ün giriştiği ilk hırsızlık, Rive Droite’ın büyük bir kredi kurumunda oldu. Bir düzine dolayında duvar bölmeden geçtikten sonra, birçok kasanın içine girdi, ceplerini banknotlarla doldurdu, gitmeden önce de kırmızı tebeşirle, Yakı-Yakı takma adıyla, ertesi gün bütün gazetelerin bastığı çok güzel bir imzayla imzaladı hırsızlığını. Bir hafta sonra, bu Yakı- Yakı adı, olağanüstü bir ün kazandı. Halkın sevgisi, sınır tanımadan polisle böylesine güzel alay eden bu büyüleyici hırsıza yöneliyordu. Her gece ya bir bankanın ya bir mücevhercinin ya da herhangi bir zenginin zararına yeni bir işle kendini gösteriyordu. Taşrada olduğu gibi Pariste’de, şöyle azıcık düşsever olup da kendini ruhu ve bedeniyle, korkunç Yakı- Yakı’ya vermenin ateşli isteğini duymayan tek kadın yoktu. Aynı haftanın içinde, ünlü Burdigala elmasının çalmışından, belediye kasasının soyu-luşundan sonra, halkın coşkunluğu bir taşkınlığı dönüştü. İçişleri bakanı, ticaret bakanını da ardından sürükleyerek istifa etmek zorunda kaldı. Bu arada Paris’in en zengin adamlarından olan Dutilleul, işine düzenli bir biçimde gidip geliyor, kendisine palmers academiques nişanı verileceği söyleniyordu.
 Marcel Ayme-Duvargeçen
Marcel Ayme-Duvargeçen

[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Danielle Steel - Kır Evi

Danielle Steel - Kır Evi

Hollywood'da, Kır Evi diye bilinen görkemli malikanede yaşayan çapkın film yıldızı Cooper Winslow artık beş parasızdır. Yakın gelecekte önemli bir rol kapma olasılığı da gözükmediği için, çok sevdiği evine kiracı almaktan başka çaresi kalmamıştır. Yeni kiracıları Mark Friedman ve Jimmy O'Connor da sorunları olan isanlardır. Mark'ın karısı onu terk etmiş, Jimmy'nin karısı ise amansız bir hastalığa yakalanarak ölmüştür. Bir arada yaşamaya başlayan bu üç adamın hayatı, Mark'ın çocuklarının da eve taşınmasıyla değişecektir. Hayatını paylaştığı insanlar, Cooper Winslow'a, daha önce hiç hayal edemediği bir mutluluğu yakalama ve bambaşka bir insan olma şansını vereceklerdir.

Kitaptan Alıntı

Liz Sullivan lambrili kütüphanede oturmuş Abe’i bekliyordu, kapının çaldığını duyunca yüzüne bir gülümseme yerleştirerek yerinden kalktı ve girişteki koridoru geçerek Abe’i karşılamak üzere kapıya yöneldi. O sabah saat ondan beri kütüphanede bazı kâğıtları inceliyor, Abe’le görüşmelerine hazırlanıyordu; dün geceden beri midesinde bir düğüm varmış gibi sıkıntılıydı. Dün bu ziyaretin nedeni konusunda Coop’u uyarmaya çalışmıştı ama Coop her zamanki gibi onu dinleyemeyecek kadar meşguldü. O akşam smokin giyilen bir partiye katılacaktı ve tek düşündüğü partiye gitmeden önce saçlarını kestirmek, masaj yaptırmak ve kısa bir şekerleme yapmaktı. Liz bu sabah Coop’u hiç görmemişti, malikâneye vardığında Coop, Beverly Hills Otel’de bir yapımcıyla kahvaltıdaydı; dediğine göre bu yapımcı yeni filminde ona da bir rol vermeyi düşünüyordu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Adrian D Hage - Omega Parsomeni

Adrian D Hage - Omega Parsomeni

Kutsal çöldeki bir mağaranın duvarından, kum taneleri dökülmeye devam etmektedir. Uygarlığın sonunu getirecek olan geriye sayım Ölü Deniz Parşömenleri’nden biri, Kumran yakınlarında bir mağarada iki bin yıl kadar gözlerden uzak bir şekilde bekler. Omega Parşömeni, hem insanlığı tehdit eden korkunç bir kehanet, hem de Vatikan’ın en çok korktuğu şifreli sayı ile ilgili uyarılar taşımaktadır.
Papa’nın sağlığı giderek bozulmakta, Başbakan Kardinal olan acımasız Lorenzo Petroni, Peter’in Anahtarları’nı elinde tutmaktadır. Onu korkutan üç şey vardır: Kardinal Giovanni Donelli’nin, Vatikan Bankası ile ilgili başlattığı soruşturma; gazeteci Tom Schweiker’in Petroni’nin geçmişini araştırması ve en tehlikelisi de, çok zeki bir araştırmacı ve arkeolojik DNA konusunda dünyanın en yetkin bilim insanlarından biri olan Dr. Allegra Bassetti’nin, savaşın altüst ettiği Kudüs’te Omega Parşömeni’nin parçalarını bir araya getirmeye çalışmasıdır. Donelli, Schweiker ve Bassetti, yazmanın peşindeki bu nefes kesen yarış sırasında kendi hayatları için de mücadele ederken, Vatikan bu kehanetin gizli kalması için ne gerekiyorsa yapmaktan çekinmeyecektir.
Ekitap

Saygı Oztürk - Kırmızı Klasör

Saygı Oztürk - Kırmızı Klasör

PKK olayı... Abdullah Öcalanm yakalanması... Türkiyeye getirilmesinin ayrıntıları... Bunun önsinde ve sonrasında yaşanan çok acı olaylar...

