Articles by "Dunya Oyku"

Dunya Oyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Adaları Seven Adam - David Herbert Lawrence

Adaları Seven Adam - David Herbert Lawrence

Joseph Conrad'ın Zafer adlı romanının kahramanı Axel Heyst, "Bu adalara vurgunum ben!" der. D.H. Lawrence'ın Adaları Seven Adam adlı uzun öyküsü de "Adaları seven bir adam vardı" diye bir masal gibi başlar. Çevresine yabancılaşmış modern insanın, mutluluğu kaçışta aramasını dile getiren Lawrence, Axel Heyst'i başka bir düzeyde yeniden anlatır sanki. "Hiç kimsenin bir ada olmadığını", bir kaçış ütopyasının çağdaş yaşamın insan bilincinde yarattığı bunalımlara çözüm getiremeyeceğini bir daha gösterir Lawrence. Bu bakımdan amacı, eninde sonunda Conrad'ınkiyle birleşir. Lawrence'ın kahramanı da herkesten uzaklaşmak, bir adaya, yalnız kendisinin olacak bir adaya, kendi dünyasına kapanmak ister. Bu özlemi gerçekleşir. 
Akşit Göktürk

Adaları Seven Adam çağdaş dünya edebiyatının en önemli yazarlarından D.H. Lawrence'ın üç öyküsünü bir araya getiriyor: "Adaları Seven Adam", "Dokundun Bana", "Sallanan At Birincisi".
  • Kitap Adı: Adaları Seven Adam
  • Yazar Adı: David Herbert Lawrence
  • Yayınevi: Notos
 Adaları Seven Adam - David Herbert Lawrence

Adaları Seven Adam - David Herbert Lawrence

[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Dünyanın Doğum Günü - Ursula K. Le Guin

Dünyanın Doğum Günü - Ursula K. Le Guin

"Önce farklılığı kurmak -yabancılığı oturtmak- sonra da ateşli bir insani duygu kıvılcımının sıçrayıp bu farkı kapatmasını sağlamak: Hayal gücünün bu akrobasisi beni her şeyden çok büyüleyip tatmin ediyor." 
Ursula K. Le Guin, romanlarından bildiğimiz dünyalarda yeni yolculuklara çıkarıyor bizi. Ağırlıklı olarak cinsiyet meselelerinin, aşkın, cinselliğin, yabancılaşmanın işlendiği bu hikayelerde Ekumen'e ait dünyalara, Gethen, Karhide, Seggri, O ve Werel gezegenlerine dönüyoruz. Son ve neredeyse bir roman kadar uzun "Kaybolan Cennetler" adlı hikayesinde ise Le Guin, yeni bir gezegene ulaşmak için nesiller boyu süren bir yolculuğu anlatıyor.
  • Kitap Adı: Dünyanın Doğum Günü
  • Yazar Adı: Ursula K. Le Guin
  • Çevirmen: Çiğdem Erkal İpek
  • Yayınevi: Metis Yayıncılık

Dünyanın Doğum Günü - Ursula K. Le Guin

Profesör Barry Pennywither soğuk, loş bir tavanarasında oturmuş, önündeki masaya bakıyordu, üstünde bir kitap ve bir parça ekmek duruyordu masanın. Ekmek onun akşam yemeğiydi, kitap da yaşamının yapıtı. İkisi de kuruydu. Dr. Pennywither iç çekti, sonra ürperdi. 
Eski apartmanın alt katlarındaki daireler oldukça şıktı ama kaloriferler, ne olursa olsun 1 Nisandan sonra yanmıyordu; bugün de 2 Nisandı ve dışarısı don yapmıştı. Dr. Pennywither kafasını biraz kaldırırsa pencereden, şafakta biraz biraz belirsiz ama yırtarcasına yükselen, neredeyse dokunulacak kadar yakın olan Notre Dame de Paris'in iki kare kulesini görebiliyordu: onun oturduğu Saint-Louis Adası, Notre Dame'ın olduğu Şehir Adasının ardından çekilen küçük bir sal gibidir.
Ama profesör kafasını kaldırmadı. Çok üşüyordu.
 Dünyanın Doğum Günü - Ursula K. Le Guin
Dünyanın Doğum Günü - Ursula K. Le Guin
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Mo Yan - Saydam Turp

Mo Yan - Saydam Turp

1994 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Japon yazar Kenzaburo Oe’nin, “Ben Nobel Ödülü’nü vermek için birini seçecek olsam Mo Yan’ı seçerdim,” sözleriyle değerlendirdiği Mo Yan, 2012’de bu değerlendirmeyi gerçeğe dönüştürerek Nobel Edebiyat Ödülü kazanan ilk Çinli yazar oldu.

