Ağustos 2018

Osman Aysu - Gölgede Kalan Sırlar

Osman Aysu - Gölgede Kalan Sırlar

Genç bir kız vahşi bir cinayete kurban gider. Üstelik görünürde öldürülmesi için hiçbir neden yoktur. Zengin, eğitimli, aklı başında ve güzel biridir. Yardımseverliği ve sevecenliğiyle herkesin gönlünde taht kurmuştur. Peki, neden öldürülmüştür? 

Cinayetin gizeminin izini süren Komiser Barış, kanlı ayak izlerini takip ettikçe “Gölgede Kalan Sırlar”a adım adım yaklaşır…

Polisiye-gerilim kitaplarının duayeni kabul edilen Osman Aysu, okurlarının kahramanıyla özdeşleşip bir cinayetin üzerindeki sır perdesini kaldırma heyecanını canlı anlatımıyla yaşatıyor. Hazırsanız, takip etmeniz gereken ipuçları sizi bekliyor…

Kitaptan Alıntı

Uzun boylu adam gecenin derin ve ürkütücü karanlığında, ıslak otların üstünde ilerledi.
Yağmurun kesilişi çok zaman önceydi;nama soğuk ve rutubetli hava bahçesinin bakımsız, ıslak çimleri kurutmaması, her adım atmadığı halde,botun iki tarafına çarpıyor.
Koyu karanlıkta adam tarafından dari ve devasancüsseli bekliyordu.
Sert poyrazın uğultular çıkrağından kurtulmak estetik tek ışık, gerilerdeki ufak kulübenin perdesi yarı örtülmüş camından sızıyordu dışarıya.
Adam ürkek, temkinli ve meraklı adımlarla kıyafeti doğru yürüyordu
.
Gecenin dondurucu ayazına rağmen, açık ifade, iri bedenine oldukça ufak gelen kısa bir ceket vardı. Işığın yansıdığı pencereye yaklaştıkça soğuğa rağmen terleme başlamıştı. Her zaman onu  getirmişti, her zaman onu korkutuyordu.  
Yüzüne bakarken bile safran titrerdi. Kapının sağladığı jelleşme kalbi duracak gibi atmaya  başlamıştı. Nihayet eski püskü harapkeya kalın parmaklı eliyle iki defa vur.  
İçeriden gelen otoriter sesi yükselmişti:
"Gel!"
İri yarı adam ürkek tavırlarla kapıyı itip içerik süzüldü.
Bakışlarını kadına çevirmeden âdeta fısıldadı:
"Beni emretmişsiniz."
"Otur şuraya" diye söylendi kadın, resimdeki kırık dökük iskemleyi işaret ederek. Uzun boylu, kızıla çalar, buğday tenli, koyu siyah gözlü  kadınlarda otuz beş yaşları bulundu. Sesi sert ve mütehakkimdi. Sırtında  yarım astragan bir kürk vardı. Uzun topuklu, parlak rugan çizmeleriyle adama biraz  daha yaklaştı. İri yarı adamın hâlâ kararsız görünen dikildiğini görünce hırlar gibi  homurdandı:  
"Sana otur dedim."
Adam şaşkın ve ürkek haliyle kullanılabilir emri yerine getirmek üzere hemen iskemleye ilişti.
Ne ufak bir çocuk gibi oturunca iri pençelerini dizlerinin üzerine koymuştu ama kadına bakmıyordu bir türlü.
"Geciktin. Yirmi dakika önce buradayızydın."
Adam titreyerek fısıldadı:  
 
"Çok özür dilerim, hanımefendi. Elimde olmayan sebeplerle ..."  
"Tamam, tamam uzatma. Ama bir daha tekrar atın istemem. Bekletilmeye asla gelemem."
"Evet, efendim. Merak etmeyin. Bir daha olmaz."
Genç kadın bir iki adım daha iyi atıp tam karşıısındaki adamın oturduğu iskemlenin çıkıyor geldi.
Uzun bacaklarını iki yana açmaktan biraz mini etekünüze ihtiyacınız varmıyorum mevzun bacakları bütün ihtişamıyla çıktı çıkmıştı.
"Yüzüme bak" dedi.
İri yarı adam ürpertiyle, genç kadına çevirdi.
İçindeki dayanılmaz heyecan daha da şiddetlenmişti.
Göz göze geldiler.
Adam nazarlarını kaçırmak istedi.
 
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Margaret Atwood - Antilop ve Flurya

Margaret Atwood - Antilop ve Flurya

“Bunları kim yaptı? İçlerinde kimler yaşadı? Kim yıktı? Tac Mahal, Louvre, piramitler, Empire State Binası...”

Sağ kalan son insan Kar Adamı’nın ayakta kalabilmek için mücadele ederken bir yandan da yok olan insanlığa yaktığı ağıttır Antilop ve Flurya.
Dünyada doğal kaynaklar tükenirken büyük şirketlerin tek derdi insanları aptallaştırarak sentetik yaşamın “daha iyi” olduğuna inandırmak ve kasalarını doldurmaktır. Şirketlere ait Sitelerde yaşayanlar olan biteni izler ve Site Yöneticilerine korkuyla itaat ederler. Zaten düşünmelerine gerek yoktur, eğlenmeleri için malzeme hazırdır: internetten canlı canlı izlenen cinayetler, intiharı bir şova dönüştürmeyi vaat eden web siteleri, çocuk ve hayvan pornoları… “Reyting”, şiddet ve cinselliğin dozuna bağlıdır, doz arttıkça reyting artar. 
Hâlâ düşünebilen ve isyan edebilenler ise Avam Diyarı’ndadır ve şiddetle cezalandırılırlar. İnfazları da Sitelerde yaşayanlara internetten izletilir.
Flurya ve Jimmy’nin, ilkgençliklerinde izlediği çocuk pornosunda gördükleri Antilop, hayatlarına girdiğinde üçü de geri dönülmez bir yola çıkarlar… 
Kitaptan Alıntı