Saygı olaylara, belgelere saldırıyor. Araştırmacı gazeteciliğin günümüzdeki önderlerinden biri. Burada bir benzetme yapayım: Eliden uçanla kaçan kurtuluyor! Haziran 1999da, Öcalan duruşmasını izlemeye İmrahya gidiyorum.

Deniz otobüsünde bir baktım, Saygı yanıbaşımda.

-İnsaf yani, bari burada bizi rahat bıraksaydın diye espri yaptım, gülüştük.

Duruşmalar bitti, Saygı bu kez hadisenin perde arkasını, Öcalan ve PKK olayının öncesini ve sonrasını araştırmaya başladı.

Perdeyi açıyordu.

Bunca belge ve bilgiye nasıl ulaştığını anlamak mümkün değil.

Sorduğumda

-Kusura bakma abi, meslek sırrıdır. der, başka bir şey demez.  Saygı Öztürkün

-kitap fabrikası daha epey iş yapacak, daha nice birbirinden ilginç kitaplar üretecek.

Onu kutlamaktan başka yapılacak bir şey yok.

Ellerine, yüreğine sağlık diyorum...

Ve sizi bu güzel kitapla baş başa bırakıyorum.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Jonathan Margolis - Orgazmın Mahrem Tarihi

Jonathan Margolis - Orgazmın Mahrem Tarihi

Evliliklerinin altmışıncı yılında büyükannemle büyükbabam çıplakken birbirlerine daha hiç bakmamışlardı. Ben de annemi hiç çıplak görmedim.

Oysa benim çocuklarım anne babalarının çırılçıplak hoplayıp zıplamalarına o kadar alışmışlardır ki, arkadaşları evimizde kaldıkları zaman bazen bize, “Bir şeyler giyseniz iyi olur," diye hatırlatma gereği duyarlar.

20. yüzyıl sonlarının önemli bir cinsel liberalizm zamanı olduğunun söylenmesi bile gerekmez. Ben büyükbabamlarınki gibi cinsel hayatı aklıma bile getiremem. Çünkü öyle bir hayatın Thomas Hob-bes’un tanımladığı türden bir ilkel hayata benzeyeceğini düşünürüm: “pis, kaba ve kısa".

Yine de aklımızda kendi zamanımız ve kültürümüzün icat ettiği cinsellik olursa, kuşak olarak kendinden emin olma tuzağına düşeriz.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her gün 100 milyondan fazla cinsel ilişki olmaktadır. Erkekler ve kadınlar belki de yaklaşık 100 bin yıldan beri eğlence amaçlı cinsel ilişki yaşamaktadırlar. lşlemi devam ettirirsek -ve M.Ö. 98.000’den bu yana dünya nüfusunun hayli arttığını da hesaba katarsak- insanoğlunun bugüne değin 1.200 trilyon kez seks yaptığını söyleyebiliriz.

Elbette bu ilişki her seferinde kötü olmuş olamaz.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Mustafa Altun - Türk Atasözleri Üzerine

Atasözleri, uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş kalıplaşmış ifadelerdir.
1 Çoğunlukla bir cümle biçiminde oluşarak bir yargı anlatan, kimi zaman ölçü ve uyakla,
söyleyiş açısından daha etkili olmaya yönelen atasözleri
2, fıkraya benzer fakat konuşma sırasında yeri gelmeden söylenemez. Atasözlerinin "düz
konuşmadaki bazı söz kalıplarından farkları, onların birtakım ayırıcı nitelikte biçim ve içerik özelliklerindendir:
İndirmek İçin Logoya Tıklayınız

Sabri Kaliç - Tarihe Adını Yazdıran 100 Büyük Romancı

Sabri Kaliç - Tarihe Adını Yazdıran 100 Büyük Romancı


Türkiye'nin ilk ve tek Nobel ödüllü yazarı Orhan Pamuk,

"Suç ve Ceza"nın yazarı büyük romancı Dostoyevski,

İspanyol Edebiyatının şaheseri "Don Kişot"a hayat veren Cervantes,

Zamanının çok sonrasının romanlarını yazmış Ahmet Hamdi Tanpınar,

Çağdaş Amerikan Edebiyatının gündemden düşmeyen ismi Paul Auster,

Dünya edebiyatına "Beyaz Diş" ve "Demir Ökçe"yi kazandıran Jack London,

Eserleri onlarca dile çevrilen Yaşar Kemal,

Çağdaş Latin Amerika Edebiyatının en ünlü yazarı G.G. Marquez,

"Siddhartha" ile Doğu felsefesini Batı'ya tanıtan Herman Hesse,

Modernleşmeye geçişin sancılarını anlattığı romanlarıyla Halide Edip Adıvar,

"Sefiller" gibi bir başyapıtın yaratıcısı Victor Hugo,

Moby Dick'in peşindeki Herman Melville,

Dünya çapında bir kalem olan İhsan Oktay Anar, 

Vampirlerin Efendisi Kont Drakula'nın yaratıcısı Bram Stoker, 

Japon Edebiyatının Nobel ödüllü ustası Yasunari Kawabata,

Tarihsel gerçekçi romanların usta yazarı Kemal Tahir,

Rus klasiklerinin olmazsa olmazı "Savaş ve Barış"ın yazarı Tolstoy, 

"Monte Cristo Kontu" efsanesinin yazarı Alexander Dumas, 

Endüstri devriminin sancılarının usta romancısı Charles Dickens,


100 Büyük Romancı'nın hayat hikayeleri, başlarından geçen ilginç ve trajik olaylar, her dönem okunacak romanları hakkında birçok ilginç ve detaylı bilgiyi bulabileceğiniz bir başucu kitabı.

