Articles by "Aksiyon-Macera"

Aksiyon-Macera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kemikler Şehri - Michael Connelly

Kemikler Şehri - Michael Connelly

Hary Bosch için 'melekler şehri' tam bir 'kemikler şehri'ydi. On iki yaşındaki bir oğlanın kemikleri Hollywood Hills'de etrafa saçılmış halde bulunduğunda, Harry Bosch kendi geçmişinin derinliklerindeki en karanlık hatıraları su yüzüne çıkartan bir davanın içine sürüklenir. Kemikler yıllardır gömülüdür fakat bu eski dava Bosch'u niyetinden caydıramaz. Gizli hikayeleri günyüzüne çıkartarak çocuğun kimliğini bulur, onun çatlayıp yok olmuş yaşantısını yeniden yapılandırır, böylece çocuğun unutulmadığını kanıtlar.
Kitap Adı: Kemikler Şehri -
Yazar Adı: Michael Connelly
Çevirmen: E. Özlem Gültekin
Yayınevi: İnkilâp Kitabevi
Kemikler Şehri - Michael Connelly
Yaşlı kadın intihar etmekten vazgeçmişti geçmesine ama. bunun için artık çok geçti. Neredeyse tırnaklarının hepsi kırılana kadar parmaklarını yakınındaki duvara geçirip. duvar kâğıdını ve boyayı sıyırdı. Ellerini boynuna doğru uzattı, kanayan parmak uçlarını yukarı kaydırıp ipin altına doğru geçirmeye çalıştı. Dört ayak parmağını duvarı tekmelerken kırmıştı. Yaşamak için duyduğu umutsuz istekle yoğun bir çaba harcamıştı. Bu durum Harry Bosch'u kadın ölmeden hemen önce neler olduğu konusunda daha da fazla meraklandırıyordu. Bu yaşama isteği ve değiştirilen kararın sebebi neydi? Bu neden her neyse, niye kadın boynuna ipi geçirip sandalyeyi tekmeledikten sonra aklına gelmişti? Neden daha önce değil?
 Kemikler Şehri - Michael Connelly
Kemikler Şehri - Michael Connelly
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Dan Brown - Başlangıç

Dan Brown - Başlangıç

Kim olursan ol, neye inanırsan inan,

Çok yakında her şey değişecek...

Genç adam, aniden üç büyük dinin temsilcilerine döndü. “Şaşırtıcı bulacağınızı tahmin ettiğim bilimsel bir buluşum sebebiyle bugün buradayım. İnsanlık deneyimimizin en temel iki sorusuna cevap bulma ümidi ile yıllardır peşinden koşuyordum. Bu bilginin tüm inananları derinden etkileyeceğine inanıyorum. Nasıl desem, ‘yıkıcı’ diye tanımlanabilecek bir değişikliğe sebep olabilir. Birazdan
görecekleriniz, dünyayla paylaşmayı umduğum sunumun kaba bir kesiti. Fakat bunu yapmadan önce dünyanın en etkili din adamlarına danışmak, en çok etkilenecek kişilerce nasıl algılanacağını öğrenmek istedim.”

Piskopos, haham ve ulema birbirlerine baktılar, sıkılmış görünüyorlardı. Piskopos, “İlginç bir girizgâh Bay Kirsch. Bize gösterecekleriniz dünya dinlerinin temelini sarsacakmış gibi konuşuyorsunuz," dedi. Genç adam kutsal metinlerin saklandığı bu eski mahzende etrafına baktı. Temellerini sarsmayacak, yıkacak, diye düşündü. Din adamları üç gün içinde bu sunumu bir etkinlikle insanlara duyuracağını bilmiyorlardı. Bunu yaptığında tüm insanlar, dini öğretilerin gerçekten de ortak bir noktası bulunduğunu anlayacaklardı: Hepsinin tümden yanlış olduğunu...

Nereden geldik? Nereye gidiyoruz?

İnsanoğlunun var olduğu günden beri cevabını bulmaya çalıştığı bu temel soruya cevap bulma iddiasındaki bir fütüristin tam da keşfini açıklayacağı gece her şey trajik bir biçimde karanlığa gömülür. Eski öğrencisinin sunumuna davetli olan Simgebilim Profesörü Robert Langdon söz konusu keşfi öğrencisinin anısına dünyaya duyurmaya karar verir. Ancak, kendisini bekleyen şifrelerden, acı sürprizlerden ve ölümcül fanatiklerden habersizdir...
Dan Brown - Başlangıç
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Tom Clancy - Kızıl Ekim

Tom Clancy - Kızıl Ekim

Son derece güzel bir casusluk romanı. Albay Ramius, Sovyetler Birliği'nin en iyi denizaltı komutanlarından biridir ancak karısına yapılanlardan ötürü sistemden nefret etmektedir. En son olarak son teknoloji ürünü Kızıl Ekim adlı denizaltının yönetimi kendisine verilir. Ancak Ramius'un niyeti ABD'ye iltica etmektir. Bunun için oldukça karmaşık bir plan hazırlar. CIA adına değerlendirmeler yapan ajan Jack Ryan eline geçen bir belgeden dolayı bu işin içine girer. Olay bir anda bütün dünyayı sarar. Sovyetlerin büyük bir filosu ABD sularına yaklaşmıştır. Amaçları Kızıl Ekim'i yok etmektir. ABD de incelemek için gemiyi kurtarmak niyetindedir. Acaba Ramius bir gemi dolusu adamı kandırıp subay arkadaşları ile beraber iltica etmeyi başarabilecek midir? Hangi ülke bu soğuk savaş gerginliğini kazanacaktır? Soluksuz okunan bir roman.
  • Orijinal adı:The Hunt for Red October
  • Kitap Adı: Kızıl Ekim
  • Yazar Adı: Tom Clancy
  • Çevirmen: Tezer Ülküatam 
  • Yayınevi: Altın Kitaplar

Kitaptan Alıntı

Tom Clancy - Kızıl Ekim
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Tom Clancy - Kaplanın Dişleri

Tom Clancy - Kaplanın Dişleri

Kaplan’ın arkasına tekmeyi basmaya karar verdiyseniz, dişlerinden korunmanın bir yolunu bulsanız iyi olur. Tom Clancy bu kitapta da Jack Ryan destanını, onun oğlu Jack Jr. ve iki kuzeninin serüveniyle sürdürüyor. Kahramanlarımız teröristlerin elektronik iletişim trafiğini izleyerek sonuca ulaşıyor, yılanın başını keserek vücudunu ölüme mahkûm ediyorlar.