Mango

Kar Adamı şafaktan önce uyanıyor. Hareketsiz yatıyor, çeşitli engellere vuran dalgaların sesini dinliyor: Hışşş, hışşş, nabız gibi. Hâlâ uykuda olduğuna inanmayı öyle istiyor ki.
Doğu ufkunda sis var. Gül rengi, ölümcül bir parıltıyla aydınlanıyor. O rengin hâlâ zarif görünmesi ne tuhaf. Pembe ve soluk mavi lagünde, ışığa karşı kara siluetler halinde yük­selen kuleler gerçekdışı görünüyor. Orada yuva yapmış kuşla­rın çığlıkları ve paslı araba parçalarından, tuğlalardan ve çöplerden oluşma yapay kayalıklara vuran okyanus dalgaları­nın uzaktan gelen sesleri, tatil günü trafiğinin gürültüsünü andırıyor.
Kar Adamı alışkanlıktan saatine bakıyor. Paslanmaz çe­likten yapılma, parlak alüminyum kayışlı bir saat. Artık çalış­masa da hâlâ gıcır gıcır. Artık saatini yalnızca tılsım olarak kullanıyor, sahip olduğu tek tılsım. Saati ona boş bir yüz gös­teriyor o kadar: Sıfır saati. Saati bilememek dehşete kapılma­sına yol açıyor. Hiç kimse, hiçbir yerde saati bilmiyor.
“Sakin ol” diyor kendine. Birkaç derin soluk aldıktan sonra sinek ısırıklarını kaşıyor. En çok kaşınan yerlerin yal­nızca etrafını kaşımaya, kabuklarını yolmamaya özen gösteri­yor. Kanının zehirlenmesini istemiyor. Aşağı, etrafta vahşi hayvan olup olmadığına bakıyor. Ortalık dingin. Ne pul gö­rüyor ne kuyruk. Sol elini, sağ ayağını, sağ elini, sol ayağını kullanarak ağaçtan iniyor. Üstünü dal ve yapraklardan temiz­ledikten sonra, kirli çarşafını sırtına pelerin gibi örtüyor. Ge­celeyin taklit Red Sox beyzbol kepini bir dala asmıştı, kay­bolmasın diye. içine bakıyor. Bulduğu bir örümceği dışarı atı­yor. Sonra kepini giyiyor.
Sola doğru birkaç metre yürüyüp çalılara işiyor. Kaçışan çekirgelere “Dikkat!” diyor. Sonra ağacın diğer tarafına yürü­yor. Genelde tuvaletini yaptığı yerden epey uzak burası. Bir­kaç beton parçasıyla ağaçta açtığı deliği karıştırıyor. Deliğin ağzını genellikle dikenli telle örtüyor, sıçanlarla fareler gir­mesin diye. Zulasında plastik bir torbaya konmuş birkaç mangoyla bir kutu Sveltana Etsiz Sosis Kokteyli konservesi, yarım şişe (hayır, daha doğrusu üçte bir) değerli İskoç viskisi ve bir karavan kampından çalınmış çikolatalı bir gofret var. Gofret yaldızlı kâğıdının içinde yumuşamış, yapış yapış ol­muş. Gofreti şimdi yemek istemiyor. Bir daha başka gofret bulamayabilir. Zulasında bir konserve açacağı ve nedense bir buz kıracağı da var. Ayrıca altı da boş bira şişesi. Bunları duy­gusal nedenlerle ve taze su depolamak için elinde tutuyor. Ayrıca güneş gözlüğü de var, ki bunu alıp takıyor. Gözlüğü­nün bir camı yok ama hiç yoktan iyidir.
Plastik torbayı açıyor. İçinde yalnızca bir mango kalmış. Tuhaf. Hatırladığına göre daha fazla vardı. Torbanın ağzını sı­kıca kapamış olmasına karşın içine karıncalar girmiş. Şimdi­den kollarından yukarı çıkıyorlar. Siyah karıncalarla küçük, sarı, saldırgan karıncalar. Özellikle sarı karıncalar insanın ca­nını şaşırtacak kadar yakabiliyor. Elleriyle karıncaları yere atıyor.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Lilian Jackson Braun - Kırmızı Gören Kedi

Lilian Jackson Braun - Kırmızı Gören Kedi

Jim Qwilleran, Basın Kulübü´nün yemek salonundaki iskemlelerden birine kendini atarcasına bıraktı. Gür bıyıklarının aşağıya doğru kıvrımı yüzündeki somurtuk ifadeyi daha da derinleştiriyordu. Üzerindeki sıkıntının nedeni ne on sent artan içki fiyatları ne bulunduğu ortamdaki kasvetli ışıklandırma ne o iç karartıcı tahta döşemeler ne Cuma´dan kalma balık kızartmasıyla Cumartesi´den kalma bira kokusu karışımı ne de bir zamanlar eski eyalet hapishanesi olan bu binanın o kendine has rutubetli kokusuydu. Qwilleran´ın derdi bambaşkaydı...

Kitaptan Alıntı

Daily Fluxion gazetesinin ödüllü yazarı, aynı zamanda bir elmalı turta ve biftek konosörü, şu anda dehşet ve umutsuzluk içersinde, kusmuk yeşili renkli sayfalara basılmış uzun bir liste okuyordu.

Fluxion'un konu editörü Arch Riker masanın karşı tarafından söze başladı. "Evet, herkes ne yiyor? Mönüde patates köftesi olduğunu görüyorum."

Qwilleran hâlâ burnunun üzerindeki okuma gözlükleriyle elindeki yeşil yapraklara basılmış

listeyi tekrar tekrar okuyarak hazmetmeye çalışıyordu.

Fluxion'un fotoğrafçısı, Cins Bunsen, bir puro yaktı. "Ben bezelye çorbası, pirzola ve yanına da kızarmış patates istiyorum. Ama ondan önce bir duble martini alacağım." Qwilleran büyük bir sessizlik içinde o inanılmaz dokümanı okudu, bitirdi ve tekrar baştan okumaya başladı.

Patates yok. Ekmek yok. Kremalı çorba yok.

Kızartmalar yok.

Bir masabaşı gazetecisinin geniş rahat konturlarına sahip olan Riker söze girdi. "Ben hafif bir şeyler yemek istiyorum, mesela tavuk, börek ve kremalı tatlı. Sen ne yiyeceksin Qwill?"

Sos yok. Krema yok. Tatlı yok.

Qwilleran son derece içerlemiş bir durumda arkasına yaslanarak oldukça zorlama bir gülümsemeyle, "Yalnızca yağsız köy peyniri ve yarım ekmek istemeyi düşünüyorum."

"Hasta olmalısın" dedi Bunsen. "Doktor Beane 15 kilo vermemi istedi."

"Sanırım o kritik yaşa geliyorsun" dedi fotoğrafçı neşeli bir sesle. Daha genç ve daha inceydi, bu konuda felsefe yapabilirdi.

Qwilleran, artık belirgin bir biçimde kırlaşmış siyah gür bıyıklarını okşamakla yetindi.

Gözlüklerini çıkardı, saplarını büyük bir dikkatle katlayarak göğüs cebine koydu.

Bir parça ekmeğe tereyağı sürmekte olan Riker ise endişelenmiş görünüyordu. "Doktora gitmek nereden aklına geldi Qwill?"

"Aslında bir veteriner tarafından gönderildim" dedi Qwilleran, bir yandan da tütün torbasını çıkarmış, şuh kıvrımlı piposunu dolduruyordu. "Koko ve Yum Yum'u, dişlerini temizlettirmek için veterinere götürmüştüm. Siz hiç, bir Siyam kedisine ağzını açtırmayı denediniz mi? Sanki en mahrem yerlerine zorla girmeye çalışıyormuşsunuz gibi tepki veriyorlar."

