Articles by "Arastirma-Inceleme"

Arastirma-Inceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kanıtı Olmayan Gerçekler - John Brockman

John brockman'ın editörlüğünde 109 parlak beyin bilimin uzmanlık isteyen dilinden kaçınarak pek çok problemi bu kitapta ele alıyor ve çeşitli disiplinler arasındaki bilgi alışverişini sıradan okurun anlayabileceği bir dille yürütüyor.
  • Kitap Adı: Kanıtı olmayan gerçekler
  • Yazar Adı: John Brockman
  • Yayınevi: NTV
 Kanıtı Olmayan Gerçekler - John Brockman

Kanıtı Olmayan Gerçekler - John Brockman

[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Kurtlarla Koşan Kadınlar - Clarissa P. Estes

İnsanlık tarihi boyunca bastırılmış ve örselenmiş kadınların durumunu sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan ele alan çok sayıda inceleme yapıldı. Her inceleme, kadınları “tanımlama ve çözme” açısından farklı yöntemler önerdi. Bu önermelerin ne ölçüde kadının doğasına ilişkin isabetli tespitler yaptığı ve alternatifler sunduğu ise tartışmalı bir konudur. Clarissa P. Estés, Kurtlarla Koşan Kadınlar’da gerçekten farklı bir önermede bulunuyor; kadınlar için yalın, uygulanabilir ve doğal çözümler öneriyor. 19. yüzyılla birlikte insanlığın doğadan kopuşu ve duygulara yer vermeyen kapitalist bir endüstri çarkının içinde kayboluşundan yola çıkarak, kadınların yapması gereken ilk şeyin içlerindeki doğal sesi keşfetmek olduğunu söylüyor ve kadınların içlerinde yatan sınırsız güç ve yaratıcılığın, kurtların doğal yabanıllığında yattığı savını ileri sürüyor. Kadınların çoğu zaman farkında olmadan içselleştirmek zorunda bırakıldıkları eziklik ve yetersizlik duygusuna, bastırılmış cinsel güdülerine çok değişik bir malzemeden yaklaşıyor: masallar! İnsanlığın ortak bilinçaltının aynaları olduğunu düşündüğü masallar aracılığıyla kadın psişesinin derinliklerine iniyor ve birçok açmazdan kurtulmalarına yardımcı olacak masal tadında terapiler uyguluyor. Estés’e göre, kurtlarla kadınlar arasında, vahşilikleri, zarafetleri ve içinde yaşadıkları topluluğun üyelerine duydukları bağ açısından psişik bir benzerlik vardır. Kurtlar ve kadınlar arasındaki bu benzerlik, Vahşi Kadın arketipinde ortaya çıkar. Estés’in ilginç örneklerle betimlediği bu arketip, doğayla bağlarını koparmamış ve seçimlerini yaparken duygularını temel alan kadınları içeriyor. Kitaptaki farklı kültürlerden derlenen masallar, kadınların ilişkileri, kişisel imgeleri ve hatta bağımlılık gibi temalar çevresinde gelişiyor. Örneğin Afrika kökenli bir öykü, kadının ikili doğasını yansıtıyor; Ortadoğu’ya ait bir masal, sıradan bir kilim gibi görünen büyülü bir halının toplumun önyargılarını ve görünüşe ne kadar kolay aldandığını ortaya koyuyor. Yayımlandığında büyük övgüler almış bu sıradışı kitap, okuru kadınları vahşi derinliklerine doğru heyecanlı bir yolculuğa çağırırken, kadın psişesinin bugüne dek hazırlanmış en büyük sözlüğü olarak da okunabilir. Kurtlarla Koşan Kadınlar, kadınlarla vahşi bir noktada buluşmak isteyen erkekler için de vazgeçilmez bir rehber özelliği taşıyor. “Gülme, kadın cinselliğinin gizli tarafıdır; fizikseldir, temeldir, tutkuludur, hayat vericidir ve bu yüzden uyarıcıdır. Genital uyarılma gibi bir hedefi olmayan bir cinsellik türüdür. Sadece o an için, bir sevincin cinselliğidir; özgürce uçan, yaşayıp ölen ve kendi enerjisiyle yeniden yaşayan hakiki ve şehevi bir sevgidir. Kutsaldır; çünkü fazlasıyla iyileştiricidir. Şehevidir; çünkü bedeni ve onun duygularını uyandırır. Cinseldir; çünkü heyecan vericidir ve haz dalgalarına neden olur. Tek boyutlu değildir; çünkü gülme insanın kendisi kadar başkalarıyla da paylaştığı bir şeydir. Bir kadının en vahşi cinselliğidir. ”
Kitap Adı: Kurtlarla Koşan Kadınlar
Yazar Adı: Clarissa P. Estes
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
 Kurtlarla Koşan Kadınlar - Clarissa P. Estes

Kurtlarla Koşan Kadınlar - Clarissa P. Estes

[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Tarihte Neler Olmadı Ki - A. Timur Bilgiç

Tarihte Neler Olmadı Ki - A. Timur Bilgiç

Tarih yaşandıkça yazılır. Yaşanmamış ve yaşanmayacak tarihler yazmak sadece film senaristlerinin işidir. Bu filmlerde seyredenle oynayan hep aynı kişidir. Tarih ne elle ne de dille yazılır. Tarih sadece ve sadece yürekle yazılır. Geçmişin tarihini tarihçiler, geleceğin tarihini ise kahramanlar yazar. Zaten onlar geleceğimizden bize el uzattıkları için kahramandırlar. Tarih, toplumların belleğidir. Belleğini yitirmiş bir toplum, büyümemiş, olgunlaşmamış ve yaşlanmamıştır. Eğer her başarı olanakların, birikimlerin, gereksinmelerin ve emeğin ürünüyse, en önemli birikim deneyimlerdir, yaşanmışlardır ve bu yaşanmışlıklardan çıkarılan derslerdir. İnsanlığın ilk alet yapımıyla başlayan ve günümüze dek uzanan bir sürecin kesintisiz öyküsüdür bu kitap. Bizim için, bu öyküden çıkarılacak çok dersler, çok bilgiler var. Bu derslere, bilgilere dayanarak yapılacak çok şeyler var. Sadece olayları bilmek yetmez kuşkusuz olayların neden ve sonuçlarıyla değerlendirmesinin yapılması, yorumlanması, eleştirilmesi ve tartışılması da gerekir. Bu kitapta sadece olaylar var. Gerisi okuyucularımıza kalmıştır. Güzel, çirkin geçmişten güzel geleceklere...
  • Kitap Adı: Tarihte Neler Olmadı Ki
  • Yazar Adı:A. Timur Bilgiç
  • Yayınevi: Barış Kitap

 Tarihte Neler Olmadı Ki - A. Timur Bilgiç

Tarihte Neler Olmadı Ki - A. Timur Bilgiç

[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Metastaz - Barış Pehlivan - Barış Terkoğlu