Kitaptan Alıntı

Bu bilgilerin bazıları Hasan adını verdikleri bir ajandan geliyordu. Hasan, Filistinli idive PFLP Filistin Özgürlük Popüler Cephesi ile sıkı bağlantılarıvardı. Oradan öğrendiği şeyleri para karşılığında düşmanlarıylapaylaşıyordu. İşin gerçeği, oldukça iyi para kazanıyordu o kadarki İtalyan Parlamento binasına bir kilometre mesafede rahat birapartman dairesinde yaşayabiliyordu. David bugün onunla görüşmeyi planlıyordu.  Daha önce de kullandığıbir yerde, Ispanya Basamaklarının dibindeki Ristorante Giovanninin erkekler tuvaletinde buluşacaklardı. 
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Bear Grylls - Meleklerin Atesi

Bear Grylls - Meleklerin Atesi

BEAR GRYLLS


Bear Grylls, hayatta kalma ve macera konularında dünyanın en ünlü isimlerinden biri hâline geldi. Merhum babasının tırmanma ve denize açılmayı öğrettiği Birleşik Krallık’ta başlayan yolculuğunda erken yaşlarda dövüş sanatlarıyla tanışan Grylls, üç yılını da 21 SAS ile İngiliz Özel Kuvvetleri’nde asker olarak geçirdi. Dünyanın dört bir yanındaki hayranlarının da kendisini doğa anaya karşı savaşırken görmeyi en sevdiği yeteneklerinin büyük bölümünü askerlikte edindi.

Bu kitap; Britanya İmparatorluk Nişanı sahibi, 15/19. Kral Süvari Eri ve İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Winston Churchill’in talebiyle kurulmuş gizli birim Hedef Kuvvetler Komutanı büyükbabam Tuğgeneral William Edward Harvey Grylls’in yaşanmış serüvenlerinden esinlenerek kaleme alınmıştır. Bu birim, Savaş Bakanlığı tarafından kurulan en gizli operasyon takımı olmakla birlikte, dünyanın yeni süper gücü ve düşmanı Sovyetler karşısında Müttefik kuvvetler davasına hizmet etmek amacıyla gizli teknolojileri, silahları, bilim insanlarını ve üst düzey Nazi yetkililerini bulmak ve korumakla görevlendirilmişti.

Kitaptan Alıntı

ARAŞTIRMALARA GÖRE BUZ ADAM ÖTZİ’DE MİDE VİRÜSÜ VARDI

Yapılan son araştırmalara göre; 5.300 yıllık mumyanın iç organlarından çıkarılan mikroplar, adamın mide virüsüne sahip olduğunu ortaya çıkardı. 1991’de Alplerde bulunan donmuş cesede bölgeden esinlenerek verilen isimle Buz Adam Ötzi, günümüzde yaygın olan bir bakteriyel enfeksiyona maruz kaldı. Helicobacter pylori ismindeki bakteride yapılan genetik analiz neticesinde mikrobun tarihteki izini süren araştırmacılar, ilk insan göçleriyle arasında güçlü bir bağlantı buldu.

Bolzano’daki Avrupa Akademisi Mumyalar Enstitüsü Genel Müdürü Profesör Albert Zink, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Dean Koontz - Takip

Dean Koontz - Takip

Onu yirmi geçe, kentin eteklerinde yeni kurulmuş olan Ashside Mahallesinden geçiyordu. Hızı saatte yüz mili aşmıştı. Oysa buralarda hız limiti kırktı. Üç şeritli Galasio Bulvarında kırmızı ışıktan geçti, dört blok ötedeki köşeyi hızla dönerken kontrolü bir an için kaybetti ve bir trafik levhasını biçti. On buçukta KanackaWay Ridge Tepesine tırmanan yokuşun dibindeydi. Saatte yüz millik hızı tepeye kadar sürdürüp sürdüremeyeceğini görmek istiyordu. Tehlikeli bir oyundu bu. Ama ölse de aldırdığı yoktu zaten.

     Araba istediği performansı vermiyordu. Belki henüz çok yeni olduğu için, belki de bu tür işlere göre bir araba olmadığı için. Chase gaz pedalını köklemiş olduğu halde, virajlı yokuşun üçte ikisini aldığında hız göstergesi seksen mile düşmüştü. Doruğa vardığındaysa ibre yetmişteydi. Ayağını gazdan çekti. Bir an için, hevesi sönmüştü. Zarif arabanın tepedeki çift şeritli yolda kendi gücüyle ilerlemesine izin verdi. Kenardan kentin ışıkları çok güzel görünürdü burada.

     Evet, işte sevgililerin yüreğini coşturan yıldız yıldız ışıklar! Yolun sol tarafı dimdik kayaydı. Sağını park gibi düzenlemişlerdi. Elli metre eninde çimenlik bir şerit, üzerinde yer yer çalı kümeleri, dış kenarında da bir parmaklık. Onun ötesinde, kentin cadde ve sokakları elektrikli bir harita gibi karşısındaydı. Kent merkezi daha ışıklıydı tabii. Özellikle alışveriş merkezinin yakınları. Buraya sevgililer gelip park ederdi. Arabaları birbirinden çam ağaçları ve çalı dizileri ayırırdı. Burada oturur, hem kentin göz kamaştırıcı güzelliğine bakar, hem de birbirlerine olan açlıklarını doyururlardı.

     Bir zamanlar Chase için bile öyleydi durum.
Kitaptan Alıntı
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

William R. Forstchen - Bir Saniye Sonra

William R. Forstchen - Bir Saniye Sonra

Bu dehşet verici apokaliptik romanla medeniyet yepyeni bir karanlık çağ uçurumundan aşağı yuvarlanıyor. Forstchen, Ladin'in suya düşen planlarını kağıda taşımış ve bunu yaparken medeniyet kavramını da 
tamamen rafa kaldırmış." 
Stephen Coonts, New York Times çoksatarı Suikastçi'nin yazarı
"Harika, yetenekli, manidar." 
Larry Niven, New York Times çoksatarı 
Lucifer's Hammer'ın yazarı
"İyi bir anlatım için okuyucuların derin bağ kurabileceği kadar inandırıcı karakterler yaratmak gerekir. Forstchen, Bir Saniye Sonra'yla o kadar harikulade bir iş çıkartmış ki, birinci sayfadan itibaren anlattığı hikayenin her bir kelimesine şüphe etmeden inandım." 
- David Hagberg, Dance with the Dragon'ın yazarı
"Kaos ve ölümün yalnızca bir tuş ötede olduğunu hatırlatan, insanın kanını donduran bir uyarı… Yiyecek, su, ilaç ve pillerinizi şimdiden stoklamaya başlayın. Bu korkunç olay yarın başımıza gelebilir." 
- William B. Scott, Uzay Savaşları'nın yazarlarından
"Tarihi ve askeri bilim-kurgu alanındaki en dikkat çekici yazarlardan biri."
- Harry Turtledove, New York Times çoksatarı 
The Guns of the South'un yazarı

Kitaptan Alıntı

Ivy Comer isimli dükkanın sahibi Nancy, “Endişelenme, John,” diye cevap verdi. “Bunları haftalar öncesinden beğenmişti. Ona benim için sanl ve yanağına bir öpücük kondur. Bugün on iki yaşına basacağına inanmak çok zor.”