"Kameramla orada bulunmayı çok isterdim doğrusu" dedi Bunsen.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Leo Panitch Chibber - Bu Defaki Kriz

Leo Panitch Chibber - Bu Defaki Kriz

Sendikal kazanımların ve emekçilerin sosyal haklarının hedef alınacağı yeni bir kemer sıkma dönemine mi giriyoruz? Bu soru, Socialist Register 2011'in çıkış noktasını oluşturuyor. Sol ayakta kalmak istiyorsa, kriz hakkında siyasi ve ekonomik boyutları bir arada sunacak, ayakları yere basan değerlendirme ve çözümlemeler getirmek zorunda. Solun bu çabasına katkı olması amacıyla hazırlanan bu sayıda ele alınan konu başlıklarından bazıları şunlar:

Tarihsel ve kuramsal çerçevede "bu defaki kriz"

Bankalar ve türev ürünlerin küresel finansallaşmadaki rolü

ABD, İngiltere, Avrupa, Japonya ve Güney Afrika'da krizin yansımaları

Krizin işçi aileleri üzerinde yarattığı etkiler

"Krizden çıkış stratejileri" ile neoliberalizmin yaşama döndürülüşü

Kitaptan Alıntı


Ben 
August 2007'de oğlu kriz patlak vermeden tam yüz elli sene önce, New York'ta Ohio Life'ın sigortalarıyla çöküşüyle, "1857-8 büyük krizi" şeklinde anılacaksınız . 
Marjinal trend, kar marx da "kıtada yeni bir devrimci kabarmaya dair umutların boy vermesi büyük bir memnuniyet ve sevinç" duymaktaydı. Michael Kratke'nin sözleri, 
"Dalga, tam da Marx'ın daha 1850'de tahmin ettiği gibi, New York'taki bir finansal 
krizle başladı." Grundrisse el yazmalarının ve "Maruziyetin Elde Edilmesi", "yerkürenin tüm bölgelerini kullanarak alabilen ilk ekonomik kriz"ben de hesaba katacaksınız.
Aralarındaki yazışmalara bakılırsa, Marx ve Engels, "krizin o güne dek görünürmediler büyük ve 
şiddetli" geldiği konusunda hemfikirdiler ve finansal krizi, "gerçek krizin, yani Bri peşrevi " olarak görmekteydiler. [1] Engels, 1857 Ekiminde Marx'a " Amerika'daki çöküş muazzam ve daha uzun süre devam ediliyor ... İşte şimdi bir fırsat alındı ​​elimize. "diye yazacak, iki hafta da hayatta ekleyecekti: "... 1848'de 'işte bizim günümüz de geliyor' diyorduk ve olmaya bekleniyor de oldu. Bu haklar kesinlikle değil
, bir ölüm kalım sorunu biçiminde geliyor. " [2] 
Gelgelelim, 1858 ortalarında krizin yatışmaya ve gözden uzaklaşmaya başlamasıyla, Marx da beklentilerinin giriş. Hayli hızlı gerçekleşen bu toparlanmada, sermayenin büyüklüğünde değer kaybına maruz bırakılmanın ve sanayinin etkilenmesini sağlayan sektörün etkisinin ortaya çıkmış olması, yine bir o kadar keskin ve ciddi kaymanın büyük rol oynadığı sonucuna varacaktı. Bu durum, dinamik kapitatif büyüme bileşenine geri dönülmesine olanak tanımakla birlikte, bir cephe da Marx'ın Grundrisse'de yazdığı gibi, "bütün emeğin bir süreliğine devre dışı kalması ve sermayenin büyük bölümünün yok olmasıyla, gerçek bir etkiye sahip olmaktır."
Bir kere daha şiddetli bir şekilde geri adımında krizlere "yol açacak çelişkileri tekrar tekrar yaratacaktı.
"Yine, düzenli olarak ortaya çıkacak bu felaketler, daha büyük boyutlularda yineleyecek, şiddetli bir şekilde yıkandıracaksınız." Kapitalist üretim, Marx'a kan, "tekrar tekrar üstesinden gelinen, göster Fakat Bir O Kadar da yerli yerinde kalan çelişkiler icinde yüzmektedir. [3] 
Elli yıl sonrasında, yani Bugünkü krizden Tam bir asır sonra, 1907 Büyük finans krizi de yine Duvar Street'te başlayacak borsalardaki Çöküşü de beraberinde getir- ettik erek, Halkın bankalara hücum etmesine, abd'de GSYH'nin Yüzde 11 düşmesine neden olacak, bir kez daha hızla "avrupa'nın uzun süredir yaşamadığı Kadar ciddi Bir para ettik Bankacılık krizine" dönüşecektir. [4] 
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

J. R. R. Tolkien - Roverandom

J. R. R. Tolkien - Roverandom

J.R.R. Tolkien’in yazdığı ilk çocuk hikâyesi.

1925 yılında, dört yaşındaki Michael Tolkien kumsalda gözdesi olan oyuncak köğeğini kaybetti. Oğlunu teselli etmek için J.R.R. Tolkien, büyüyle oyuncağa dönüştürülen Rover isminde bir köpeği ve onu eski haline döndürebilecek büyücüyü arayışına dair bir hikâye uydurdu.

Rover ya da daha sonra tanındığı gibi “Roverandom”, maceraları sırasında bir kum büyücüsü, korkunç bir ejderha, denizdeki kral ve Aydaki Adam’la karşılaşır. Zekice örülmüş̧ ve kelime oyunlarıyla bezeli Roverandom’un, başta Hobbit’le aynı sene, 1937’nin Ocak ayında basılması planlansa da yayıncılar bir devam kitabı istediğinden eser yayımlanamamıştır. Tolkien bunun yerine Yüzüklerin Efendisi’ni yazmaya başlamıştır. Roverandom ise nihayet 1998 yılında yayımlanmıştır.

“Yüzüklerin Efendisi hayranları İskandinav mitolojisinden esintilerden ve Tolkien’in harikulade mekân anlayışından büyük keyif alacaklardır.” – The Times - 

Editörlüğü Christina Scull ve Wayne G. Hammond tarafından yapılan bu edisyonda, hikâyenin Tolkien’in diğer eserleri olan Hobbit’le, Silmarillion’la ve Noel Baba’dan Mektuplar’la olan ilişkisini detaylandıran bir önsöz bulunuyor. Bunların yanı sıra Tolkien’in elinden çıkma illüstrasyonlar da metinlere eşlik ediyor.

Kitaptan Alıntı

Tolkien, ailesi ile birlikte çıktığı yaz tatilinde, Roverandom adlı kitabın temellerini atar. Olay, oğlu Michael’ın çok sevdiği ve yanından hiç ayırmadığı oyuncak köpeğini sahilde kaybetmesiyle başlar. Tolkien, iki oğluyla birlikte sahilde günlerce bu oyuncağı arar ama bulamaz. Michael bu duruma gerçekten çok üzülür, Tolkien ise oğlunun gönlünü alabilmek adına bir masal uydurur. Bu hikaye, bir büyücünün pantolonunu ısırdığı için oyuncağa çevrilen Rover adlı bir köpeğin, onu satın alan ailenin evinden kaçması ve kum büyücüsüyle karşılaşması hakkındadır. Kum Büyücüsü, bu zavallı köpeğe yardım etmek ister fakat büyücüler aralarındaki gizli rekabet nedeniyle pek de iyi anlaşamamaktadırlar bu yüzden büyüyü yapan Artaxerxers ile ters düşmemek adına onu eski haline getirmek yerine Ay’da yaşam süren büyücüye göndermeye karar verir. Ay’da Roverandom adını alan bu köpek, yaşayacağı bir dizi maceranın kapılarını aralamış olur. Tolkien, amacına ulaşır ve bu hikayeyi çocukları gerçekten çok beğenir. Hikaye zamanla Tolkien’in kafasında dallanır, budaklanır ve Roverandom adlı romana dönüşür.

Çoğu insanın düşündüğünün aksine – buna ben de dahilim – , Roverandom’un Orta Dünya serisiyle pek bir ilgisi yoktur. Tolkien, çocuklar için yazdığı bu hikayenin ardından, “Hobbit” kitabıyla yükselişe geçince, ilgisini Yüzüklerin Efendisi’ni oluşturmaya vermiş ve bu küçük hikayeler – çoğu çocuklarına anlattığı Noel hikayeleri – tabiri caizse “unutulmuş”. Fakat kitabın giriş kısmında şöyle bir ifade var:

“Roverandom gibi hikayeler olmasa Yüzüklerin Efendisi’nin ortaya çıkamayacağını söylemek abartı olmaz. Çünkü küçük hikayelerin Tolkien’in çocukları ve bizzat Tolkien tarafından sevilmesi, sonunda daha büyük bir çalışmaya – Hobbit – ve dolayısıyla onun devam kitaplarına giden yolu açtı.”

