Articles by "B"

B etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Fraternis - Komutan - Burak Eldem

Fraternis - Komutan - Burak Eldem

2003 y ılının yaz aylarında, 2012 Marduk'k Randevu ad-lı kitab ım yay ımlandığı s ıralarda, bunun antik çağın derinlikle-rine uzanıp günümüze dek gelecek, üç bölüm halinde tasarlan-m ış bir tür alternatif tarih çal ışmasının ilk cildi olduğundan, sık sık söz etmiştim. Aslına bakılırsa, ikinci kitab ın bu denli ge-cikeceğini de düşünmüyordum o zamanlarda; çünkü ana taslak ve iskelet, a şağı yukar ı bitmi ş durumdayd ı ve tahminlerim, 2005'in yaz ba şlarında meme son biçimini verip, yayınevine tes-lim edece ğim yönündeydi. Ancak evdeki hesap çoğu kez oldu-ğu gibi yine çarşıya uymad ı ve kitab ın içerik yapısından kaynak-lanan (yeni kaynakların taranıp izlenm esi, daha önceki bazı bul-gu ve hipotezlerin bunlar ışığında tekrar s ınanması gibi) çe şitli etkenler nedeniyle, belirlediğim takvimde dokuz ayl ık ciddi bir sapma ortaya çıkmasını göze almak durumunda kald ım. Hep söylendi ği gibi, geç olsun ama güç olmasın. 
  • Kitap Adı: Fraternis - Komutan
  • Yazar Adı: Burak Eldem
  • Yayınevi: İnkılâp Kitabevi
 Fraternis - Komutan - Burak Eldem

Fraternis - Komutan - Burak Eldem

[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Metastaz - Barış Pehlivan - Barış Terkoğlu

Metastaz - Barış Pehlivan - Barış Terkoğlu

- Menzilci polisler ilk kez göreceğiniz fotoğraflarında ne yapıyordu? 
- AKP’li Bakan’ın tarikat şeyhinden özel ricası neydi? 
- Devlette FETÖ’den boşalan koltuklara hangi tarikat nasıl yerleşti? 
- Nedir bu hüsn-ü şehadet ve FETÖ borsası? 
- Hangi cemaat kim için Cumhurbaşkanı’na mektup yazarak kefil oldu?
- Genelkurmay Başkanı’nın “sahip çıkın” dediği isimler neden tutuklandı? 
- “Kurda kuşa yem etmeyin” denilen işadamı nasıl hapisten çıktı? 
- FETÖ operasyonlarından çıkarılan "imtiyazlı ortaklar" kim?
- Hâkim rüşvet alırken gizli bir operasyonla nasıl yakalandı? 
- Hangi gazeteci kendisini MİT’çi diye tanıtıp dolandırıcılık yaptı? 
- Çektirdiği fotoğrafları davaları etkilemek için kullanan ismin arkasında kimler var? 
- FETÖ operasyonu yapan savcının odasını AKP’liler mi bastı? 
- Erdoğan'ın tehdit edildiği toplantıdan yara almadan çıkan ünlüler kim? 
- Üstü kapatılan telefon görüşmelerinde neler konuşuldu?

İlk kez yazılan gerçeklerle tabular yıkılıyor...

Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu, Metastaz ile devleti esir alan kanserli hücrelere ışık tutuyor.

  • Kitap Adı: Metastaz
  • Yazar Adı:Barış Pehlivan - Barış Terkoğlu
  • Yayınevi: Kırkızı Kedi
 Metastaz - Barış Pehlivan - Barış Terkoğlu
Metastaz - Barış Pehlivan - Barış Terkoğlu
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Buse Atmaca - Kahraman

Buse Atmaca - Kahraman

Yaman, Rüya için, tıpkı onun söylediği gibi, bir kahraman olmak istemişti. Bir katil değil, öfke ve sertlik dolu bir adam değil, basit bir kahraman... Sadece bir anlığına da olsa, uzanıp kızın elini tutsa, değişebileceğini hissetmişti. Yoktan var olup bambaşka bir adam olabileceğini... Karanlık denizi aydınlatan bir deniz fenerinin ışığını görmüştü gözlerinin içinde. Öyle parlak, öyle güzel bir ışıktı ki gözlerindeki, adama o karanlık denizi aşabileceğini hissettirmişti... Sanki yalnızca bir kez sıkıca yakalasa o eli, tüm kirleri terk edecekti bedenini. Ama adam o eli tutmamıştı. Nasıl tutardı ki? Tutamazdı. Tutarsa kirletirdi. Tutarsa değişmesi gerekirdi. 
Buse Atmaca - Kahraman
Buse Atmaca - Kahraman

Bennu Yar - Bir Tutam Aşk

Bennu Yar - Bir Tutam Aşk

"Sen olduktan sonra bir daha asla yolumu kaybetmem Kerem. Sen benim ışığımsın, deniz fenerimsin." Herkesin hayatında bir deniz fenerine ihtiyaç vardır…Karanlıklar içinde kaybolup yolunu kaybetmesin diye…

Ailesinin dik başlı, haşarı kızı Zeynep… Deniz fenerlerine tutkun, avukatlığı bırakıp hayallerinin peşinden mutfağa giren, iri kahverengi gözlü, kendisi gibi asi olan kıvırcık saçlarıyla acemi bir şef adayı… Amerika'da büyümüş, yakışıklı, dövüş sevdalısı Kerem…

Hareli yeşil gözleri, yanağında gamzesi, işkolik olmasıyla ünlenen usta bir şef… Bir telefon konuşmasıyla başka yerlere savrulan iki farklı hayatın aksi tesadüflerle ortak bir "aşk"ta buluşması…

İşte bu "Bir Tutam Aşk"ın dile gelmiş hali… Kader onları başka ülkelerden, şehirlerden koparıp İstanbul'da, lüks bir restoranın mutfağında birleştiriyor. Bol baharatlı, soslu, tarçınlı, balkabaklı, acılı, ekşili bir romana hoş geldiniz. Şimdi dumanı üstünde tüten sıcak bir kahveyle tarçınlı kurabiyelerinizi alıp koltuğa kıvrılmanın zamanı.
Hepinize keyifli okumalar.
 Bennu Yar - Bir Tutam Aşk
Ekitap İndir

Benoit Becker - Ölüm Şatosu

Benoit Becker - Ölüm Şatosu

Aniden sıçradı… Aşağıda, koridorun sonunda, bir şey kımıldamıştı… Evet bundan emindi; geceliğe benzeyen beyaz bir şeyin; karanlıkta belirip kaybolduğunu gördüğüne emindi… Bütün gücüyle, soğukkanlı olmaya, kendini toparlamaya gayret etti:


Yok canım!.. Gülünç birşeydi bu, insan böylesine koyu bir karanlığa bakınca gözlerinin önünden beyaz şekillerin geçtiğini görür gibi olurdu.