Kimi eleştirmenlerin, dilini Gorki ve Soljenitsin’in şiirsel ve çarpıcı anlatımlarına benzettiği Mo Yan, Çin taşrasını anlatan yapıtlarında fanteziyle lirizmi kaynaştırırken bürokrasiyi taşlama ortamında irdeliyor, kara mizaha, hatta yer yer doğaüstü unsurlara yer veriyor. Buğday ve darı başaklarının arasından bir halkın acıları ve sevinçleri yükseliyor. Mo Yan, taşra yaşamını aktarmanın yanı sıra modern Çin’in kısa zamanda köşeyi dönen görgüsüz yeni zenginleriyle de okurlarını tanıştırıyor.

Mo Yan, Saydam Turp’un kahramanlarından Kara Çocuk’u ve kendi yapıtlarını şöyle tanımlıyor: “İnsanüstü bir yetenekle acıya katlanabilen ve insanüstü bir duyarlılığa sahip olan o kara tenli çocuk, bütün yazdıklarımın ruhunu simgeliyor.”

  • Kitap Adı: Saydam Turp
  • Yazar Adı: Mo Yan
  • Çevirmen: Erdem Kurtuldu
  • Yayın Evi: Can Yayınları

Mo Yan - Saydam Turp


 Mo Yan - Saydam Turp

Mo Yan - Saydam Turp
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

William Saroyan - Yetmis Bin Suryani - Ekitap

William Saroyan - Yetmis Bin Suryani - Ekitap

Genç Süryani'ye hoşça kal deyip, dükkândan çıktım... 
Olanları düşünüyordum: Süryani ülkesini, berberlik öğrenen Süryani Theodore Badal'ı, sesindeki hüznü, tavırlarındaki umutsuzluğu. 
Bu, aylar önce, ağustostaydı, ama o günden beri Süryani ülkesini düşünüyor, kadim bir halkın genç, uyanık ama umutsuz evladı Theodore Badal, hakkında bir şey söylemek istiyorum. Yetmiş bin Süryani, bu büyük halktan geriye kalan sadece yetmiş bin kişi, gerisi ölüm uykusunda, bütün o azamet harap olmuş ve unutulmuş. 
Onu bunu namussuz diye diğerlerinden soyutlamak hakça değil. Ermeni nasıl acı çekerse Türk de acı çeker. Saçma işte, ama bunu bilemezdim o zaman. Bilemezdim şu Türk dediğimiz insanın zorlandığı yola sapan, kendi halinde, dünya tatlısı bir biçare olduğunu. Ondan nefret etmenin, aynı hamurdan çıkma Ermeni'den nefret etmeye eşdeğer olduğunu. Ninem de bilmezdi, hala da bilmiyor. Artık bunun bilincindeyim ben, ama kaç para eder? 
Zavallı Markar. Onun uyuyuşuna bakan, dünyada kimsenin derdi yok zannederdi, horlaması bir tüccarınki kadar zengindi; zira insanlar bu tür şeylerde eşittir... Basit şeylerde bütün insanlar yan yanadır, müşterek, hazin ve değersiz; iyi bir pazarda insanın bini bir para. Çıplaklığın birliğinde yoksul insan, papaz, şair ve siyasetçiyle kardeştir. En heybetli kişinin başından sarığını alın; sofu papazın siyap cüppesini çekin; mağrur kalpten güveni alın; kibirli ruhtan teselliyi, geriye ne kalır? Bir inilti, bir kaşıntı, bir horlama, bir burun çekiş, bir sızlanma; keçi gibi zıplama, bir osuruk v ebir papağanın saçma söylevi.

William Saroyan - Yetmis Bin Suryani - Ekitap
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Dostoyevski - Uysal Kız

Dostoyevski - Uysal Kız

Dostoyevski, 1876'da bir gazete haberinden etkilenerek yazdığı Uysal Kız'da karısı bir süre önce intihar etmiş bir adamın hikâyesini anlatır. 

"Aslında yazdığım şey ne bir öykü ne de güncedir. Evli bir adamı gözünüzün önüne getirin: Karısı birkaç saat önce pencereden atlayarak intihar etmiş olup şimdi de masanın üzerinde upuzun yatmaktadır. Adam şaşkınlık içindedir, düşünceleri darmadağınıktır. Evinde bir odadan ötekine dolaşarak olup biteni anlamaya, kafasını toparlamaya çalışır. 

Doğaldır ki, öykünün anlatımı başlangıçta çelişkili duraksamalarla, birbirini tutmayan bölümlerle bir süre uzar gider; adamcağız bir yerde kendi kendisiyle konuşurken, başka bir yerde düşündüklerini onu dinleyen birine, bir yargıca anlatır gibidir."