John iç geçirdi ve başıyla onayladı, poşetin içindeki bir düzine Beanie Babies’e baktı, Jennifer’ın on iki sene önce başlayan yaşamının her yılı için bir tane.

“Umanm on üç yaşında da bunları ister,” dedi. “Tanrı beni kapıya bir oğlanın gelip onu dışarıya çıkartmak isteyeceği günden sakınsın."

İkili kahkahayı bastı ve Nancy başıyla onayladı. John zaten buna on altı yaşındaki Elizabeth yüzünden katlanıyor-

du. Bu ve bunun gibi birçok sebepten dolayı, her babanın küçük kızı ile geçirdiği değerli anların belki birkaç gün, birkaç hafta veya birkaç yıl daha uzamasını ve hiç sona ermemesini istiyordu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Robert Ludlum - Medusa Darbesi

Robert Ludlum - Medusa Darbesi

Jason Bourne; Kowloon'da bir kabarede kanlar içinde yatan efsanevi suikastçi ve artık yalnızca bir cesetti. Onu tanıyan herkesin unutmak istediği bir isim, bir ölüm makinesiydi... 
Şimdi 
Çin başkbakan yardımcısının beklenmedik bir süikaste kurban gitmesi ve adamın öldürüme yöntemi hiç beklenmedik bir ismi akla getirir. Tüm dünya liderlerinin adını anmaktan korktuğu bu isim Jason Bourne'dan başkası değildir. Ama nasıl olup da yaşadığı, neden geri döndüğü ve sıradaki ismin kim olduğu gibi sorular herkesin korkulu rüyası haline gelmiştir. 
Bu bilinmezler içinde tüyler ürperten gerçeği bilen bir tek ülke ve örgüt Amerika Birleşik Devletleri ile CIA'dir. Gerçekte Jason Bourne, diye biri yoktur. Bu, ünlü katil Carlos'un peşine düşen CIA ajanı David Webb için uydurulmuş bir kod adıdır. 
Ne var ki birisi Jason Bourne'un kimliğini ele geçirerek dünyaya ağır bir fatura ödetmeyi planlamaktadır. Bu nedenle gerçek Bourne tekrar yaşamlı ve bir kez daha ölümcül yeteneklerini harekete geçirmelidir. 
David Webb için ise bu durum tümüyle bir kâbus gibidir. Her şey yeniden başlıyor, tüm sevdikleri birer birer kendinden koparılıyordu. 
Sevdiği kadını bulmak, yerine geçen suikastçiyi yakalamak ve altüst olan hayatını yeniden düzenlemek için ajanların ölümcül dünyasında karanlık bir yolculuğa çıkması gerekmektedir. 
Gelecek 
Bu kez başarması gereken yalnızca hayatta kalmak değil, tüm dünyanın kaderini çizecek olan planı açığa çıkarmaktır.

Kitaptan Alıntı

Günes batmak üzereydi. Kowloon ve Victoria Limanının karsısında kalan Hong Kong Adasını gözle görülmez bir örtü kaplar gibiydi. Sokak satıcılarının tiz sesleri gölgelere karısarak hafiflemisti. Koloninin cam ve çelikten olusan görkemli gökdelenlerinin üst katlanndaki pazarlıklar da nazik bas sallamalar, omuz silkmeler ve anlasmayı belirten hafif gülümsemelerle sona ermekteydi. Gecenin yaklastığını batıdaki bulutların arasından görülen turuncu renkli, göz kamastırıcı günes belirtiyordu. Kısa süre sonra karanlık gökyüzünü kaplayacaktı.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Ursula K. Le Guin - Balıkcıl Gölü

Ursula K. Le Guin - Balıkcıl Gölü

Victoria Gezegeni'ne önce dört bini aşkın haydut, katil ve hırsız tek yönlü uzay gemileriyle sürgün edildi. Bundan elli yıl sonra ise iki bin kadar barış yanlısı aynı sürgün kaderini paylaştı.

Şimdi artık Victoria'da iki toplum, iki kültür vardı: Dünya'nın en hırslı, en savaşkan ve en kural tanımaz insanlarının kendi kurallarını acımasızca uyguladıkları Şehir, ve Barış İnsanları'nın şiddetten, savaştan ve sömürüden uzak yaşamak amacıyla kurdukları Shantih Kasabası. Bu iki toplum arasında çatışma çıkması kaçınılmazdı; ne var ki, taraflardan biri çatışmaktansa yok olmaya bile razıydı...

"Bana öyle geliyor ki erkeklerin zayıf ve tehlikeli oldukları nokta, kibirleri. Kadının bir merkezi vardır, bir merkezdir kadın. Ama erkekler öyle değil, onlar erişmektir, uzanmaktır. O yüzden uzanırlar ve bir şeyler koparırlar, bunları etraflarına istif ederler ve 'ben buyum, ben şuyum, bu benim, şu da benim, benim ben olduğumu size kanıtlayacağım' derler. Ve bunu kanıtlayayım derken de bir çuval inciri berbat ederler."

Kitaptan Alıntı

Güneşin altında, ağaçlardan bir halkanın ortasına oturmuştu Lev; bağdaş kurmuş, başı ellerine eğilmişti.