Alt tarafı basit bir göz aldanmasıydı bu!.. İlerledi… Terliklerinin, bu derin sessizlikte, böylesine berbat bir gürültü çıkaracağını hesaba katmamıştı hiç. Her adım atışında kar üzerinde yürüyormuş gibi bir çıtırtı yayılıyordu etrafa. Durdu… Neredeydi kibritler? Mutfakta, evet mutfakta ve mutfağa gidebilmek için merdivenleri inip holü geçmesi gerekiyordu. Merdiven başına gelince tabutun hala orada, bırakıldığı yerde durduğu düşüncesine kapıldı, dehşet içinde çekine çekine eğilip baktı.
Benoit Becker - Ölüm Şatosu

Bertrand Russell - Dünya Görüşüm

Bertrand Russell - Dünya Görüşüm

Gerçekte iki türlü kullanımı var felsefenin. Birincisi, bilimsel bilgilerimize mal edemediğimiz konularda kurguyu sürdürmek; çünkü bilim, insanlığı ilgilendiren —ya da ilgilendirmesi gereken— konuların sadece pek küçük bölümüdür. Bilimin, hiç olmazsa şimdilik, bizi pek aydınlatamadığı daha pek çok ilginç nokta var; zaten bilinen bir şeyin dolayında hayaller kurmaya kalkmak bence yazıktır. Evren üstüne kafa yormak, varsayımlarla sınırlarını daraltmak, işte felsefenin uygulanabileceği alanlardan biri. Ama bence bunun kadar önemli ikinci bir kullanımı daha var. O da, bildiğimizi sandığımız, ama bilemediğimiz şeyleri göstermesi. Bu yönden felsefe soluğumuzu kesiyor, bilmemiz gerekeni düşünmeye iteliyor bizi, öbür yönden de alçakgönüllülüğe çağırıyor ve anlıyoruz ki bilgi sandığımız şeyler, her zaman bilgi değildir.
  • Kitap Adı: Dünya Görüşüm
  • Yazar Adı: Bertrand Russell
  • Çevirmen: Cenap Yılmaz
  • Yayınevi: Bilgi Yayınevi

Kitaptan Alıntı

İlk gençlik çağlarımdır. Sanırım bu yaştakilerin pek çoğu mutsuzdur. Arkadaş yoktur, konuşacak kimse yoktur. Yaşantıma son vermeyi düşünürdüm, kendimi zor tuttuğumu sanırdım ama pek aslı yoktu bunun. Tabiî mutluluktan pek yoksun duyardım kendimi. Ama belki de yarı yarıya mutsuzdum. Bir düş bana gerçeği anlattı. Ölüm derecesinde hastalanmıştım düşümde. Garip, Bailoll’un üstadı ve Platon’un çeviricisi, aile dostumuz, pek bilgin Profesör Jowett, başucumda idi. Hayli dokunaklılıkla ona «Ne ise ki bir avuntum var, bütün bunları birazdan bırakıp gideceğim.» diyordum. O da bana özellikle çığırtkan sesi ile «Hayatı demek istiyorsunuz?» diye cevap veriyordu. Ben, «Evet hayatı» diyordum. O da, «Biraz daha yaşlanınca bu saçma sapan sözleri bırakacaksınız» diyordu. Uyandım ve gerçekten bunlardan bir daha söz etmedim.
Bertrand Russell - Dünya Görüşüm
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Bertrand Russell - Mutlu Olma Sanatı

Bertrand Russell - Mutlu Olma Sanatı

Mutlu Olma Sanatı Bertrand Russell'ın iyi bir yaşam sürmek isteyenlere sunduğu bir reçetedir. Kişisel Gelişim kitaplarının vermeyi vaat ettiği ama veremediği mutluluk sırlarını açıklar. Russell'a göre mutluluk birtakım insanların bizim elimizden alabileceği temel insan haklarından biri değildir. Kişi mutluluğa başkalarını suçlayarak değil, belirlediği hedeflere erişmek için mücadele ederek ve bu mücadele sırasında eğlenerek ulaşır. Üstelik kişi bu mücadeleyi iç dünyasına değil, sosyal yaşamına dönerek vermelidir.

Deyim yerindeyse, Mutlu Olma Sanatı, kişisel gelişim vaat eden bir popüler felsefe kitabıdır.
Bertrand Russell - Mutlu Olma Sanatı

Bernard Cornwell - Cehennem Şavaşçıları - Kutsal Kasenin Peşinde 2

Bernard Cornwell - Cehennem Şavaşçıları - Kutsal Kasenin Peşinde 2

Thomas kılıcmdaki çektikleri inceledi. Kılıç kullanmayı öğrenmesi gerekiyordu, yoksa bir kılıçla öldürülecekti. Başını kaldırıp Sir Geoffrey’in adamlarına baktı. “Gidip bir sonraki kaleye yapılacak saldırıya yardım edin,” dedi. Adamlar ona bakakaldılar. “Gidin!” diye parladı. Adamlar ürkek bir şekilde batıya doğru koştular.
Thomas kılıcını Roncelets Lorduna uzattı. “Onu kasabaya götür,” dedi Robbie’ye, “ve iyi koru.”
“Ya sen?” diye sordu Robbie.
“Will’i gömeceğim. O benim dostumdu.” Will Skeat için gözyaşı dökmesi gerektiğini düşünüyordu, ama gözlerinde hiç yaş yoktu. En azmdan şimdilik. Kılıcını kınına soktu, sonra Robbie’ye gülümsedi. “Eve dönebilirsin, Robbie.”
“Dönebilir miyim?” diye sordu Robbie şaşkınlıkla.
Bernard Cornwell - Cehennem Şavaşçıları - Kutsal Kasenin Peşinde 2

Burak Turna - SistemA

Burak Turna - SistemA

SistemA gibi bir felsefe kitabı, Türk düşünce tarihinde ilk kez yazılıyor. Felsefenin batı kökenlerinde, bir Türk düşünür ilk kez bu kadar cesur bir girişime kalkışıyor. Burak Turna'nın beyin laboratuarında kurguladığı deneysel felsefe çalışmasının sonuçları devrimsel olabilir ancak bu sonucun ortaya çıkması için çok uzun zaman gerekebilir. Ve pek çok emek. Ancak okuyucuların göreceği gibi, Burak Turna'nın ulaştığı bir sonuç daha sonra saygın bilimsel makalelerde bilim adamları tarafından aynen yazıldı. 