Kitaptan Alıntı

Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Leonardo Sciascia - Basit Bir Olay

Leonardo Sciascia - Basit Bir Olay

Leonardo Sciascia, çağdaş İtalyan edebiyatının usta temsilcilerinden biri. Basit Bir Olay adlı bu uzun öyküsünde, aslında hiç de basit bir olay sunmuyor okuruna. Tersine, kısa olmasına karşın alabildiğine karmaşık bir polisiye öykü çıkıyor karşımıza. Sicilya'da bir kasabada geçen olayın derininde mafya ve uyuşturucu sorunu olsa da, yazar bu iki temel konudan açık açık söz etmiyor, sezdiriyor. Polise gelen, ama yarıda kalan bir tilifon konuşması ve onu izleyen kuşkulu bir intihar. Bundan sonra olaylar hızlı gelişiyor, umulmadık kişiler olaya karışıyor; öyle ki, okura akıl yürütecek zaman bile kalmıyor. Bir yandan uzunöykünün baş kahramanı olan komiser yardımcısı, bir yandan da okur, hızla gelişen olayı çözmeye çalışırken soluk soluğa kalıyor ve tam sonuca ulaştığını sanırken yepyeni bir çözüm çıkıyor karşısına. Son satırda bile...
Kitaptan Alıntı
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Philippe Sollers - Roland Barthesın Dostlugu

Philippe Sollers - Roland Barthesın Dostlugu

Philippe Sollers’in değişik tarihlerde yazdığı Roland Barthes’la ilgili dört yazı ile Barthes’ın 1964-1979 arasında Sollers’e gönderdiği otuz beş mektuptan oluşuyor bu kitap. İki yazarın arasında epeyce yaş farkı vardır. Barthes Sollers’e çok değer verir, yazılarıyla onu hep kollar, Sollers ise Barthes’a hayrandır. Aralarındaki sarsılmaz dostluğun, bu kitapta, Sollers’in yazılarına, Barthes’ın da mektuplarına yansıdığı açıkça görülür. “Barthes öldüğünde o kadar üzülmüştüm ki, ne bir şey söyleyebildim ne de yazabildim… Cenaze törenine de gitmedim.’’ -Sollers- 

Kitaptan Alıntı

Barthes Sollers’i hep kollamış: Sollers’in gençlik dönemi yapıtları “okunmaz” diye eleştiriye uğradığında Barthes onlann “okunabilir”ligini kanıtlamak için yazılar yazmış, 1979’da da Sollers ecrivain (Yazar Sollers) adlı bir kitap yayımlamıştır. Paris’te birlikte akşam yemeği yedikleri ünlü kafelerde yaptıkları sohbetlerde, tartışmalarda (gevezelikler değil, yazınsal-düşünsel tartışmalar) karşılaştıkları, yaşadıkları sorunlar ele alınır. Sözgelimi Barthes’ın bir kitabına vereceği başlık (S/Z) böyle bir ortamda Sollers’ten gelmiştir. Ayrıca Femmes (Kadınlar) romanında Barthes’a “Werth” adı altında yer vermiştir Sollers. Öte yandan, söz konusu akşam yemeklerine katılan, Sollers’in kansı ve Barthes’ın çok sevdiği Julia Kristeva da Les Samourais (Samuraylar) romanında yine Barthes’ı “Armand Brehal” adıyla canlandırmıştır.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Haruki Murakami - Kadınsız Erkekler

Haruki Murakami - Kadınsız Erkekler

“Bir kadını yitirmek, tüm kadınları yitirmek demek…”

Doğan Kitap tarafından 2016 yılında yayımlanan Haruki Murakami’nin Kadınsız Erkekler adlı eseri, özlem, ihanet, ölüm, terk ediliş, vaz geçiş nedeniyle yalnız kalan birkaç erkeğin öyküsünün anlatıldığı bir hikaye derlemesidir.

“Bir gün sen de kadınsız erkeklerden olacaksın. O gün en ufak bir uyarı, küçücük bir ipucu vermeden; önsezi olarak hissettirmeden ya da içine doğmadan; kapını çalmadan, hiç beklemediğin bir anda seni bulacak. Bir köşeyi döndüğünde, aslında çoktan oraya varmış olduğunu anlayacaksın. Geriye dönmek mümkün olmayacak. O köşeyi bir kez dönünce, orası artık senin için mümkün olan tek dünya olacak. O dünyada sen kadınsız erkeklerden biri olarak anılacaksın." 