Kısacası Roverandom gibi hikayeler için, Orta Dünya’nın “öncüleri” diyebiliriz.

Nitekim Roverandom’da, Orta Dünya hakkında yalnızca Orta Dünya kitaplarını okumuş olanların fark edebileceği, küçük ayrıntılar da yer alıyor.

Örneğin, Rover adlı köpeğin bir balinayla birlikte gittiği uzak denizlerde göz ucuyla bile olsa Batı’yı yani Elf Diyarı’nı görebilmiş olması. Bunun sonucunda balina Uin panik olur ve eğer yaptığı duyulacak olursa, başının fena halde belaya gireceğinden bahseder.

Diğer yandan, Roverandom’daki ejderha ve büyücülerin(Psamathos Psamathides,Artaxerxers,Aydaki Adam ki bu büyücülerin Gandalf”ın müjdecileri oldukları söyleniyor), orta dünya’daki büyücü ve ejderha kavramlarının temelini attığını da söyleyebiliriz.

Son olarak, Roverandom’u okumadan önce, karşınızda bir “Hobbit”, bir “Yüzüklerin Efendisi”olmadığını baştan kabullenmeniz gerekir. Roverandom, Tolkien’in daha çok çocuklara yazdığı bir kitaptır ve doğal olarak çok daha sadedir.

Ne var ki, çocuklar için yazılmış olduğu halde “zor” sayılabilecek kelimelerin yer alması o dönemde eleştirilmiş midir bilmiyorum ama Tolkien’in kendisi iyi bir sözcük hazinesinin çocuğun yaş grubuna özgü kitaplardan değil daha ileri yaş grubu için yazılmış kitaplardan öğrenilebileceği düşüncesini mektuplarında paylaşmış. Ben de Roverandom’un çocukları hedef aldığı ama yetişkin kitabı biçiminde yazıldığı görüşündeyim.

Yine de her ne olursa olsun, bizim dünyamıza benzese de başka bir gezegenmiş hissi veren mekanların; Ay’dan denizlerin altına kadar uzanan sınırsız maceranın; ejderhalar, aksi ve huysuz büyücüler, deniz kızları, deniz yılanı gibi çok sayıda mitolojik ve efsanevi varlıkların, sizi kitaptan son derece memnun bırakacağına inanıyorum.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Clive Staples Lewis - 6 Narnia Günlükleri - Gümüş Sandalye

Clive Staples Lewis - 6 Narnia Günlükleri - Gümüş Sandalye

Kaderi şeytani bir büyünün bozulmasına bağlı... kendini bekleyen tehlikeden habersiz bir ülke: Narnia
Kayıp prensi bulmak üzere görevlendirilen bir grup arkadaş, tehlikelerle dolu bir yolculuğa çıkar. Ancak bu görev onları çok güzel, bir o kadar da ölümcül bir cadıyla karşı karşıya bırakır.

Kitaptan Alıntı

Bir önceki kitaptan hatırladığımız Eustace, okul arkadaşı Jill ile birlikte bu kitabın başkahramanları olarak Narnia topraklarına ayak basıyorlar. Kral Caspian yaşlanmış, oğlu Rilian ise uzun zamandır ortalıklarda görünmüyor. Aslan, bu iki arkadaşı Prens Rilian’ı bulması için Narnia’ya çağırıyor. Aslan’ın öğütleri ve 4 önemli mesajı ile yolculuklarına başlayan arkadaşlar, yolda Suratsız adında bir Kıllıkıpırdak ile karşılaşıp yola üç kişi devam ediyorlar. Önce devlerle, sonra cücelerle karşılaşan grup talihsiz olaylar yaşarken bazen şansları bazen de yardımlaşmaları onları kurtarıyor. Sürprizlerin de yaşandığı kitapta macera hiç bitmiyor. Narnia’nın kuzeyini, devlerin yaşantısını ve yeraltını bu kitapta keşfedeceksiniz.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Robert Ludlum - Akrep Yanilgisi

Robert Ludlum - Akrep Yanilgisi

Bir kadının sevdiği adamın öldürülmesinin ardından onu öldürenlerden intikam alması gibi basit bir konu işlenmektedir. Ancak bu konu Ludlum'un sağlam kaleminde bambaşka bir hal alıyor. İşin içine komplolar, entrikalar girdikçe olaylar hızlıca gelişmeye başlar. 
Ludlum'un dili çok sade. Özellikle romanlarının yapısını diyalogların oluşturuyor olması sayfaları ardı ardına çevirmenize sebep oluyor. Bu da akıcılığa etki ediyor. 
Değeri ülkemizde anlaşılmayan bir yazar Ludlum. Umarım romanları yeniden basılır.

Kitaptan Alıntı

ASHKELON, İSRAİL SAAT :Yağmur gümüş bıçaklardan bir perde gibi iniyordu, karanlık gökyüzü daha da kara bulutlarla kaplıydı ve kıyıya yaklaşmakta olan birbirine bağlı iki lastik bot yükselen dalgalarla şiddetli rüzgâr arasında savrulup durmaktaydı.

Baskın timi iliklerine kadar ıslanmıştı, siyaha boyadıkları yüzleri ter ve yağmurdan çizik çizikti, gözlerini sürekli kırpıştırarak kıyıyı görmeye çalışı yorlardı. Ekipte Bekaa Vadisinden sekiz Filistinli erkek ve bir de kadın vardı.

Kadın Filistinli değildi, ama kendini onların davalarına adamıştı. Onların davası yıllar önce kendi kendine verdiği sözden ayrı tutulamazdı. Muerte a toda autoridad! Tüm otoriteye ölüm! Kadın baskın timi liderinin karısıydı.

Kadının yanındaki iriyarı adam,

-Birkaç dakika kaldı! diye bağırdı.

Diğerleri gibi onun silahları da sıkı sıkı vücuduna bağlıydı; sırtındaki su geçirmez kara torbada patlayıcılar vardı.

-İndiğimizde demiri iki teknenin arasına atmayı unutma, bu çok önemlidir.

-Anladım, kocam, ama ben de sizinle gelmek... 

-Bir daha savaşmak üzere dönmemizi imkânsız kılmak için mi? Elektrik santrali kıyıdan sadece üç kilometre ilerde; bunlar Tel Avivi besleyen hatlar, onları bir kere havaya uçurduk mu kıyamet kopacaktır.

Bir araba çalar ve bir saat içinde geri döneriz, ama malzemelerimiz bu rada olmalı.

-Anlıyorum.

-Gerçekten anlıyor musun, karım? Bunun nasıl olacağını hayal edebiliyor musun? Tel Avivin hepsi değilse de, büyük bir kısmı karanlığa gömülmüş. Ashkelon da. Müthiş bir şey bu... ve bu kusursuz hedefi bulan da sensin, sevgilim.

-Ben sadece önerdim. Kadın erkeğin ya nağını okşadı.

-Sen bana dön de...

-Bundan hiç kuşkun olmasın, benim ateşli Amayam... Yaklaştık artık... Haydi! Baskın timi lideri her iki bottaki adamla rına işaret etti.