SistemA, düşünce ile madde arasındaki en etkili iletişim aracı olmaya aday.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Bear Grylls - Meleklerin Atesi

Bear Grylls - Meleklerin Atesi

BEAR GRYLLS


Bear Grylls, hayatta kalma ve macera konularında dünyanın en ünlü isimlerinden biri hâline geldi. Merhum babasının tırmanma ve denize açılmayı öğrettiği Birleşik Krallık’ta başlayan yolculuğunda erken yaşlarda dövüş sanatlarıyla tanışan Grylls, üç yılını da 21 SAS ile İngiliz Özel Kuvvetleri’nde asker olarak geçirdi. Dünyanın dört bir yanındaki hayranlarının da kendisini doğa anaya karşı savaşırken görmeyi en sevdiği yeteneklerinin büyük bölümünü askerlikte edindi.

Bu kitap; Britanya İmparatorluk Nişanı sahibi, 15/19. Kral Süvari Eri ve İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Winston Churchill’in talebiyle kurulmuş gizli birim Hedef Kuvvetler Komutanı büyükbabam Tuğgeneral William Edward Harvey Grylls’in yaşanmış serüvenlerinden esinlenerek kaleme alınmıştır. Bu birim, Savaş Bakanlığı tarafından kurulan en gizli operasyon takımı olmakla birlikte, dünyanın yeni süper gücü ve düşmanı Sovyetler karşısında Müttefik kuvvetler davasına hizmet etmek amacıyla gizli teknolojileri, silahları, bilim insanlarını ve üst düzey Nazi yetkililerini bulmak ve korumakla görevlendirilmişti.

Kitaptan Alıntı

ARAŞTIRMALARA GÖRE BUZ ADAM ÖTZİ’DE MİDE VİRÜSÜ VARDI

Yapılan son araştırmalara göre; 5.300 yıllık mumyanın iç organlarından çıkarılan mikroplar, adamın mide virüsüne sahip olduğunu ortaya çıkardı. 1991’de Alplerde bulunan donmuş cesede bölgeden esinlenerek verilen isimle Buz Adam Ötzi, günümüzde yaygın olan bir bakteriyel enfeksiyona maruz kaldı. Helicobacter pylori ismindeki bakteride yapılan genetik analiz neticesinde mikrobun tarihteki izini süren araştırmacılar, ilk insan göçleriyle arasında güçlü bir bağlantı buldu.

Bolzano’daki Avrupa Akademisi Mumyalar Enstitüsü Genel Müdürü Profesör Albert Zink, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

B. Tolga Sasık - Satışın Türkçesi

B. Tolga Sasık - Satışın Türkçesi

Satışın dili evrenseldir belki ama bu dilin sayısız yerel lehçesi vardır. Disiplin meraklısı Almanlar satış sürecinde yaşayan sorunları bir kaos olarak görürken, İrlandalılar rahat ve kalender insanlardır. Fransızlar analitik ve sistematik bir düşünce yapısına sahipken, İngilizler son derece zor beğenen ve geç karar veren insanlardır. İskoçlar ödeme planlarını didik didik incelerken, Japonlar dakik ve kuralcıdır. Tunuslu bir müşteri ile görüşen İskandinavyalı bir mühendisin sakin bir tavır sergilemesi gerekirken, İsviçre'de iş yapmayı düşünen bir Kıbrıslının dakik olması şarttır. Ve bacak bacak üstüne atarak hiçbir Arap ülkesinde bir şey satamazsınız. 
Satış deneyimini, verdiği eğitimlerde üç binden fazla satış profesyoneliyle paylaşma fırsatı bulan Tolga Sasık tarafından kaleme alınan bu kitap, Türklere Türkçe satış yapmanın inceliklerini anlatıyor. Satışın teorisini, yani evrensel satış dilini bilmek elbette önemlidir, ama bu dili Türkçe'ye tercüme etmekte sıkıntı çekiyorsanız pratikte tökezlemeniz kaçınılmazdır!

Kitaptan Alıntı

Ülkemizde her şey satılıktır.

İşte biz Türk satışçılar böyle farklı yaşayış ve davranış özellikleri gösteren bir kitleye satış yapmak zorundayız. Bu yüzden bizler satın alırken sırf aynı takımı tutuyor, bizimle aynı okuldan mezun diye iki satışçından birini tercih edebiliriz. Hatta yaşlıca müşteriler, oğluna torununa benzediği için bile alım tercihini belirli satışçılardan yapmaktadırlar. Mesela ağabeyim kendisine bir şey satmak isteyen tüm genç kızlardan “benim de kızım var yarın o da bir şeyler satmak zorunda kalabilir” düşüncesiyle hemen her seferinde bir şeyler satın alır. Sadece donuk bir şekilde elimizi sıkan satışçı yerine bizimle öpüşüp, kafa tokuşturanları her zaman daha fazla kendimize yakın hissederiz.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Beth Garrod - Süper Bahtsız

Beth Garrod - Süper Bahtsız

Evet. Artık kesin. Berbat bir hayatım var. Böyle olduğunu tahmin ediyordum zaten, ama şu karavan gezisi duruma resmiyet kazandırdı. Ben, Bella Fisher, Ezikistan a giden tek yönlü yoldayım. Üstelik daha iyi hissetmek için bir benzin istasyonunda durup Haribo alabileceğiniz türden bir yol değil bu.