Kitaptan Alıntı

Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Woody Allen - Evet Ama Bir Lokomotif Bunu Yapabilirmi Bakalım

Woody Allen - Evet Ama Bir Lokomotif Bunu Yapabilirmi Bakalım

“Amuda kalkarak ya da duş yaparken okunabilecek bir kitap. (...) Picasso’nun dalgaya alınmasından, ölümle poker oynamaya kadar zıp zıp zıplıyor Woody. Tanrısız kalan insanın teknolojiyi tanrı yapmasına karşın Woody’nin tost makinesinin 4 yıldır doğru dürüst çalışmamasına hatta bir keresinde çok sevdiği bir kadının burnunu kırmış olmasına aldırmayın siz. Woody Allen’ın keyfi oldukça yerinde...”Tunca Arslan / 2000’e Doğru

“Akıllı saçması deli hikmetli” bir kitap. 
Tempo

“ ‘Evet Ama, Bir Lokomotif Bunu Yapabilir mi Bakalım?’ ağırlıkta felsefe düşünülerek hazırlanmış, ilk anda zor anlaşılır izleniminin ardından düşündüren bir kitap.”
Celal Kırcı / Argos

Kitaptan Alıntı

Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Anne Sexton - Kilitli Kapılar

Anne Sexton - Kilitli Kapılar

Anne Sexton evdeki dünya ve o dünyanın acıları hakkında sırlar verir. Bu sırlar herkesin söylemeye cesaret edemediği türden sırlardır. 

Okuyucular sadece ne söylediği için değil, aynı zamanda nasıl söylediği için de ona karşılık verirler.

Sexton'ın eserlerini tuhaf bir şekilde daha önceki itirafçı şairlerden farklı kılan şey geleneksel olarak şiirin asla konusu olmayan tabulardan ya da kişiyi şok eden konulardan bahsetmesidir.

Kiştaptan Alıntı

Sigaralar ve Viski ve Vahşi ve Vahşi, Vahşi Kadınlar

(bir şarkıdan)

Belki ben diz çökerek doğdum,

uzun kışta öksürerek doğdum,

merhamet öpücüğünü bekleyerek doğdum,

hız için bir tutkuyla doğdum

ve hala ilerleyen şeyler gibi,

şarampolü ya da lavmanın gazını çıkarmayı

erkenden öğrendim.

İki ya da üç kezden sonra öğrendim diz çökmemeyi, umut etmemeyi, ateşlerimi yeraltına yerleştirmeyi mükemmel ve korkunç olan bebeklerin dışında hiçbir şeyin

olmadığı yere,

ölmeleri fısıldanmış ya da ölmeye bırakılmış olan.

Şimdi birçok sözcük yazdım,

ve birçok aşkın kaçmasına izin verdim, fazlasıyla

ve her zaman ne isem hepsiydim-

ben aşırılığın, isteğin ve açgözlülüğün kadını,

çabayı yararsız bulurum.

Aynaya bakmaz mıyım bu günlerde,

ve gözlerinin önünden geçen sarhoş fareyi görmez miyim? Ölümün yüzüne bakmaktansa ölmeyi seçmeye

ileri derecede özlem duymaz mıyım?

Bir kez. daha diz çökerim, merhamet gelirse diye tam zamanında.
Nefret Eden Gözlerin Öfkesi

Gömmek isterim tüm nefret eden gözleri kumun altına. Kuzey Atlantik'in ilerisinde bir yere ve boğmak isterim onları berbat kumla

ve onların tüm renklerini bu yumuşak boğulmadaki uykuya koymak isterim.

Babamın kahverengi gözlerini, o tabanca atışlarını, o aşağılık çamurları al.

Göm onları.

Al, annemin deniz gibi soyunuk

mavi gözlerini.

seni yıkmayı bekler

havanın ve Tanrı'nın olmadığı yerde.

Göm onları.

Al, aşkımın siyah gözlerini,

seni kamçılayıp gülmek isteyen

zalim bir domuza benzeyen kömür gözleri.

Göm onları.

Al, şehitlerin, başkaniarın, banka yöneticilerini, askerlerin nefret eden gözlerini.

Göm onları.

Yarı kör ve havaya düşen gözlerimi al.

Göm onları.

Al gözlerini.

Bir köpekbalığının ölüme baktığı ve yüreğimi düşündüğü ve tatlı bir çörek gibi kopardığı yere merkeze gelirim.

Gözlerimi almak

ve yumruk atmak isterler

göz bebeklerime doğru. Yalnızca gömmek

değil, bıçaklamak isterler. Senin gözlerine gelince,

onların önünde katlatırım

bir bebek topunun içine ve sen

onları Akıl Hastanesi Eyaleti'ne gönderirsin.

Bak! Bak! Şu farelerin

her ikisi de seni seyrediyorlar

zarif parmaklıkların arkasından.
Yaşamımın Odası

Burada,

yaşamımın odasında


eşyalar değişmeye devam ediyorlar.