Kitaptan Alıntı

Drive my Car1

Kafuku bugüne değin defalarca kadın sürücülerin arabala­rı­na binmişti ve onun gözünde kadınların araba kullanma tarzları kabaca ikiye ayrılıyordu: Ya aşırı gözükara ya da fazlasıyla dikkatli. İkinci gruptakiler, ilkine göre –bu duruma şükretmek lazım gerçi– daha çoktu. Genelde kadın sürücü­le­r­in daha özenli ve dikkatli araba kullandıkları söylenebilir. Özenli ve dikkatli araba kullanıyor olmalarından şikâyet etmek akıldışı olur elbette. Yine de böyle araba kullanmak bazen diğer sürücüleri çileden çıkarabilir.

Öte yandan, “gözükara grup”taki kadın sürücülerin çoğunluğunun, “Ben araba kullanmakta çok iyiyim” şeklinde bir inanışları olduğu görülür. Çoğu zaman da, aşırı dikkatli araç kullanan kadınlarla dalga geçer, onlar gibi araba kullanmadıkları için kendileriyle övünürler. Ne var ki bu kadınların büyük kısmı, şerit değiştirirken çevrelerindeki sürücülerin de­rin derin iç çektiklerini ya da aniden fren pedalına yüklenip kendileri için pek de övgü dolu olmayan şeyler söylediklerini fark etmezler.

Kuşkusuz bu iki gruba da girmeyen kadınlar da vardır. Fazla gözükaralık yapmadan veya aşırı dikkatli davranmadan araba süren kadınlar. Kafuku, becerikli kadın sürücülere de rastlamıştı ama yan koltukta otururken her nedense onların bile gerildiğini hissederdi. Somut nedenini anlayamasa da, yanına oturduğu kadın sürücünün “huzursuzluğu” Kafuku’yu da etkiler, bir türlü rahat edemezdi. Ya boğazı kurur ya da sessizliği bozmak için sıkıcı konuşmalar yapmaya başlardı.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Robert Musil - Üç Kadın

Robert Musil - Üç Kadın

Dev yapıtı Niteliksiz Adam'la tanınan Robert Musil, Almanca edebiyatın en büyük yazarlarından biridir.Üç Kadın'da köylü kadını "Grigia"nın, aristokrat "Portekizli Kadın"ın ve tezgahtar kız "Tonka"nın yazgıları usta bir dille anlatılır. İlişkiye girdikleri erkekler için hem yabancı hem de aşinadır onlar.Musil ruhun labirentlerinde dolaşarak bu gerilimi o eşsiz diliyle anlatır. Çözülemeyen "öteki" (kadınlar) Musil'in peşinde olduğu içsel gerçekliğin bir anahtarıdır sadece.

Kitaptan Alıntı

Bir dönem gelir, hayat sanki devam etmekte tereddüt ediyormuş ya da akışını değiştirmek istiyormuş gibi belirgin biçimde yavaşlar. Böyle bir dönemde insanın başına kolayca bir felaket gelebilir.

Homo ’nun hasta, küçük bir oğlu vardı; hastalığı bir seneden beri ne düzeliyor ne de kötülüyordu, doktor onun uzunca bir süreliğine kaplıcaya götürülmesini istemişti ama Homo bu seyahate katılmakta kararsızdı. Giderse kendinden, kitaplarından, planlarından ve hayatından çok ayrı kalacakmış gibi geliyordu ona. Homo gönülsüzlüğünün büyük bir bencillik olduğunu düşünüyordu, ama daha ziyade kendini çözmekti belki de, zira daha önce karısından bir gün bile ayrı kalmamıştı; onu çok sevmişti, hâlâ da çok seviyordu ama çocuk yüzünden bu sevgi içine sızan suyun hiç durmadan aşındırdığı bir taş gibi çatlamıştı. Kendi bilgi ve iradesi dışında sevgisinden asla bir şey yitirmeyen Homo, çatlamanın yeni özelliğine hayret ediyordu ve seyahat hazırlıkları ne kadar uzun sürse de, gelecek yazı tek başına nasıl geçireceği bir türlü canlanmıyordu gözünde. Tek bildiği, kaplıcalardan ve dağ kasabalarından hiç hazzetmediğiydi. Sonunda tek başına geride kaldı, iki gün sonra da Fersena Vadisindeki eski Venedik altın madenlerini yeniden açmak isteyen bir şirkete ortak olmaya davet edildiği bir mektup aldı. Mektup, birkaç yıl önce bir seyahatte tanışıp bir iki gün dostluk ettiği bir beyden, Mozart Amadeo Hoffingott ’tandı.
Ekitap İndirmek için logoya tıklayınız
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Friedrich de la Motte Fouque - Undine

Friedrich de la Motte Fouque - Undine

Doğa aykırılıkları sevmez, bir peri masalında bile...

