Articles by "Öykü Hikaye"

Öykü Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kasımpatları - John Steinbeck

Kasımpatları - John Steinbeck

Kışın getirdiği kalın sis tabakası Salinas Vadisini hem gökyüzünden, hem de yeryüzünün bütün öbür topraklarından ayırmış, her yanı külrengi bir gömlek gibi sarmıştı. Dağların üstüne bir kapak gibi çökmüş, koca vadiyi üstü örtülü bir tencereye döndürmüştü. Aşağıda, dümdüz uzanan geniş tarlalarda, sapanların derin izleri görülüyor, bıçaklarla kesilmiş kara toprak, yol yol, maden gibi parlıyordu. Salinas Irmağının karşı kıyısındaki yamaçları kaplayan çiftliklerin sarı köklerle dolu tarlaları, soluk bir güneş ışığında yıkanıyormuş gibiydi; ama bu sisli aralık ayında vadide güneş ışığı yoktu. Irmak boyunca uzanan sık söğüt ağaçları, sararmış, sivri yapraklarıyla pırıl pırıl yanıyordu.

Sessizlik, bekleyiş günleriydi bunlar. Hava soğuktu. Güney batıdan hafif bir rüzgâr esiyordu; onun için de çiftçiler çok geçmeden, iyi bir yağmurun bastıracağını umuyorlardı; ama yağmurla sis bir arada olmazdı.

Irmağın karşı kıyısında, Henry Allen’in çiftliğinde yapacak pek az iş kalmıştı; ekin toplanmış, ambarlara doldurulmuş, beklenen yağmurlar iyice işlesin diye, meyvalıklar sürülmüştü. Yamaçların yukarılarında dolaşan hayvanlar tüylenmeye başlamıştı.

Evin önündeki çiçek bahçesinde çalışan Elisa Allen, aşağılara doğru baktı, iki adamla pazarlık eden Henry’yi, kocasını, gördü. Traktörü yağmurdan korusun diye yapılmış olan çardağın altında, ayaklarını küçük Fordson’a dayamış konuşuyorlardı. Bir yandan sigara içmekte, bir yandan da makineyi gözden geçirmekteydiler.
  • Kitap Adı: Kasımpatlar
  • Yazar Adı: John Steinbeck
  • Çevirmen: Memet Fuat
  • Yayınevi: Adam Yayınları

Kasımpatları - John Steinbeck

 Kasımpatları - John Steinbeck
Kasımpatları - John Steinbeck Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Balık - Laura S. Matthews

Balık - Laura S. Matthews

Savaşı, küçük bir çocuğSavaşı, küçük bir çocuğun gözünden anlatan, umut dolu bir roman!

"Kaplan"ın, yardım gönüllüsü olarak çalışan anne ve babasıyla birlikte yaşadığı yabancı köy her geçen gün yaklaşan savaştan giderek daha çok etkilenmektedir. Günün birinde herkes gibi onlar da köyü terk etmek zorunda kalırlar. Son anda Kaplan, çamurlu bir su birikintisinde yaşam savaşı veren küçük balığı fark eder. Ne yapıp edip onu da yanında götürecektir. Sınıra kadar onlara eşlik edecek Rehber'le eşeği, anne, baba, Kaplan ve Balık'tan oluşan küçük kafile yola çıkarlar. Önlerinde, savaşın korkunç gölgesi altında, hiç düşünmedikleri tehlikelerle dolu, uzun ve zorlu bir yolculuk vardır…

2005 Amerikan Kütüphaneler Birliği (ALA) "Dikkate Değer Çocuk Kitabı"
2004 Publisher's Weekly Yılın En İyi Çocuk Kitabı (ABD)
2002 Fidler Ödülü (İngiltere) 

İngiliz yazar Laura S. Matthews'un, insanoğlunun yarattığı en büyük felaket olan savaşı, küçük bir çocuğun gözüyle yansıttığı romanı İngiltere'de Fidler Ödülü'ne layık görülürken, ABD'de de Amerikan Kütüphaneler Birliği'nin (ALA) Dikkate "Değer Çocuk Kitabı" ödülünü kazandı. Çocuğun, yaşatmaya çalıştığı minik Balık'la umuda yaptığı yolculuğu sımsıcak bir dille anlatan kitap, dünyayı karartan en acımasız gerçeklerden biri olan savaşa çocukların yalın algılama gücüyle yaklaşıyor.
  • Kitap Adı: Balık
  • Yazar Adı: Laura S. Matthews
  • Çevirmen: Mine Kazmaoğlu
  • Yayıonevi: Günışığı Kitaplığı

Balık - Laura S. Matthews

Ben yine de bir şeyler aşırıp köydeki arkadaşlarımla paylaşıyordum. Çoğunun anası babası yoktu artık; öteki köylerdeki savaşta ölmüşlerdi çünkü. Çocuklar, güvenli olduğu için bizim köyümüze gelmişlerdi. Bazılarının yanlarında kalabilecekleri bir teyzesi ya da amcası vardı. Pek çok kadın da kocasını kaybetmişti ve bunların bazısı geriye kalan çocuklara annelik ediyordu. Herhalde kulağa kötü geliyordur -artık daha büyüdüğüm için anlayabiliyorum- ama gerçek şu ki, o zamanlar bütün bunlar bana normal görünüyordu ve pek üstünde düşündüğüm de yoktu; çünkü orada öyle büyümüştüm.

Çocukların çoğu bütün çocuklar gibi oyunlar oynayıp yaramazlık ederdi. Kimileriyse korku dolu, kocaman gözlerle hep kapı eşiklerinde dikilir, hiç konuşmazdı. Oynayan çocuklar bazen onları da oyuna katılmaya davet ederler, ama kıpırdamadıklarını görünce, sıkıcı buldukları bu çocukları görmezden gelirlerdi. Bazı oyunlarda fazladan birine ihtiyaç duyulduğunda bu durum sinir bozucuydu

tabii. Anneme onların derdini sorduğumda, ya başlarına korkunç bir şey geldiğini ya da çok korkunç bir olaya tanık olduklarını söylemişti. Bir kâbus gibi, demişti, bilirsin, bir kâbustan uyandığında hemen tekrar uykuya dalamaz insan. Onlar bu duyguya saplanıp kalmışlar.

 Balık - Laura S. Matthews

Balık - Laura S. Matthews Ekitap İndir

[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

John Boyne - Çizgili Pijamalı Çocuk

John Boyne - Çizgili Pijamalı Çocuk


Bu kitabı okumaya başladığınızda, Bruno adında dokuz yaşındaki bir çocukla bir yolculuğa çıkacaksınız (ama bu kitap dokuz yaşındakiler için değil). Ve er geç Bruno ile birlikte bir tel örgüye varacaksınız.
Böyle tel örgüler dünyanın dört bir yanında var. Umarız asla rastlamak zorunda kalmazsınız.
İndirmek İçin Logoya Tıklayınız

Claire Mcfall - Yol Gösteren

Claire Mcfall - Yol Gösteren

Babasını görmeye giden lise öğrencisi Dylan, bindiği trenin kaza yapması sonucunda hayatını kaybeder ve kendini ölenlerin gittiği Boş Topraklar'da bulur. Havanın ve manzaranın, ölmüş kişinin o an hissettiklerine bağlı olarak durmadan değiştiği, kötü ruhların kol gezdiği bu tekinsiz yerde, herkese yolculuğunun son durağına kadar eşlik etmekle görevli bir "yol gösteren" vardır. Dylan'ın yol göstereni ise gizemli ve yakışıklı Tristan'dır. Yolculukları boyunca Dylan ve Tristan beraber daha fazla zaman geçirip birbirlerini daha iyi tanıdıkça, zoraki ve geçici bir yol arkadaşlığından ibaret olan ilişkileri başka bir yön almaya başlayacaktır. 

Yol Gösteren, hiç beklenmedik bir yerde ve zamanda, hiç umulmadık birinin kılığında çıkagelen ve ölüme meydan okuyan bir aşkın öyküsü. Her sayfası nefes nefese okunan, uzun süre akıllardan çıkmayacak bir roman.

Kitptan Alıntı

Tepenin yamacında oturup bekledi.

Bir gün daha, bir iş daha. Önünde uzanan paslı raylar, tünelin derinliklerinde kayboluyordu. Gökyüzü bulutluydu; havanın iç karartan griliğinde ışık, tünelin kemerli taş girişinden öteye zor geçiyordu. Gözlerini girişten ayırmadı. Bir şey bekliyor gibiydi ama bezgin görünüyordu.

En ufak bir heyecan yoktu içinde. Merakını uzun zaman önce yitirmişti. Artık önemli olan tek şey görevi tamamlamaktı. Soğuk ve ruhsuz gözleri, donuk bakıyordu.