İçlerine ağlamak için küllükler,

ahşap duvarların acı çeken erkek kardeşi,

daktilonun kırk sekiz tuşu

her biri bir gözbebeği, asla kapanmayan,

her bir güzellik yarışmasında biri bir yarışmacı olan kitaplar
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Mark Gimenez - Avukat

Mark Gimenez - Avukat

Hiç hasta olmamış, olamayan, bağışıklık sistemi bilinen tüm hastalıkları yenen Hasta X. Sekiz yaşındaki lösemili oğlunun tedavisi için çırpınan bir baba. Hastalıktan, ölümden kâr sağlayan büyük firmaların tetikçileri.
Olayların ortasında 'müvekkil gizliliği' ilkesince hareket eden bir avukatın mücadelesi. Andy Prescott, Austin'deki en rahatına düşkün genç avukattır. Trafik cezalarına bakmaktadır ve ofisi, yıkık dökük bir dövme dükkânının üst katındaki küçük bir odadır. Dağ bisikletiyle gezmek ve arkadaşlarıyla vakit geçirmek en sevdiği işlerdir. Andy hırslı bir avukat değildir, hayatı hafife alan biridir. Bu durum Teksas'ın en zengin adamının ofisine gelmesine kadar sürer. Milyarder Russell Reeves onu avukatı olarak işe alır. Andy basit hukuki işler karşılığında o zamana kadarki tüm kazancından daha fazlasını alır ve hayatı değişmeye başlar. Ama hiçbir şey karşılıksız değildir. …

Kitaptan Alıntı

Avukat ve müvekkil arasındaki yazışma ve görüşmelerin gizliliğinin korunması ve tanık sandalyesinde ifşa edilmemesi müvekkilin hakkıdır. Yeni John Grisham övgüsüne layık görülen Mark Gimenezden sürükleyici bir hukuk macerası, kesintisiz bir kovalamaca Yeni John Grisham. The Times Deneyin tartışmasız John Grisham tarzı. Daily Mirror Gimenezin kaleminden tutkuyla ve samimiyetle anlatılmış güzel bir öykü. Sunday elegraph Hiç hasta olmamış, olamayan, bağışıklık sistemi bilinen tüm hastalıkları yenen Hasta X. Sekiz yaşındaki lösemili oğlunun tedavisi için çırpınan bir baba. Hastalıktan, ölümden kâr sağlayan büyük firmaların tetikçileri. Olayların ortasında müvekkil gizliliği ilkesince hareket eden bir avukatın mücadelesi. Andy Prescott, Austindeki en rahatına düşkün genç avukattır. Trafik cezalarına bakmaktadır ve ofisi, yıkık dökük bir dövme dükkânının üst katındaki küçük bir odadır. Dağ bisikletiyle gezmek ve arkadaşlarıyla vakit geçirmek en sevdiği işlerdir. Andy hırslı bir avukat değildir, hayatı hafife alan biridir. Bu durum Teksasın en zengin adamının ofisine gelmesine kadar sürer. Milyarder Russell Reeves onu avukatı olarak işe alır. Andy basit hukuki işler karşılığında o zamana kadarki tüm kazancından daha fazlasını alır ve hayatı değişmeye başlar. Ama hiçbir şey karşılıksız değildir. Russell hayatındaki tek emeli sekiz yaşındaki lösemili oğlu Zachı hayata döndürmeye çalışmak olan çaresiz bir adamdır. Bu uğurda her şeyi yapmaya hazırdır, ucunda avukatının hayatını tehlikeye atmak dahi olsa
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Kamuran Şipal - Gece Lambalarının Işığında

Kamuran Şipal - Gece Lambalarının Işığında

Aynada kravatını bağlıyordu, beğenmedi. Bir maske gibi, diye düşündü. Bir maske gibi. Kravatın bir ucunu aşağı doğru çekip düğüm yerini boynuna kaydırdı. Düğüm yeri oturdu boynuna, boynunu sıktı. Bir maske gibi. Ve yıllar yılı, azar azar... Düğüm yerini küçük bularak çözdü, yeniden bağladı. İrice bir düğüm, daha irice, daha bir irice, çöreklendi boynuna. Yüzüne kan geldi. Kırmızı kan. Damarlarda kan. Atardamarlar, toplardamarlar ve bir şahdamar. Yıllar yılı, azar azar... Eller, kollar, parmaklar sonra. İğne batırılınca pıhtılaşan kan. Şahmerdan. Ve bir şahdamar sonra ve bilekler. Ve gözler. Gözlerde kan izleri. Günden güne koyulaşan kan. Geceleri üzerine yürüyen kan.

Gece Lambalarının Işığında, Çağdaş Alman edebiyatından ve Franz Kafka’dan yaptığı önemli çevirilerle de tanınan Kâmuran Şipal’in öykülerini bir araya getiriyor: Beyhan (1962), Elbiseciler Çarşısı (1964), Büyük Yolculuk (1969), Buhûrumeryem (1971) ve Köpek İstasyonu (1988).