Silahlarını başları üstünde tutarak hep birden kaba dalgaların arasına atlayıp sığ suda kumsala kadar yürüdüler. Kıyıya varınca liderleri fenerini bir kere yakıp söndürerek hepsinin düşman kıyısına çıktıklarını, göreve hazır olduklarını bildirdi. Kadın iki lastik botun arasına demiri attı, el telsizini ku lağına götürüp bekledi. Yahudiler kıyı frekanslarını kontrol etmeyecek kadar akılsız olmadıklarından telsizi sadece acil durumda kullanacaktı.  Baskın timinin iki yanından ansızın başlayan ateşle tüm zafer hayalleri sona eriverdi. Bir kıyımdı bu. Askerler kumsalda koşup silahlarını Ashkelon Timinin gövdelerine ateşliyorlar, kafalarını uçuruyorlar, düşmana hiç mer hamet göstermiyorlardı. Esir almak yok! Sadece ölüm! Bottaki kadın duydu ğu acıya, zihnini donduran şoka karşın hızla hareket etti. Bıçağını botların yanlarına ve altlarına sapladı, silah ve sahte belgelerinin bulunduğu su ge çirmez torbayı alıp dalgaların arasına atladı. Dalgalarla ve epey güçlü olan dip akıntısıyla boğuşarak elli metre kadar kıyıya paralel olarak yüzdü. Sonra sığ suda, yağan yağmur gözlerini köreltirken kıyıya çıktı. O anda İsrail asker lerinin İbranice seslendiklerini duyunca öfkeden vücudunun tüm adaleleri donar gibi oldu.

-Esir almalıydık.

-Neden? Okul otobüsünde iki oğlumu öldürdükleri gibi daha sonra çocuklarımızı öldürmeleri için mi?

-Çok eleştiri alacağız ...hepsi öldü.

-Benim anamla babam da öldüler. Orospu çocukları onları bağda tarayıp öldürdüler. Üzümler arasında iki yaşlı insan.

-Cehennemde çürüsünler! Hizbullah benim kardeşimi işkenceyle öldürdü!

-Silahlarını alıp ateşleyin... kollarımızı ve bacaklarımızı sıyırmış gibi yapalım!

-Jacop haklı! Bize karşı koydular, hepimiz ölebilirdik! 

-O zaman birimiz yardım istemek için üsse koşsun!

-Botları nerede?

-Gitmişler, görünürde yoklar! Herhalde sayıları düzineleri buluyordu! O yüzden gördüklerimizi öldürdük!

-Acele et, Jacob! Liberal basına cephane veremeyiz!

-Durun! Bu yaşıyor!
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Orkun Ucar - Burak Turna - Metal Firtina 2 - Kayip Naas

Orkun Ucar - Burak Turna - Metal Firtina 2 - Kayip Naas

Metal Fırtına I’in devamı olan romanın alt başlıkları ise “Türk-İsrail Gizli Savaşı” ve “Bu Bir Gökhan Birdağ Macerasıdır” başlığını taşıyor.


Metal Fırtına I
Metal Fırtına II, ilk romanın bittiği yerden başlıyor; 2007 Mayıs’ında Kuzey Irak’taki Türk birlikleri ABD güçleri tarafından baskına uğrar. Kimse savaşın başladığına inanmak istemez ama ABD güçleri acımasız saldırılarını sürdürür.
Amerikan güçleri Suriye üzerinden Türkiye’ye girip önce Ankara’ya sonra da İstanbul’a ilerler.

Ankara’ya kısmen girilir. Anıtkabir bombalanır. Bu bombalama sonucu enkaza gelenler Atatürk’ün naaşını bulamaz. Çünkü naaş kayıptır.

Savaştan üç ay önce ABD’nin Türkiye’ye saldıracağını öğrenen Gökhan Birdağ adlı bir Türk ajanı, iki atom bombasını ABD’ye sokar ve Türkiye saldırıya uğrayınca birini Washington’da patlatır. Bu sırada diplomatik girişimler de başlar. ABD, Türkiye’yi geleceğin enerji teknolojisinin temelinde bulunan BOR minerali yüzünden işgal etmek istemektedir. Türkiye bu planları diğer devletlere sununca ABD’ye baskı oluşur. Washington’da yaşanan patlama sonucu darbe alan ABD, ültimatom karşısında geri adım atar.

Metal Fırtına II’de de yine bir savaş var; Türkiye yine önemli bir düşmana karşı mücadele veriyor.

Kayıp Naaş
Metal Fırtına I’i okuyanların merak ettiği sorulardan biri de Anıtkabir’de bulanamayan Naaş’a ne olduğuydu. Okurlar bu sorunun cevabını ikinci romanda bulacaklar.

ABD 27 Mayıs 2007’de Anıtkabir’i bombalar. Yıkıntıya gelen Genelkurmay Başkanı Hikmet Pars, Atatürk’ün naaşının olması gereken odaya girdiğinde yerinde olmadığını görür. Naaş kayıptır.

Türk - İsrail Gizli Savaşı
Metal Fırtına I’de, İsrail konusu tek bir cümle içinde geçiyordu. Metal Fırtına II - Kayıp Naaş ise ilk kitabın bittiği noktadan başlıyor. Roman, sadece kurgu boyutuyla değil arka plandaki Türk-İsrail ilişkilerine ait bilgilerle de dikkati çekiyor.

‘Bu Bir Gökhan Birdağ Macerasıdır’
İlk kitabın en çok dikkat çeken karakteri devlete bağlı gizli bir teşkilatta çalışan (Gri Takım) Türk ajanı Gökhan Birdağ’dı.

Gökhan Birdağ ülkesini korumak için bir ölüm makinesi gibi yetiştirilmişti. İlk kitapta Gökhan, ABD’nin saldıracağını üç ay önce öğrenir ama devlet içine sızan ajanlar bilgilerin ciddiye alınmasını engeller.

Gökhan bunun üzerine onu yetiştiren Kurt adlı komutanının yardımıyla gizlice ABD’ye girer ve savaşın başlamasını bekler. Savaş başlayınca ABD birliklerinin geri çekilmesi için uyarı da bulunur, ciddiye alınmayınca bombalardan biriyle Washington’u yok eder. İkinci bomba ile New York’ta yakalanacakken yaralı kurtulmayı başarır. Alman ajanları onun saklanmasına yardım ederler. İlk kitabın sonunda Gökhan, Türkiye’ye savaş planının arkasındaki işadamı Adrian Lyman’ı kaçırıp intikam alır.

İkinci kitapta Gökhan ABD’dedir ama kısa sürede yeni görevi gereği Avrupa’ya dönecektir: yeni görevi Atatürk’ün kayıp naaşını bulmaktır.

Kitaptan Alıntı

27 MAYIS 2007 - SAAT: 14.00

ANKARA - ANITKAB R (Bombard man n 'bitiBinden iki saat sonra...)

Ya4maya baBlayan l k bahar ya4muru, bombard man bölgesindeki s cakl 4 azaltmaya

baBlam Bt . lk sald r dan hemen sonra Atatürk'ün naaB m kurtarmaya gelen sivil kalabal 4 da tümüyle yok etmiBlerdi ve ortal k Bimdi bir mezbahay and r yordu. Ambulanslar saatlerdir

bölgeden ceset taB yordu. Daha do4rusu ceset parçalar n ... Yeryüzünün en tahrip edici silah gücüne sahip olan devleti, on binlerce ton bombay taB üzerinde taB kalmay ncaya kadar

An ttepe'ye boBaltm Bt .