Rüzgâr çıkmıştı ama o, üzerine doğru esen buz gibi soğuğu hissetmedi. Dikkati tek bir yerde toplanmıştı.

Artık an meselesiydi.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Jason Wallace - Golgelerden Uzakta

Jason Wallace - Golgelerden Uzakta

Savaşın Gölgesiyle Yaşamak...

Jason Wallace'ın, kişisel deneyimlerinden yola çıkarak kaleme aldığı Costa 2010 Çocuk Kitapları Ödüllü Gölgelerden Uzakta adlı romanı, 1983 Zimbabve'sine doğru yürek burkan bir yolculuğa çıkarıyor okurlarını.

Eleştirmenler tarafından "Bir edebiyat klasiği", "Cesur ve çarpıcı bir öykü" gibi pek çok övgü dolu tanımlamaya değer görülen eser, Zimbabve halkının şahit olduğu amansız bir kurtuluş savaşının gölgesinde kurulmuş; ırkçılık, derebeylik, ahlâk ve politika kavramlarını gündeme taşıyan dikkat çekici bir okuma deneyimi sunuyor.

Kanlı savaş nihayet sona ermiş ve bağımsızlığın ilan edilmesiyle Robert Mugabe yönetime getirilmiştir. Dünya kamuoyu, Afrikalı siyahîlerin özgürlüklerine kavuşmaları ve beyazlarla eşit haklara sahip bir yaşam sürmeleri için yükselen vaatlerle çalkalanmaktadır. Afrika halkını devrim niteliğinde bir değişim beklemektedir.

Robert Jacklin'in hayatı da Afrika halkının kaderi gibi yeni bir dönemece girmiştir: Yeni bir kıta, yeni bir ülke ve yeni bir okul. Jacklin'in sınıf arkadaşlarından bazıları, eski ülkelerini geri istemekte ve Afrika'nın yeni siyahî hükümetini reddetmektedir. Herkesin kafalarının içerisinde dinmek bilmeyen silah seslerinin yankılandığı bir kaos ortamı yaşanırken, Robert Jacklin bu yeni hayatına bir an önce ayak uydurmak zorundadır; hem de İvan gibi çocuklarla… Son derece zeki ve kurnaz bir çocuk olan İvan için verilecek son bir mücadele kalmıştır. Bunun üstesinden ya gelecek, ya gelecektir.

Zimbabve'nin savaş sonrasında yaşadığı tüm iç gerginlikleri, korkunun hiç dinmeyen gölgesinden çok uzaklara taşıyarak kâğıda döken Jason Wallace, hem gençlerin hem de yetişkinlerin uzun süre etkisinden kurtulamayacakları dokunaklı bir kitaba imza atmış.

Kitaptan Alıntı

BİR

Hadi yap, çek tetiği, diye geçirdim içimden. O an tek istediğim buydu çünkü henüz on üç yaşındaydım, ümitsizdim ve her şey ama kesinlikle her şey ailemin beni içine sürüklediği yazgıdan daha cazipti. Bir eli, belindeki tabancada olan polis memuru, homurtular çıkaran motosikletinin üstünde, güneş gözlüklerinin arkasından çevreyi gözlüyordu. Yeni Başbakan’m konvoyundaki eskortlardan biriydi, görevi sivil arabaları yoldan temizlemekti. Sürücüler zamanında durmazlarsa, onları vurmaya yetkiliydi. Asfalt yoldan çekilmezlerse ya da dursalar dahi, içindeki yolculardan şüphelendiği ya da kasten oyalandıklarım düşündüğü takdirde onları vurabilirdi. Kendi vatanımdaki polis memurlarına hiç benzemiyordu.

Vatanım, dedim içimden. Eski bir acı mideme saplandı. İngiltere ve Britanya artık çok uzak kaldı. Benim için bu yer yani Afrika, bambaşka bir alemdi. Gözlerini bizden ayırmayan bu motosikletli polise, arabanın içinden bakarken Britanya, başka bir gezegendeymiş kadar uzak geliyordu.

İç çektim.

Babam tamamen yanlış anladı ve bronzlaşmış bileğindeki saatini gözüme soktu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Jenny Han - Sensiz Yaz Olmaz

Jenny Han - Sensiz Yaz Olmaz

Güzellik bazı yazların kaderinde var.

BİRİNE İLK AŞKIMI VERDİM. DİĞERİNE İLK ÖPÜCÜĞÜMÜ. ÜÇÜMÜZÜ AYIRMAYA BİR MEVSİMDEN FAZLASI GEREK.

Belly, yaza kadar günleri sayar, Cousins Sahili’ne gidip Conrad ve Jeremiah ile buluşacağı günleri iple çekerdi. Bu yıl hariç. Çünkü bir zamanlar iyi ve doğru olan ne varsa artık altüst oldu. Belly yazın gelmesini hiç istemiyor. Ancak Jeremiah arayıp Conrad’ın ortadan kaybolduğunu söylediğinde, Belly, işleri bir kez daha yoluna koyması gerektiğini anlıyor. Ve bunun tek yolu hep birlikte yazlığa gitmeleri; eskisi gibi. Çünkü bu yaz gerçekten de son yaz olacaksa, başladığı yerde bitmeli. Cousins Sahili’nde...

JENNY HAN, Richmond, Virginia’da doğdu ve University of North Carolina’da yaratıcı yazarlık okudu. New York’ta yaşıyor. Yazarla ilgili ayrıntılı bilgiye yazarın kişisel web sitesi adresinden ulaşabilirsiniz.

Kitaptan Alıntı

Conrad, Jeremiah ve Steven tüm sabahtır sörf yapıyorlardı. Bir gece önce bir fırtına olmuştu. Eve önce Conrad ile Jeremiah geldiler. Onları görmeden önce seslerini duydum. Merdivenlerden çıkarken, şiddetli bir dalganın Stevenin şortunu indirmesine kahkahalarla gülüyorlardı. Conrad bana doğru yürüyüp terden ıslanmış dergiyi yüzümden çekti ve sırıttı. “Yanağında kelimeler var,” dedi.

Gözlerimi kısarak ona baktım. “Ne yazıyor?”

Conrad yanıma çömelerek “Anlaşılmıyor, bir bakayım,” dedi. Ardından o ciddi Conrad ifadesiyle gözlerini yüzüme dikti. Eğilip beni öperken, dudakları okyanustan dolayı soğuk ve tuzluydu.

O esnada Jeremiah, “Sizin bir oda tutmanız lazım,” dedi ama şaka yaptığını biliyordum. Arkadan gelirken bana göz kırptı ve Conrad’ı havaya kaldırıp havuza fırlattı.

Jeremiah da havuza atlarken, “Haydi gel Belly!” diye seslendi.

Elbette ben de atladım. Su iyi gelmişti. İyiden de iyiydi. Cousins, her zamanki gibi, olmak istediğim tek yerdi.

“Hey? Dediğim tek bir şeyi duydun mu?”
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT! - Kitabı İndirmek İçin Logoya Tıklayınız" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Jenny McLachlan - Gizemli Mektuplar

Jenny McLachlan - Gizemli Mektuplar

Sır dolu mektuplar, ilk öpücükler ve aklını başından alan bir aşk!

Kime ve ne zaman âşık olacağından emin değilim. Şu anda bana ve babana âşıksın ve güvenilir ellerdesin. Yazdıklarımı okuyunca her şey mantıklı geliyor ama Rich, onu öpmezsem bana artık çikolata vermeyeceğini söylediğinde veya Carlo ile Eleanor’u el ele tutuşurken gördüğümde ne yapacağımı şaşırmıştım. Âşık olduğunda sen de böyle hissedersen panikleme ve olduğun yerde dur ve düşün. Tıpkı Londra metrosunda kaybolursan yapacağın gibi.

Kitaptan Alıntı

Daha Sonra...

Vay canına... Okul yedi dakika önce başladı ve ben burada oturmuş Lego oynuyorum. Mısır gevreklerini ağzıma atıp ılık sütten de hızlıca içerek doğum günü hediyelerimden geriye kalanları bırakıyorum. Gerçekten de okula koşmak zorundayım. En azından yepyeni Puma ayakkabılarımı test edebilirim... Yanları altın çizgili olanlar!

Yoldan aşağı âdeta uçuyor ve ara ara yeniden moda olan ayakkabıma hayranlıkla bakarak Günışığı Huzurevi'nin önünden, kestirmeden gidiyorum.

Yaşlı bir kadın mutfak camından, “Çimlere basma!” diye bağırıyor. Gülümseyip el sallıyorum, sonra otoparkın içinden koşarak geçerken bir yavru martı sürüsü çığlıklarla göğe doğru kanatlanıyor.