Kitaptan Alıntı

Sanırım insanın yaşamındaki en güzel yıllar, çocukluk çağını, daha doğrusu onun belli bir dönemini oluşturan ilkokul yıllarıdır. Günden güne sisler, buğular arkasına kayıp giden, günden güne güzelleşen yıllar. İçten içe varlıklarını sürdürür, bir büyülü havayı ortaklaşa solur, öldü sanılan ama hep diri kalan ve diri kalacak olan bir öz çevresinde âdeta göze görünmez hamarat ipekböceklerince örülen beyazlı sarılı kozalardır bunlar. Binbir titizlikle el üstünde tutulur, üzerlerine titrenir, binbir özenle yarınlara çıkarılır ve yarınlara çıkılır bu kozalarla. Ve derken ipekböcekleri görünmez bir el tarafından çekilip gerilere alınır, sarı ve beyazın değişik nüanslarını ipeksi bir yumuşaklıkla yansıtan kozalar örülmez olur. Yol sarplaşır giderek; kolaylıkla atılan uçarı, hafif, tasasız ve gözü kapalı adımlar sakıngan, ürkek ve güvensiz bir niteliğe bürünür. Çimler, papatyalar, nergisler, kır çiçekleri, kitaplar ve defterler arasında kurumaya bırakılmış menekşeler, gül yaprakları, yıldız çiçekleri, misk kokulu çikolataların beyaz yaldızları… Toplu yapılan kır gezileri, sepetlerde, sefertaslarında yemekler. Ve oyunlar; kelebek peşinde koşmalar, kovalamalar, kovalanmalar… Ama yokuşlara sürülen bunca yıl! Bir an önce büyümek istenmiştir, bir an önce büyülü bir güzelliğin koruyucu kanatları altında geçen tüy gibi hafif yıllardan koşar adım uzaklaşılmak istenmiştir. El itilip horlanmış, eller üzerlerden savrulup atılmıştır. 

Rüzgârlı bir havada renkli bir uçurtma azar azar salınmış göğe, önce küçülmüş, sonra görünmez olmuştur. Sonra yavaş yavaş yine büyümüş, ip kasnağa sarılmaya başlanmıştır. Ve uçurtma çok yükseklerde yaralar alıp incinmiş, kolu kanadı kırılmış bir kuş gibi yere çakılmıştır. Bunca yıl başka kentlerde, yabancı ellerde eğleştikten sonra, yola çıkılırken alınması unutulmuş pek gerekli bir şeyi, onsuz yapılamayacak bir şeyi almak için gerisin geri dönülmüştür. Unutulmuş bir şey ama ne? Yıkık bir duvar, her an çöküvermesinden korkulan harap bir merdiven, sokağa çıkıldıkça karşılaşılan kör bir kuyu, daracık ara sokaklar, sokaklar içinde bir sokak, köşebaşında Şam tatlısı satan hacı, bir dilim karpuz, bir dilim kavun, tulum peyniri, nerde işitildiği bilinmeyen bir ezginin ilk dizeleri: Sütler kaymak bağladı, gelin sabah çayına!

Yıllar sonra, neden sonra, çocukluk günlerinin geçtiği kente dönülür, sılayirahme dönülür. ?Yüksüz olmadıkları halde yükü hafif olanlar kurtuldu.? Yıllar yılı sırta vurulan ağır yüklerden bel iki büklüm, evlerin pencerelerinden gözler kaçırılıp kimselerin mahremine bakılmamaya çalışılarak kent sokaklarında geziye çıkılır. Her an bir elin arkadan omza hafifçecik dokunacağı duygusu içinde, bir elde gazete, bir elde pardösü, hastalıktan yeni kalkmış biri gibi ağır adımlarla yürünür. Birden, sanki rastgele, ilk karşılaşılan sokağa sapılır. Evlerin önüne serilmiş yaygılarda oturan kadınların önünden baş eğik geçilir. Sokak, bir çıkmaz sokaktır. Sonuna varılır çok sürmeden. Bu çıkmaz sokakta işi ne? Sağdan soldan, kapılardan ve pencerelerden üzerine atılan nergisler ortasında, çıkmazda, bir an dikilir; eskisi gibi, çok eskilerde olduğu gibi sokağın bitimindeki dört köşe alanda oynayan bir çocuk. Sorar: ?Bu yol çıkmaz mı?? Çıkmaz. Dönmeden bir an bekler, başını dört bir yana çevirip şöyle bir alıcı gözüyle bakar. Evler yerli yerindedir; ancak biraz daha harap, biraz daha çökmüş, bir yıkıcıyı gözler gibidir hepsi.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Fatih Korkmazlar - Manas Destanı

Fatih Korkmazlar - Manas Destanı

Manas Destanı, Kırgız Türklerinin ulusal destanıdır. Mani dinini yaşayan Karahitaylar ile Müslüman Karahanlılar arasındaki savaşta Kırgızların durumunu ve Manas isimli yiğidi hikaye eden destan, çeşitli kaynaklardan toparlanmıştır. Destandaki olayların XI. ve XII. yüzyıllarda geçtiği tahmin edilmektedir. Manas Destanı gerçekte bir kahramanlık destanı özelliği taşımaktadır. Bu destan; savaş karışıklıkları sırasında meydana gelen aşk maceraları, şenlikler, düğünler, Şamanizm inancının detayları, gelenek, görenekler ile kâhinlerin durumlarını anlatmaktadır. Kırgız Türklerinin eseri olan Manas Destanı, Kazak-Kırgız kültürünü yüceltmiştir.