Metastaz - Barış Pehlivan - Barış Terkoğlu

- Menzilci polisler ilk kez göreceğiniz fotoğraflarında ne yapıyordu? 
- AKP’li Bakan’ın tarikat şeyhinden özel ricası neydi? 
- Devlette FETÖ’den boşalan koltuklara hangi tarikat nasıl yerleşti? 
- Nedir bu hüsn-ü şehadet ve FETÖ borsası? 
- Hangi cemaat kim için Cumhurbaşkanı’na mektup yazarak kefil oldu?
- Genelkurmay Başkanı’nın “sahip çıkın” dediği isimler neden tutuklandı? 
- “Kurda kuşa yem etmeyin” denilen işadamı nasıl hapisten çıktı? 
- FETÖ operasyonlarından çıkarılan "imtiyazlı ortaklar" kim?
- Hâkim rüşvet alırken gizli bir operasyonla nasıl yakalandı? 
- Hangi gazeteci kendisini MİT’çi diye tanıtıp dolandırıcılık yaptı? 
- Çektirdiği fotoğrafları davaları etkilemek için kullanan ismin arkasında kimler var? 
- FETÖ operasyonu yapan savcının odasını AKP’liler mi bastı? 
- Erdoğan'ın tehdit edildiği toplantıdan yara almadan çıkan ünlüler kim? 
- Üstü kapatılan telefon görüşmelerinde neler konuşuldu?

İlk kez yazılan gerçeklerle tabular yıkılıyor...

Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu, Metastaz ile devleti esir alan kanserli hücrelere ışık tutuyor.

  • Kitap Adı: Metastaz
  • Yazar Adı:Barış Pehlivan - Barış Terkoğlu
  • Yayınevi: Kırkızı Kedi
 Metastaz - Barış Pehlivan - Barış Terkoğlu
Metastaz - Barış Pehlivan - Barış Terkoğlu
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

En Şaşırtıcı 100 Polisiye Olay Nasıl Çözüldü - Colin Evans

En Şaşırtıcı 100 Polisiye Olay Nasıl Çözüldü - Colin Evans

...Eğer tarih, 20. yüzyılı bilim çağı olarak anımsamaya karar verirse, bilimin büyük bir bölümünün, suçluların yakalanması için geliştirildiğini de belirtecektir. 

Elde edilen başarılar belki Sherlock Holmes'u kıskandıracak niteliktedir, ama onun ilkelerinden biri olan gözlem konusu hiç değişmemiştir. İyi bir gözlem yapılmadığı taktirde, en gelişmiş teknoloji bile işe yaramayabilir...
  • Kitap Adı: En Şaşırtıcı 100 Polisiye Olay Nasıl Çözüldü
  • Yazar Adı: Colin Evans
  • Çevirmen: Füsun Doruker
  • Yayınevi: SABAH KİTAPLARI

Kitaptan Alıntı

Polisiye olaylar her zaman ilgi çekmiş, bu konudaki eserler büyük okuyucu kitleleri tarafından zevkle takip edilmiştir. Colin Evans'ın, cinayetlerin çözümünde adli tıp uzmanlarının önemli rol oynadığı gerçek olayları kullanarak düzenlediği bu kitap da çok ilgi çekicidir. Özelliği olan olayları araştırmak, bulmak, düzenlemek elbette ki kolay olmamış, büyük bir çalışma ve özveriyi gerektirmiştir. Olayların tek değil, çeşitli ülkelerden seçilmiş olması da işin güçlüğünü artırmıştır. Bu konuda yazarı takdir etmemek mümkün değildir. Ancak daha önemlisi son derece karmaşık, teknik, ne olduğunu anlamak için özel bilgi gerektiren birçok inceleme, metod ve bulgunun herkesin anlayabileceği bir şekilde aktarılmış olmasıdır. Her bölümün başında, konuyla ilgili kısa da olsa anlaşılabilir şekilde açıklayıcı bilgi verilmiş olması da çok isabetli olmuştur.
 En Şaşırtıcı 100 Polisiye Olay Nasıl Çözüldü - Colin Evans
En Şaşırtıcı 100 Polisiye Olay Nasıl Çözüldü - Colin Evans
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

İlluminati - Entrika Çemberi - Texe Marrs

İlluminati - Entrika Çemberi - Texe Marrs

Ülkede en çok satan "Yeni Çağın Karanlık Sırları" isimli kitabın yazan Texe Marrs, Simon
& Schuster, John Wiley, Prentice Hail / Arco, Stein & Day ve Dow ve Dow jones-Invin yayınevleri gibi büyük kuruluşlarla çalışarak 35 kitap yazdı. Kitapları milyonlarca satıldı.

Amerika savunma politikası, stratejik silah sistemleri ve ilgili konular üzerinde öğretim veren Texas Üniversitesi'nde yaklaşık on yıldır uzay çalışmaları yardımcı profesörüdür.

Aynca iki farklı üniversitede daha uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi üzerine dersler vermektedir. Kansas City, Missouri'de bulunan Park Cellege'dan mezun olduktan sonra, yüksek lisans derecesini North Carolina Devlet Üniversitesi'nden almıştır.

Şimdi USAF'den emekli olan Texe Marrs, elektronik haberleşme ve mühendislik birimlerinde yöneticilik yapmıştır. Vietnam Hizmet Madalyası gibi sayısız ödüller almıştır.

Ayrıca Almanya, italya ve Asya'da hizmet vermiştir.

Living Truth Publishers yayınevinin genel müdürü olan Texe Marrs, ABD ve Kanada'da sayısız talk showlara ve radyo programlarına katılmıştır. Flashpoint adında çıkardığı aylık dergi tüm dünyada satılıyor. Ayrıca okuyucuları onu, 'Kehanet Dünyası' isimli radyo programından da tanıyorlar.
  • Kitap Adı: İlluminati - Entrika Çemberi
  • Yazar Adı: Texe Marrs
  • Çevirmen: ALİ ÇİMEN - PETEK DEMİR
  • Yayınevi: TİMAŞ YAYINLARI

İlluminati - Entrika Çemberi - Texe Marrs

İLLUMlNATl, Süper Zenginlerin yönettiği bir Dünya Komplosu, (îlluminati, I575'te ispanya'da bulunan ve özellikle ruhani kudret sahibi olduklarını iddia eden bir dini parti veya bu partinin üyeleriydi. Ç.N.)

Süper zenginlerin idare ettiği bir Dünya Komplosu var mı? Bu zengin fesatçıların oluşturduğu kuvvet sahibi grup, adı geçtiğinde adeta insanın tüylerini ürperten gizemli îlluminati oluşumun adamları mı? Bizi kontrol eden bu görünmeyen gücün, evlerimizi, ailelerimizi ve hatta hayatlarımızı tehlikeye atacak gizli bir gündemleri var mı?