Görsel sanatlar bloğunun duvarına tırmanarak, duvarın üstünde bir an için durmayı başarıyorum ama sonra dengemi yitirip diğer tarafa düşüyorum. Son anda yuvarlanabildiğim için yaralanmaktan kurtuluyorum ve içtiğim sütten pişman olmuş bir şekilde sırt üstü yatıp nefesimi düzenlemeye çalışıyorum.

"Betty Plum, derhal açıklama bekliyorum!"

Tüh! Bu sesi tanıyorum.

Bir yandan ayağa kalkarken, en tatlı hâlimle, "Merhaba Bayan Pollard." diyorum. Okul müdürüm nefesini tutuyor ve beyaz elleriyle dosyasını sıkıca kavrıyor. Her zamanki gibi onu öfkelendirdim ve nedense yine kendini tutuyor. Ve tam o anda yalnız olmadığını fark ediyorum. Yanında, çite yaslanmış, gökyüzüne bakmakta olan bir oğlan var.

Ya da en azından ben onun bir oğlan olduğunu sanıyorum. Gerçek olamayacak kadar muhteşem görünüyor. Sanki oyun bahçemize bir film yıldızı düşmüş gibi. Kalbim yerinden çıkacak gibi oluyor ve kızarıyorum. Normalde ben hiç kızarmam ve tost makinasından elektrik çarptığı gün dışında kalbimin böyle çarptığını hiç hatırlamıyorum.
Ekitap indirmek için logoya tıklayını
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Osman Aysu - Bir Beyaz Perde Masalı

Osman Aysu - Bir Beyaz Perde Masalı

İlyas, kimliğini ve yaşama dair her şeyi unutmak için kendini kaybedecek kadar içtiği bir Beyoğlu gecesinin sonunda büyük bir belanın içine girer. Karşısındakiler kolay kolay baş edilemeyecek tehlikeli insanlardır. Üstelik hiçbir şey hatırlamamaktadır. Acaba bir hastane yatağında göz göze geldiği çekici doktor onu tekrar yaşama bağlayabilecek mi? Osman Aysu’nun bu romanında yine gerilimin, heyecanın ve erotizmin doruklarında dolaşacaksınız.

Kitaptan Alıntı

Ekitap İndirmek için logoya tıklayınız
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Kristin Harmel - Fransız Öpücüğü

Kristin Harmel - Fransız Öpücüğü

Emma korkunç günler yaşıyordu; nişanlısı tarafından tam da düğün hazırlıkları yaparken terk edilmişti, işinden kovulmuştu ve çok yakında evsiz kalacaktı. Peri masalı gibi süren hayatı bir anda tepe taklak oluvermişti... Kucağında dondurma kasesi, üzerinde pijamasıyla kendine ayıracak sürekli evde oturuyordu, ta ki Paris'te yaşayan ve ünlü yıldızların halkla ilişkiler işlerini yürüten arkadaşı Poppy ona muhteşem bir teklifte bulunana kadar!

Kitaptan Alıntı

Düğünümüz eylülde olacaktı. 
Son gelinlik provama çoktan gitmiştim. Nedimelerime karar verip çiçeklerimi 
seçmiş, bir yemek şirketi ayarlamıştım. Davetiyeler basılmıştı ve hepsi 
gönderilmeye hazırdı. Brett'le, düğünde çalacak bir grup da seçmiştik. Bir gün 
sahip olacağımız çocuklarımıza ne isim koyacağımızı konuşmuştuk. Sayfalar do- 
lusu karalamalar yapmıştım: Bay ve Bayan Brett Landstrom. Brett ve Emma Land- 
strom, Brett Landstrom ve eşi Emma Sullivan-Landstrom. Landstromlar. Birlikte 
geçireceğimiz geleceği gözümde canlandırabiliyordum. 
Ve sonra bir gün, her şey altüst oldu. 
Nisan aymda, sıcak, bunaltıcı bir salı akşamıydı, Brett'le aynı eve taşınmamızın birinci yılı şerefine ona özel bir akşam yemeği hazırlamak erken çıkmıştım. Bahçe masasını temizleyip canlı çiçekler alarak onun en sevdiği yemeği pişirdim: enginarlı ızgara tavuk, kuru domatesler ve el yapımı marinara soslu tel şehriyenin üstünde servis edilen keçi peyniri. "Mükemmel," diye düşünerek kadehlerimize Chianti koydum. 
Saat altıda Brett, "Yemek güzel görünüyor," diyerek sürgülü kapılardan geçip ağır ağır bahçeye çıktı. Dışan adımını atarken kravatını gevşetip gömleğinin ilk düğmesini açtı ki bu, onu ister istemez, normalden daha seksi gösteriyordu. Brett'i, onunla tanıştığım günkü kadar çekici bulmam iyiye işaret, diye düşündüm. 
Ona gözlerimin içi gülerek bakıp, "Yıldönümümüz kutlu olsun," dedim. 
Şrett şaşkın görünüyordu. 
"Yıldönümü mü?" Siyah, dalgalı saçlarının arasından elini geçirdi. "Neyin yıldönümü? 
Gülümsemem biraz söndü. "Birlikte yaşamaya başlamamızın," dedim. 
"Ah." Boğazını temizledi. "Ee, o zaman kutlu olsun." Bir seksen beşlik boyuyla sürgülü kapıya en yakın koltuğa iki büklüm oturup şarabından bir yudum aldı, içkiyi damağında gezdirip beğeniyle onaylayarak yuttu. 
Gülümseyerek karşısma oturdum ve ona doğranmış marul, zeytin, pepperoncini’, domates, taze sıkılmış limon suyu ve feta~ peyniriyle dolu salata kâsesini uzattım. Tabağma birkaç kaşık koymadan önce mest halde kâseyi kokladı. "Yunan usulü," derken ela gözlerinin kenarları kırıştı. 
Gülümseyerek "Evet," dedim. "En sevdiğin." 
Evlendikten sonra yemek pişirmek, temizlik yapmak ve ev işleri tanrıçası olmak konusunda kendimi daha da geliştirmeye kararlıydım. Bre 11'in (çalışmayıp bir de üstüne üstlük hem aşçı hem de hizmetçi çalıştıran) annesi, bana yüzünde gergin bir gülümsemeyle, oğlunun işten eve döndüğünde masada yemeğin hazır bulunmasına ve derli toplu, pırıl pırıl görünen bir eve alıştığını defalarca hatırlatmıştı. 
Altta yatan mesaj, benim bunlara yetecek düzeyde olmadığımdı. 
Anlaşılan hem tam zamanlı bir hizmetçi hem de tam zamanlı bir aşçı olup aynı zamanda da tam zamanlı işimi dengede tutmam gerekiyordu. 
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Margaret Atwood - Ademden Önceki Yaşam

Margaret Atwood - Ademden Önceki Yaşam

Elizabeth canavar ruhlu ama acınacak bir kadın; kocası Nate adeta kişiliksiz yumuşakbaşlı, hayalleri yıkılmış bir adam; Lesje doğal tarih müzesinde çalışan ve hayatında dinazorların yeri en az erkekler kadar önemli olan bir kadın. Cinsellik temelinde bir üçgen, aşk adını verdiğimiz trajik komedinin tutsağı üç insan. 
Kedi Gözü ve Damızlık Kızın Öyküsü'nün ardından Margaret Atwood gene farklı bir romanla karşımızda.

Kitaptan Alıntı

BİRİNCİ BÖLÜM

29 Ekim 1976, Cuma

ELIZABETH

Nasıl yaşamalıyım, bilmiyorum. Herkes nasıl yaşamalı, bilmiyorum. Bütün bildiğim, nasıl yaşadığım. Kabuğu çıkarılmış bir salyangoz gibi yaşıyorum. Bu da para kazanmak için iyi bir yol değil.

O kabuğu geri istiyorum, onu oluşturmam yeterince uzun zaman aldı zaten. Her neredeysen, o senin yanında, biliyorum. Sen kabuğu çıkarmakta ustaydın. Pullu bir elbise gibi bir kabuk istiyorum; gümüş paralardan, dolarlardan yapılmış olmalı. Bunlar bir armadillonun pulları gibi üst üste dikilmeli. Bir Fransız trençkotu gibi de su geçirmez olmalı.