Avuçlarının sıcak ve alçak çukuruna küçük bir yaratık çömelmişti. Yaratığı o tutmuyordu; yaratık orada durmaya karar vermişti, ya da orada bulunmak ona uygun düşüyordu. Kanatlı bir kurbağaya benziyordu. Arkasında bir tepe gibi katlanmış kanatları gölgeli çizgilerle bezenmiş kül renginde, bedeni ise gölge renkliydi. Başını kafatasının iki yanında ve tam ortada birer tane olmak üzere, büyük topluiğne başı iriliğinde üç altın göz süslüyordu. Yukarıya doğru bakan ortadaki göz Lev'i izleyip duruyordu. Lev göz kırptı. Yaratık değişti. Katlanmış kanatlarının altından tozlu, pembemtrak, hurma yapraklarını andıran yapraklar filiz verdi. Bir an için, pek net olarak seçilemeyen tüyden bir topa benzedi yaratık çünkü yapraklar ya da tüyler hatlarını bulanıklaştıracak şekilde durmadan titriyordu. Yavaş yavaş bulanıklık kayboldu. Kanatlı kurbağa daha önceki gibi yerinde oturmaya devam ediyordu ama bu kez açık mavi renkliydi. Sol üç ayağının en gerisindekiyle sol gözünü kaşıdı. Lev gülümsedi. Kurbağa, kanatlar, gözler, ayaklar yok oldu. Lev'in avucunda, birkaç gölgeli yer hariç onun derisiyle aynı renk ve dokuya sahip olduğu için hemen hemen gözle görünemeyen, pervaneye benzeyen, düz bir şekil çömelmişti. Lev kıpırdamadan oturdu. Tek altın gözü Lev'i gözetlemeye devam eden, kanatlı mavi kurbağa yavaş yavaş ortaya çıktı. Avucunun içinden yukarı, parmaklarının kıvrımına doğru yürüdü. Altı minicik sıcak ayak, bir kavrayıp, bir bırakıyordu, hafifçe ve kusursuzca. Parmakların ucunda durdu; sol ve orta gözü göğü tararken sağ gözüyle oğlana bakabilmek için başını yan çevirdi. Kendisini bir ok şekline sokup, bedeninin iki katı uzunluğunda, iki adet yarı şeffaf alt kanat çıkarttı, uzun ve zahmetsiz bir süzülüşle ağaç çemberinin gerisindeki güneşli bir bayıra uçup gitti.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Robert Ludlum - Halidonlarin Büyüsü

Robert Ludlum - Halidonlarin Büyüsü

Robert Ludlum'un Jonathan Ryder takma adı ile yazdığı bu eser macera dozu yüksek bir eser. Çok oturaklı, dilinin sade olması ise sizi içine çekiyor. 
Olayların Jamaika'da geçiyor olması da ayrı bir hava katmış romana. Entrikalar, maceralar daha neler neler. 

Kitaptan Alıntı

Port Antonio Londra Port Antonio, Jamaika Karayip denizinin masmavi sularından yükselen beyaz damlacıklar mercan kayalıklarına vurup bir an havada asılı gibi kalıyor, sonra mercanların binlerce girinti çıkıntısına yayılıp tekrar kaynağına dönerek okyanusla birleşiyordu.

Timothy Durrell mercanlara doğru uzanan yüzme havuzunun köşesine yürüyüp suyla kaya arasındaki savaşı izlemeye koyuldu.

Jamaikanın kuzeyindeki bu bölge insanoğluyla doğanın uzlaşmasını gösterir gibiydi. Üç tarafı mercanla çevrili bir tepenin üzerine inşa edilmişti Trident Vidalan adındaki konuk evleri.

Her biri ötekinden uzakta, birbiriyle ilişkisi yokmuş gibi görünüyordu.

Tatil köyünün tümü yakındaki Port Antonio kentinden ayrılmış gibiydi.

Trident Villalarının Ingiliz yöneticisi Durell, Londra Otel Yönetimi Kolejinden mezundu ve isminin önüne sıralanan sözcükler, genç görünümünün yalanladığı bilgi ve deneyim düzeyini gösteriyordu. Ne kadar iyi bir yönetici olduğunu, beklenmedik olaylarla karşılaşmaya hazır bulunduğunu ve işleri büyük bir özenle yürüttüğünü patronları da çok iyi biliyordu.  Şu anda beklenmedik bir durumla karşı karşıyaydı ve sıkıntı içindeydi.

Aslında sözkonusu durum matematiksel açıdan olanaksızdı ya da olanaksız değilse bile, gerçekleşme olasılığı son derece düşüktü.

Hiçbir anlamı yok gibiydi.

Bay Durell? Kendisine seslenen Jamaikalı sekreteri, koyu renk teni ve üz hatlarıyla Afrika ile İngiliz imparatorluğunun çok eskHerden beri süregelen koalisyonunu sergiler gibiydi.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" Kitabı indirmek için logoya tıklayınız. icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Stephen King - Ateş Yolu

Stephen King - Ateş Yolu

Ateş yolu Stephen King'in Richard Bachman adıyla yazdığı kitaplarından biri..Psikolojik sorunlu bir adamın evini otoban yapımı için terk etmemekteki uğraşısını okuyacaksınız..yazardan beklenmeyecek şekilde yere basan bi kurgu ve tuhaf olaylar dizesine pek rastlamıyorsunuz.

Kitaptan Alıntı

Ekitap indirmek için logoya tıklayını
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Wilbur Smith - Bencil

Wilbur Smith - Bencil

Afrika'nın sıcak güneşi altında duygu ve tutkularının esiri, serüven vurgunu kişilerin acımasız dünyasını sergileyen dev bir romandır "Bencil"...Sonsuz ihtirasların birbirine yaklaştırdığı insanlar, cinsel bunalımları yüzünden nefret denizinin dalgaları arasında kaybolup gidecekler miydi?..."Bencil", daha ilk satırda volkan gibi patlıyor, heyecan fırtınası halinde insanı önüne katıp sürüklüyor.

Kitaptan Alıntı

Ekitap indirmek için logoya tıklayınız
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Wilbur Smith - Yedinci Papirüs

Wilbur Smith - Yedinci Papirüs

Zorunluluk yüzünden biraraya gelmiş bir serüvenciyle bir araştırmacı, Taita'nın binlerce yıl öncesinden bıraktığı şifreli bilgileri çözmek ve büyük Mısır firavununun mezarını bulmak için zorlu bir mücadeleye girişirler.
Afrika'da kendilerini bekleyen acımasız rakipleriyle yarışarak sonuca yaklaşmak ve ele geçirdikleri bilgilerin ışığında bilim dünyasına inanılmaz sırları göstermek için neredeyse hayatlarını ortaya koyarlar.
Yaşamla ölüm, hayalle gerçek arasında gidip gelen dakikalar kimin kazanacağını belirleyecektir.
Binlerce yıl öncesinden günümüze seslenen Taita'nın sesini duymak ve söylediklerini anlamak istiyorsanız dikkatli olun. Heyecanın bu defaki tadı çok farklı!...

Kitaptan Alıntı

Alacakaranlık çölden usulca yayılarak kum tepelerini mora boyarken kadifeden yapılmış kalın bir pelerin gibi bütün sesleri boğdu. Bu yüzden akşam artık sessiz ve sakindi.

Karı koca kum tepesinde durmuş vadiye ve onun etrafını sarmış olan küçük köylere bakıyorlardı. Binalar beyaz, damları da dümdüzdü. Hurma ağaçlarıysa hepsinden yüksekti. Camiyle Koptik Hıristiyan Kilisesinin dışında. Bu inanç kaleleri gölün iki yanından birbirlerine bakıyorlardı.

Gölün suları yavaş yavaş kararırken bir kaz sürüsü hızla kanat çırparak alçaldı. Sazlarla kaplı kıyının yakınında suları şıpırdatarak, hafifçe köpürdeterek göle indi.