Hissedilen-utanç/yaşanılan-gün-sayısı oranının bu denli yüksek olması normal mi? Yalnızca on beş buçuk senedir buralardayım, dördünü hatırlayamıyorum bile (üç buçuk yaşındayken dilimi Sainsbury’s'de Calippo kutusuna sıkıştırdığım zaman var bir tek, ama o sayılmaz). Utanç listesinde çok fazla maddeye tik koydum. Okula çoraplarıma sıkışmış bir pantolonla gitmek - tik. Ruh hastası coğrafya öğretmenine yanlışlıkla “anne” diye seslenmek - tik. İki kez. Üstelik o bir erkek. Bir beysbol topunun yüzüme çarparak çenemi morartıp sakalım varmış gibi gözükmeme neden olması - başarıyla tamamlandı, tam da okulun moda defilesinden bir gün önce.

Neden bunlar hep benim başıma geliyor? Hem de. Her. Seferinde. Evet, diğer herkes için eğlenceli bir durum, ama kendinizi benim yerime koyun. Dünya korkutucu bir yer. Bir gün mutfak lavabosunun altındaki çekmeceyi -şu, annemin eski doğum günü kartları, yarısı yanmış tütsüler ve bitmiş pillerle doldurduğu çekmeceyi- açıp annemin benim adıma imzaladığı tuhaf hayat kontratını bulursam hiç şaşırmam.
Ekitap İndir

Baron Joseph Von Hammer Purgstall - Büyük Osmanli Tarihi 1.Cilt

Baron Joseph Von Hammer Purgstall - Büyük Osmanli Tarihi

Cihanın en büyük ve uzun ömürlü devletini kurmuş olan Osmanlılar, millî ve islâmî mefkurelere bağlılıkları, siyâsî istikrar ve içtimaî adaletleri sayesinde "Nizâm-ı âlem*' dâvasının en kudretli temsilcileri olmuşlardır. Osmanlı hanedanı, birbiri ardından yetiştirdiği büyük ve dahî padişahlar sayesinde cihan hakimiyeti mefkuresine en büyük hizmeti yapmışlardır. Türk tarihinin en muazzam ve ihtişamlı halkasını teşkil eden Osmanlı tarihi, Türk'ün ve islâm'ın ulvi bir gururudur. Yüzyıllardır Haçlı saldırılarına karşı kahramanca savunma yapan Türk-İslâm âlemi, Osmanlılarla birlikte Asr-ı Saadet devrinin cihâd ve hayat fikrini ihya etmiş, İlâ-yı Keümetullah için, Sumatra adasından İngiltere kıyılarına kadar islâm'ın ruhunu nakşeden büyük bir imparatorluk kurmuşlardır. Türk-îslâm kültür ve medeniyetinin bir dehâ abidesi olarak cihan sahnesinde yerini alan Osmanlı Devleti, ortaya koyduğu siyâsî, içtimaî ve medenî değerlerle, henüz keşfedilmemiş bir ibret ve tecrübe hazinesi olarak değerlendirilmelidir. Tarih, sâdece vakaları rakamlara bağlama sanatı değildir. Bir milleti millet yapan unsurları ve maziye kalmış olayları, yaşayan nesillere aktarıp, istikbalde uzun yıllar şerefle payidar olmasına yardımcı olmaktır. Bunu yapamayan, mazi ile istikbal arasındaki köprüyü kuramayan ve tarih şuurundan mahrum kalan milletler çözülmeye ve çökmeye mahkum olmuşlardır. Tarihini bilmeyen kendini tanıyamaz. Bugünü anlamak, geleceğe hazırlanabilmek sağlam ve doğru tarih kültürünü gerektirir. Gerçek değerlerimizi ve büyüklüğümüzü öğrendiğimiz gün, kendimizi tanımış ve dünyaya tanıtmış olacağız. İlâhî övgüye mazhar olan böyle bir devletin tarihini iyi tanımamız ve bilmemiz gereklidir.

Kitaptan Alıntı




[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Bryan Sykes - Havvanın Yedi Kızı

Bryan Sykes - Havvanın Yedi Kızı

En yaşlı akrabanız kaç yaşında?
Profesör Bryan Sykes’ın yaptığı araştırmalara göre en yaşlısı 45.000 yaşında olabilir!

Oxford Üniversitesi genetik profesörlerinden Sykes, 1994’te İtalya Alplerinde keşfedilen 5000 yıllık Buz Adam Ötzi’yi incelerken, sadece anneden çocuğa geçen bir genin nesiller boyunca hiç değişmeden korunduğunu saptadı. Kısa süre sonra Buz Adam’ın bir akrabasının İngiltere’de yaşadığını ortaya çıkardı. Yaptığı araştırmaların sonucunda yerli Avrupalıların hepsinin toplam yedi kadının soyundan geldiğini açıkladı: Katrine, Helena, Ursula, Velda, Jasmine, Tara ve Xenia. En yaşlısı 45 bin, en genci ise 10 bin yaşında!

Havva’nın Yedi Kızı’nda Sykes, Buz Adam’la başlayan bu bilimsel macerasını okuyuculara aktarıyor. Rus İmparatorluğu’nun son kraliyet ailesi Romanovlar üzerinde, Pasifik’te, Çedar Adam’la ilgili yaptığı araştırmaları ve yedi kıza ulaşana kadar takip ettiği yolu anlatıyor Profesör Sykes. 

Kitaptan Alıntı

Ekitap indirmek için logoya tıklayınız
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Orkun Ucar - Burak Turna - Metal Firtina 2 - Kayip Naas

Orkun Ucar - Burak Turna - Metal Firtina 2 - Kayip Naas

Metal Fırtına I’in devamı olan romanın alt başlıkları ise “Türk-İsrail Gizli Savaşı” ve “Bu Bir Gökhan Birdağ Macerasıdır” başlığını taşıyor.


Metal Fırtına I
Metal Fırtına II, ilk romanın bittiği yerden başlıyor; 2007 Mayıs’ında Kuzey Irak’taki Türk birlikleri ABD güçleri tarafından baskına uğrar. Kimse savaşın başladığına inanmak istemez ama ABD güçleri acımasız saldırılarını sürdürür.
Amerikan güçleri Suriye üzerinden Türkiye’ye girip önce Ankara’ya sonra da İstanbul’a ilerler.