Keşke seni düşünmeden durabilsem. Beni etkilemek istedin. Ama etkilenmedim işte, tiksindim. Yaptığın iğrenç bir şeydi; çocukça, aptalca bir şey. Bir kriz, bir oyuncak bebeği parçalamak gibi bir şey. Ne var ki, parçaladığın kendi kafandı, kendi bedenindi. Yatakta o bedenin yanımda olmadığını hissetmeden bir daha bir yandan öbür yana dönmeyeceğimden emin olmak, kesinkes emin olmak istedin. O bedenin orada olmadığını, ama kesilmiş bir bacak gibi, hâlâ dokunulabilir olduğunu bileyim istedin. Kesilip atılmış ama yeri hâlâ acıyor. Ağlamamı, yas tutmamı, elimde kara kenarlı bir mendille sallanan bir koltuğa oturmamı, gözlerimden yaş değil kan dökmemi istedin. Ama ben ağlamıyorum, öfkeliyim yalnızca. O kadar öfkeliyim ki, bu işi zaten kendin yapmamış olsaydın, ben seni öldürebilirdim.

Elizabeth sırtüstü yatıyor, elbisesi sırtında ama ütüsü bozulmamış. Ayakkabıları yatağın önündeki halının üzerine yan yana konmuş. Bu oval örgü halıyı dört yıl önce, ev döşemeye hâlâ meraklı olduğu yıllarda, Nick Knack’ten almıştı. Elizabeth’in kollan iki yanına açılmış, ayakları birbirine bitişik, gözleri açık. Tavanın yalnızca bir bölümünü görebiliyor, o kadar. Görme alanının içinde küçük bir çatlak var, bu çatlaktan daha küçük başka bir çatlak dallanmış. Hiçbir şey olmayacak, hiçbir şey açılmayacak, o çatlak genişleyip yarılmayacak, içinden hiçbir şey çıkmayacak. O çatlağın tek anlamı var. Duvar boyanmak istiyor. Bu yıl değil, gelecek yıl. Elizabeth “gelecek yıl” sözleri üzerinde dikkatini toplamaya çalışıyor, ama yapamıyor.

Solda bir ışık lekesi var. Başım çevirse, yarısına kadar kaldırılmış, örümcek gibi çiçekleri olan Çin tarzı bambu storlarıyla pencereyi görecek. Öğle yemeğinden sonra ofise telefon etti, orada olamayacağını söyledi. Bunu son zamanlarda çok sık yapmaya başladı, oysa o işe ihtiyacı var.

Orada olamayacak, evet. Çünkü Hint işi baskı yatak örtüsünün üzerinde kıpırdamadan yatan bedeniyle, saç gibi çatlakları olan tavanın arasında bir yerde şu anda. Hint işi örtünün üzerinde kaplanlar, çiçekler var. Kendisi ise siyah balıkçı yaka bir kazak, düz siyah bir eteklik, leylak rengi bir kombinezon, önden açılıp kapanan bej bir sutyen ve plastik yumurtaların içinden çıkan türden bir külotlu çorap giymiş. Kendisini orada yatarken görebiliyor. Yoğunlaşmış hava gibi, albümin gibi bir şey. Hani yumurta haşlarken kabuk çatlayıp da içinden pırtlayan şey gibi. Tavanın öte yanındaki boşluktan haberi var, kiracıların oturduğu üçüncü kat gibi değil burası. Uzaktan uzağa, minik bir gökgürültüsünü andıran sesler duyuluyor: Çocuğu orada, yerde bilyelerini yuvarlayarak oynuyor. Hava ancak duyulur, ıslık sesi gibi hafif bir ses çıkararak siyah boşluğa doğru emiliyor. Elizabeth duman gibi yukarıya, o kara boşluğun içine çekilebileceğini düşünüyor.

Parmaklarını oynatamıyor. İki yanında duran ellerini, lastik eldivenleri düşünüyor. Bu el biçimi şeylerin içine kemikleri, etleri zorla tıkıştırmayı, her seferinde bir parmağı hamur gibi sokuşturmayı düşünüyor.

Alışkanlık sonucu iki–üç santim aralık bıraktığı kapıdan yanmış balkabağı kokusu geliyor. Elizabeth bir hastanenin acil bölümünde tetikte duruyor sanki; çatırtılar, kırılma sesleri, çığlıklar duymayı bekliyor hâlâ. Hortlaklar Günü’ne daha iki gün var ama, çocukları balkabağından fenerlerini yakmışlar bile. Oysa hava bile kararmadı daha. Yalnız, Elizabeth’in yanı başındaki ışık lekesi hafiften solmaya yüz tuttu. Çocuklar giyinip kuşanmayı, acayip kıyafetlere girmeyi, maskeler takmayı öyle seviyorlar ki. Sokaklarda ölü yaprakların arasında koşmaya, yabancıların kapılarını çalmaya, ellerindeki kesekâğıtlarını uzatarak bonbon dilenmeye bayılıyorlar. Eskiden böylesi bir coşku, o ateşli sevinç, odasının kapalı kapısının ardında haftalarca sürüp giden hazırlıklar Elizabeth’in içine dokunurdu. İçinde bir şey burulur, bir anahtar çevrilirdi sanki. Bu yıl çocuklar ona uzak davranıyorlar. Aralarında bir hastanenin bebek odasındaki gibi onları ayıran sessiz bir cam pano var sanki. Elizabeth sabahlığıyla panonun önünde durmuş, sırayla her ikisine de bakıyor, onların o pembecik dudaklarının açılıp kapandığını, yüzlerinin buruştuğunu görüyor.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Kolektif - Kaybedenler Kulübü - Filmin Öyküsü

Kolektif - Kaybedenler Kulübü - Filmin Öyküsü

Bu kitap aslen Türkiye'de bir ilki temsil ediyor, historyasında ilkleri barındırmak gibi genetik bir adeti olan Altıkırkbeş Yayın "Kaybedenler Kulübü" filminin "Filmin Öyküsü" alt başlığıyla kitaplaştırdı. İlk olan da bu zaten: bir filmin öyküsünün anlatılması.

Senaryonun tamamını ve yönetmenin dekupe notlarını barındıran kitap, standart bir film kitabından sinema öğrencileri ve amatör filmciler için bir yol gösterici olması bakımından ayrılırken, kendine has edebi bir tadı da beraberinde sunuyor. 
Sadece bu değil ama; prodüksiyon öncesinden başlayan süreç, prodüksiyon sonrasına dek detaylarıyla uzmanları tarafından aktarılırken; senaristinden yönetmenine, görüntü yönetmeninden kurgu editörüne, sanat yönetmeninden oyunculara değin filmin sürecini ele alırken, set fotografları, kamera arkası görüntüleri ve notları, oyuncular, ekip, senarist ve yönetmenle yapılmış röportajlara, filmin gerçek karakterlerini de içine alarak sunan kitap, kendi başına bir hikaye olan "soundtrack" sürecinin de eşsiz ve titiz çalışmasını tanıklıklarla, çalışma notlarıyla birlikte ortaya koyan bir belge(sel) niteliği de taşıyor.

Kitaptan Alıntı

ÖNSÖZ

15 yıl kadar önce, Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk, Kaybedenler Kulübü’nü yapmaya başladıklarında, herhalde olayın bu raddeye geleceğini düşünmemişlerdi. Düşünselerdi olay bu raddeye gelmezdi zaten. Böyle şeyler düşünmeden yaptığınızda olur. Düşünmeden yapılan şeyler her zaman eğlenceli olmuştur.

Hikayeye şöyle bir göz attığınızda, fragmanı izlediğinizde ya da filmi izlediğinizde sadece anlatılanların değil, belki de tüm bunların gerçekleşme süreçlerinin de ne kadar eğlenceli, ne kadar sert, ne kadar da rock n’ roll baby tadında ilerlediğini düşüneceksiniz. Bu çok normal. Ancak bir senaryo yazmak, bir filmi çekmek ve sonra onu montajlamak aslında hiç de eğlenceli bir iş değildir. Bunun eğlenceli olduğu yönündeki genel anlayış ülkemiz sinemasında sıkça uygulanmakta ve hepimizin sürekli şahit olduğu malum sonuçları doğurmaktadır.

Kaybedenler Kulübü, bu anlamda oldukça profesyonel bir yaklaşımla hazırlanmıştır. Bu kitap, tüm bu süreci takip etmenizi sağlamak amacıyla yayımlandı. Senaryo sürecindeki röportajlar ve ilk notlarımızdan, yönetmenin hazırlığına, oyuncuların hazırlığına, ekibin hazırlığına, çekim sürecine ve hepsinin birlikte doğuma doğru nasıl keyifli ve sağlam adımlarla ilerlediğini göreceksiniz.

Bugüne kadar çok az film bünyesinde, bu kadar profesyonelliği ve bu kadar ruhsallığı bir arada barındırabilmiştir. Ayrıca çok az sayıda bebek, filmin çekim sürecinde değil hazırlığında ve montajında doğacak kadar düşünceli olabilmiştir.