Tepedeki adamla kadın birbirlerinden çok farklıydılar. Erkek uzun boyluydu ama omuzları hafifçe çökmüştü. Güneşin son ışıkları gümüşümsü saçlarını yaldızlıyordu. Kadınsa gençti. Otuz bir, otuz iki yaşlarında görünüyordu. İnce, canlı ve hayat doluydu. Gür, kıvırcık saçlarını ensesinde deri bir bantla bağlamıştı.

«Artık aşağıya inmenin zamanı geldi. Alia bekliyordun» Duraid kadına sevgiyle gülümsedi. Royan onun ikinci karısıydı.

Adam ilk karısı öldüğü zaman onun güneş ışıklarını da beraberinde alıp götürdüğünü sanmıştı. Yaşamında böyle son bir mutluluk devresi olacağı hiç aklına gelmemişti. Ama şimdi Royan ve çalışmaları vardı. Mutlu ve rahattı.
Ekitap indirmek için logoya tıklayınız
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Osman Aysu - Güvercin Kayalıkları

Osman Aysu - Güvercin Kayalıkları

Olay, sıradan bir cinnet gibi görünüyordu ama inşaat müteahhiti genç mimar ile eşi ve iki çocuğunun hayatını bir kabusa çevirmeye yetecekti. Çünkü, benzin istasyonunda ölen eşkıyanın ailesi kan davası peşindeydi artık. Hedefleri ise, tekerlekli sandalyeye mahkum bir adamla, onun korumasız ailesiydi...

Osman Aysu ile ölümün kol gezdiği bir gerilimin doruklarında dolaşmaya hazır olun!..
Kitaptan Alıntı
Ekitap indirmek için logoya tıklayınız
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Jack Higgins - Şeytanın Oğlu

Jack Higgins - Şeytanın Oğlu

Paul Rashid adında yarı İngiliz yarı Arap bir dostumuzla başladığımız bu polisiyeden çok fantastik eserimizde geçmiş dönem mafya hesaplaşmasının şehirlerarası halini görüyoruz. Yani demek istediğim 80lere göre muhteşem, bize göre klişe bir eser en doğru yorum olacaktır. 
Aileler arası çatışmalar, mevkiler arası hesaplaşmalar derken kurulan petrol şirketi, Rus-ABD tartışmaları ve Başkan Jake Cazalet’e suikast olayıyla gelinen final. 
Kitapta finalden ziyade beğendiğim tarafı belirtmeliyim. Gereksiz konuşmalarla uzayan, sanki ucuz diziler seyrediyormuş hissi vermeyen (Camilla Lackberg örnek alsın, o güzel hikayelerinde yazdığı uzun aile konuşmalarına) bir yapım olmuş. Hatta öyle ki belki geçmiş dönemde senaryosundan yararlanılarak filme bile aktarılmış olabilir bu yazısı. Gerçekten de hiç bekleme yoktu, olaylar oldukça hızlı gelişiyordu. 

Kitaptan Alıntı

Ekitap indirmek içöin logoya tıklayını
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Robert Ludlum - Akrep Yanilgisi

Robert Ludlum - Akrep Yanilgisi

Bir kadının sevdiği adamın öldürülmesinin ardından onu öldürenlerden intikam alması gibi basit bir konu işlenmektedir. Ancak bu konu Ludlum'un sağlam kaleminde bambaşka bir hal alıyor. İşin içine komplolar, entrikalar girdikçe olaylar hızlıca gelişmeye başlar. 
Ludlum'un dili çok sade. Özellikle romanlarının yapısını diyalogların oluşturuyor olması sayfaları ardı ardına çevirmenize sebep oluyor. Bu da akıcılığa etki ediyor. 
Değeri ülkemizde anlaşılmayan bir yazar Ludlum. Umarım romanları yeniden basılır.

Kitaptan Alıntı

ASHKELON, İSRAİL SAAT :Yağmur gümüş bıçaklardan bir perde gibi iniyordu, karanlık gökyüzü daha da kara bulutlarla kaplıydı ve kıyıya yaklaşmakta olan birbirine bağlı iki lastik bot yükselen dalgalarla şiddetli rüzgâr arasında savrulup durmaktaydı.

Baskın timi iliklerine kadar ıslanmıştı, siyaha boyadıkları yüzleri ter ve yağmurdan çizik çizikti, gözlerini sürekli kırpıştırarak kıyıyı görmeye çalışı yorlardı. Ekipte Bekaa Vadisinden sekiz Filistinli erkek ve bir de kadın vardı.

Kadın Filistinli değildi, ama kendini onların davalarına adamıştı. Onların davası yıllar önce kendi kendine verdiği sözden ayrı tutulamazdı. Muerte a toda autoridad! Tüm otoriteye ölüm! Kadın baskın timi liderinin karısıydı.

Kadının yanındaki iriyarı adam,

-Birkaç dakika kaldı! diye bağırdı.

Diğerleri gibi onun silahları da sıkı sıkı vücuduna bağlıydı; sırtındaki su geçirmez kara torbada patlayıcılar vardı.

-İndiğimizde demiri iki teknenin arasına atmayı unutma, bu çok önemlidir.

-Anladım, kocam, ama ben de sizinle gelmek... 

-Bir daha savaşmak üzere dönmemizi imkânsız kılmak için mi? Elektrik santrali kıyıdan sadece üç kilometre ilerde; bunlar Tel Avivi besleyen hatlar, onları bir kere havaya uçurduk mu kıyamet kopacaktır.

Bir araba çalar ve bir saat içinde geri döneriz, ama malzemelerimiz bu rada olmalı.

-Anlıyorum.

-Gerçekten anlıyor musun, karım? Bunun nasıl olacağını hayal edebiliyor musun? Tel Avivin hepsi değilse de, büyük bir kısmı karanlığa gömülmüş. Ashkelon da. Müthiş bir şey bu... ve bu kusursuz hedefi bulan da sensin, sevgilim.

-Ben sadece önerdim. Kadın erkeğin ya nağını okşadı.

-Sen bana dön de...

-Bundan hiç kuşkun olmasın, benim ateşli Amayam... Yaklaştık artık... Haydi! Baskın timi lideri her iki bottaki adamla rına işaret etti.