Bunlar çok ciddi ve oldukça da şaşırtıcı sorular. Karşı karşıya bulunduğumuz bu acımasız durumu ciddiye almak zorundayız. Bugün birçok insanın şiddetle karşı çıktığı, diğerlerinin ise kurnazca gizlemeye çalıştığı söz konusu bu tehlike gerçeğin ta kendisi. Tanrı'nın Kitab-ı Mukaddes'i, kibirli bir şekilde kendilerinin "ilah" olduklarına inanan kötü ruhlu bir avuç dolusu küçük adamın, dünyanın son günlerinde gözü dönmüş bir şekilde, küresel bir entrika çevireceklerine dair insanlığı uyarmıştı.
 İlluminati - Entrika Çemberi - Texe Marrs
İlluminati - Entrika Çemberi - Texe Marrs
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Abdülhamidin Cinci Hocası - Süleyman Tevfik Özzorluoğlu

Abdülhamidin Cinci Hocası - Süleyman Tevfik Özzorluoğlu

II. Abdülhamid tarikatlara özel bir önem vermiş, bunların yemek ve aydınlanma gibi masraflarını bizzat kendi karşılamış, harap halde olan tekkelerin onarımlarını yaptırıp, tarikat büyüklerinin türbelerini tamir ettirmişti. Arap vilayetleri ve Afrika'daki nüfuzlu tarikat şeyhlerine nişan ve rütbeler ihsan etmenin yanında maaşlar da bağlayan Padişah, Ebü'l-Hüda Efendi, Zafir Efendi gibi şeyhleri yanında tutarak onların nüfuzlarını kullanmıştı. 
Abdülhamid sarayda, çeşitli tarikatları ve bu müesseselerin temsilcilerini yakın ilişkiler kurarak kendisine yaklaştırmıştır. Öyle ki Abdülhamid'in neredeyse o dönem için mevcut hemen her tarikata üye olduğu düşüncesi yaygınlık kazanmıştır. İstanbul'daki, Osmanlı coğrafyasındaki büyük tarikat kollarının hemen hepsiyle yakından ilgilenilmiş, pek çok maddi ihtiyaçları karşılanmış, devlete karşı yükümlülük olarak algılanabilecek pek çok işlemden muaf tutulmuşlardır. Müslümanların yoğun yaşadığı yerlerdeki günlük yaşantının İslami şartlara çok daha uygun olmasını sağlamaya yönelik düzenlemeler, cami çevrelerinin düzenlenmesi gibi, din kitaplarının devlet matbaasında çok sayıda bastırılıp dünyanın her tarafına dağıtılması gibi uygulamalar devletin bu yönünü veya halifenin bu yönünü çok daha fazla ön plana çıkarmıştır. II. Abdülhamid döneminde, özellikle ilk ve orta öğretimde müfredatta din derslerinin sayısını arttırmaya yönelik düzenlemeler de yapılmıştır.
Kitap Adı: Abdülhamidin Cinci Hocası
Yazar Adı: Süleyman Tevfik Özzorluoğlu
Yayınevi: İthaki Yayınevi
 Abdülhamidin Cinci Hocas
Abdülhamidin Cinci Hocası - Süleyman Tevfik Özzorluoğlu Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Teorisyeniniz Devrimciydi - Erkin Özalp

Teorisyeniniz Devrimciydi - Erkin Özalp

Kapitalizmin yeniden sorgulanmakta olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Yalnızca 2011 yılında, aralarında emperyalist ülkelerin de bulunduğu pek çok kapitalist ülkede, sosyal adaletsizliklere karşı, yüz binlerce insanın katıldığı mitingler düzenlendi. ABD’de bile, büyük şirketleri hedef alan ve “dünya devrimi” sloganını kullanan “Wall Street’i İşgal Et” hareketi ortaya çıktı ve toplam olarak yüz binlerce insanın katıldığı sayısız eylem gerçekleştirildi. Çünkü, kapitalist sistem, bir kez daha, ciddi bir iktisadi bunalımla karşı karşıya.

Kapitalist üretim ilişkilerinin kaçınılmaz olarak yarattığı bunalımlar, sayıları binler düzeyinde olan dolar milyarderleri açısından bakıldığında, servetlerinin bir miktar azalması tehlikesini doğuruyor. Eskisi gibi büyük bir lüks içinde yaşamaya devam ediyorlar. Buna karşın, milyarlarca insan açısından bakıldığında, bunalımlar, işsizliğin, yoksulluğun ve açlığın daha da yaygınlaşması anlamına geliyor.
  • Kitap Adı: Teorisyeniniz Devrimciydi
  • Yazar Adı:Erkin Özalp
  • Yayınevi: ordam Kitap Basın ve Yayın Tic. Ltd. Şti.

Teorisyeniniz Devrimciydi - Erkin Özalp

MARX NASIL DEVRİMCİ OLDU ?


1818 doğumlu Karl Marx, 17 yaşındayken, okul ödevi olarak hazırladığı ve meslek seçiminde nelere dikkat edilmesi gerektiğini tartıştığı yazısında,1 iki ana hedef tarif etmişti: İnsanlığın mutluluğu ve bireyin kendisini mükemmelleştirmesi. Genç Marx’a göre, bu ikisi, birbirleriyle çatışmak zorunda olan hedefler değildi. Aksine, Tanrı öyle bir insan doğası yaratmıştı ki, insanın kendisini mükemmelleştirmesinin tek yolu, insanlığın mutluluğuna katkıda bulunmasıydı. Sırf kendisi için çaba harcayan biri, ünlü bir bilgin, büyük bir bilge, mükemmel bir şair olabilir, ama mükemmel, gerçekten büyük bir insan olamazdı. Tarihin büyük saydığı insanlar, herkesin iyiliği için çalışma yoluyla kendilerini yüceltenlerdi... Ve yine genç Marx’a göre, hayatta karşılaşılacak olan zorluklara boyun eğmemenin yolu da, herkesin mutluluğu için çaba harcamaktan geçiyordu.