Önemli olan yolun sonunda ne olduğu değil, yolun üzerinde neler olduğudur.

Mehmet Ada Öztekin
Harita, cep içkisi, tütün

RÖPORTAJLAR / TANIKLIKLAR
NEJAT İŞLER

Bu kaçıncı uzun metrajındı?

-İrili, ufaklı 15 oldu galiba.

Senin için bir fark var mıydı, diğer filmler ile kıyas yaptığında bir empati farkı söz konusumuydu mesela?

-Kaybedenler kulübü dinleyicisiydim 90’larda. Rock’n roll yaşam tarzının içindeydik bir şekilde. Saçlar uzun, küpeler takılmış, işimi keyfe keder yapıyorum, gece hayatı her gün, kadınlar keza. 20’li yaşlar işte... Empatinin kralı vardı kaybedenlere...

Kaan’ı oynama teklifi nasıl geldi, senin cevaplama sürecin nasıl oldu bi anlatır mısın?

-Tolga aradıktan sonra, mevzunun Kaybedenler Kulübü olduğunu öğrenince, tek düşündüğüm: “başkası oynarsa Tolga ile kavga ederiz” olmuştu.

Bildiğimiz kadarıyla programı zaten biliyordunuz? O zamanlara dair bişeyler söylesen, Nejat İşler 90’larda o vakitler ne yapmaktaydı mesela?

-Memleketin en sosyetik caddesinde sokak tezgahım vardı, her gün önümden şahane kadınlar geçiyordu, en kıyak sanat okulunda oyunculuk okuyordum, çok seyredilen bir dizide rock’çı oynuyordum, devlet tiyatrosunda roller almıştım, habire bir müzik grubu kuralım, bir fanzin çıkartalım, hatta manifestolu bir sokak sanatı hareketi yayalım çabasındaydım. İyiydi yani.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Amy Zhang - Benimle Kal

Amy Zhang - Benimle Kal

Durağanlık, kuvvet, kütle, yerçekimi, ivme ve hız, neden-sonuç ilişkisi.

Liz hiçbirini anlamıyordu.
Ama ben anlıyordum.
Neden düştüğümüzü anlıyordum.
Nereye ve nasıl düştüğümüzü de.
Mutsuzluğunu anlıyordum,
kalbini paramparça eden yalnızlığı ve sessizliği de...
Böyle olmak zorunda değildi, değil mi?
Hep böyle olmamıştı, değil mi?
Hayatta kal,
Liz Emerson,
benimle kal…

Hareket halindeki bir cisim bir dış kuvvet etki etmediği sürece hareket halinde kalır. Önüne çıkan her şeyi dümdüz etmesi gerekse bile…

Soğuk bir kış günü, lise üçüncü sınıf öğrencisi Liz Emerson arabasını bir ağaca doğru sürer… Neden dünyanın onsuz daha iyi bir yer olacağını düşünmüştür? Neden her şeyden vazgeçmiştir? Kıskanılacak bir hayatı olduğu düşünülen Meridian Lisesi’nin en popüler öğrencisinin kısa ve hazin yaşamı doğrusal olmayan bir zaman ekseninde anlatılıyor.
Kütle, ivme, durağanlık ve kuvvet… Liz, Hareket Kanunları’nı bir türlü anlayamamıştı. Ne fizik dersinde ne de son hızla önündeki ağaca doğru aracını sürerken…
Başka insanların hayatını nasıl etkilediğimiz, eylemlerimizin nasıl sonuçlar doğurduğu, arkadaşlığın ya da anneliğin anlamına dair sorularla dolu bu kitap, hayatın gerçekten neden-sonuç ilişkisinden mi ibaret olduğunu sorgulatıyor.

“Yazar neşeli olduğu kadar güçlü ve sıradışı gözlem yeteneğiyle, çok yönlü karakterler, umutlu bir son ve zamanı yakalayan detaylarla romanını ele almış.”

School Library Journal

Kitaptan Alıntı

HAREKET KANUNLARI

Birinci Kanun
Bir cisme dengelenmemiş bir dış kuvvet etki etmediği sürece cisim hareket durumunu (durağanlık veya sabit hızlı hareketj korur.

İkinci Kanun
Kuvvet, cismin çizgisel momentumunun (mVj zamanla değişimiyle orantılıdır. F=ma: Net kuvvet, cismin kütlesiyle ivmesinin çarpımına eşittir.

Üçüncü Kanun
Her etkiye karşılık onunla eşdeğerde ve zıt yönde bir tepki vardır.

BİRİNCİ BÖLÜM Hareket Kanunları

Liz Emerson’ın intihar teşebbüsünde bulunduğu gün, fizik dersinde Newton’ın Hareket Kanunlarını işlemişlerdi. Okuldan sonra, Mercedes’ini yoldan çıkararak bu yasaları pratik etti.

Çimenlerin üzerinde, saçlarında kırık cam parçalarıyla, her tarafı kan revan içinde yatarken başını kaldırdığında yine gökyüzünü gördü. Ağlamaya başladı, gökyüzü o kadar maviydi ki... Öylesine maviydi ki... Üzerine garip bir hüzün çöktü çünkü bunun nasıl bir his olduğunu unutmuştu. Gökyüzünün ne kadar mavi olduğunu unutmuştu ve artık çok geçti.

Nefes alıp vermek fazlasıyla zorlaşmıştı. Geçip giden arabaların sesleri çok uzaktan geliyormuş gibi boğuklaşmaya, dünya bulanıklaşmaya başlamıştı ve o anda Liz, ayağa kalkıp arabaların peşine takılmaya, dünyayı yeniden keşfetmeye dair tarifi güç bir istek duydu. Ve işte o anda ölümün ne demek olduğunu kavradı. O arabaların peşine bir daha asla takılamayacaktı.

Bir dakika, diye düşündü. Şimdi ölemem.

Newton’ın Uç Hareket Kanunu’nu hâlâ anlamıyordu. Durağanlık, kuvvet, kütle, yerçekimi ve zıt yönde eşdeğer tepkimeleri hâlâ tam olarak anlayamıyordu ama her şeyi geride bırakmaya hazırdı. Her şeyin sona ermesine hazırdı.

İşte tam da o anda, bir şeyleri anlamaya çalışmayı bir kenara bıraktığında her şey yerli yerine oturdu.

Hiçbir şey o kadar da basit değildi.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

David Henry Wilson - Ters Yüz Şatosu

David Henry Wilson - Ters Yüz Şatosu

Okul için bir ödev yazması gereken küçük Lorina, siyah bir tavşanın yardımıyla, ormanın içinden sihirli bir dünyaya gider. Oraya vardığında çok çalıştırılan, aç bırakılan ve yakındaki şatodan çıkan zehirli dumanlara maruz kalan yeşil insan insanlarla tanışır. Lorina, şatoya girip yardım istemeye karar verir. Fakat şatoda içeridekilerle tanıştığında onların, bütün yemekleri kendilerine saklayan ve dışarıdakileri köle olarak gören bencil kişiler olduğunu anlar. Lorina’nın macerası onu bürokrat sıçan, denetlemeci yılan, çiftçi armadillo ve en sonunda da Başkan Domuz’la tanıştıracaktır.

Kitaptan Alıntı

SİYAH TAVŞAN

"Bilmen gerekir ki/' dedi siyah tavşan, "Şato'da yaşayan iki tür insan vardır. İçeridekiler, içeride yaşarlar, çok hoşturlar. Terbiyeli, kibar, düzgün eğitim almış ve medenidirler. İçeridekiler iyidir. Bir de dışarıdakiler vardır. Onlar dışarıda yaşarlar. Korkunçturlar. Öf! Dışarıdakiler iğrençtirler; gürültücü, ilkel, kaba saba ve görgüsüzdürler. Bir de yeşildirler. O yeşil insanlar beni yakalarsa ne yaparlar biliyor musun? Biliyor musun, ha?"

"Hayır," dedi Lorina.

"Beni yerler. Yapacakları şey budur."

"Ne kadar korkunç!" dedi Lorina.

"Bir de bana sor," dedi siyah tavşan.

"Ne kadar korkunçtu?" dedi Lorina yeniden.

"İşte bu yüzden," dedi siyah tavşan, "ormanın dışına adımımı bile atmıyorum. Sana yolu göstereceğim ama sakın seni oraya götürmemi bekleme."

Tavşan dökülmüş yaprakların arasından ağır ağır ilerledi ve yeşil insanları düşünmekte olan Lorina da birkaç adım geriden onu takip etti. Şato'yu ve içeridekileri görmek çok hoş olurdu ama dışarı-dakilere rastlamak çok da güzel olmazdı.