Undine bir su perisi... Ya ölümsüz kalacak ya da ölümsüz bir ruha kavuşacak insan bedeninde... Beyaz atlı şövalyesini bekliyor. Ancak aşk, bu peri masalındaki rüyaları gerçekleştirebilir. Ne pahasına olursa olsun...

Aristokrat bir Fransız aileden gelen Alman romancı ve oyun yazarı Friedrich de la Motte Fouque, eserlerinde İskandinav sagalarından ve mitlerinden yararlanmıştır. Ülkemizde daha önce Su Kızı adıyla yayımlanmış olan Undine, yazarına en kalıcı başarısını getirmiştir.

Undine sıcacık, romantik bir masalı ruhun ıstırapları ve doğaüstünün gizemiyle fantastiğe yaklaştıran sıradışı bir yapıt. Fouque, acıya mahkûm bir var oluşu tatmak uğruna ölümsüzlüğü arzulayan ve ruhun bedelini acı çekerek ödeyen efsanevi Undine karakteriyle edebiyata yeni bir imge armağan ederken bir yandan da bizi karanlık tarafımızla yüzleştiriyor.



Şövalyenin balıkçıya gelişi

Uzun asırlar önce olmalıydı; yaşlı, iyi kalpli bir balıkçı, bir akşam vakti kapısının önünde oturmuş, ağlarını onarıyordu. Son derece etkileyici, güzel bir çevrede yaşıyordu balıkçı. Kulübesinin üzerinde bulunduğu çayırlık, büyük bir gölün içine doğru uzanıyor, karanın dili, adeta aşk içinde mavi, berrak sulara dalıyor, su da sevdalı kollarıyla çayırı, onun dalgalanan uzun çimenlerini, çiçeklerini, ağaçlarının zindelik veren gölgelerini kucaklıyordu. Biri diğerini ağırlıyordu sanki; bu yüzden her biri başlı başına bu denli güzeldi.

Bu canım yörede balıkçı ve onun hane halkı dışında pek kimseye rastlanmazdı. Çünkü, dilin hemen ardında çok vahşi bir orman uzanıyordu. İnsanların büyük çoğunluğu karanlığı, geçit vermeyişi kadar, içinde karşılaşabilecekleri tuhaf yaratıklar, uçuşan varlıklar yüzünden de ziyadesiyle ürküyor, mecbur kalmadıkça içine girmekten kaçınıyorlardı. Oysa yaşlı, dindar balıkçı, o güzelim burunda avladığı lezzetli balıkları, hemen ardındaki büyük şehre götürmek üzere pek çok kez arşın-lamıştı ormanı. Oradan böyle kazasız belasız geçebilmeyi, büyük ölçüde, zihninde dindar düşüncelerden başka düşünce barındırmamasına, bir de, adı kötüye çıkmış o malum gölgelerin altındayken, yüreğinden koparak avazı çıktığınca ilahiler söyleme alışkanlığına borçluydu.
Ekitap İndir

John Biguenet - İşkencecinin Yamağı
John Biguenet - İşkencecinin Yamağı
“Bir zamanlar iyi kalpli ama geleceği pek parlak olmayan bir çocuk vardı, babası onu bir işkenceciye çırak verdi.”

Art arda üç yıl En iyi Amerikan Öyküleri Seçkisi’nde yer alan, O. Henry ödüllü John Biguenet, “memleketi” New Orleans’ın ve o ele avuca sığmayan kentle akraba mekânların çokrenkliliğini bütün klişeleri kırarak öy-küleştirdiği başyapıtıyla Türkçede. Tanıdık bir tarihin, bildik yaşamların içinde saklanan dipnotları bir istiridye avcısı azmiyle bulup çıkardıktan sonra hınzır bir hayal gücünün kanatlarında beklenmedik noktalara taşıyor Biguenet.

İşkencecinin Yamağı, okurunu dönüştürücü bir yolculuğa davet eden, cilve, şaşırtı ve hüzün yüklü bir metinler yumağı.