Ankara’ya kısmen girilir. Anıtkabir bombalanır. Bu bombalama sonucu enkaza gelenler Atatürk’ün naaşını bulamaz. Çünkü naaş kayıptır.

Savaştan üç ay önce ABD’nin Türkiye’ye saldıracağını öğrenen Gökhan Birdağ adlı bir Türk ajanı, iki atom bombasını ABD’ye sokar ve Türkiye saldırıya uğrayınca birini Washington’da patlatır. Bu sırada diplomatik girişimler de başlar. ABD, Türkiye’yi geleceğin enerji teknolojisinin temelinde bulunan BOR minerali yüzünden işgal etmek istemektedir. Türkiye bu planları diğer devletlere sununca ABD’ye baskı oluşur. Washington’da yaşanan patlama sonucu darbe alan ABD, ültimatom karşısında geri adım atar.

Metal Fırtına II’de de yine bir savaş var; Türkiye yine önemli bir düşmana karşı mücadele veriyor.

Kayıp Naaş
Metal Fırtına I’i okuyanların merak ettiği sorulardan biri de Anıtkabir’de bulanamayan Naaş’a ne olduğuydu. Okurlar bu sorunun cevabını ikinci romanda bulacaklar.

ABD 27 Mayıs 2007’de Anıtkabir’i bombalar. Yıkıntıya gelen Genelkurmay Başkanı Hikmet Pars, Atatürk’ün naaşının olması gereken odaya girdiğinde yerinde olmadığını görür. Naaş kayıptır.

Türk - İsrail Gizli Savaşı
Metal Fırtına I’de, İsrail konusu tek bir cümle içinde geçiyordu. Metal Fırtına II - Kayıp Naaş ise ilk kitabın bittiği noktadan başlıyor. Roman, sadece kurgu boyutuyla değil arka plandaki Türk-İsrail ilişkilerine ait bilgilerle de dikkati çekiyor.

‘Bu Bir Gökhan Birdağ Macerasıdır’
İlk kitabın en çok dikkat çeken karakteri devlete bağlı gizli bir teşkilatta çalışan (Gri Takım) Türk ajanı Gökhan Birdağ’dı.

Gökhan Birdağ ülkesini korumak için bir ölüm makinesi gibi yetiştirilmişti. İlk kitapta Gökhan, ABD’nin saldıracağını üç ay önce öğrenir ama devlet içine sızan ajanlar bilgilerin ciddiye alınmasını engeller.

Gökhan bunun üzerine onu yetiştiren Kurt adlı komutanının yardımıyla gizlice ABD’ye girer ve savaşın başlamasını bekler. Savaş başlayınca ABD birliklerinin geri çekilmesi için uyarı da bulunur, ciddiye alınmayınca bombalardan biriyle Washington’u yok eder. İkinci bomba ile New York’ta yakalanacakken yaralı kurtulmayı başarır. Alman ajanları onun saklanmasına yardım ederler. İlk kitabın sonunda Gökhan, Türkiye’ye savaş planının arkasındaki işadamı Adrian Lyman’ı kaçırıp intikam alır.

İkinci kitapta Gökhan ABD’dedir ama kısa sürede yeni görevi gereği Avrupa’ya dönecektir: yeni görevi Atatürk’ün kayıp naaşını bulmaktır.

Kitaptan Alıntı

27 MAYIS 2007 - SAAT: 14.00

ANKARA - ANITKAB R (Bombard man n 'bitiBinden iki saat sonra...)

Ya4maya baBlayan l k bahar ya4muru, bombard man bölgesindeki s cakl 4 azaltmaya

baBlam Bt . lk sald r dan hemen sonra Atatürk'ün naaB m kurtarmaya gelen sivil kalabal 4 da tümüyle yok etmiBlerdi ve ortal k Bimdi bir mezbahay and r yordu. Ambulanslar saatlerdir

bölgeden ceset taB yordu. Daha do4rusu ceset parçalar n ... Yeryüzünün en tahrip edici silah gücüne sahip olan devleti, on binlerce ton bombay taB üzerinde taB kalmay ncaya kadar

An ttepe'ye boBaltm Bt .

Sa4 kula4 ndaki beyaz leke d B nda her taraf kapkara olan bir sokak köpe4i, enkazda çal Ban itfaiye erlerinin aras ndan ilerledi. Herkes sanki hüzünlü bir ritme uymuB gibi, gözyaBlar aras nda bir iBe yaramaya çal B yordu. Bir adam kendinden geçmiB halde k nk bir aslan

heykelinin baB n yerine oturtmaya çal B yor, baB yere düBünce ayn Beyi tekrar yap yordu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Brandon Sanderson - Lejyon

Brandon Sanderson - Lejyon

Sıra dışı zihinsel rahatsızlığı nedeniyle farklı farklı kişilikler geliştirebilen adam: Stephen Leeds ya da herkesin onu tanıdığı ismiyle Lejyon. Ortaya çıkardığı kişilikler, daha doğrusu halüsinasyonları pek çok alanda dudak uçuklatan yeteneklere ve bilgiye sahip olmakla kalmıyor, karşı karşıya kaldığı farklı gizemleri gün yüzüne çıkarması için Lejyon’a yardım ediyorlar. Üstelik birbirlerinden haberdarlar ve bazıları da kendisinin bir halüsinasyon olduğunu biliyor.

Stephen Leeds ve halüsinasyonları, insanlık tarihini kökten bir şekilde değiştirip günümüz toplum yapısını derinden sarsabilecek bir icadın, çok özel bir fotoğraf makinesinin ve bu makinenin mucidi Balubal Razon’un peşinde.

Kuzey Amerika’da başlayan hikâye soluksuz bir şekilde Kudüs’e uzanırken, New York Times Çok Satanlar Listesi’nin gediklilerinden Brandon Sanderson bir dizi kritik konuya değinecek ve zaman, zamanın doğası, politika ve inançlar arasındaki oynak denge gibi konularda akıl yürütmenize önayak olacak.