Aynı Marx, 1865 yılında, yani 47 yaşındayken, bir “anket defteri”nde, mutluluğu “mücadele etmek”, mutsuzluğu “boyun eğmek” ve en nefret ettiği zaafı da “itaatkarlık” olarak tanımlayacaktı.
 Teorisyeniniz Devrimciydi - Erkin Özalp
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Mehmet Saray-Türkiye ve Yakın Komşuları

Mehmet Saray-Türkiye ve Yakın Komşuları

“Türkiye ve Yakın Komşuları” adlı bu çalışmayı hazırlamamın en büyük nedeni, aydınlarımızı, kamuoyunu ve sevgili gençlerimizi Türkiye’nin komşuları hakkında bilgilendirmek ve yakın çevremizde olup bitenlere dikkatlerini çekmektir. Herşeyden evvel şu gerçeği unutmamamız gerekir: Türk milleti Orta Doğu, Balkan ve Kafkas ülkelerinin halkları ile geçmişte uzun asırlar birlikte yaşamıştır. Bu birliktelik nasıl ve kimler tarafından bozulmuştur, bunu bilmek ve unutmamak gerektiğine inanıyorum. Türki-yemizin coğrafî ve stratejik konumunu unutmadan, çevremizde neler olup bittiğini, dış güçler tarafından neler yapılmak istendiğini, bu güzel ülkenin onurlu insanları olarak onları bilmek mecburiyeti, bizler için ekmek-su kadar önemli bir ihtiyaçtır.
  • Kitap Adı: Türkiye ve Yakın Komşuları
  • Yazar Adı: Mehmet Saray
  • Yayınevi: ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ

Kitaptan Alıntı

TÜRKİYE VE BALKANLAR

Bu üzüntülerle dolu son devir hadiselerine rağmen cumhuriyetin kurucusu Atatürk, asırlarca birlikte yaşadığımız Balkan ülkelerine dostluk elini uzatmış, aralarındaki bazı ihtilâfları hallederek, Türkiye ile birlikte Balkan Paktını kurmalarını sağlamıştır. Atatürk’ün gösterdiği bu jest ve hoşgörü, Türk milletinin bilhassa Balkan Slavlarından gördüğü kötü muameleyi unuttuğunun bir işareti olmuştur. Fakat, İkinci Dünya Harbinden sonra Balkanlarda kurulan komünist idareler, haksız ve gereksiz bir şekilde, Türkiye aleyhtarı faaliyetlere ve propagandalara girişmişler, Atatürk’ün büyük emekler ve ümitlerle kurduğu Balkan dostluğunu yok etmeye çalışmışlardır. Bulgaristan’da, Yugoslavya’da ve hatta Arnavutluk’taki komünist rejimler Osmanlı devrinde cereyan etmiş olayları saptırarak, Türkiye ve Türkler aleyhinde propagandalarını sürdürmüşlerdir. Burada bir hususu anlamaya elbette bizlerde çalışmalıyız. Balkanlı milletlerin dört asrı aşkın Osmanlı idaresinde kalmalarının verdiği psikolojik rahatsızlığı yok farz etmek elbette mümkün değildir. Fakat, Osmanlı döneminde cereyan etmiş olayları velev ki saptırılmış da olsa bugünkü Türkiye halkına yönelik bir düşmanlık gibi devam ettirmek, hem tarihî gerçeklere aykırı ve hem de bugünkü insan hakları çağında komşuluğa ve insanlığa aykırı düşmektedir.
 Mehmet Saray-Türkiye ve Yakın Komşuları
Mehmet Saray-Türkiye ve Yakın Komşuları
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Adrian D Hage - Omega Parsomeni

Adrian D Hage - Omega Parsomeni

Kutsal çöldeki bir mağaranın duvarından, kum taneleri dökülmeye devam etmektedir. Uygarlığın sonunu getirecek olan geriye sayım Ölü Deniz Parşömenleri’nden biri, Kumran yakınlarında bir mağarada iki bin yıl kadar gözlerden uzak bir şekilde bekler. Omega Parşömeni, hem insanlığı tehdit eden korkunç bir kehanet, hem de Vatikan’ın en çok korktuğu şifreli sayı ile ilgili uyarılar taşımaktadır.
Papa’nın sağlığı giderek bozulmakta, Başbakan Kardinal olan acımasız Lorenzo Petroni, Peter’in Anahtarları’nı elinde tutmaktadır. Onu korkutan üç şey vardır: Kardinal Giovanni Donelli’nin, Vatikan Bankası ile ilgili başlattığı soruşturma; gazeteci Tom Schweiker’in Petroni’nin geçmişini araştırması ve en tehlikelisi de, çok zeki bir araştırmacı ve arkeolojik DNA konusunda dünyanın en yetkin bilim insanlarından biri olan Dr. Allegra Bassetti’nin, savaşın altüst ettiği Kudüs’te Omega Parşömeni’nin parçalarını bir araya getirmeye çalışmasıdır. Donelli, Schweiker ve Bassetti, yazmanın peşindeki bu nefes kesen yarış sırasında kendi hayatları için de mücadele ederken, Vatikan bu kehanetin gizli kalması için ne gerekiyorsa yapmaktan çekinmeyecektir.
Ekitap

Saygı Oztürk - Kırmızı Klasör

Saygı Oztürk - Kırmızı Klasör

PKK olayı... Abdullah Öcalanm yakalanması... Türkiyeye getirilmesinin ayrıntıları... Bunun önsinde ve sonrasında yaşanan çok acı olaylar...

Saygı olaylara, belgelere saldırıyor. Araştırmacı gazeteciliğin günümüzdeki önderlerinden biri. Burada bir benzetme yapayım: Eliden uçanla kaçan kurtuluyor! Haziran 1999da, Öcalan duruşmasını izlemeye İmrahya gidiyorum.

Deniz otobüsünde bir baktım, Saygı yanıbaşımda.

-İnsaf yani, bari burada bizi rahat bıraksaydın diye espri yaptım, gülüştük.

Duruşmalar bitti, Saygı bu kez hadisenin perde arkasını, Öcalan ve PKK olayının öncesini ve sonrasını araştırmaya başladı.

Perdeyi açıyordu.

Bunca belge ve bilgiye nasıl ulaştığını anlamak mümkün değil.

Sorduğumda

-Kusura bakma abi, meslek sırrıdır. der, başka bir şey demez.  Saygı Öztürkün

-kitap fabrikası daha epey iş yapacak, daha nice birbirinden ilginç kitaplar üretecek.

Onu kutlamaktan başka yapılacak bir şey yok.

Ellerine, yüreğine sağlık diyorum...

Ve sizi bu güzel kitapla baş başa bırakıyorum.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. MOBİL SİTEMİZDEN "GOGGLE CROME" TARAYICISI KULLANINIZ. Kitap linkine otomatik indirmelere karşı aşamalı güvenlik kontrolü vardır. Ekitaplist "LOGO"suna tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz, ardından "Robot Değilim" işaretleyerek kitap linkine ulaşabilirsiniz. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Yılmaz Özdil - Mustafa Kemal

Yılmaz Özdil - Mustafa Kemal

“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen...”

Yılmaz Özdil’in “Türkiye'nin kurtuluş reçetesi Mustafa Kemal'in hayat hikâyesidir,” diyerek kaleme aldığı Mustafa Kemal, Kırmızı Kedi etiketiyle buluşuyor. Özdil’in kaleminden, Modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı aynı zamanda Kırmızı Kedi Yayınları’nın 1000’inci kitabı.