Sa4 kula4 ndaki beyaz leke d B nda her taraf kapkara olan bir sokak köpe4i, enkazda çal Ban itfaiye erlerinin aras ndan ilerledi. Herkes sanki hüzünlü bir ritme uymuB gibi, gözyaBlar aras nda bir iBe yaramaya çal B yordu. Bir adam kendinden geçmiB halde k nk bir aslan

heykelinin baB n yerine oturtmaya çal B yor, baB yere düBünce ayn Beyi tekrar yap yordu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Mark Gimenez - Avukat

Mark Gimenez - Avukat

Hiç hasta olmamış, olamayan, bağışıklık sistemi bilinen tüm hastalıkları yenen Hasta X. Sekiz yaşındaki lösemili oğlunun tedavisi için çırpınan bir baba. Hastalıktan, ölümden kâr sağlayan büyük firmaların tetikçileri.
Olayların ortasında 'müvekkil gizliliği' ilkesince hareket eden bir avukatın mücadelesi. Andy Prescott, Austin'deki en rahatına düşkün genç avukattır. Trafik cezalarına bakmaktadır ve ofisi, yıkık dökük bir dövme dükkânının üst katındaki küçük bir odadır. Dağ bisikletiyle gezmek ve arkadaşlarıyla vakit geçirmek en sevdiği işlerdir. Andy hırslı bir avukat değildir, hayatı hafife alan biridir. Bu durum Teksas'ın en zengin adamının ofisine gelmesine kadar sürer. Milyarder Russell Reeves onu avukatı olarak işe alır. Andy basit hukuki işler karşılığında o zamana kadarki tüm kazancından daha fazlasını alır ve hayatı değişmeye başlar. Ama hiçbir şey karşılıksız değildir. …

Kitaptan Alıntı

Avukat ve müvekkil arasındaki yazışma ve görüşmelerin gizliliğinin korunması ve tanık sandalyesinde ifşa edilmemesi müvekkilin hakkıdır. Yeni John Grisham övgüsüne layık görülen Mark Gimenezden sürükleyici bir hukuk macerası, kesintisiz bir kovalamaca Yeni John Grisham. The Times Deneyin tartışmasız John Grisham tarzı. Daily Mirror Gimenezin kaleminden tutkuyla ve samimiyetle anlatılmış güzel bir öykü. Sunday elegraph Hiç hasta olmamış, olamayan, bağışıklık sistemi bilinen tüm hastalıkları yenen Hasta X. Sekiz yaşındaki lösemili oğlunun tedavisi için çırpınan bir baba. Hastalıktan, ölümden kâr sağlayan büyük firmaların tetikçileri. Olayların ortasında müvekkil gizliliği ilkesince hareket eden bir avukatın mücadelesi. Andy Prescott, Austindeki en rahatına düşkün genç avukattır. Trafik cezalarına bakmaktadır ve ofisi, yıkık dökük bir dövme dükkânının üst katındaki küçük bir odadır. Dağ bisikletiyle gezmek ve arkadaşlarıyla vakit geçirmek en sevdiği işlerdir. Andy hırslı bir avukat değildir, hayatı hafife alan biridir. Bu durum Teksasın en zengin adamının ofisine gelmesine kadar sürer. Milyarder Russell Reeves onu avukatı olarak işe alır. Andy basit hukuki işler karşılığında o zamana kadarki tüm kazancından daha fazlasını alır ve hayatı değişmeye başlar. Ama hiçbir şey karşılıksız değildir. Russell hayatındaki tek emeli sekiz yaşındaki lösemili oğlu Zachı hayata döndürmeye çalışmak olan çaresiz bir adamdır. Bu uğurda her şeyi yapmaya hazırdır, ucunda avukatının hayatını tehlikeye atmak dahi olsa
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Neil Gaiman - Mezarlık Kitabı

Neil Gaiman - Mezarlık Kitabı

Arkadaşlarının Bod diye hitap ettiği Nobody Owens normal bir çocuktur.
Eğer bir mezarlıkta yaşamasaydı, hayaletler tarafından büyütülüp yetiştirilmeseydi ve yanında ne canlıların ne de ölülerin dünyasına ait olan sadık bir koruyucusu olmasaydı, Bod tamamıyla normal olurdu.

Bir çocuk için mezarlıkta tehlikeler ve maceralar vardır -tepenin altındaki çok yaşlı Çivit Renkli Adam, gulyabanilerin terk edilmiş şehrinin bulunduğu çöle açılan bir geçit, korkunç bir tehdit saçan tuhaf Bekçi...

Ama Bod mezarlıktan ayrılırsa, ailesini de öldürmüş olan Jack denen adamın saldırısına uğrayacaktır...

"Sınırlar her zaman vardır -mezarlık ile onun ötesindeki dünya arasında, hayat ile ölüm arasında ve onların kesiştiği yerde."
Neil Gaiman

"Bir çocuğu büyütmek için koca bir mezarlık gerekir. Bu kitapta en keyif aldığım şey, Bod'un kendi güzel ve harap mezarlığında ölü ve canlı arkadaşlarıyla büyümesini görmekti. Mezarlık Kitabı Neil Gaiman'ın bir başka şaşırtıcı ve harika eseri..."
Audrey Niffenegger
Zaman Yolcusunun Karısı'nın yazarı.

"Açıkçası, Mezarlık Kitabı Neil Gaiman'ın şimdiye kadar yazdığı en iyi kitap. Kendisinin, büyüleyiciliği, cana yakınlığı, korkutuculuğu ve dehşeti tek bir fantezide toplamayı nasıl başardığını asla öğrenemeyeceğim, ama ihtişam dolu bir iş çıkardığı kesin..."
Diana Wynne Jones
Howl's Moving Castle'ın yazarı.

Kitaptan Alıntı

Karanlıkta bir el bir bıçak tutuyordu.

Bıçağın sapı parlak, siyah kemiktendi, çeliğiyse bir usturadan daha ince ve keskindi. Sizi dilim dilim etseydi, o anda kesildiğinizi hissetmezdiniz bile.

Bıçak o eve getirilme amacına neredeyse ulaşmıştı, hem çelik hem de sap sırılsıklamdı.

Bıçak ve onu tutan adamın içeri süzüldüğü sokak kapısı hâlâ aralıktı ve gecenin sisi sürünüp kıvrılarak kapıdan içeri sızıyordu.

Jack denenen adam sahanlıkta durdu. Sol eliyle siyah paltosunun cebinden büyük bir beyaz mendil çıkardı: bıçağı ve onu tutmakla olan eldivenli sağ elini sildi, sonra da mendili yerine koydu. Av bilmek üzereydi. Kadını yatakta, adamı yatak odasının zemininde, büyük çocuğu da oyuncaklar ve yarı bitmiş maketlerle dolu rengarenk odasında bıraktı. Böylece geriye halledilmesi gereken bir tek ulaklık, yeni yeni yürümeye başlamış bir bebek, kalmıştı. Bir tane daha ve sonra görevi sona erecekti.

Jack denen adam parmaklarını esnetti. O, her şeyden önce, bir profesyoneldi, ya da kendisi öyle diyordu, ve işini tamamlayana kadar güJümsemezdi.

Saçlan ve gözleri siyahtı, en ince kuzu derisinden yapılmış siyah eldivenler takıyordu.