Silahlarını başları üstünde tutarak hep birden kaba dalgaların arasına atlayıp sığ suda kumsala kadar yürüdüler. Kıyıya varınca liderleri fenerini bir kere yakıp söndürerek hepsinin düşman kıyısına çıktıklarını, göreve hazır olduklarını bildirdi. Kadın iki lastik botun arasına demiri attı, el telsizini ku lağına götürüp bekledi. Yahudiler kıyı frekanslarını kontrol etmeyecek kadar akılsız olmadıklarından telsizi sadece acil durumda kullanacaktı.  Baskın timinin iki yanından ansızın başlayan ateşle tüm zafer hayalleri sona eriverdi. Bir kıyımdı bu. Askerler kumsalda koşup silahlarını Ashkelon Timinin gövdelerine ateşliyorlar, kafalarını uçuruyorlar, düşmana hiç mer hamet göstermiyorlardı. Esir almak yok! Sadece ölüm! Bottaki kadın duydu ğu acıya, zihnini donduran şoka karşın hızla hareket etti. Bıçağını botların yanlarına ve altlarına sapladı, silah ve sahte belgelerinin bulunduğu su ge çirmez torbayı alıp dalgaların arasına atladı. Dalgalarla ve epey güçlü olan dip akıntısıyla boğuşarak elli metre kadar kıyıya paralel olarak yüzdü. Sonra sığ suda, yağan yağmur gözlerini köreltirken kıyıya çıktı. O anda İsrail asker lerinin İbranice seslendiklerini duyunca öfkeden vücudunun tüm adaleleri donar gibi oldu.

-Esir almalıydık.

-Neden? Okul otobüsünde iki oğlumu öldürdükleri gibi daha sonra çocuklarımızı öldürmeleri için mi?

-Çok eleştiri alacağız ...hepsi öldü.

-Benim anamla babam da öldüler. Orospu çocukları onları bağda tarayıp öldürdüler. Üzümler arasında iki yaşlı insan.

-Cehennemde çürüsünler! Hizbullah benim kardeşimi işkenceyle öldürdü!

-Silahlarını alıp ateşleyin... kollarımızı ve bacaklarımızı sıyırmış gibi yapalım!

-Jacop haklı! Bize karşı koydular, hepimiz ölebilirdik! 

-O zaman birimiz yardım istemek için üsse koşsun!

-Botları nerede?

-Gitmişler, görünürde yoklar! Herhalde sayıları düzineleri buluyordu! O yüzden gördüklerimizi öldürdük!

-Acele et, Jacob! Liberal basına cephane veremeyiz!

-Durun! Bu yaşıyor!
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Orkun Ucar - Burak Turna - Metal Firtina 2 - Kayip Naas

Orkun Ucar - Burak Turna - Metal Firtina 2 - Kayip Naas

Metal Fırtına I’in devamı olan romanın alt başlıkları ise “Türk-İsrail Gizli Savaşı” ve “Bu Bir Gökhan Birdağ Macerasıdır” başlığını taşıyor.


Metal Fırtına I
Metal Fırtına II, ilk romanın bittiği yerden başlıyor; 2007 Mayıs’ında Kuzey Irak’taki Türk birlikleri ABD güçleri tarafından baskına uğrar. Kimse savaşın başladığına inanmak istemez ama ABD güçleri acımasız saldırılarını sürdürür.
Amerikan güçleri Suriye üzerinden Türkiye’ye girip önce Ankara’ya sonra da İstanbul’a ilerler.

Ankara’ya kısmen girilir. Anıtkabir bombalanır. Bu bombalama sonucu enkaza gelenler Atatürk’ün naaşını bulamaz. Çünkü naaş kayıptır.

Savaştan üç ay önce ABD’nin Türkiye’ye saldıracağını öğrenen Gökhan Birdağ adlı bir Türk ajanı, iki atom bombasını ABD’ye sokar ve Türkiye saldırıya uğrayınca birini Washington’da patlatır. Bu sırada diplomatik girişimler de başlar. ABD, Türkiye’yi geleceğin enerji teknolojisinin temelinde bulunan BOR minerali yüzünden işgal etmek istemektedir. Türkiye bu planları diğer devletlere sununca ABD’ye baskı oluşur. Washington’da yaşanan patlama sonucu darbe alan ABD, ültimatom karşısında geri adım atar.

Metal Fırtına II’de de yine bir savaş var; Türkiye yine önemli bir düşmana karşı mücadele veriyor.

Kayıp Naaş
Metal Fırtına I’i okuyanların merak ettiği sorulardan biri de Anıtkabir’de bulanamayan Naaş’a ne olduğuydu. Okurlar bu sorunun cevabını ikinci romanda bulacaklar.

ABD 27 Mayıs 2007’de Anıtkabir’i bombalar. Yıkıntıya gelen Genelkurmay Başkanı Hikmet Pars, Atatürk’ün naaşının olması gereken odaya girdiğinde yerinde olmadığını görür. Naaş kayıptır.

Türk - İsrail Gizli Savaşı
Metal Fırtına I’de, İsrail konusu tek bir cümle içinde geçiyordu. Metal Fırtına II - Kayıp Naaş ise ilk kitabın bittiği noktadan başlıyor. Roman, sadece kurgu boyutuyla değil arka plandaki Türk-İsrail ilişkilerine ait bilgilerle de dikkati çekiyor.

‘Bu Bir Gökhan Birdağ Macerasıdır’
İlk kitabın en çok dikkat çeken karakteri devlete bağlı gizli bir teşkilatta çalışan (Gri Takım) Türk ajanı Gökhan Birdağ’dı.

Gökhan Birdağ ülkesini korumak için bir ölüm makinesi gibi yetiştirilmişti. İlk kitapta Gökhan, ABD’nin saldıracağını üç ay önce öğrenir ama devlet içine sızan ajanlar bilgilerin ciddiye alınmasını engeller.

Gökhan bunun üzerine onu yetiştiren Kurt adlı komutanının yardımıyla gizlice ABD’ye girer ve savaşın başlamasını bekler. Savaş başlayınca ABD birliklerinin geri çekilmesi için uyarı da bulunur, ciddiye alınmayınca bombalardan biriyle Washington’u yok eder. İkinci bomba ile New York’ta yakalanacakken yaralı kurtulmayı başarır. Alman ajanları onun saklanmasına yardım ederler. İlk kitabın sonunda Gökhan, Türkiye’ye savaş planının arkasındaki işadamı Adrian Lyman’ı kaçırıp intikam alır.

İkinci kitapta Gökhan ABD’dedir ama kısa sürede yeni görevi gereği Avrupa’ya dönecektir: yeni görevi Atatürk’ün kayıp naaşını bulmaktır.

Kitaptan Alıntı

27 MAYIS 2007 - SAAT: 14.00

ANKARA - ANITKAB R (Bombard man n 'bitiBinden iki saat sonra...)

Ya4maya baBlayan l k bahar ya4muru, bombard man bölgesindeki s cakl 4 azaltmaya

baBlam Bt . lk sald r dan hemen sonra Atatürk'ün naaB m kurtarmaya gelen sivil kalabal 4 da tümüyle yok etmiBlerdi ve ortal k Bimdi bir mezbahay and r yordu. Ambulanslar saatlerdir

bölgeden ceset taB yordu. Daha do4rusu ceset parçalar n ... Yeryüzünün en tahrip edici silah gücüne sahip olan devleti, on binlerce ton bombay taB üzerinde taB kalmay ncaya kadar

An ttepe'ye boBaltm Bt .