Yılmaz Özdil yeni kitabında, Mustafa Kemal’in Osmanlı ordusunda görevli bir askerken -bilhassa 1.Dünya Savaşı’nda görev aldığı Çanakkale cephesinde- çeşitli cephelerde ve daha sonra Türk Kurtuluş Savaşı’nda emperyalist güçlere karşı kazandığı başarıları, kurduğu yeni cumhuriyetle gerçekleştirdiği “çağdaş” demokratik cumhuriyet idealini, kadın hakları başta olmak üzere sosyal hayatta gerçekleştirdiği reformları, eğitim-kültür-sanat-ekonomi-tarım-sanayi-gündelik yaşam ve diğer başka alanda hayata geçirdiği, dönemi için emsalsiz denebilecek başarıları kaleme alırken, gündelik hayatından da kesitler sunuyor. 

Ayrıca Mustafa Kemal’in, sanatsever ve entelektüel kimliğini, hayvanseverliğini, doğa bilincini, çocuk sevgisini, kadın hakları konusunda sergilediği vizyonerliğini ve diğer sıra dışı özelliklerini sebep sonuç ilişkisi içinde ele alıyor. 

Onun, ailesiyle, arkadaşlarıyla, çocuklarıyla ve çocuklarla, hayatına giren kadınlarla olan ilişkisini; cephede askeri veya diplomatik temasta bulunduğu kişilere karşı “insan sevgisi” etrafında şekillenen barışçı tutumunu; ülkede gerçekleştirdiği kültür reformunun önemini; tüm dünyada “ezilen toplumlar” tarafından örnek alınan askeri ve siyasi başarılarını; bunların yanında en sevdiği yemekten en çok dinlediği şarkılara, giyim tarzından sevdiği hayvanlara, hatta Türkiye’nin “çağdaş” ülkeler seviyesine geçebilmesi için gündelik yaşamda yaptığı ve yapılmasını arzuladığı davranışlara kadar eksiksiz ve insani yönleriyle bütüncül bir Mustafa Kemal portresi ortaya koyuyor. 

Bu kitapta, Mustafa Kemal’in çocukluğundan Kuvayı Milliye ruhuna, idam fermanından Kurtuluş Savaşı’na, Cumhuriyet’in kuruluşundan Mustafa Kemal’in kişisel özelliklerine, hizmetlileri ile olan diyaloglarından gece hayatına ve hayatında iz bırakan yakınlarına kadar pek çok detayı bulacaksınız. 

Bugüne kadar hep Atatürk’ü okudunuz Yılmaz Özdil’in kaleminden Mustafa Kemal’i okuyacaksınız!

Kitaptan Alıntı

Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir.

Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir.

Selanik'te dünyaya geldi.

Pembe boyalı ev...

İkinci kattaki ocaklı odada doğdu.

Zübeyde sadece mevsimi hatırlıyordu.

“Erbain soğukları devam ederken doğurdum" diyordu. Aklında kaldığına göre “23 Kanunuevvel"di.

Erbain kelimesi, Arapça “kırk" anlamına geliyordu.

21 Aralık'la 31 Ocak arasını kapsıyordu.

Kırk günlük karakışı tarif etmek için kullanılırdı.

23 Kanunuevvel, bugünkü takvimle 4 Ocak'tı.

4 Ocak 1881, salı'ydı.

İlk nüfus cüzdanında doğum yılı 1296 yazıyordu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Jonathan Margolis - Orgazmın Mahrem Tarihi

Jonathan Margolis - Orgazmın Mahrem Tarihi

Evliliklerinin altmışıncı yılında büyükannemle büyükbabam çıplakken birbirlerine daha hiç bakmamışlardı. Ben de annemi hiç çıplak görmedim.

Oysa benim çocuklarım anne babalarının çırılçıplak hoplayıp zıplamalarına o kadar alışmışlardır ki, arkadaşları evimizde kaldıkları zaman bazen bize, “Bir şeyler giyseniz iyi olur," diye hatırlatma gereği duyarlar.

20. yüzyıl sonlarının önemli bir cinsel liberalizm zamanı olduğunun söylenmesi bile gerekmez. Ben büyükbabamlarınki gibi cinsel hayatı aklıma bile getiremem. Çünkü öyle bir hayatın Thomas Hob-bes’un tanımladığı türden bir ilkel hayata benzeyeceğini düşünürüm: “pis, kaba ve kısa".

Yine de aklımızda kendi zamanımız ve kültürümüzün icat ettiği cinsellik olursa, kuşak olarak kendinden emin olma tuzağına düşeriz.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her gün 100 milyondan fazla cinsel ilişki olmaktadır. Erkekler ve kadınlar belki de yaklaşık 100 bin yıldan beri eğlence amaçlı cinsel ilişki yaşamaktadırlar. lşlemi devam ettirirsek -ve M.Ö. 98.000’den bu yana dünya nüfusunun hayli arttığını da hesaba katarsak- insanoğlunun bugüne değin 1.200 trilyon kez seks yaptığını söyleyebiliriz.

Elbette bu ilişki her seferinde kötü olmuş olamaz.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Mustafa Altun - Türk Atasözleri Üzerine

Atasözleri, uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş kalıplaşmış ifadelerdir.
1 Çoğunlukla bir cümle biçiminde oluşarak bir yargı anlatan, kimi zaman ölçü ve uyakla,
söyleyiş açısından daha etkili olmaya yönelen atasözleri
2, fıkraya benzer fakat konuşma sırasında yeri gelmeden söylenemez. Atasözlerinin "düz
konuşmadaki bazı söz kalıplarından farkları, onların birtakım ayırıcı nitelikte biçim ve içerik özelliklerindendir:
İndirmek İçin Logoya Tıklayınız

Yaşar Ateşoğlu - Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

Yaşar Ateşoğlu - Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

Oldukça güzel bir bilimsel araştırma eseri. Sağlık, Gebelik, Kadın Erkek İlişkileri, Trafik, Spor, Beslenme, Alışkanlıklar ve diğer türden çeşitli kategoriler ve alt kategoriler içinde doğru olduğunu zannettiğimiz, çevrede duyduğumuz pek çok şeyin aslında yanlış ve hurafe olduğunu bize detaylı bir şekilde anlatıyor. Özellikle Sağlık bölümü gerçekten takdire şayan bir şekilde hazırlanmış. Ayrıca Çeşitli Konular adında bir bölüm daha var ve burada bazı siyasi noktalara da değinmiş. En sonunda hayvanlar alemi hakkında bazı ilginç bilgileri bizimle paylaşmış yazar. Keyifle okunan bir kitap. Mutlaka okunması gerekenlerden.

Kitaptan Alıntı

Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

John Gray - Liberalizmin İki Yüzü

John Gray - Liberalizmin İki Yüzü

Büyük bir yankı uyandıran bu yapıtında, John Gray, liberal düşüncenin birbiriyle bağdaşmaz iki felsefesi olduğundan söz ediyor. Bir taraftan, liberalizm, evrensel ve akılcı bir oydaşma kuramı; diğer yandan, farklı rejim ve yaşam biçimlerinin bir arada var olabilmesinin olanaklarını araştıran barışçıl bir ortak yaşam tasarısı. Liberalizmin ilk işleviyle tümüyle anakronik bir yapıya büründüğünü savlayan Gray, liberalizmin geleceğini de Hobbes''un düşüncesinin izleğinde buluyor. Liberal hoşgörü ve değer-çoğulculuğu üzerine kaleme alınmış temel önemde bir inceleme.