"Eğer yeşil insanlar seni yerse," dedi Lorina, "belki beni de yerler."

"Buna şaşırmazdım doğrusu," dedi siyah tavşan. "Onlar her şeyi yerler. Ve herkesi."

"Sen ormandan hiç çıkmadın mı?"

"Asla," dedi siyah tavşan. "Ormanda doğdum, ormanda yetiştim. Ancak öldüğümde ormanı terk edeceğim."
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Joan Aiken - Yagmur Damlalarından Kolye

Joan Aiken - Yagmur Damlalarından Kolye

Geç Bulunmuş Bir Hazine İngiliz çocuk ve gençlik edebiyatının 20. yüzyıldaki en değerli kalemlerinden biri olan Joan Aiken'in, 1969 tarihli "Yağmur Damlalarından Kolye" adlı klasikleşmiş eseri nihayet Türkçede! Aiken, uçsuz bucaksız detaylarla süslediği düşlerini, sekiz ayrı masal ile büyülü bir tepsi üzerinde sunmuş okurlarına... Türkiyeli okurlar icin geç bulunmuş bir hazine, hatta bir cevher değerini taşıyacak olan "Yağmur Damlalarından Kolye", sınırları olmayan muhteşem bir hayal dünyasına doğru çıkılacak sıra dışı yolculuklar vaat ediyor. Yazarın anlattığı masallarda her şey olağan, her şey sanki olması gerektiği gibi... Onun için kitaptaki tüm doğaüstü olaylar-varlıklar, büyülü anlatılar adeta gerçekmiş ve gerçek olabilirmiş gibi algılanıyor. "Yağmur Damlalarından Kolye" çocukların her gece dinlemekten bıkmayacakları türden masallar içeriyor. Öyle ki her dinleyişte farklı detaylar üzerine düşünerek değişik rüyalara dalmak da mümkün. Aiken'in büyülü kalemi ve kitabın çizeri Jan Pienkowski'nin muhteşem görselleri ile okurları sanatsal bir şölen bekliyor. Kitaba adını da veren bir doğum günü masalı ile başlayan "Yağmur Damlalarından Kolye", yine bir doğum günü masalı ile sonlanıyor. Her masal birbirinden güzel ve özgün. Kitabı özel kılan bir diğer yönü ise evrenselliği. Zaten dünya çapında bir klasik haline dönüşmesi de bunun en belirgin kanıtı. "Yağmur Damlalarından Kolye"de, Kuzey Ruzgarının Laura'ya armağan ettiği yağmur damlalarından yapılmış kolyenin Arabistanlı bir kralın eline geçmesi ile yaşananları görünce şaşıracak; elbiseleri küçük gelen Emma'nın, çamaşır ipine asılıyken kiminle karşılaştığını öğrenince hayrete kapılacak; elmalı turtasını bir parça gökyüzüyle pişiren yaşlı kadının, kocası ve kedisi ile çıktıkları macera dolu yolculuğa eşlik edecek; doğum günü gecesi evde yalnızlık çekmesin diye Janet'e gelen misafirler ile birdirbir oynayacaksınız. Bunlarla da yetinmeyip, bazı geceler, çölün tam ortasındaki bir tren istasyonunda yaşayan üç adamın düşünü kurdukları gezilere can yoldaşı olacak; Bayan Jones'un mayalı süt içirerek devleştirdiği tatlı ve nazik kedisi Mog'un başına nasıl büyük bir bela geldiğine kahkahalarla gülecek; kendilerine Pamukkurdu adını veren dört kafadarın bir gecelik yatacak yer bulmak için neler yaptıklarına inanamayacak ve Nils'in binlerce yıldızdan yapılmış kırkyama yorganının çöl büyücüsü Ali Bey tarafından nasıl çalındığını görüp öfkeleneceksiniz. "Yağmur Damlalarından Kolye", masalları seven çocukların dinlemekten bıkmayacakları, okumayı seven çocukların tekrar tekrar okumaktan sıkılmayacakları, bir yanı hala cocuk kalmış yetişkinlerin de hayal dünyalarına doğru eğlenceli bir yolculuğa çıkacakları benzersiz bir kitap. Joan Aiken'in ve Jan Pienkowski'nin yarattıkları bu büyülü dünyaya hepiniz hoş geldiniz! Okumak için ne bekliyorsunuz?..

Kitaptan Alıntı

Bay Jones adındaki bir adamla karısı deniz kenarında yaşıyordu. Bay Jones fırtınalı bir gecede bahçedeyken, bahçe kapısının yanındaki çobanpüskülünün sallanıp silkinmeye başladığını gördü.

Bir ses, “Bana yardım edin! Ağacın içine sıkıştım! Bana yardım edin, yoksa fırtına bütün gece sürecek,” diye bağırdı.

Çok şaşıran Bay Jones ağacın yanma gitti. Ağacın ortasında, uzun gri pelerinli, uzun gri sakallı ve görüp göreceğiniz en parlak gözlere sahip uzun boylu bir adam vardı.

“Kimsiniz siz?” diye sordu Bay Jones. “Benim çobanpüs-külümde ne işiniz var?”

“Buraya sıkıştım, görmüyor musunuz? Dışarı çıkmama yardım edin, yoksa fırtına bütün gece sürecek. Ben Kuzey Rüzgân’yım ve fırtınayı savuşturmak benim işim.”

Bunun üzerine Bay Jones, Kuzey Rüzgân’mn ağaçtan çıkmasına yardım etti. Kuzey Rüzgân’mn elleri buz gibiydi.

“Teşekkür ederim,” dedi Kuzey Rüzgârı. “Pelerinim yırtılmış, ama önemli değil. Bana yardım ettiniz, karşılığında ben de sizin için bir şey yapacağım.”

“Hiçbir şeye ihtiyacım yok,” dedi Bay Jones. “Daha yeni bir kızımız oldu ve bir çift dünyada ne kadar mutlu olabilirse o kadar mutluyuz.”

“Bu durumda,” dedi Kuzey Rüzgârı, “bebeğin vaftiz babası olacağım. Bu yağmur damlasından kolye kızınıza doğum günü hediyem olacak.”

Gri pelerininin altından çok güzel, incecik bir gümüş zincir çıkardı. Zincirin ucunda üç tane ışıldayan, parlak damla vardı.

“Bunu bebeğin boynuna takın,” dedi Kuzey Rüzgân. “Yağmur damlaları onu ıslatmaz. Her yıl doğum gününde ona bir başka damla getireceğim. Dört tane damlaya sahip olduğunda, en şiddetli sağanaklarda bile ıslanmayacak. Beş tane damlası olduğunda, hiçbir şimşek ya da yıldırım ona zarar veremeyecek. Altı tane damlası olduğunda, en güçlü rüzgâr bile onu sürükleyemeyecek. Yedi tane yağmur damlası olduğunda, en derin nehirde yüzebilecek. Sekiz tane yağmur damlası olduğunda, en açık denizlerde yüzebilecek. Dokuz tane yağmur damlası olduğunda, ellerini çırparak yağmuru durdurabilecek. On tane yağmur damlası olduğunda, burnunu çektiğinde yağmur yağdırabilecek.”
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Jaap Ter Haar - Hayatı Sevmeye Devam Et

Jaap Ter Haar - Hayatı Sevmeye Devam Et

Yaşamın akışı değiştiğinde...

Beer bir kazada görme yeteneğini kaybeder. Yeni durumuna uyum sağlamaya çalışırken başına gelen felaketin, felaketlerin en büyüğü olmadığını kavramaya başlar.

Kitaptan Alıntı

Korku ve şiddetli acıyla dolu ürkütücü bir çığlık... Tekrar tekrar yankılandı.

"Berend!"

"Beer!" (Onu böyle çağırdıkları da olurdu.)

Bennie'yle Goof'un sesleri çok yakında ama boş bir kilisedeki fısıltılar kadar da gerçekdışı. Telaşlı adımlar. Uzaklardan gelen rahatsız edici mobilet uğultusu. Sonra o acı. Aman Tanrım, o acı!

Berend, düşerken bağırdığının farkına varmıştı. Korkunç bir acı kapladı bedenini; çevresinde her şey yitip gitmişti sanki.

"Doktor! Doktor çağırın!"

Başka bir dünyadan kulağına gelen uçucu ve belirsiz sesleri alıp götürüyordu rüzgâr. Siren sesi duyuldu.

Sonra bir şey patlıyor aniden. Balta girmemiş orman karanlığı egemen oluyor her yere... Renklerle dolu bir dünya. Sonrası hiç.