Sa4 kula4 ndaki beyaz leke d B nda her taraf kapkara olan bir sokak köpe4i, enkazda çal Ban itfaiye erlerinin aras ndan ilerledi. Herkes sanki hüzünlü bir ritme uymuB gibi, gözyaBlar aras nda bir iBe yaramaya çal B yordu. Bir adam kendinden geçmiB halde k nk bir aslan

heykelinin baB n yerine oturtmaya çal B yor, baB yere düBünce ayn Beyi tekrar yap yordu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Clive Cussler - Mavi Vurgun

Clive Cussler - Mavi Vurgun

CLIVE CUSSLER kahramanı Dirk Pitt ile birlikte okurlarını deniz diplerinde yeni heyecanlara sürüklüyor. 
Tarihin karanlıklarından birdenbire ortaya çıkan eski bir uçak modern hava üssüne ölüm saldırısına girişir. Bu garip olay Akdeniz'de soluk kesen insan avının başlangıcı olacaktır.

Kitaptan Alıntı


Günlerden pazardı ve hava cehennem sıcağıydı. Brady Hava Kuvvetleri üssündeki hava trafik kulesinde kontrol operatörü yeni bir sigara yakıp çoraplı ayaklarını portatif klima cihazının üstüne uzatarak bir şeyler olmasını bekledi. Canı haklı olarak çok sıkılıyordu. Pazar günleri hava trafiği yok denecek kadar az olurdu. Akdeniz Operasyon Alanında, hele o sıralarda ortalarda uluslararası politik bir durum olmadığı için askeri pilotlar o gün pek uçmazlardı. Zaman zaman bir uçağın kalkıp indiği olurdu ama bunun nedeni de, genellikte Avrupa ya da Afrika'da bir toplantıya gitmek için acele eden önemli birinin uçağının yakıt alması içindi.

Kontrol memuru göreve başladığından beri belki onuncu kez önündeki büyük uçuş karatahtasına baktı. Giden uçak yoktu, gelen tek uçağın da geliş saatinin 16:00 olacağı tahmin ediliyordu, yani beş saat sonra.

Memur gençti - henüz otuzuna bile gelmemiş - ve sarışın insanların güneşte iyi yanmadıkları söylentisini adeta yalanlıyordu; cildi altın sarısı tüylerle örülü koyu ceviz rengindeydi. Kolundaki dört şerit başçavuş olduğunu gösteriyordu ve ısı otuz derecenin çok üstünde olmasına karşın haki üniformasının koltukaltlarında ter lekesi yoktu. Gömlek yakası açıktı ve kravatsızdı. Hava Kuvvetleri personeline sıcak iklimlerde tanınan bir ayrıcalıktı bu.

Adam öne eğildi. Klima cihazının kanallarını serin havanın bacaklarından içeri girecek şekilde ayarladı. Bu yeni durumdan hoşlanmışçasına gülümsedi sonra. Ellerini ensesinde kavuşturdu, arkasına yaslanıp tavana baktı.

Yine Minneapolis'i ve Nicollet Caddesinde salına salına yürüyen kızları düşünüyordu. Birleşik Devletler'e dönmesine elli dört gün kalmıştı. Her günü büyük bir törenle cebindeki küçük siyah kaplı not defterine işaretlerdi. Belki de yirminci kez esneyerek pencere pervazı üstünde duran dürbünü alıp, kontrol kulesinin altından uzanan kara asfaltta park etmiş uzaklara baktı.

Pist, Ege Denizinin kuzeyindeki Tasos Adasındaydı. Ada Yunan Makedonyasından on altı mil açıktaydı, kara ile arasındaki denize Tasos Boğazı denirdi. Tasos Adası tümüyle kayalık ve ormanlarla kaplı, yüz yetmiş kare millik bir yerdi. Adada M.Ö. bin yılına ait kalıntılar vardı.

Üs personelinin Brady Alanı diye adlandırdığı havaalanı 1960'lı yılların sonunda Birleşik Devletler ve Yunanistan arasında yapılan bir anlaşmaya dayanarak inşa edilmişti. On tane F-105 Starfire jeti dışında üste şişko gümüş balinalar gibi oturan iki C-133 nakliye uçağı vardı.

Çavuş dürbünü uçaklara çevirip bir canlı izi aradı. Havaalanı bomboştu. Askerlerden çoğu ya yakınlardaki Panaghia kasabasına gitmişler bira içiyorlar, ya kumsalda güneşleniyorlar ya da havalandırması olan barakalarında kestiriyorlardı. Ana kapının önünde nöbet tutan bir askeri polis ve beton koruganın tepesinde sürekli dönen radar anteni insan varlığını belirten tek işaretti. Çavuş dürbünü kaldırıp mavi denize doğru çevirdi. Parlak ve bulutsuz bir gündü, Yunan ana kıtasını kolaylıkla görebiliyordu. Dürbünü doğuya çevirip lacivert denizin açık mavi gökle birleştiği ufuk çizgisine baktı. Sıcağın yarattığı titrek buğu dalgaları ötesinde demir atmış bir tekne gördü. Geminin burnunda yazılı adını okuyabilmek için ince ayarını yaptı. Küçük siyah harfleri ancak seçebiliyordu: İlk Girişim.

Saçma bir ad, diye düşündü. Adın önemini kavrayamamıştı. Geminin gövdesinde başka işaretler de vardı. Tam ortada uzun ve kalın siyah harflerle NUMA yazıyordu. Çavuş bunun National Underwater Marine Agency (Milli Sualtı Denizcilik Dairesi) demek olduğunu biliyordu.

Geminin kıçındaki vinç denizden yuvarlak top gibi bir şey çıkarmaktaydı. Çavuş vincin başında çalışanları görünce pazar günleri sivillerin de çalışmakta oldukları düşüncesiyle keyiflendi.