Kitaptan Alıntı
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Richard Tillinghast - İstanbulun Tarihi, Kültürü ve Yaşamı Kadim Bir Şehrin Hikayesi

Richard Tillinghast - İstanbulun Tarihi, Kültürü ve Yaşamı Kadim Bir Şehrin Hikayesi

Yazar, araştırmacı ve seyyah Richard Tillinghast, 50 yıla dayanan gözlemleri ve yaptığı kapsamlı araştırmalar ışığında İstanbul’un imparatorluklar şehrinden bir metropole dönüşümünün hikâyesini anlatıyor. Şehrin Bizans, Osmanlı ve Türk köklerinden beslenen sanatının, mimarisinin, kültürünün, tarihinin, edebiyatının ve mutfağının bütün detaylarına iniyor. Tillinghast rehberliğinde şehrin sokaklarını, müzelerini, saraylarını, camilerini, kiliselerini, restoran ve çarşılarını gezerken hem Konstantinopolis’i hem de İstanbul’u bir arada yaşadığınızı hissedeceksiniz. Roman tadındaki bu kitapta Bizans imparatorları, din adamları ve saray eşrafının hayaletleri Osmanlı sultanları, şairler ve dervişlerle kol kola geziyor. İstanbul’un tarihi, kültürü ve yaşamı hakkında bir rehber niteliğinde olan bu kitabı okuduğunuzda Şehirlerin Kraliçesi İstanbul’u yeniden keşfedeceksiniz.

Kitaptan Alıntı

Bir şehir kendine ait anılarıyla, yaşayan bir varlıktır. İstanbul’un hatırladıklarını ve hatta unutmaya çalıştıklarını ne kadar çok bilirsek özüne o kadar yaklaşmış oluruz. İstanbul’un kendine has sesleri vardır. Boğaz’dan geçen gemilerin düdükleri, martıların çığlıkları, taksilerin kornaları, Kapalıçarşı etrafındaki atölyelerde harıl harıl bakır ve pirinç döven zanaatkarlar, işportacılık yapan sokak satıcıları ve gün doğmadan başlayıp karanlık çökene dek düzenli aralıklarla günde beş kez ibadete davet eden, ezberlerdeki ezan sesi.

Ve İstanbul’un kendine özgü kokuları da vardır. Kömür ateşinde pişen kuzu kebabı ve mısır, tekne ve kamyonlardan çıkan dizel egzoz dumanı, sigara dumanı, 2000 yıllık kanalizasyon sisteminden kaynaklanan tarifi imkânsız güçlü foseptik kokusu ve bütün bu kokuların çözüldüğü zindeleştiren tuzlu deniz kokusu.. . Sıcak bir günde insan incir ağacının kekremsi kokusu ve akasya ağacının tatlı rayihasıyla can bulur.

Sonbaharın ilk günlerinde binlerce leylek ve büyük yırtıcı kuşlar Avrupa’dan Afrika’ya uzanan göç yolu üzerindeki bu şehri katederler. Baharda ise geri dönüp kuzeye yönelirler. Gökyüzü bu kuş sürüleri ve kanat çırpma sesleriyle dolar. Leylekler kuş dünyasının anarşistleridir. Kazlar gibi belli bir sırada ya da V düzeninde uçmaz, bütün gökyüzüne darmadağınık bir şekilde

yayılırlar. Acem Yahudisi İstanbullu şair Murat Nemet-Nejat anı kitabı İstanbul Noirda. bu göçün daha büyük bir yapının simgesi olduğundan bahseder.

(...) İstanbul kuşların farklı göç yollarının üzerinde yer alır. Doğuyla Batı’nın kucaklaştığı, Bizans ve İslam’ın kaynaştığı bir yer olmanın ötesinde insana özgü bir yansıma olan İpek Yolu gibi milyonlarca yıldır süregelen doğal bir akışın merkezi konumundaki bir geçiş noktasıdır. Kaç defa tahrip edilmiş ve her seferinde yeniden inşa edilmiş, daha kesin bir ifadeyle sayısız kereler ağır bir hüzün içeren tarihini yeniden yaratarak bir kez daha tasvir edilmiştir. Ancak bu değişiminin temelinde, bilinçaltında deneyimlenen derin ve kaçınılmaz bir süreklilik yatmaktadır. Karmaşa ve şifanın bütünlüğü arasındaki bu diyalektik, şehrin kalbindedir.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Mahmood Mamdani - İyi Müslüman Kötü Müslüman

Mahmood Mamdani - İyi Müslüman Kötü Müslüman

Bu kitap, 11 Eylül’den sonraki haftalarda New York City’nin Yukarı Batı Yakası üzerindeki Riverside Kilisesinde yapılan bir konuşmadan yola çıkarak hazırlandı. O zaman açıkça anlaşılır bir Müslüman adı taşımak, İslamm 11 Eylül Amerikasmdan sonra siyasi bir kimlik haline geldiğini fark ettiriyordu. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki New York ve Chicago’dan Afrika’daki Durban’a kadar yapılan tartışmalarda kültürü siyasileştirme ve, bu bağlam da, Soğuk Savaş sırasında siyasi Islamın ve siyasi terörün oluşturulmasını amaçlayan modern eğilimi anlamaya çalıştım.

Bu yolculuk sırasında üç arkadaşımdan, New York City Üniversitesi’nden Talal Asad,  
New York Üniversitesi’nden Tim Mithchell ve Santa Cruz’daki California Üniversitesi’nden Bob Meister’den çok değerli yardımlar aldım. Dikkatli kılavuzluklarına rağm en hata yapmışsam, bunun suçu tümüyle benimdir. Aynısını, benimle birlikte yolculuğu sürdürüp, bazen benden bir keşif yapmamı bekleyen, ama çoğu kez de yaptığım bir keşfe katılan lisans öğrencilerim için söyleyemem: Suren Pillay, Brenda Coughlin ve Yogesh Chandrani, görevlerinin ötesinde ve büyük bir içtenlikle araştırm alarım da bana yardım ettiler. Son olarak, Pantheon’dan editörüm Shelley Wanger’e çok teşekkür ediyorum , bütün imlemeleri bir kenara bırakıp okurla doğrudan yüzleşmem için ısrar ettiği için.

Kitaptan Alıntı


MODERNLİK

VE ŞİDDET

Henüz şiddet dolu bir asrı yeni bitirdik ve belki de bu asır kayıtlı tarihin diğer asırlarıyla karşılaştırıldığında çok daha şiddet doluydu: D ünya savaşları ve söm ürgeci fetihler; iç savaşlar, devrim ler ve karşı devrim ler. 