Kitaptan Alıntı

Adım Stephen Leeds ve akıl sağlığım gayet yerinde. Halüsinasyonlarıma gelince, onlar bayağı deliler. J.C.’nin odasında havai fişek gibi art arda silah sesleri patlıyordu. Kendi kendime homurdanarak kapısının dışına asılmış kulaklığa uzandım; kulaklığı orada tutmam gerektiğini artık öğrenmiştim. İçeri girdim. J.C. kendi kulaklığını takmış, iki eliyle kavradığı silahını duvardaki Usame bin Ladin resmine doğrultmuştu.

Beethoven çalıyordu. Bangır bangır!

“Bir şey anlatmaya çalışıyordum!” diye bağırdım.

Beni duymadı. Şarjörü olduğu gibi bin Ladin'in suratına boşalttı ve bunu yaparken doğal olarak duvarda bir dizi delik açtı. Daha fazla yaklaşmaya cesaret edemedim. Onu gafil avlarsam kazara vurulabilirdim.

Halüsinasyonlarımdan biri tarafından vurulursam ne olacağını bilmiyordum. Zihnim buna nasıl bir açıklama getirir, bu olayı nasıl yorumlardı? Bu konuda bir makale yazmak isteyecek bir düzine psikolog vardı hiç şüphesiz. Fakat onlara bu fırsatı vermek niyetinde değildim.

"J.C.]” diye bağırdım, silahı yeniden doldurmak için durduğunda.

Benden tarafa bir bakış attı, ardından sırıtarak.kulaklığını çıkarmaya davrandı. J.C.'nin her türden gülümsemesi yarı kaş çatma gibi görünür ama onun gözümü korkutmasına izin vermemeyi uzun zaman önce öğrendim.

“Hey, çiroz,” dedi silahı kaldırarak. "Bir iki şarjör de sen sıkmak ister misin? Biraz pratik yapsan fena olmaz."

Silahı elinden aldım. "Köşkte atış poligonumuzun olmasının bir sebebi var, J.C. Orayı kullan.”

“Teröristler gelip beni atış poligonunda bulmaz genellikle. Tamam, bir keresinde olmuştu. Tamamen tesadüf.”

İçimi çektim, sehpadan kumandayı alıp müziğin sesini kıstım. J.C. uzanıp elimdeki silahın ucunu havaya çevirdi, ardından parmağımı tetikten itti. "Önce güvenlik, evlat.”

“Nasılsa bu da hayal ürünü,” dedim silahı ona geri verirken.

"Hı hı, tabii.”

J.C. kendisinin bir halüsinasyon olduğuna inanmıyor, ki bu biraz olağandışı. Çoğu bunu şu ya da bu ölçüde bilir ve kabul eder. J.C. hariç. J.C. yapılıydı ama ona iriyarı denemezdi; köşeli suratlıydı ama yüz hatları öyle dikkat çekici sayılmazdı ve bir katilin gözlerine sahipti. Yani en azından o öyle söylüyordu. Belki de o gözleri cebinde saklıyordur.

Silaha yeni bir şarjör taktı ve bin Ladin’in resmini süzdü.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Belinda Bauer - Ölüm Sergisi

Belinda Bauer - Ölüm Sergisi

Rakamlar daima aldatır... Gözünüzü bir kere katilden ayırırsanız, bir daha hiç göremezsiniz Kariyeri her geçen gün kötüye giden Eve Singer’ın sansasyonel cinayet haberlerine ihtiyacı vardı, çünkü yıllardır onu televizyon başında yarı ölü vaziyette izleyen seyircileri artık ondan sıkılıyordu. Birkaç ceset bulup televizyonda sergilemeliydi… Katillerin de cesetlere ihtiyacı vardı. Öyle ki son günlerde etrafta dolaşan bir katil, cesetlerini âdeta ölümü sergiler gibi halka açık yerlerde bırakıyor, hatta halkın gözü önünde bir sanatçı gibi kurbanlarını öldürüyordu. Amacı, sanatını tüm dünyaya duyurmaktı. Eve, bu katili merak etti, kariyerinde aradığı başarı ayağına gelmişti. Katilin iletişime geçme yöntemlerini anladıktan sonra onunla buluşmaya karar verdi fakat bu kararını katilin iki takıntısını öğrendikten sonra değiştirmesi çok kolay olmayacaktı. Birincisi cinayetler halkın gözü önünde olacaktı, İkincisi ise Eve’in ta kendisiydi. “Seri katillerin profillerini eksiksiz çizen Bauer, Ölüm Sergisi’nde takıntıları olan bir katili ve kariyeri kötüye giden bir muhabirin köşe kapmacasını anlatmış. İlk sayfadan itibaren köşenizi seçmelisiniz.” New York Times “Birçok psikolojik gerilim ustası gibi Bauer’de cinayetlerin ardındaki psikolojiyi anlatmakta ustalaşmış ve bunları yazarken risk almaktan da korkmuyor. Kurguları klasik korku kitaplarından çok farklı olan Bauer, atmosferiyle tüm polisiye-gerilim severlere hitap ediyor.” Kirk’s Reviews

Kitaptan Alıntı

1 Aralık

Layla Martinin ayakkabıları ayağını çok acıtıyordu. Bu ayakkabıları perşembe günü, serçe parmaklarını zorlamasına rağmen almıştı. Üstelik 130 pound, yani maaşının üçte birini ödeyerek. Layla ayaklarını alıştırmak için bu ayakkabıları perşembe ve cuma akşamları evde kendine peynirli tost ve çay yaparken giymişti. Cumartesi günü işe giderken de aynı ayakkabılar ayağındaydı. Hâlbuki sekizinci kattaki ofisinde, hatta muhtemelen tüm binada ondan başka kimse olmayacağını biliyordu. Ayaklarını pazartesi gününe hazırlaması gerekiyordu, çünkü işe yeni başlayan hesap yöneticisinin cam duvarlı ofisinin önünden en az yirmi defa geçmeyi planlıyordu. Adamın spor bir arabası ve harika bir poposu vardı, ayrıca yüksek topuklar Layla’nın bacaklarını muhteşem gösteriyordu. Ama şimdi aynı topuklu ayakkabılarla koşmak zorundaydı. Hayatını kurtarmak için durmadan koşmak zorundaydı.