Kitaptan Alıntı

Çok eski dönemlerde, kervanlar döneminde, gün ışığında tulpar eşinirken, ay ışığında kemerini çıkartamamıştır. At üstünde uyuyan erler döneminde yaşadı. Aç arslan gibi suratıyla, düşmana saldırdı. Bayrağı gökyüzünde dalgalandı. Şanı dünyaya yayıldı. Başından ak kalpağı çıkmadı. Kükreyerek yaşadı. Bunlar Kırgız denen çok eski bir ulustu. Onların bayrağı gök mavisi idi. Dostları az düşmanı çoktu.

Tanrı Dağı’ndaki eski Kırgızların başında, halkının şanını duyuran Karahan isimli Han, tahta geçti. Şanı gökyüzündeki yıldızlara gitmişti.

Tanrım hiçbir şeyi sonsuz yapmadı. Karahan da öbür dünyaya göç etti. Onun tahtına oğlu Oğuz Han geldi. Oğuz Han da adil ve heybetliydi. Türk eline, Kırgızlara baş oldu. O da bir gün dönüşü olmayan yere gitti. Oğuz Han’ın ardından Babir Han, sonra Tüböy han, sonra Kögöy han baş olular. Kögöy Han’dan sonra Nogoy Han baş oldu.

Bir saksağan, Nogoy Han’a uğursuz bir işaret getirdi. Kötü ve kurnaz Kara-Hitay Hanı Esenhan ona savaş açtı. Nogay Han’ın beli koptu. Ak otağı yağma edildi. Ocağı bitti. Kabileleri dağıldı.

Nogay Han’ın Orozdu, Üsön, Bay, Cakıp (Yakup) adında dört oğlu bulunuyordu. Onlar kervan göçüne başladılar. Biri Altay’a biri Opal’a, biri K’şgar’a, biri Tibet’e gitti.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Hasan Öztoprak - Özlem İşbilir - Anadolu Masalları
Hasan Öztoprak - Özlem İşbilir - Anadolu Masalları

Kitaptan Alıntı

YERALTI SULTANI

Çok eski zamanlarda Danyal adında bilgelerin bilgesi bir adam yaşarmış. Bu bilgenin onu her zaman saygı ve hayranlıkla dinleyen, bilgisinden yararlanmak isteyen pek çok öğrencisi ve seveni varmış. Ama gel gör ki, değerli el yazmalarına ve onca kitabına sahip çıkacak, mirasçısı olacak bir çocuğu yokmuş. Derdinden ve üzüntüsünden ne yapacağını bilemeyen bilge, bir evlat sahibi olmak için neyi denediyse de olumlu bir sonuç elde edememiş.

Bir gün evinin kapısında kendisine bırakılmış; içinde çeşitli otların bulunduğu küçük bir kese ve bir not bulmuş. Notu açmış, şöyle yazıyormuş: "Bunu iç, muradına kavuş. "

Bunu denemekte bir sakınca görmeyen bilge, otlardan bir çay hazırlatmış eşine. Sonra da afiyetle içmiş. Denemekte sakınca görmeyip bırakılan ottan yapılan çayı içse de, hiç inanmıyormuş iyi bir sonuç alacağına.

Aradan bir ay geçtikten sonra, eşinin hamile olduğunu öğrenmiş; ama bu sefer de ölüm korkusu sarmış tüm ruhunu. "Ölümüm yakın," diye geçirmiş içinden bilge, "doğmasını beklediğim çocuğum, benim için çok değerli olan elyazmalarıma ve kitaplarıma bozulmadan sahip olabilecek mi bilmiyorum." Ve hemen ardından kitaplarında var olan tüm bilgileri özetleyerek birkaç büyük kâğıdın üzerine yazmaya başlamış. Sahip olduğu beş bin elyazmasının özünü, çok ince bir yazıyla beş adet kâğıda sığdırmış. Sonra yazdıklarını okumuş ve bu beş kâğıt üzerindeki bilgilerin de özetlenebileceğine karar vermiş. Bu beş kâğıdın özetini de tek bir kâğıda yazmış. Bu iş bitince yorulduğunu anlamış. Sonun yaklaştığını hissetmiş.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Giovanni Arpino - Kadın Kokusu
Giovanni Arpino - Kadın Kokusu
Işık iğrenç bir sessizliktir. 
Oysa yağmur ses yaratır.
Yağmur varken nerede olduğunu iyi bilirsin.

Elindeki bombanın patlaması sonucu kör olan ve ordudan emekliye ayrılan Fausto; dik duruşu, zekâsı ve sivri dili ile etrafındaki herkesi hem kendine hayran bırakıyor hem de onların arkalarına bile bakmadan kaçmalarına sebep oluyordu. Ta ki… Ona rastlayana kadar. Mantığın vücuda gelmiş hâli olan genç ile duyguların bekçisi Fausto uzun soluklu yolculukları boyunca, ikisinden biri pes edinceye kadar, savaşın ve dostluğun en saf hâlini yaşayacaklar.