“Unutulmaz... Heyecan verici... Büyüleyici.”
The New York Times

“Başından sonuna ustaca yazılmış öyküler. ”
Le Figaro

“Biguenet, kendi tarzında inkâr edilemez bir usta.” 
de Volkskrant
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Raymond Carver - Katedral
Raymond Carver - Katedral
O kör adam, karımın eski bir arkadaşı, gece yatıya kalmak üzere bize gelecekti. Karısı ölmüş, o da ölen karısının Connecticut’taki akrabalarını ziyarete gelmişti. Karımı akrabalarının evinden aradı, sözleştiler. Adam trenle gelecek, beş saatlik yolculuktan sonra karım onu istasyonda karşılayacaktı. Karım on yıl önce, Seattle’da, bir yaz onun yanında çalışmış ve o zamandan bu yana onu hiç görmemişti ama ilişkilerini kesmemişlerdi. Seslerini banda kaydedip bantları birbirlerine postalamışlardı. Doğrusu onu dört gözle beklemiyordum, zaten tanımıyordum da. Bir de kör olması beni rahatsız ediyordu. Körlük üstüne bildiklerimi filmlerden öğrenmişimdir. Filmlerde körler yavaş hareket ederdi ve hiç gülmezlerdi. Bazen de kendilerine rehberlik eden köpeklerle gezerlerdi. Kısacası, evime kör bir adamın gelmesini sabırsızlıkla beklediğim söylenemezdi.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Ruth Ware - Kapkaranlık Ormanda
Ruth Ware - Kapkaranlık Ormanda
Koşuyorum.

Yalnızca ay ışığıyla aydınlanan ormanda koşuyorum; dallar giysilerimi yırtıyor, ayaklarım karın altında kalmış eğreltiotlarına takılıyor.

Böğürtlen dikenleri ellerimi yırtarken aldığım her soluk boğazımı âdeta lime lime ediyor. Canım yanıyor. Her şey canımı yakıyor.

Ama buna alışkınım. Ben koşarım. Bunu başarabilirim.

Ne zaman koşsam zihnimin içinde sürekli tekrar eden bazı sözcükler olur. Hedefe varmayı istediğim süre ya da asfalt yolu dövercesine attığım her adımda biraz daha uzaklaştığım hayal kırıklıkları.

Bu defa ise, zihnimin derinliklerinde yalnızca bir kelime yankılanıyor.

James. James. James.

Oraya ulaşmalıyım. Yola ulaşmalıyım; hem de şeyden önce...

Ve işte orada; ay ışığında simsiyah bir yılanı andıran asfalt yol. Yaklaşan motorun kükremesini duyuyorum. Beyaz çizgiler öylesine şiddetle parlıyor ki ışığı yırtan siyah ağaç kütüklerine rağmen gözlerim acıyor.

Çok mu geç kaldım?

Kalbim göğsümde küt küt atarken kendimi devrilmiş ağaç kütükleri yüzünden düşe kalka son otuz metreyi aşmaya zorluyorum.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Ryunosuke Akutagawa - Raşomon ve Diğer Öyküler
Ryunosuke Akutagawa - Raşomon ve Diğer Öyküler
Bu kitaptaki hikâyeler, Ry?nosuke Akutagava'nın öykülerinden bir seçmedir. Büyük bir ustalıkla yazdığı çeşitli biçim ve içerikteki öyküleriyle kendinden sonra gelen kuşaklara örnek olmuştur.

Japon film yönetmeni Akira Kurosava, kitaba adını veren öyküyü "Çalılıklar Arasında" isimli öyküyle birleştirerek Raş?mon ismiyle sinemaya uyarladı ve 1951 yılında Venedik Uluslararası Film Festivali'nde birincilik ödülünü kazandı.

"Akutagava, ilk hikâyesi olan "Raş?mon"da işinden atılmış bir uşaktan bahseder. Uşak, Raş?mon kulesinde, peruk yapmak için ölü bir kadının saçlarını yolmakta olan yaşlı bir cadaloz görür. "yaşamak için bunu yapmaya mecbur olduğumu bilseydi, belki bana kızmazdı" diyerek durumu açıklamaya çalışır yaşlı cadı. Uşak alaycı bir şekilde "Yaa, öyle mi? O zaman hırsızlık yapma sırası bende. Yapmazsam ben de açlıktan öleceğim" der ve elbiselerini üstünden çıkarıp alarak kadını bir tekmeyle kokmuş cesetlerin arasına yuvarlar.

Akutagava'nın yaratmış olduğu ırz düşmanları, katiller ve fanatikler üzerine hiçbir zaman merhamet güneşi doğmaz; çünkü yazar, tıpkı başı dumanlı Fuji dağı gibi insanların aczine uzaktan ve soğuk bakmaktadır. Ölümünden birkaç ay önce yazmış olduğu şiirde yazarın nihilizmi çok çarpıcı bir biçimde gözlenmektedir. 
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Sue Miller - Aşağıdaki Dünya
Sue Miller - Aşağıdaki Dünya
Gözünüzün önüne getirin bir: Kuru bir hava, serin bir gün, yükseklerde birikmiş kümülüs bulutları kuzeybatıdan güneydoğuya süzülürken, gölgeleri de peşleri sıra, bu yıl içinde son kez biçilecek olan saman tarlaları boyunca ilerliyor. Aşağıda, tarlalar arasındaki toprak yolda bir at arabası, içinde yan yana oturan iki ihtiyar, yıpranmış pazar giysileriyle yetişkin kızlarının cenazesine doğru kasabanın yolunu tutmuşlar, ikisinin de ağzını bıçak açmıyor, ama onlara bakan, yaşlı kadının durmaksızın dudaklarını oynattığını görebilir, arka arkaya sürekli aynı sözcükleri mırıldandığını duyabilir. Kızı hasta yatağında haftalar boyu ölümü beklerken, kadıncağızın tek dileği torunlarını içine düştükleri bu durumdan, annesiz kalmaktan kurtarmak olmuştu. Onları çiftliğe, yanına alacaktı. Şimdi de bunu nasıl açıklayacağının provasını yapıyordu, farkında olmaksızın dökülüyordu sözcükler dudaklarından; kocası da fark etmemişti.