Yeni aldığı topuklu ayakkabıların makineli tüfeği andıran tıkırtısı merdiven boşluğunda çınlarken Layla Martin bir taraftan gözü dönmüş bir adam tarafından kovalanmanın korkusunu yaşıyor, diğer taraftan tüm umutsuzluğuyla işe kot, kazak ve spor ayakkabıdan oluşan her zamanki hafta sonu kıyafetiyle gelmiş olmayı umuyordu. Çünkü orada, tam da o anda, ayakkabıları ölümle yaşam arasındaki ince çizgi için çok büyük anlam ifade ediyordu...

Adam açık plan ofisin hemen karşısında belirdi. Layla Martin elinde tuttuğu dosyadan kafasını kaldırınca onu asansörün önünde dikilirken gördü. Aynı anda hem şaşırdı hem de biraz korktu. Londra’nın ortasında, güpegündüz ne olabilirdi ki? Aptalca bir korku olduğuna karar verdi. Ama sekizinci katta yalnızdı ve bu her şeyi değiştirebilirdi.

Sıradan görünümlü bir adamdı. Bir tuhaflık görünmüyordu. Muhtemelen kargocuydu ya da binanın içinde kaybolmuştu.

“Merhaba...” dedi Layla. “Yardımcı olabilir miyim? Kimsi-nız?

“Ben senin dostunum.” dedi adam. “Ben vahşi değilim.”

Layla kaşlarını çattı. “Ne dediniz?”
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Bibi Dumon Tak - Kır Kurdu Kitap Kurdu
Bibi Dumon Tak - Kır Kurdu Kitap Kurdu
Doğada öyle hayvanlar var Ki duysanız inanmazsınız. Var olduklarına da. sahip oldukları olağanüstü yeteneklere de şaşar kalırsınız.

Ama hepsi gerçek.

Allayıp pullamaya, allayıp pulladığı yuvasıyla da dişileri tavlamaya meraki çapkın çardak kuşu.. Torpidolar gibi çatıların üzerinden süzülen, yere hiç ayak basmayan ebabil kuşu. Önüne ne çıkarsa çıksın gözünü kırpmadı yiyen göçmen karınca... Kendi su geçirmez kostümünü kendi yapan, yeraltı dünyasının prensi “su deposu çöl kurbağası"..

Hep uçuş halinde olanını ini istersin yoksa kurbanına sinsice sokulanını m Emekleyen, oynayan, yüzen hatta iki ayağının üzerinde dikilip suda yürüyen

Hepsi bu kitapta!

Kitaptan Alıntı

Denizatı


Masallardan çıkıp gelmiş adeta. Hayallerde yaratılmış bir hayvan. Sanki bir gün birisinin canı bir resim çizmek istemiş de oturup düşünmüş: Hmmmm... Bugün sualtında yaşayan bir at mı çizsem? Yele yerine mini mini dikenleri olan bir denizatı. Bacak yerine küçük sırt yüzgeçleri olsun. Tutunmak için minicik, kıvrık bir kuyruk, boncuk boncuk gözler ve de zarif bir boyun.

Elbette hiç kimse, bunu böyle oturup çizmemiş. Denizatı gibi delice bir şeyi istesen de uyduramazsın. İşte gerçekler hayallerden daha şaşırtıcı olabilir böyle.

Denizatı ufacık bir balık. Yüzmeyi pek bilmeyen mini mi mini bir balık. Kuyruğuyla bir yosunun ucuna tutunur, akıntılar onu sürükleyip götürmesin diye. Yosunun ucunda, usul usul salınırken, küçüçük bir balona benzer.

Dolunayda erkek ve dişi denizatları birbirlerini aramaya koyulur. Kuyrukları bu kez tuzlu deniz bitkilerine değil, birbirlerine dolanır. Sonra dişi, minik yumurtalarını, erkeğinin küçücük kesesine atıverir. Şu bizim erkek denizatının karnındaki küçük kuluçka kesesine. Yumurtalar yerine yerleşir yerleşmez de “Eyvallah!” der, çeker gider.

Erkek, dişiden hamile kalır. Ne hayvan ama değil mi! Erkek denizatı, kesesindeki minik yumurtalara gözü gibi bakar. Bu arada yumurtaların yanma biraz da kendi dölünden atar. Birkaç hafta geçince yavrucuklar doğar. Sonra hemen babalarının kesesinden çıkar, uçsuz bucaksız denize dalarlar. Sanki bir sihirbaz numarası gibi inanılmaz ama ne hile ne de hayal, yüzde yüz gerçek.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Becky Albertalli - Simon Homo Sapiense Karşı
Becky Albertalli - Simon Homo Sapiense Karşı
“Okurlar Simon’a sırılsıklam âşık olacak.”
-Publishers Weekly-

“Seni seviyorum, SIMON. SENİ SEVİYORUM! Tabii bu taptaze, komik, ses getirecek romanı da seviyorum.”
-Jennifer Niven, The New York Times çoksatanı Hayatın Kıyısında’nın yazarı-

“Mükemmel bir hediye gibi. Kimi zaman eğlenceli kimi zamansa yürek burkuyor. Okurlar Simon’la üzülecek, minik zaferleriyle sevinecek ve hepsinden önemlisi ona âşık olacak.”
-Andrew Smith, Michael L. Printz ödüllü yazar-

“Duygularınıza hitap eden harika bir eser. Gördüğünüz an alıp hemen okumaya başlayın.”
-Oprah’s Magazine-

Kitaptan Alıntı

Pekâlâ. Sahte ismi, Martin Addison gibi insanların gizli kimliğimi öğrenmesine engel olmak için kullanıyordum. Fena halde işe yaramıştı.

Martin beni bilgisayar başında otururken görmüş olmalıydı.

Anıtı dikilecek bir aptal olduğumu düşündüm.

Martin Addison ciddi ciddi gülümsüyordu. “Her neyse, ağabeyimin eşcinsel olduğunu bilmek ilgini çekebilir diye düşündüm.”

“Şey. Pek sayılmaz.”

Bana baktı.

“Ne demeye çalışıyorsun?” dedim.

“Hiç. Bak, Spier, benim bununla bir sorunum yok. O kadar büyük bir mesele değil.”

Bir felaket olması dışında... ya da Martin’in çenesini tutup tutmayacağına bağlı olarak efsane olabilecek bir boktan felaketler fırtınası.

“Gerçekten çok acayip bir durum,” dedi Martin.