Berend, giderek büyüyen tuhaf bir dünyada yapayalnızmış gibi bir duyguya kapılmıştı. Bedeni yoktu; sanki artık sadece çekiç darbelerinin gümbürdediği, havai fişeklerin atıldığı, trenlerin çarpıştığı, davulların çalındığı kafasının içinde kocaman bir boşluk vardı. Görüntü ve renk kargaşası yavaş yavaş açıldı. Şimdi kolalı bir önlüğün hışırtısını duyuyor, hastaneye özgü o özel, sert havayı kokluyordu. Bir el saçını mı okşuyor? Karanlıktı. Berend gözlerini açmaya çalıştı ama karanlık hâlâ sürüyordu. Delici, kör edici bir acı hissetti. Derisi bayağı sıyrılmış sağ eli, çarşafın üstünde kaydı huzursuzca.


Jaap Ter Haar HAYATI SEVMEYE DEVAM ET
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Kelly Harms - Gülmeyi Unutan Kızlar Kulübü

Kelly Harms - Gülmeyi Unutan Kızlar Kulübü

İdeal bir yaz kitabı. Okuduğunuz için kendinizi şanslı sayacaksınız!”
Sarah Addison Ailen, New York Times çoksatan yazarı

“Kalbinize dokunan ve eğlenceli bir kitap olan Gülmeyi Unutan Kızlar Kulübü, garip oldukları kadar kendinizi de bulduğunuz karakterleriyle sizi içine çekiyor.
Meg Donohue, yazar

“Kelly Harms’ın kitabını bitirince, insan bazen tek yapması gerekenin bakış açısını değiştirmek ve biraz da ev yapımı yemek olduğunu anlıyor.”
Molly Shapiro, yazar

“Karakterler o kadar iyi çizilmiş ki adeta sayfadan fırlayıp gerçek hayata geçecek gibiler. Bu kitabın büyük bir hayranı oldum!”

Kristin Harmel, Gökyüzünde Yıldızlar Parladıkça kitabının uluslararası çoksatan yazarı
Hayallerindeki evin bu seneki şanslı sahibi: Janine Brown


Janine “Janey” Brown katılmadığı bir yarışmadan ev kazanamayacağının farkında, tabii işin içinde çılgın ruhlu teyzesinin parmağı yoksa.

Ama şehrin diğer köşesindeki Janine “Nean” Brown o yarışmayı kazanacağına emin, rüyasında bile gördü.

Pılıyı pırtıyı toplayıp son parasıyla da otobüse atlayarak rüyalarındaki eve koşmaktan başka ne yapacaktı ki?

Aynı adı taşıyan iki Janine Brown da denize nazır yalısına kavuştuğunda onları tek bekleyenin yeni bir hayat olmadığını görecek. Sıfırdan başlamak için çıktıkları yoldaki bu “küçük” yanlış anlaşılma, belki de hayatlarının asıl şansı olacak.

Ne de olsa insan, insanın aynasıdır.

Kitaptan Alıntı

SOMONLU TURTA ŞÖYLE YAPILIR

Önce tüm malzemeleri alırsın. Cedar Falls, Iovva’daki tek gerçek balıkçı bütün bir somonla ne yapacağını sorduğunda, bu kadar sıska ve bir başına olan sen, cevap vermezsin. Çünkü beş senedir aynı adamdan tuhaf miktarlarda deniz ürünü alıyor olmana ve adamın artık yabancı sayılmamasına rağmen, başkalarıyla konuşma düşüncesi bile seni utandırıyor. Yine de kekeler, kıpırdanırsın ve nihayet ona parayı verip balığın kafasını ve kuyruğunu ayırmasını istemeyi unutarak oradan kaçar gibi gidersin. Sonra da kâğıda sarılmış elli santimetrelik somonu eve taşırsın, kâğıdı açınca sana suçlar gözlerle baktığını görüp tuhaf bir şok yaşarsın. Olan olmuştur zaten... Balığı evinin aşırı küçük buzdolabında buza yatırırsın.

Sonra da çalışacağın uzun bir zaman dilimi ayırman gerekiyor. Bu, müdürün Tami tarafından müşteri hizmetleriyle ilgili sorunların üzerinde çalışmak (mesela: yabancılarla konuşmak) için eve erken gönderildiğin bir hafta içi öğleden sonrası olabilir.

Şimdi de sıfırdan milföy hamuru yaparsın çünkü kabul edelim ki yapman gereken başka bir işin yok. Hazır olduğunda, hamura devasa bir balık şekli verirsin. İki bitişik yuvarlak, bir büyük gövde ve küçük bir kuyruk. Pişme zamanı geldiğinde turtanın harcını içeride tutmak için o koca şeyin kenarlarını sıkıca kapatırsın. Bu şaheseri kurabiye tepsisine koyar ve pişirirsin. Umarım büyük bir fırının vardır çünkü aynı zamanda balığın üstüne gelecek uyumlu bir “kapak” da pişirmen gerek. Eğer yoksa, milföy hamurunu mini fırında pişirmeyi hiç düşünmüş müydün? Az çok işe yarıyor.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Holly Black - Cassandra Clare - Magisterium 2 - Bakır Eldiven
Holly Black - Cassandra Clare - Magisterium 2 - Bakır Eldiven
Callum Hunter'ın yaz tatili, diğer çocuklarınkinden çok farklı! Magisterium okulunda geçirdiği tuhaf bir yılın ardından, babasının kendisinden ve en yakın dostu Kaos Taşıyan kurt Havoc’tan şüphelendiğini öğreniyor. Bir de bodrum katında onları ortadan kaldırmak için planlar yapmakta olduğu ihtimaliyle karşılaşınca, her şey hepten sarpa sarıyor.

Cali; Magisterium'dan kaçıyor ama bu işleri daha da zorlaştırmaktan başka bir şeye yaramıyor. Büyücüleri yaptıkları büyüden ayırmaya yarayan bakır eldiven Alkahest çalınıyor! Bunu yapan suçluyu ararken Cali ve arkadaşları Aaron'la Tamara, dikkatleri tehlikeli biçimde üzerlerine çekiyor.

Magisterium’un gizemi Baktr Eldiven Ie daha da derinleşiyor.

Her yazdıkları çok satanlar listesine giren Holly Black ve Cassandra Clare, okurları bu kitapla da olağanüstü bir yolculuğa çıkarıyor.

Kitaptan Alıntı

Cali babasına aldırış etmeden Yıkım’m başını okşadı. Son zamanlarda Alastair, Call’dan memnun değildi. Oğlanın Magisterium’daki anılarını işitmek istemiyordu. Call’un Alastair’in eski ustası olan Rufus’un çırağı seçilmesi de canını sıkıyordu. Cali eve yanında Kaos Taşıyan bir kurtla döndüğünden beri de huzuru hepten kaçmıştı.

Cali ömrü boyunca babasıyla baş başa bir hayat sürmüş, ondan eski okulunun nasıl şeytani bir yer olduğunu dinlemişti. Şimdi ise kabul edilmemek için elinden geleni ardına koymamasına rağmen Cali da aynı okulda okuyordu. Cali, Magisterium’da geçirdiği ilk yılın ardından geri döndüğünde babasının kızgın olmasını beklese de bu kadar kızgın olmasının kendisinde nasıl hisler uyandıracağını hiç hesaplamamıştı. Eskiden gül gibi geçinirlerdi. Şimdi ise her şeyde bir...gerginlik vardı.

Cali bunun nedeninin sadece Magisterium olmasını ümit ediyordu. Çünkü diğer olasılık, Alastairln Call’un gizliden gizliye içinde kötülük taşıdığını biliyor olmasıydı.

Bu gizli kötülük konusu Call’u da huzursuz ediyordu. Hem de çok. Kafasının içinde bir liste oluşturmaya başlamıştı; kendisinin bir Kötülükler Efendisi olduğuna dair tüm kanıtları bir yana, bunun aksine yönelik tüm kanıtları diğer yana koydu. Bir Kötülükler Efendisi cezvenin dibinde kalan kahveyi içer miydi? Bir Kötülükler Efendisi kütüphaneden hangi kitabı seçip alırdı? Baştan aşağı siyaha bürünmek bir Kötülükler Efendisine yaraşır bir seçim miydi, yoksa doğal bir gardırop tercihi mi yapmalıydı? En kötüsü ise babasının da aynı oyunu oynaması, CalFa her bakışında onu tartıp Kötülükler Efendisi Puanlarını yeniden hesaplanmasıydı.

Fakat Alastair sadece şüpheleniyor da olabilirdi. Cali emin olamıyordu. Sadece CalFun bildiği bazı şeyler vardı.