Küçük çocuğun odası evin en tepesindeydi.

Jack denen adam hiç ses çıkarmadan merdiveni

tırmandı. Sonra çatı katının kapısını açıp içeri girdi. Siyah deri ayakkabıları vardı ve öyle bir cilalannıışlardj ki. kara aynalar gibi parlıyorlardı. Onlara baktığınızda ayın minik yanmay şeklindeki yansımasını görebilirdiniz.

Asıl ay kanatlı pencereden parlıyorfi du. Işığı o kadar parlak değildi, sisle dağılıyordu, ancak Jack denen adamın bolca ışığa ihtiyacı yoktu. Ay ışığı onun için yeterliydu işini götürdü.

Karyolanın içindeki çocuğun şeklini seçebiliyordu; kafasını, kollarını, bacaklarını ve gövdesini.

Karyolanın, çocuğun dışarı çıkmasını önlemek için, yüksek, ahşap çubuk kenarları vardı. Jack öne eğilip bıçağı tutan sağ elini kaldırdı ve çocuğun göğsünü hedef aldı

... ve elini indirdi. Karyolanın içindeki şekil bir oyuncak ayıya aitti. Çocuk yoktu.

Jack denen adamın gözleri loş ay ışığına alışkındı, bu yüzden lambayı yakmaya gerek duymuyordu. Aslında, ışık o kadar da önemli değildi. Onun başka hünerleri de vardı.

Havayı kokladı. Yanında getirdiği kokulara aldırmadı, göz ardı edebileceği kokuları bırakıp, bulmaya geldiği şeyin kokusuna odaklandı. Çocuğun kokusunu alabiliyordu: çikolata parçalı kurabiyeler gibi sütlü bir koku; ıslak, tek kullanımlık gece bezinin ekşi ve keskin kokusu. Çocuğun saçındaki şampuanın, taşıdığı küçük ve plastik -bir oyuncak- diye düşündü, ama sonra, yo, emebileceği bir şey! diye fikrini değiştirdi- şeyin kokusunu alabiliyordu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Kristin Harmel - Fransız Öpücüğü

Kristin Harmel - Fransız Öpücüğü

Emma korkunç günler yaşıyordu; nişanlısı tarafından tam da düğün hazırlıkları yaparken terk edilmişti, işinden kovulmuştu ve çok yakında evsiz kalacaktı. Peri masalı gibi süren hayatı bir anda tepe taklak oluvermişti... Kucağında dondurma kasesi, üzerinde pijamasıyla kendine ayıracak sürekli evde oturuyordu, ta ki Paris'te yaşayan ve ünlü yıldızların halkla ilişkiler işlerini yürüten arkadaşı Poppy ona muhteşem bir teklifte bulunana kadar!

Kitaptan Alıntı

Düğünümüz eylülde olacaktı. 
Son gelinlik provama çoktan gitmiştim. Nedimelerime karar verip çiçeklerimi 
seçmiş, bir yemek şirketi ayarlamıştım. Davetiyeler basılmıştı ve hepsi 
gönderilmeye hazırdı. Brett'le, düğünde çalacak bir grup da seçmiştik. Bir gün 
sahip olacağımız çocuklarımıza ne isim koyacağımızı konuşmuştuk. Sayfalar do- 
lusu karalamalar yapmıştım: Bay ve Bayan Brett Landstrom. Brett ve Emma Land- 
strom, Brett Landstrom ve eşi Emma Sullivan-Landstrom. Landstromlar. Birlikte 
geçireceğimiz geleceği gözümde canlandırabiliyordum. 
Ve sonra bir gün, her şey altüst oldu. 
Nisan aymda, sıcak, bunaltıcı bir salı akşamıydı, Brett'le aynı eve taşınmamızın birinci yılı şerefine ona özel bir akşam yemeği hazırlamak erken çıkmıştım. Bahçe masasını temizleyip canlı çiçekler alarak onun en sevdiği yemeği pişirdim: enginarlı ızgara tavuk, kuru domatesler ve el yapımı marinara soslu tel şehriyenin üstünde servis edilen keçi peyniri. "Mükemmel," diye düşünerek kadehlerimize Chianti koydum. 
Saat altıda Brett, "Yemek güzel görünüyor," diyerek sürgülü kapılardan geçip ağır ağır bahçeye çıktı. Dışan adımını atarken kravatını gevşetip gömleğinin ilk düğmesini açtı ki bu, onu ister istemez, normalden daha seksi gösteriyordu. Brett'i, onunla tanıştığım günkü kadar çekici bulmam iyiye işaret, diye düşündüm. 
Ona gözlerimin içi gülerek bakıp, "Yıldönümümüz kutlu olsun," dedim. 
Şrett şaşkın görünüyordu. 
"Yıldönümü mü?" Siyah, dalgalı saçlarının arasından elini geçirdi. "Neyin yıldönümü? 
Gülümsemem biraz söndü. "Birlikte yaşamaya başlamamızın," dedim. 
"Ah." Boğazını temizledi. "Ee, o zaman kutlu olsun." Bir seksen beşlik boyuyla sürgülü kapıya en yakın koltuğa iki büklüm oturup şarabından bir yudum aldı, içkiyi damağında gezdirip beğeniyle onaylayarak yuttu. 
Gülümseyerek karşısma oturdum ve ona doğranmış marul, zeytin, pepperoncini’, domates, taze sıkılmış limon suyu ve feta~ peyniriyle dolu salata kâsesini uzattım. Tabağma birkaç kaşık koymadan önce mest halde kâseyi kokladı. "Yunan usulü," derken ela gözlerinin kenarları kırıştı. 
Gülümseyerek "Evet," dedim. "En sevdiğin." 
Evlendikten sonra yemek pişirmek, temizlik yapmak ve ev işleri tanrıçası olmak konusunda kendimi daha da geliştirmeye kararlıydım. Bre 11'in (çalışmayıp bir de üstüne üstlük hem aşçı hem de hizmetçi çalıştıran) annesi, bana yüzünde gergin bir gülümsemeyle, oğlunun işten eve döndüğünde masada yemeğin hazır bulunmasına ve derli toplu, pırıl pırıl görünen bir eve alıştığını defalarca hatırlatmıştı. 
Altta yatan mesaj, benim bunlara yetecek düzeyde olmadığımdı. 
Anlaşılan hem tam zamanlı bir hizmetçi hem de tam zamanlı bir aşçı olup aynı zamanda da tam zamanlı işimi dengede tutmam gerekiyordu. 
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Kolektif - Aşktan da Üstün 50 Film

Kolektif - Aşktan da Üstün 50 Film

"Son On Yılın En İyi Filmleri", "En İyi Tu?rk Filmleri", vesaire listelerine hep kuşkuyla yaklaşmışımdır. Gu?ncel filmlerle ilgili bir liste göru?nce korkarım. Sinemanın en kötu? hastalıklarından biri 'torpil'dir. Hiç tanımadığımız insanlara yaptığımız duygusal torpiller de dahil. Ama filmlerin u?stu?nden birkaç yıl geçince, pazarın gu?ru?ltu?su? dinip ortalık biraz sakinleşince, kim gerçekten değerli ve kalıcı, kim sadece kuru gu?ru?ltu?den ibaret, belli olmaya başlayınca yapılan listeler ilgimi çeker. Reklamdan, şişirmeceden, 'hype'tan arınmış filmler, yıllar içinde neredeyse yaratıcılarından bağımsız bir şekilde, kendi başlarına pırıldamaya başlarlar. Eleştirmenler de değerlerini böyle filmleri keşfedebildikleri vakit belli ederler bence. Bu 50 filmlik liste sevdiğim ve değer verdiğim listelerden biri oldu.
Ümit Ünal