Kadın Kokusu, iki büyük sinema yapıtına konu olmuş ve iki usta sinema oyuncusuna ilham vermiştir. İlk filmde (1974) büyük aktör Vittorio Gassman, ikincisinde (1992) ise usta oyuncu Al Pacino başrolde yer almıştır. Sağlığını Kadın Kokusu için tehlikeye atan Al Pacino, bu filmle 'En İyi Erkek Oyuncu' dalında Oscar ödülüne layık görülmüştür.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Bartolome de Las Casas -Kizilderililer Nasil Yokedildi
Bartolome de Las Casas -Kizilderililer Nasil Yokedildi
İspanyol Kilise büyüğü (Sevilla 1474-Madrid 1566). Yaşam öyküsünü yazdığı Kristof Kolomb'un arkadaşlarından birinin oğlu idi. Santo Domingo'da babasından kalan toprakları bırakarak Küba'da papaz oldu (1510) ve 1522'de Dominiken tarikatına girdi. Yerlileri savunan ve encomienda'nın yolsuzluklarını açıklayan yapıtları geniş yankılar uyandırdı; bunları [özellikle, BreVisima historia de la destruccion de las Indias (Yerlilerin imhasının çok kısa tarihi), 1542 adlı yapıtını] Aragonlu Fernando'ya, sonra da Carlos'a yolladı. Böylece, yerlilere yapılan haksızlıkların ve encomienda'nın yavaş yavaş kaldırılmasını sağlayan "Yeni Yasalar"ın öncüsü oldu (1542)


Geliyorlar ötelerden.

Başıma garip belalar geldi ama yine de benimdir bu koskoca ülke.

(Bir kızılderili şiirinden)

Amerika kıtası, 12 Ekim 1492'ye kadar, üzerinde güneşin batmadığı bir ülkeydi. Coşkun akarsularla kuşatılmış bu verimli topraklar üzerinde, yeryüzünün büyük medeniyetlerini kurmuş, doğayı katletmeden ondan faydalanmasını öğrenmiş, silahı ve savaşı tanımayan insanlar yaşıyordu.

"Avrupa uygarlığı, eski dünya, Kolomb'un şahsında, sonradan Amerika adını alacak yeni dünyaya ilk adımını attığında, 'yeni dünya uygarlığı'nın farklı gelişmişlik derecesine sahip birimleri, üretim araçları ve üretim ilişkilerindeki gelişme düzeyi bakımından Avrupalı kaşiflerin 'komünallık' aşamasından çıkarak 'devletli toplum' olma yoluna giren atalarının bulundukları noktaya henüz yeni adım atıyordu. Şimdiki Meksika'da, Orta Amerika ve Antiler de, And Dağları'nın Kuzey ve Orta kısımlarında yaşayan halklar, Avrupalı fatihler tarafından yokedilmeye başlandıkları sırada, 'altın çağ'ında bulunan uygarlıklara sahiptiler. Meksika'nın yüksek yaylalarında Toltek ve Aztek, Yucatan Yarımadası'nda Maya, Antiller'de Karaib, şimdi Kolombiya adı ile anılan topraklarda Chibcha, Peru ve Bolivya Adalarında İnka uygarlıkları kurulmuştu. Bu uygarlıkların bir bölümü, yoğun nüfuslu, halkı toprağa bağlı ve tarımsal kentlere sahip uygarlıklar, siyasal örgütlülük düzeyi bakımından devlet, hatta bir kısmı imparatorluk aşamasına kadar evrimleşmişti. Daha geri ve 'ilkel uygarlıklar' ise avcı, yiyecek toplayan göçebe veya yarıgöçebe, bazı yerlerde de ilkel bir tarımcılık aşamasına gelmiş dağınık kabilelerden oluşuyordu.
Ekitap İndir

Cahit Irgat - Çok Yaşasın Ölüler
Cahit Irgat - Çok Yaşasın Ölüler
Unutulmaz bir şairin ve tiyatro adamının hayatı...

Tiyatro ile şiiri, hayatının anlamı kılan Cahit Irgat, 1930'lardan 1960'lara uzanan sanat yaşamında tanıdığı sanhe, sanat, edebiyat ve meyhane dostlarını, 1968'de Akşam gazetesinden bir yazı dizisiyle anlatmıştı: "Çok Yaşasın Ölüler".

Cahit Irgat, hep eşitlikçi ve barıştan yana bir dünya özlemiyle sahneye çıktı, şiirler yazdı. 1940 karanlığında kalemiyle acı acı konuşmaktan çekinmedi. Devlet Konservatuvarı'ndan İstanbul Şehir Tiyatroları'na, Küçük Sahne'den Dormen Tiyatrosu'na uzanan sahne yaşamından insanlar ve çağdaş Türk edebiyatının en seçkin ve en önemli kişilikleriyle geçirdiği yıllar...
Hayatın acılarına, tiyatro ile şiirin derin ve sonsuz gücüyle dayanan Irgat, bir bakıma bu sahne ve edebiyat adamları üzerinden kendi hayatını da anlatıyor.

Çok Yaşasın Ölüler ilk kez kitap olarak yayımlanıyor.

Bu karnavalda kimler yok ki: Neyzen Tevfik, Orhan Veli, Hâzım Körmükçü, Sabahattin Ali, Sait Faik, Reşat Nuri Güntekin, Mahmut Yesari, Nurullah Ataç, Raşit Rıza, Vâlâ Nurettin, Ercüment Ekrem Talu, Peyami Safa, Halide Edip Adıvar, Naşit Özcan, Suavi Tedü, Ferdi Tayfur, Orhan Boran, Cahit Sıtkı Tarancı, Asaf Halet Çelebi, Ahmet Kutsi Tecer, Rüştü Onur, Muzaffer Tayyip, Hasan-Âli Yücel ve daha pek çok kişi...
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Yılmaz Öztuna - Yavuz Sultan Selim
Yılmaz Öztuna - Yavuz Sultan Selim
Akkoyunlular'ın Düşmesi ve İran İmparatorluk Tahtına Safevîler'in Çıkması (1501)