Cali, Usta Joseph’m ona söylediklerini düşünmeden edemiyordu. CalFun Ölümün Düşmam’mn ruhunu taşıdığını söylemişti. Onun bizzat Ölümün Düşmanı olduğunu ve kaderinde kötülük olduğunu. Babasıyla binlerce kez yemek yedikleri huzurlu, san boyalı mutfakta bile sözcükler CalFun kulaklarında çınlıyordu:
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Elizabeth Craft - Shea Olsen – Çiçek

Elizabeth Craft - Shea Olsen – Çiçek

Bir planı vardı.
Sonra onunla tanıştı.
“Cuma gecesi, Charlotte.
Benimle çık.”
Hayır demem için milyonlarca neden vardı.
Annemin geçmişi.
Ablamın şimdiki hali. Geleceğim.
“Bir randevu,” dedi alçak ve âdeta hipnotize edici bir sesle.
“Evet de. Kaybedecek neyin var?”
Her şeyim, diye du¨şu¨ndu¨m.
Hep istediğim şeyler:
Derslerde en yu¨ksek notları almak.
Bu¨yu¨kannemi gururlandırmak.
En önemlisi, ailemin başaramadığını başarmak: Stanford Üniversitesi erken kabul mektubu.
Erkekler, aşk ve seksle kafayı bozan annem ve ablam geleceklerini, ne istediklerini unuttular. Ve sonunda her şeylerini kaybettiler.
Ben bir erkeğin dikkatimi dağıtmasına asla izin vermeyeceğim. Bu konuda kendime söz verdim.
Tabii bu, Tate’ten önceydi.
Gezegenin en bu¨yu¨k pop yıldızı bana ilgi göstermeden önce.
Özel uçaklar, gizli buluşmalar ve yalnızca bana yazılmış şarkı sözlerinden önce.
Hakkında bilmediğim pek çok şey var: Mu¨ziği neden bıraktığı gibi. Birlikte değilken nereye gittiği gibi. Karanlık geçmişinde ne sakladığı gibi. Fakat öpu¨ştu¨ğu¨mu¨zde gelecek çok uzaklarda göru¨nu¨yor. Ve şimdi ne istediğimden emin değilim.

Kitaptan Alıntı

ÖNCE

Kendime o sözü verdiğimde, on iki yaşındaydım.

Annemin öldüğü seneydi. Annem hep umursamazdı. Keyfiydi. Hayatında ne zaman yeni bir erkek arkadaş belirse, beni ve ablam Miayı terk ederdi. Annemin âşık olduğuna o kadar çok şahit olmuştum ki, aşk adeta içine çektiği havaymış ve onsuz boğulurmuş gibi yaşardı. Bizi bir nefes için daha terk etti ve sonunda bu nefes onu öldürdü.

Aşk sizi felakete sürükleyebilir. Her şeyi elinizden alabilir.

Ben de kendime söz vermiştim: Erkekler, mezuniyet balosu ve cumartesi gecesi partileri olmayacaktı. Evde kalacak, tüm derslerimden A alacaktım. Üniversiteye gidecek, kendime farklı bir gelecek inşa edecektim. Hiçbir şeyin beni durdurmasına izin vermeyecektim. Kimsenin bunu yapmasına izin vermeyecektim.

Ama bu sözü her şey değişmeden önce vermiştim.

Ondan önce.

SONRA

Bakışları dudaklarıma kaydı ve beni öpmeden önce bir süre orada kaldı. O bileklerimi sıkıca tutarken ve bedenini benimkine bastırırken, ben de onu tutkuyla öptüm.

Dudaklarımdan ayrılıp çenemi ve boynumu öpmeye koyuldu. Dudakları ılıktı ve hafif hafif tenimi ısırıyordu. Bana bakmak için başını kaldırdığında, gözlerindeki o müthiş arzuyu gördüm. Beni öperken, gözlerimiz kilitli kaldı. Basit bir öpücüktü, dudaklarımız şöyle bir birbirine değip geçti. Yine.

Sonra, yine.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Bibi Dumon Tak - Kır Kurdu Kitap Kurdu
Bibi Dumon Tak - Kır Kurdu Kitap Kurdu
Doğada öyle hayvanlar var Ki duysanız inanmazsınız. Var olduklarına da. sahip oldukları olağanüstü yeteneklere de şaşar kalırsınız.

Ama hepsi gerçek.

Allayıp pullamaya, allayıp pulladığı yuvasıyla da dişileri tavlamaya meraki çapkın çardak kuşu.. Torpidolar gibi çatıların üzerinden süzülen, yere hiç ayak basmayan ebabil kuşu. Önüne ne çıkarsa çıksın gözünü kırpmadı yiyen göçmen karınca... Kendi su geçirmez kostümünü kendi yapan, yeraltı dünyasının prensi “su deposu çöl kurbağası"..

Hep uçuş halinde olanını ini istersin yoksa kurbanına sinsice sokulanını m Emekleyen, oynayan, yüzen hatta iki ayağının üzerinde dikilip suda yürüyen

Hepsi bu kitapta!

Kitaptan Alıntı

Denizatı


Masallardan çıkıp gelmiş adeta. Hayallerde yaratılmış bir hayvan. Sanki bir gün birisinin canı bir resim çizmek istemiş de oturup düşünmüş: Hmmmm... Bugün sualtında yaşayan bir at mı çizsem? Yele yerine mini mini dikenleri olan bir denizatı. Bacak yerine küçük sırt yüzgeçleri olsun. Tutunmak için minicik, kıvrık bir kuyruk, boncuk boncuk gözler ve de zarif bir boyun.

Elbette hiç kimse, bunu böyle oturup çizmemiş. Denizatı gibi delice bir şeyi istesen de uyduramazsın. İşte gerçekler hayallerden daha şaşırtıcı olabilir böyle.

Denizatı ufacık bir balık. Yüzmeyi pek bilmeyen mini mi mini bir balık. Kuyruğuyla bir yosunun ucuna tutunur, akıntılar onu sürükleyip götürmesin diye. Yosunun ucunda, usul usul salınırken, küçüçük bir balona benzer.

Dolunayda erkek ve dişi denizatları birbirlerini aramaya koyulur. Kuyrukları bu kez tuzlu deniz bitkilerine değil, birbirlerine dolanır. Sonra dişi, minik yumurtalarını, erkeğinin küçücük kesesine atıverir. Şu bizim erkek denizatının karnındaki küçük kuluçka kesesine. Yumurtalar yerine yerleşir yerleşmez de “Eyvallah!” der, çeker gider.

Erkek, dişiden hamile kalır. Ne hayvan ama değil mi! Erkek denizatı, kesesindeki minik yumurtalara gözü gibi bakar. Bu arada yumurtaların yanma biraz da kendi dölünden atar. Birkaç hafta geçince yavrucuklar doğar. Sonra hemen babalarının kesesinden çıkar, uçsuz bucaksız denize dalarlar. Sanki bir sihirbaz numarası gibi inanılmaz ama ne hile ne de hayal, yüzde yüz gerçek.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Author Name

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/FymUrEaf4VRt8qa37E5vOFjGq7rw0baT5ScQ7nwsZ7F1nMsihsXMJ-ECCaNgexvSUbcSY44G8IikGvIN11CTzgVt5G5RX49Wod48BJ1Ip44Xxwhr2t7et1d7jFjNaw1nyI25q9LLS8R7qiefMIQzr5wd02oNh7ki7pALRS_Y003Cm0E5cHu755RtLpH7nZZ6qTWX96FWc3d_Q21qShkKCdjNSsiXgMMOAJlY3Z5W-cI1uecrJrWL0j3SVXP0u4d0fu1_xq6eRQZGyfy2iSJ8Ezr6eJ9Q0py4y-ZMSCCJma9v9rk35pvY-nKQoMq95SI9C3hdRGK_uC3hDIVyAUrpvJfRFZSrKDMeSta6lC03mk12zmjygBVkf8h37zS0j_Cax4_zQekjcWoRvC-dMsNRtdLetCKwUAayhovBiIXenrcPCa9GM-Gw6CNkl-c3DhwCpCkvOcvavfQHS1HLD0yGsNfWJ03NXfi6WAWQg3Kc0ReJWWtdy0lRn4QUQ9obz-rfqBMegiqA_V6JT6d_n_tGATRZkcV5lr-T_CTQuY3Nv_e4la-l0KE7t6snoJui35gO33yCReas0YnaznkHcqFrYhP0mhUXYYwtIGfw4ybiXAT1eW6Nu95XVS411caUXY6OUa-512tP3V5HNzNs7_FjAdqr0pNDGIX6=w146-h118-no} {facebook#https://kitapazzi.blogspot.com.tr/} {twitter#https://twitter.com/Kitapazzi} {google#Yhttps://plus.google.com/u/0/104699689942249315316}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.