Bir de şunu getirin gözünüzün önüne: Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen aynı gün ikindi saatlerinde üç torundan ikisi, büyük olanlar, kızlar, kahkahalarla gülüyor. Nasıl oldu da böyle yanlış bir fikre kapıldı diye yaşlı kadınla, anneanneleriyle alay ediyorlar saygısızca.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Sadık Hidayet - Aylak Köpek
Sadık Hidayet - Aylak Köpek
Öteki kitapları gibi Mehmet Kanar'ın çevirisiyle sunduğumuz Aylak Köpek, Sadık Hidayet'in yaşam ve toplum görüşünün İkinci Dünya Savaşı'nın getirdiği yıkımla çok olumsuz bir havaya büründüğü, inziva ve intiharın kaçış yolu olarak gösterildiği, mutluluğu bu dünyada bulmanın mümkün olmadığının ele alındığı yedi öyküden oluşuyor.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Sadık Hidayet - Üç Damla Kan
Sadık Hidayet - Üç Damla Kan
İran edebiyatında modernizmin öncüsü Sadık Hidayet'ten, Kafka'nınki gibi karanlık, karabasanlı öyküler...

Hidayet, 1930'lu yıllarda, ülke için pembe tablolar çizen yönetime, İran halkının yaşantısını keskin bir gerçekçilikle yansıtarak yanıt veriyor. Şiddetin ve tutkunun iç içe geçtiği bu öyküler fakirlik, hastalık, batıl inançlar, cincilik, kumalık "siga" düzeni, ikiyüzlülük, mistik hayata ve inzivaya kaçış, hayal kırıklıkları, kadının mal muamelesi görmesi gibi İran toplumunda kol gezen sorunlara birer ayna tutuyor.

Mehmet Kanar'ın Farsça aslından özenle çevirdiği Üç Damla Kan, Sadık Hidayet'i Kör Baykuş, Diri Gömülen ve Hacı Aga gibi kitaplarıyla tanıyıp seven okurlara yalın ve bunaltılı bir dünya sunuyor.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Stephen Kuusisto - Körler Gezegeni
Stephen Kuusisto - Körler Gezegeni
Görme engelliler üzerine ülkemizde sınırlı sayıda kitap yayımlanmaktadır. İnsanın doğayı, sevdiklerini, aynada kendisini görmesi kadar güzel bir şey yoktur. Görme engelli biri için ise yaşam tamamen karanlıktır. Stephen Kuusisto, kendi yaşamını bu açıdan ele alıyor, görme engelliler için bir ışık olmaya çalışıyor. Anılarına yolculuk ederken, yaşamı boyunca tanık olduğu, yaşadığı olayları bazen güldürerek bazen de duygulanarak okuyacaksınız. Bu konuda yeterince kitabın bulunmadığını düşünecek olursak, bu anı-romanın önemli bir boşluğu kapatacağını düşünebiliriz. Herhangi bir görme engelli kişinin bu kitap sayesinde yaşama daha bir sıcak yaklaşacağını, içindeki özel "durumu" olabildiğince anlaşılır kılacağını söyleyebiliriz. Yazar küçüklüğünde az çok görebildiği için anılarını bu alanda yoğunlaştırmış. Karanlığın da kendine özgü bir dünya olduğunu anlatıyor. Öte yandan şunu da söylüyor: Yaşam karanlığın içinde bile güzeldir!Tanıtım Yazısı'ndan
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Stefan Zweig - Kadının Yaşamından 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü
Stefan Zweig - Kadının Yaşamından 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü

Savaştan on yıl önce Riviera’da kaldığım küçük pansiyonda masada otururken beklenmedik bir biçimde şiddetli bir kavgaya, hatta karşılıklı nefret ve hakarete varmasına ramak kalan sert bir tartışma çıktı. İnsanların çoğunun muhakeme gücü körleşmiştir. Kendilerine doğrudan dokunmayan, sivri ucu ısrarla sert bir şekilde duyularına kadar nüfuz etmeyen şey, onları neredeyse hiç harekete geçirmez; ancak gözlerinin önünde cereyan eden, duygularına dokunacak en ufak şey bile içlerinde ölçüsüz bir tutkuyu ateşler. İşte o zaman duyarsızlıklarının yerini gereksiz ve aşırı öfke alır.