Ne cevap vereceğimi bile bilemedim.

“Her neyse,” dedi. “İnsanların öğrenmesini istemediğin çok belli.”

Yani. Sanırım istemiyordum. Fakat eşcinselliğimi ilan etme olayı beni cidden korkutmuyordu.

Korkuttuğunu sanmıyordum.

Beni bir dizi sıkıntılı anlar silsilesi bekliyordu ve yaşanmasını dört gözle bekliyormuş gibi yapacak değildim. Ama muhtemelen dünyanın sonu da olmayacaktı. En azından benim için.

Sorun şuydu ki Mavi için ne anlama geleceğini kestire-miyordum. Tabii Martin birilerine anlatırsa. Mavinin olayı, mahremiyetine önem veren bir insan olmasıydı. O, e-posta hesabından çıkış yapmayı unutmayacak insanlardandı. Bu kadar dikkatsiz davrandığım için beni affetmemesi asla mümkün olmayacak insanlardan.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Bernard Werber - Karincalarin Gunu
Bernard Werber - Karincalarin Gunu
Sayıları milyarlarca. Biz onları fark etmiyoruz bile ama onlar bizi uzun süredir izliyorlar. Bazıları için biz Tanrıyız. Diğerleri için de kötülük yapan yaratıklar. Müthiş bir zeka ve en korkunç orduları aratmayacak, inanılmaz örgütleriyle insafsız bir savaşa hazırlanıyorlar. Dünyanın gerçek efendileri kim olacak? Onların hayatta kalması sorunun yanıtına bağlı... Bizim hayatta kalmamız da. Karıncaların günü gerçekten geldi mi?Uluslararası best-seller, on iki dilde çevirilen, birçok jüri tarafından ödüllendirilen, bazı okullarda biyoloji derslerinin programına alınan önceki romanı "Karıncalar"ın büyük başarısından sonra romancı ve bilimsel yazılar yazan gazeteci Bernard Werber "dünya içi yaratıkları" konu alan efsanesine devam ediyor. Bizi sapık davranışlı, yırtıcı, büyüleyici böceklerin kaynaştığı, sanrılara yol açan ve korkunç bir evrende daha da ileri götürüyor.Bir gerilim romanından öte, "Karıncaların Günü" bilimkurgu ve hayal gücünü sonsuz küçüklükteki dünyayla ilgili en ileri bilimsel bilgiyle karıştırarak harika ve şaşırtıcı modern odysseia haline getiriyor.

Kitaptan Alıntı

1. PANORAMA

Siyah. Bir yıl geçti. Ağustos gecesinin aysız gökyüzünde yıldızlar göz kırpıyorlar. Sonunda koyu karanlık aralanıyor. Ölgün ışık. Sis tabakaları Fontainebleau Ormanı'nın üzerinde geriniyor. Biraz sonra, kocaman kırmızı bir güneş onlan dağıtıyor. Şimdi her şey çiy ta-neleriyle parlıyor. Örümceklerin ağlan turuncu incilerden oluşan kaba örtülere dönüşüyorlar. Hava sıcak olacak.

Dallann altında, otların üstünde, eğreltiotlarının arasında, her yerde küçük yaratıklar kıpırdıyor. Her cinsten ve sayılamayacak kadar çoklar. Çiy, saf sıvı, bu toprağı temizliyor; burada serüvenlerin en garibi meydana gele...

2. MERKEZDE ÜÇ CASUS

"İlerleyelim, çabuk."

Kokusal buyruk açık: Yararsız gözlemlerle kaybedilecek zaman yok. Karanlık üç gölge, gizli koridor boyunca aceleyle ilerliyorlar. Tavanda yürüyen, yerden yüksekte duyu organlannı zahmetsizce hareket ettiriyor. Aşağı inmesini söylüyorlar ama o, böyle baş aşağı daha iyi olduğunu söylüyor. Gerçeği tersinden algılamayı seviyor.

Hiçbiri ısrar etmiyor. Her şey bir yana neden olmasın? Üçlü, iki kola aynlıp daha dar ve uzun bir geçide girerek gözden kayboluyor. Her adımdan önce en küçük köşeyi bile yokluyorlar. Şimdilik her şey o kadar sakin ki bundan tedirgin oluyorlar.

İşte şehrin merkezine ulaştılar. Çok iyi gözetlenen bir bölgede-ler. Adımlannı daha kısa atmaya başlıyorlar. Galerinin duvarları gittikçe daha parlak oluyor.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Author Name

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/FymUrEaf4VRt8qa37E5vOFjGq7rw0baT5ScQ7nwsZ7F1nMsihsXMJ-ECCaNgexvSUbcSY44G8IikGvIN11CTzgVt5G5RX49Wod48BJ1Ip44Xxwhr2t7et1d7jFjNaw1nyI25q9LLS8R7qiefMIQzr5wd02oNh7ki7pALRS_Y003Cm0E5cHu755RtLpH7nZZ6qTWX96FWc3d_Q21qShkKCdjNSsiXgMMOAJlY3Z5W-cI1uecrJrWL0j3SVXP0u4d0fu1_xq6eRQZGyfy2iSJ8Ezr6eJ9Q0py4y-ZMSCCJma9v9rk35pvY-nKQoMq95SI9C3hdRGK_uC3hDIVyAUrpvJfRFZSrKDMeSta6lC03mk12zmjygBVkf8h37zS0j_Cax4_zQekjcWoRvC-dMsNRtdLetCKwUAayhovBiIXenrcPCa9GM-Gw6CNkl-c3DhwCpCkvOcvavfQHS1HLD0yGsNfWJ03NXfi6WAWQg3Kc0ReJWWtdy0lRn4QUQ9obz-rfqBMegiqA_V6JT6d_n_tGATRZkcV5lr-T_CTQuY3Nv_e4la-l0KE7t6snoJui35gO33yCReas0YnaznkHcqFrYhP0mhUXYYwtIGfw4ybiXAT1eW6Nu95XVS411caUXY6OUa-512tP3V5HNzNs7_FjAdqr0pNDGIX6=w146-h118-no} {facebook#https://kitapazzi.blogspot.com.tr/} {twitter#https://twitter.com/Kitapazzi} {google#Yhttps://plus.google.com/u/0/104699689942249315316}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.