Bu şiddetin dozu şaşırtıcı olsa da, şiddetin kendisi bizi şaşırtm ıyor.

M odem siyaset duyarlılığı, siyasi şiddeti tarihsel ilerlem enin bir gereği olarak görüyor. Fransız D evrim i'nden bu yana şiddet, tarihin ebesi olarak görülegelm iştir. Fransız Devrimi, bize hem terörü hem de halk ordusunu sundu. N apolyon’un savaş alanlarındaki görkem li başarılarının ardındaki gerçek sır, ordusunun paralı askerlerden değil, -m illiyetçiliğin yurttaşlık dini olarak tanım aya b a şla d ığ ım ız - m illi duyguların esiniyle bir dava uğruna öldüren vatanseverlerden oluşmasıydı. 

Fransız D evrim i üzerinde düşünürken Hegel, insanın hayatın kendisinden daha değerli bir dava uğruna ölm eye hazır olduğunu yazm ıştı. Belki de Hegel, şunu da eklem eliydi: İnsan, bu tür dava uğruna öldürm eye de hazırdır. Bence bu, geçm işte olduğundan çok zam anım ız için daha doğrudur.

Y aygın şiddet, modern duyarlığı dehşete düşürmez. Dünya savaşları bunu kanıtlıyor. M odern duyarlığım ızı dehşete düşüren, anlamsız görünen, gelişm eyle haklı çıkartılam ayan şiddettir.

Bu tür şiddet, iki temel yolla tartışılır: M odem öncesi bir toplum için kültürel olarak ve m odem bir toplum için ise teolojik olarak. Kültürel açıklama, siyasi şiddeti her zam an m odernliğin yokluğuna atfeder. Dünya ölçeğinde, uygarlıkların çarpışm ası olarak adlandırılm ıştır. Yerel olarak -y an i, "Batı" ve kalanı arasındaki sınırı aşm adığında- G üney A sy a’da olduğu gibi "toplum sal bir çatışma" ya da, A frika’da olduğu gibi, "etnik bir çatışma" olarak adlandırılır.

İlerlem e öyküsüne uym ayan m odern toplum daki siyasi şiddet, tanrıbilimsel açıdan tartışılma eğilim indedir. Örneğin, H o locaust’un (Y ahudi soykırım ı) sergilediği şiddet, basitçe kötünün sonucu olarak açıklanır. M odem öncesi kültür gibi kötülük de, tarihsel zam anın dışında kavranılır. Nazi soykırım ının tarihsel nedenlerini keşfetm eye karşı, hem ahlaki hem de siyasi, büyük bir direnç vardır. Şiddet suçlularını ya kültürel dönekler ya da ahlaki sapkınlar olarak gördüğüm üz için m odernlikle siyasi şiddet arasındaki bağlantının ötesini görerek düşünm e yeteneğine sahip değiliz.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Korkut Boratav - Yeni Dünya Düzeni Nereye

Korkut Boratav - Yeni Dünya Düzeni Nereye

Elinizdeki kitabın ilk baskısı 1997-Şubat 2000 arasında çoğu Cumhuriyet’te yayımlanmış yazılardan oluşuyordu. 2004 yılında kitabı yeni baskıya hazırlarken yirmi üç yazıyı çıkardım; sonraki dönemde kaleme aldığım ve başta Cumhuriyet olmak üzere çeşitli yerlerde yayımlanmış otuz altı yeni çalışmayı (bunların dokuzunu “21. Yüzyılın Başlarında Türkiye Ekonomisi: Bir Bilanço” başlığı altında toplayarak) kitaba ekledim. Bu çıkarma-ekleme işlemi sonunda kitabın tümü üçte bir oranında genişlemiş oldu.

“Yeni Dünya Düzeni” ve “Türkiye Ekonomisi” bölümlerindeki ayıklamada, “güncellik” ölçütünü uygulamaya çalıştım. Ancak, bu işin pek de kolay olmadığını fark etlim. Zira, önceki baskıdaki yazıların hemen hemen tümü, özünde sermayenin dünyaya ve Türkiye’ye tahakkümü diye nitelendirilebilecek bir süreci anlamaya ve anlatmaya dönük çalışmalardan oluşmakta idi. Neoliberal politikalar ise bu dönüşümü hayata geçirmeyi sağlayan araç ve mekanizmalardan ibarettir. Ve bu bakımdan, bu 1997 ile 2004 ara-sında değişen çok fazla şey yoktur. Elediğim yazıların kusurları belki de vardır; ama birkaçı dışında, “eskimişlik” bu kusurlardan biri değildir.

Kitaptan Alıntı

Cumhuriyet tarihinin en acı olaylarından birinin, 12 Eylül 1980 darbesinin on sekizinci yıldönümünde yazılı basın, darbeyi adeta oybirliğiyle “kötü, karanlık, yanlış” bir olay olarak hatırladı. Kamuoyunu oluşturan çevrelerde, sermaye ve işçi örgütlerinde, siyasetçilerde 12 Eylüle karşı çıkmayan, onu eleştirmeyen hemen hemen kimse kalmamıştır. Ancak bu tavırlarda eksik kalan, üstüne sünger çekilen, hatırlanmaması istenen bir şeyler de vardır. Ben de bir 12 Eylül yazısı yazmayı düşününce o yıllara ait unutulan, “es geçilen” bazı şeyleri hatırlatmayı yeğledim.

Sosyal bilimci veya edebiyatçı değilseniz, bir dönemi yaşamadan anlamak, kavramak kolay değildir. Otuz yaşından genç insanların 1980-1983 yıllarını lam olarak anlayabilmeleri de bu nedenle kolay değildir. Onların bu yılları doğru olarak algılayabilmeleri ve hatırlayabilmeleri için anne, baba, ağabey veya ablalarının bu yıllarda gözaltına alman, fişlenen, işlerinden alılan, yargılanan, işkenceden geçen, pasaport alamayan, kısacası “sakıncalı” olan 1,683,000 kişi içinde olması gerekir. 

Diğerleri, yani Türkiye halkının çoğunluğu dört yıl boyunca bir-iki milyonluk bir azınlığın başına gelenleri uzaktan seyretmiş; kendisine dokunulmadığı için (ve mahallelerinde anarşi son bulduğu için) şükretmiş; rejimin hazırladığı anayasaya (biraz da “def-i belâ kabilinden”) beyaz oy vermiş; çocuklarına (yani bugünün otuz yaş kuşağına) da herhangi bir 12 Eylül izlenimi aktarmamışım Kısacası, gençlerimizin çoğunluğu “Özal kuşa-ğı”ndandır. Onlar bugün 12 Eylülün, “kötü, talihsiz, yanlış, aşırıya giden” bir deneyim olduğunu basından okuyorlar ve anında unutuyorlar.