Birden hoparlörden gelen bir ses dalgınlığını kesiverdi.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Clive Cussler - Beyaz Ölüm

Clive Cussler - Beyaz Ölüm

NUMA'nın Özel Görevler Ekip Şefi Kurt Austin, çok özel bir görevle karşı karşıyadır. Pek çok insanın ölümü ve korkunç bir çevre felaketiyle sonuçlanabilecek olaylar zinciri, iki farklı grubun çatışmasıyla patlak verir.
Radikal çevrecilerle Danimarka savaş gemisi arasında şiddetli bir çatışma çıkmıştır. Görünürde kararlı bir müdahale ile engellenebilecek bu olay, aslında bir gemi dolusu insanın hayatına mal olabilecek kadar tehlikelidir. Çünkü olayın derinliklerinde çok daha sinsi bir gücün varlığı söz konusudur.
Onlar, tüm dünyayı yönetmek ve gücü ellerinde tutmak için önlerine çıkan her engeli -insanı öldürmek dahil- yıkmaya kararlıdırlar.
Kurt Austin ve meslektaşı Joe Zavala bu tehlikeli görevde ölümle karşı karşıya kalırlar. Üstelik işler geri dönülmez bir noktadadır. Çevre felaketi başlamıştır ve tek umut NUMA'dır.
Yüksek temposu ve Cussler'a özgü hayal gücüyle Beyaz Ölüm, macera romanlarında yeni bir sayfa açıyor..
Kitaptan Alıntı
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Jessica Shirvington - Panzehir

Jessica Shirvington - Panzehir

Sevdiğiniz kişiyi aldatmışken, kendinizle nasıl barışırdınız? 

Kurtarmak için savaş verdiğiniz kişi sizi sırtınızdan bıçakladığında, hayatınıza nasıl devam ederdiniz?

İki sene önce Maggie Stevens ava başlamıştı.

Dört hafta önce ise aradığını bulduğunda ve Maggie’nin körü körüne güvendiği Quentin, onun bütün yalanlarını ortaya çıkardığında, hayatı yerle bir olmuştu.

Şimdiyse Maggie karanlıkta yaşıyor, fakat orada kalmayı planlamıyordu. M-Corp’u alaşağı etmesi gerekirken öylece duramazdı. Onu geri kazanma ihtimali varken olmazdı.

Parazit’le başlayan maceranın bu baş döndürücü sonunda, Maggie’nin bütün dünyaya gerçekleri göstermesi gerekecekti. Peki ya bunun bedeli ne olacaktı?

Her şey.

“Macera dolu, kesinlikle nefes kesici ve sevip destekleyeceğiniz karakterleri olan bu seriyi yıllar boyu önereceğim.”
–YA MIDNIGHT Reads-

“Jessica Shirvington’ın bir şeyi yanlış yapması mümkün değil.”
-Thoughts by BJ-

“Bu kitap bana o kadar çok şey hissettirdi ki… Sürükleyiciliği ve macera dolu olması bu fantastik distopik ikilemeyi bitirmek için muhteşemdi. Bu ikilemeyi şiddetle öneriyorum!”
-Reading with Jenna-

Kitaptan Alıntı

BANA YEMEK VERİYORLARDI. UCU UCUNA YETECEK KADAR.

Karanlığın içinde, uzun süredir saat ve gün kavramımı yitirmiştim. Gerçeklik kavramımı yitirmeme de az kalmıştı. Artık tek bildiğim, yeraltı hapishanemin dört penceresiz duvarı ve kilitlenmiş, vakumlu kapısıydı. Yüzünü ve ismini bilmediğim bir güvenlik görevlisi düzenli aralıklarla kapıyı tıklatıyor, alttaki kapağı açıp dikkatle kontrol edilen tayınımı uzatıyordu. Halsiz zihnim bunun gündüz gerçekleştiğini tahmin ediyordu ama günün geceye döndüğünü ölçecek ışık olmadan, zaman anlaşılmaz hale gelmişti.

Güvenlik görevlisinin programı gündüzse ve zihnim bana oyunlar oynamıyorsa, dört ila altı hafta arası bir süre geçmişti. Tabii bu, güvenlik görevlisi gelmeyi tamamen kesene kadardı. Normalden daha uzun zamandır gelmediğini biliyordum çünkü açlık sancıları neredeyse dayanılmazdı.

Rutinimi elimden geldiğince koruyup kaslarımı çalışmaya zorlamak için uğraşıyordum. Tek yapmak istediğim kıpırdamadan uzanmakken, ayağa kalkmaya çalışıyordum. Yine de normalden çok daha fazla uyuduğumu biliyordum.

Karanlığın istediği buydu.

Karanlık böyleydi işte. Tarif edilemez ve kaçınılamaz bir şekilde insanın içine işliyordu. İnsan nihayet onun bir parçası olana dek o, insanın bir parçası oluyordu.

Karanlığın beni ele geçireceğinden, nihayetinde benden geriye sessiz karanlık dışında hiçbir şey kalmayacağından korkuyordum ama o zaman gelene dek çaresizlikle savaşmaya devam ediyor, elimden geldiğince fiziksel ve zihinsel bariyerleri aşmaya çalışıyordum.

En kötü anlarımda da onu düşünüyordum.

Benimle konuştuğunu, beni güldürdüğünü, kaşlarımı çatmama sebep olduğunu hayal ediyordum ve kısacık anlar boyunca beni affedişini düşünme izni veriyordum kendime. En çok da benden nefret ettiğini görüyordum.

Bunların hiçbiri kötü değildi.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Author Name

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/FymUrEaf4VRt8qa37E5vOFjGq7rw0baT5ScQ7nwsZ7F1nMsihsXMJ-ECCaNgexvSUbcSY44G8IikGvIN11CTzgVt5G5RX49Wod48BJ1Ip44Xxwhr2t7et1d7jFjNaw1nyI25q9LLS8R7qiefMIQzr5wd02oNh7ki7pALRS_Y003Cm0E5cHu755RtLpH7nZZ6qTWX96FWc3d_Q21qShkKCdjNSsiXgMMOAJlY3Z5W-cI1uecrJrWL0j3SVXP0u4d0fu1_xq6eRQZGyfy2iSJ8Ezr6eJ9Q0py4y-ZMSCCJma9v9rk35pvY-nKQoMq95SI9C3hdRGK_uC3hDIVyAUrpvJfRFZSrKDMeSta6lC03mk12zmjygBVkf8h37zS0j_Cax4_zQekjcWoRvC-dMsNRtdLetCKwUAayhovBiIXenrcPCa9GM-Gw6CNkl-c3DhwCpCkvOcvavfQHS1HLD0yGsNfWJ03NXfi6WAWQg3Kc0ReJWWtdy0lRn4QUQ9obz-rfqBMegiqA_V6JT6d_n_tGATRZkcV5lr-T_CTQuY3Nv_e4la-l0KE7t6snoJui35gO33yCReas0YnaznkHcqFrYhP0mhUXYYwtIGfw4ybiXAT1eW6Nu95XVS411caUXY6OUa-512tP3V5HNzNs7_FjAdqr0pNDGIX6=w146-h118-no} {facebook#https://kitapazzi.blogspot.com.tr/} {twitter#https://twitter.com/Kitapazzi} {google#Yhttps://plus.google.com/u/0/104699689942249315316}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.