1501'de Akkoyunlular, Tebrîz'i kaybettiler ve İran imparatorluk tahtına başka bir Türk hânedânı, Safevîler geçti. Bu, Yakın Doğu'da siyâsî durumu altüst eden mühim bir hâdise oldu. Üç büyük imparatorluğun, Türkiye, İran ve Mısır'ın mütekâbil siyâsî durumları karmakarışık oldu. Hâdisenin en ehemmiyet arz eden cephesi şu idi ki, Safevîler, Şîî mezhebindendiler. İran imparatorluğunun Şîî, hem de çok mutaassıp ve müsamahasız bir şekilde Şîî olan bir hânedâna geçmesi, Türkiye kadar Mısır'ı ve Türkistan'ı, hâsılı bütün Sünnî Müslümanlar'ı tehdit eden bir vakıa idi.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Yılmaz Öztuna - Cumhuriyet Dönemi Öncesinde Türkler
Yılmaz Öztuna - Cumhuriyet Dönemi Öncesinde Türkler
Yılmaz Öztuna, TÜRKLER'de, destanlar, Türkler'in ve Türkiye'nin menşei, devlet idaresi, zaferler, denizcilik, Türk inkılabının menşei, kültür ve sanat hayatı ve cemiyet hayatı temel başlıkları altında, Türk tarihinden yapraklar sunuyor.

"İlk Türk İmparatorluğu, başındaki hanedanın adıyla, 'Kun' veya 'Hun' diye anılmaktadır. Başlangıçta 'Türk' adı, Türkçe konuşan kavimlerden yalnız birinin ismiydi. Sonradan bütün Türkçe konuşanlara Türk denmiştir. Kelime, 'kuvvetli' demektir ve ilk çağlarda 'Türük' şeklinde söyleniyordu. Bu kelime, şimdiki bilgilerimize göre ilk defa M.Ö. 1328'e doğru bir Çin vekaayî-nâmesinde geçmektedir."

"1085 yılında Avrupa'da artık Anadolu'ya 'Turkiya' yani 'Türk ülkesi' denmeye başlanmıştı. Anadolu'nun fethi için yüzyıllarca hazırlanan Türkler, 1077'de Türkiye devletini kurduktan sonra da, yeni anayurtlarını savunmak, geliştirmek, ayakta tutmak ve büyük bir devlet haline getirmek için çalışmışlardır. Bugün itibariyle, Türkiye devleti kurulalı 900 yılı geçmiştir. Bu hadise, Türk milletinin tarih boyunca meydana getirdiği en büyük eserdir."
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Charles Bukowski - Büyük Zen Düğünü
Charles Bukowski - Büyük Zen Düğünü
Arka koltuktaydım, Romanya ekmeği, ciğer ezmesi, bira ve meşrubatların arasına sıkışmış; on yıl önce ölen babamın cenazesinden bu yana ilk kez bağladığım yeşil kravatımla. Şimdi bir Zen düğününde sağdıç olacaktım. Hollis saatte 130 kilometre sürüyor, Roy’un iki metrelik sakalı yüzüme uçuşuyor. Benim 62 model Comet arabamdayız ama ben kullanamıyorum — sigorta yok, iki kez alkollü araba kullanmaktan enselenmişim ve zaten sarhoş olmaktayım. Hollis’le Roy üç senedir beraber yaşıyorlar, Hollis sağlıyor geçimlerini. Arka koltukta oturmuş bira içiyorum. Roy bana tek tek Hollis’in aile fertlerini anlatıyor. Roy daha becerikli entelektüel palavralarla, ağzı laf yapıyor. Evlerinin duvarları ilginç fotoğraflarla kaplı.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Author Name

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/FymUrEaf4VRt8qa37E5vOFjGq7rw0baT5ScQ7nwsZ7F1nMsihsXMJ-ECCaNgexvSUbcSY44G8IikGvIN11CTzgVt5G5RX49Wod48BJ1Ip44Xxwhr2t7et1d7jFjNaw1nyI25q9LLS8R7qiefMIQzr5wd02oNh7ki7pALRS_Y003Cm0E5cHu755RtLpH7nZZ6qTWX96FWc3d_Q21qShkKCdjNSsiXgMMOAJlY3Z5W-cI1uecrJrWL0j3SVXP0u4d0fu1_xq6eRQZGyfy2iSJ8Ezr6eJ9Q0py4y-ZMSCCJma9v9rk35pvY-nKQoMq95SI9C3hdRGK_uC3hDIVyAUrpvJfRFZSrKDMeSta6lC03mk12zmjygBVkf8h37zS0j_Cax4_zQekjcWoRvC-dMsNRtdLetCKwUAayhovBiIXenrcPCa9GM-Gw6CNkl-c3DhwCpCkvOcvavfQHS1HLD0yGsNfWJ03NXfi6WAWQg3Kc0ReJWWtdy0lRn4QUQ9obz-rfqBMegiqA_V6JT6d_n_tGATRZkcV5lr-T_CTQuY3Nv_e4la-l0KE7t6snoJui35gO33yCReas0YnaznkHcqFrYhP0mhUXYYwtIGfw4ybiXAT1eW6Nu95XVS411caUXY6OUa-512tP3V5HNzNs7_FjAdqr0pNDGIX6=w146-h118-no} {facebook#https://kitapazzi.blogspot.com.tr/} {twitter#https://twitter.com/Kitapazzi} {google#Yhttps://plus.google.com/u/0/104699689942249315316}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.