12 Eylülü hayıflanarak hatırlayan yazarların büyük çoğunluğunun ve büyük medyanın hatırlamadığı neler vardır? En başta, aynı yazılı basının ve bugün demokrasi sözcülüğünü yapan ünlü yazarlardan da bazılarının on sekiz yıl önceki tavırları vardır. Doğrudur, cuntaya muhalefet sıkıyönetimce yasaklanmıştı; ancak rejimi övmek resmen zorunlu hale gelmemişti. “Günah çıkarma, paçayı kurtarma ve yardaklanma” güdülerinin Türk kalem erbabı içinde ne derecede yaygın olduğunu 12 Eylülü izleyen ayların gazetelerini taradığınızda ibretle göreceksiniz.

Bir diğer “hatırlanmayan olgu”, büyüklü küçüklü sermaye çevrelerinin 12 Eylül rejimine nasıl heyecanla ve tutkuyla sarıldıklarıdır. 12 Eylül tarihinin büyük bir itinayla unutturulan bir boyutu, askeri rejimin iktisadi ve sosyal politikaları büyük burjuvazinin kontrolüne nasıl olup da teslim etmiş olduğudur.

Burjuvaziyi “sivil toplum’Tın ana temsilcisi, “ceberruı dev!et”e karşı demokrasi programının ana taşıyıcısı olarak gören çevreler, 12 Eylül rejiminin öncesi ve sonrasında neleri unutturuyorlar? Hatırlatıcı nitelikte birkaç soru sıralayalım:

• 12 Eylüle gidiş sürecinin başlangıç noktalarından biri darbeden bir yıl önce iş çevrelerinin hükümeti yıkmak için başlattığı kampanya değil midir? Evren'in darbesi başta TOBB, TISK ve TÜSİAD olmak üzere tüm iş âlemince pervasızca alkışlandığına göre bu kampanyanın lam olarak 12 Eylülde hedefine ulaştığı ortaya çıkmamış mıdır? Bu coşkulu desteğin ardında hangi gerekçeler vardır?
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Bartolome de Las Casas -Kizilderililer Nasil Yokedildi
Bartolome de Las Casas -Kizilderililer Nasil Yokedildi
İspanyol Kilise büyüğü (Sevilla 1474-Madrid 1566). Yaşam öyküsünü yazdığı Kristof Kolomb'un arkadaşlarından birinin oğlu idi. Santo Domingo'da babasından kalan toprakları bırakarak Küba'da papaz oldu (1510) ve 1522'de Dominiken tarikatına girdi. Yerlileri savunan ve encomienda'nın yolsuzluklarını açıklayan yapıtları geniş yankılar uyandırdı; bunları [özellikle, BreVisima historia de la destruccion de las Indias (Yerlilerin imhasının çok kısa tarihi), 1542 adlı yapıtını] Aragonlu Fernando'ya, sonra da Carlos'a yolladı. Böylece, yerlilere yapılan haksızlıkların ve encomienda'nın yavaş yavaş kaldırılmasını sağlayan "Yeni Yasalar"ın öncüsü oldu (1542)


Geliyorlar ötelerden.

Başıma garip belalar geldi ama yine de benimdir bu koskoca ülke.

(Bir kızılderili şiirinden)

Amerika kıtası, 12 Ekim 1492'ye kadar, üzerinde güneşin batmadığı bir ülkeydi. Coşkun akarsularla kuşatılmış bu verimli topraklar üzerinde, yeryüzünün büyük medeniyetlerini kurmuş, doğayı katletmeden ondan faydalanmasını öğrenmiş, silahı ve savaşı tanımayan insanlar yaşıyordu.

"Avrupa uygarlığı, eski dünya, Kolomb'un şahsında, sonradan Amerika adını alacak yeni dünyaya ilk adımını attığında, 'yeni dünya uygarlığı'nın farklı gelişmişlik derecesine sahip birimleri, üretim araçları ve üretim ilişkilerindeki gelişme düzeyi bakımından Avrupalı kaşiflerin 'komünallık' aşamasından çıkarak 'devletli toplum' olma yoluna giren atalarının bulundukları noktaya henüz yeni adım atıyordu. Şimdiki Meksika'da, Orta Amerika ve Antiler de, And Dağları'nın Kuzey ve Orta kısımlarında yaşayan halklar, Avrupalı fatihler tarafından yokedilmeye başlandıkları sırada, 'altın çağ'ında bulunan uygarlıklara sahiptiler. Meksika'nın yüksek yaylalarında Toltek ve Aztek, Yucatan Yarımadası'nda Maya, Antiller'de Karaib, şimdi Kolombiya adı ile anılan topraklarda Chibcha, Peru ve Bolivya Adalarında İnka uygarlıkları kurulmuştu. Bu uygarlıkların bir bölümü, yoğun nüfuslu, halkı toprağa bağlı ve tarımsal kentlere sahip uygarlıklar, siyasal örgütlülük düzeyi bakımından devlet, hatta bir kısmı imparatorluk aşamasına kadar evrimleşmişti. Daha geri ve 'ilkel uygarlıklar' ise avcı, yiyecek toplayan göçebe veya yarıgöçebe, bazı yerlerde de ilkel bir tarımcılık aşamasına gelmiş dağınık kabilelerden oluşuyordu.
Ekitap İndir

Author Name

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/FymUrEaf4VRt8qa37E5vOFjGq7rw0baT5ScQ7nwsZ7F1nMsihsXMJ-ECCaNgexvSUbcSY44G8IikGvIN11CTzgVt5G5RX49Wod48BJ1Ip44Xxwhr2t7et1d7jFjNaw1nyI25q9LLS8R7qiefMIQzr5wd02oNh7ki7pALRS_Y003Cm0E5cHu755RtLpH7nZZ6qTWX96FWc3d_Q21qShkKCdjNSsiXgMMOAJlY3Z5W-cI1uecrJrWL0j3SVXP0u4d0fu1_xq6eRQZGyfy2iSJ8Ezr6eJ9Q0py4y-ZMSCCJma9v9rk35pvY-nKQoMq95SI9C3hdRGK_uC3hDIVyAUrpvJfRFZSrKDMeSta6lC03mk12zmjygBVkf8h37zS0j_Cax4_zQekjcWoRvC-dMsNRtdLetCKwUAayhovBiIXenrcPCa9GM-Gw6CNkl-c3DhwCpCkvOcvavfQHS1HLD0yGsNfWJ03NXfi6WAWQg3Kc0ReJWWtdy0lRn4QUQ9obz-rfqBMegiqA_V6JT6d_n_tGATRZkcV5lr-T_CTQuY3Nv_e4la-l0KE7t6snoJui35gO33yCReas0YnaznkHcqFrYhP0mhUXYYwtIGfw4ybiXAT1eW6Nu95XVS411caUXY6OUa-512tP3V5HNzNs7_FjAdqr0pNDGIX6=w146-h118-no} {facebook#https://kitapazzi.blogspot.com.tr/} {twitter#https://twitter.com/Kitapazzi} {google#Yhttps://plus.google.com/u/0/104699689942249315316}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.