İşte zaman zaman yemekte bir araya gelen, kendi halinde sıradan insanların oluşturduğu, çoğu zaman havadan sudan konuşan, pek derin konulara girmeyen, ufak tefek şakalar yapan, yemekten sonra ise dağılıveren grubumuzda da böyle oldu: Alman evli çift dolaşmaya ve amatörce fotoğraf çekmeye, keyfine düşkün Danimarkalı adam o sıkıcı balık avına, kibar İngiliz bayan kitaplarının başına, İtalyan evli çift Monte Carlo’ya kaçamak yapmaya giderlerdi; ben ise ya bahçedeki koltuğa kurulur, tembellik ederdim ya da çalışırdım. Ancak bu kez hepimiz bu sert tartışmayla yerimizde çakılıp kaldık; aramızdan biri kalkmak için müsaade istediğindeyse, her zamanki gibi nazik bir şekilde değil, tam tersine biraz önce dediğim gibi öfkeye dönüşen bir kızgınlıkla ayağa fırladı.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Ralf Rothmann - Deniz Kenarında Geyikler
Ralf Rothmann - Deniz Kenarında Geyikler
MESAİ BİTİMİNE bu kadar az kala ihtiyarın yanına gidilmez. Aklına hep yaptıracak bir şeyler daha gelir, hafta sonu olsa bile. Bu yüzden olduğum yerde kaldım, kendime bir Aktive yaktım ve çatıların üzerinden gölü izledim. Bu havada kuşların kanatlarının soğuktan kırılmaması şaşırtıcıydı. Yuvalarını karşı binanın kaba inşaatına yapmışlardı; çığlıklar atarak merdiven boşluğunda hızla uçuyor, çığlıkları sıvasız odalarda yankılanıyor, bu sırada kalasların arasında işlerine dalmış marangozların akıllarını başlarından alıyorlardı. İçlerinden biri kuşlara bir avuç çivi fırlattı.

Sıcak basmıştı ama pencerelerin kapalı kalması gerekiyordu; tavandan ve zeminden ısıtma deneniyordu, ara sıra bodrumdan tesisatçı geliyor, termometrelerdeki sayıları not ediyordu. Motosikleti olan sevimli bir herifti; ben fayansların kalan son kısmına da silikon çekerken sırıtarak otopark girişinin yanındaki tabelayı işaret etti. Renkleri solmuştu ve fırtınada sallanıyordu ama balkonlarından sarkan yeşillikler ve kapının önünde el sallayan mutlu aile resmiyle "Müggelsee Konutları" tabelası hâlâ gerçeğinden daha iyi görünüyordu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Author Name

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/FymUrEaf4VRt8qa37E5vOFjGq7rw0baT5ScQ7nwsZ7F1nMsihsXMJ-ECCaNgexvSUbcSY44G8IikGvIN11CTzgVt5G5RX49Wod48BJ1Ip44Xxwhr2t7et1d7jFjNaw1nyI25q9LLS8R7qiefMIQzr5wd02oNh7ki7pALRS_Y003Cm0E5cHu755RtLpH7nZZ6qTWX96FWc3d_Q21qShkKCdjNSsiXgMMOAJlY3Z5W-cI1uecrJrWL0j3SVXP0u4d0fu1_xq6eRQZGyfy2iSJ8Ezr6eJ9Q0py4y-ZMSCCJma9v9rk35pvY-nKQoMq95SI9C3hdRGK_uC3hDIVyAUrpvJfRFZSrKDMeSta6lC03mk12zmjygBVkf8h37zS0j_Cax4_zQekjcWoRvC-dMsNRtdLetCKwUAayhovBiIXenrcPCa9GM-Gw6CNkl-c3DhwCpCkvOcvavfQHS1HLD0yGsNfWJ03NXfi6WAWQg3Kc0ReJWWtdy0lRn4QUQ9obz-rfqBMegiqA_V6JT6d_n_tGATRZkcV5lr-T_CTQuY3Nv_e4la-l0KE7t6snoJui35gO33yCReas0YnaznkHcqFrYhP0mhUXYYwtIGfw4ybiXAT1eW6Nu95XVS411caUXY6OUa-512tP3V5HNzNs7_FjAdqr0pNDGIX6=w146-h118-no} {facebook#https://kitapazzi.blogspot.com.tr/} {twitter#https://twitter.com/Kitapazzi} {google#Yhttps://plus.google.com/u/0/104699689942249315316}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.