Sinemayla ilgili neredeyse hemen herkesin 'fikir belirtmek' adı altında, aslında ahkâm kesme ve bilgiçlik taslama hakkını kendinde bulduğu bu son yıllarda, işi bir de kitabından okuyun... Buyrun...
Çağan Irmak

Bu ve benzeri kitaplarla sinema tarihinin başyapıtlarını, zamana hapsolmadan yeniden izlemek ve bu filmlerle ilgili gazete yazılarının ötesinde eleştiriler okumak, yeniden anlamak, hiç şu?phesiz hayatımızda yeni pencereler açacaktır... 'Aşktan da u?stu?n' bu filmler sayesinde, belki de hayata ve bizi toprağa doğru çeken kahredici boyunduruğa daha çok karşı koyabilir ya da katlanabiliriz.
Özcan Alper

Kitaptan Alıntı

Online yayın yapan haftalık film kültürü dergisi Arka Pencere’nin yazarları tarafından kaleme alınan ‘aşktan da üstün’ bir 50 film daha yayımlandı.

İlki 2011’de kitaplıklardaki yerini alan “Aşktan da Üstün 50 Film” serisinin ikinci halkası “Aşktan da Üstün 50 Film Daha” 2013’te raflara yerleşmişti. Arka Pencere yazarları şimdi üçüncü kitapla karşınızdalar. İlk ikisinde olduğu gibi Kırmızı Kedi Yayınları tarafından yayımlanan kitapta yedi Arka Pencere yazarının 50 başyapıta dair eleştirileri mevcut. Okan Arpaç, Tunca Arslan, Kemal Ekin Aysel, Murat Emir Eren, Burak Göral, Murat Özer ve Burçin S. Yalçın’ın yazıları, sinema tarihinin derinliklerinde lezzetli bir tur vaat ediyor.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Rachel Walker - Zihni Gelistirmenin 101 Yolu

Rachel Walker - Zihni Gelistirmenin 101 Yolu

Zihninizi çalıştırmaya başlamak için geç kalmış sayılmazsınız. Daha çevik ve öğrenmeye açık bir zihne sahip olmak sizin de hakkınız!

101 farklı parlak fikir, aktivite ve küçük bir yaşam tarzı değişikliğiyle beyin gücünüzü arttıracak, hafızanızı geliştirecek, kötü düşüncelerden arınacak ve daha sağlıklı düşüneceksiniz.

-Yeni bir dil öğrenmek, kişiyi yaşlılığın neden olduğu birtakım zihinsel hastalıklardan korur. 
-Kahkaha atmak beyni canlandırır, bu da kişinin öğrenme kabiliyetini arttırır. 
-Müzik, zihni uyararak beynin sözel işleyişini geliştirir. 
-Yogaysa zihni, bedeni ve ruhu dengeli bir bütün yaratacak şekilde birleştirir.

Bu kitap sadece beyninize iyi gelmekle kalmayacak, aynı zamanda genel sağlık durumunuzu düzeltecek, kötü beslenme alışkanlıklarınıza kökten bir çözüm getirecek, boş zamanlarınızı daha verimli geçirmenizi sağlayacak.

Kitaptan Alıntı

GİRİŞ

Bu gezegende hem yaratıcı hem de rasyonel düşünebilen, okuyup yazabilen, duyguları kavrayabilen ve hayattan keyif alabilen yegâne canlılar olarak biz homo sapienslerin zihinlerimizi tam kapasitesiyle kullanabilme yönünde çabalaması oldukça makûldür. Bunu devamlı olarak yapamamamız şüphesiz bir başka önemli İnsanî nitelik olan tembelliğin bir sonucudur ama bu kitap sayesinde bu dengesizliğin düzeltileceğini umuyorum.
Genellersek, zihin geliştirme konusunu ele alırken aslında iki ayrı kavramı hesaba katarız -beynin kimyası ve zihnin manevi yönü. Bu iki alan her ne kadar birbirinden ayrıymış gibi gözükse de sıklıkla örtüşürler. Örneğin, beslenme biçimimizi değiştirerek beynimizin fiziksel işleyişinin yanı sıra ruh halimizi, dolayısıyla moralimizi de değiştiririz. Benzer şekilde, iyi bir gece uykusu çekmek beynimizi dinlendirecek, stresimizi azaltacak ve ruhsal sağlığımıza iyi gelecektir.
Bu kitabı derlerken esas amacım okuyucunun hem beynin fiziksel işleyişine iyi gelecek hem de manevi esenlik duymasını sağlayacak, kendi kişisel ihtiyaçlarına göre aralarından seçebileceği farklı fikir, öneri ve bilgileri (beslenme önerileri; hafıza geliştirme, kötü alışkanlıkları bırakma, stres ve kaygıları yenme yöntemlerini de içeren) mümkün olduğunca bir araya getirmekti. Ayrıca okuyucunun zihinsel kıvraklığını ölçmeye yönelik bazı test ve bilmecelere de yer verdim.
Son olarak, zihinsel kapasiteyi geliştirme yolunda sahip olduğumuz en etkili üç kozun öğrenme isteği, zihnimizi açık tutma becerisi ve yola devam etme kararlılığı olduğunu belirtmekte de fayda var. Bunlar olmadan kayboluruz ve “Zihin Haritaları”, vitaminler veya vicdan muhasebelerinin hiçbir faydası olmaz.
RachelWalker
SAĞLIK UYARISI
Bu kitapta önerilen bitkisel tedavilerin hiçbirine ilaç tedavisi altındayken ve doktora danışmadan riayet edilmemelidir.
Kitaptaki soruların cevapları 125. sayfada

KISA BİR STRES TESTİ

Zihinsel sağlık “durumunuzu” değerlendirmenin en çabuk yollarından biri stres testinden geçmektir. Aşağıdaki sorulara verdiğiniz cevaplar stres seviyeniz hakkında ipucu verecek, şayet ihtiyacınız varsa doğru yardımı almanız yolunda size rehberlik edecektir.
Yakın dönemde bir aile yakını ya da bir arkadaşınızı
kaybettiniz mi?Skor100
Yakın dönemde bir dostunuzla aranız açıldı mı?Skor 65
Yaşlı veya hasta birine bakıyor musunuz?Skor 95
Yakın dönemde taşındınız mı?Skor 80
Yakın dönemde boşandınız mı veya sevgilinizden ayrıldınız mı?Skor90
Sık sık sebepsiz yere ağladınız oluyor mu?Skor 55
Yakın zamanda ciddi bir hastalık geçirdiniz mi?Skor 85
Yakın dönemde iş değiştirdiniz mi?Skor 60
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Angie Thomas - Sessiz Kalma

Angie Thomas - Sessiz Kalma

#1 NEW YORK TIMES,Çoksatanı
#1 AMAZON, Çoksatanı
#1 INDIE, Çoksatanı
BARNES & NOBLES, Çoksatanı 
● ENTERTAINMENT WEEKLY, 2017’nin En Çok Beklenen Kitabı
TEEN VOUGE, 2017’nin En İyi Genç Yetişkin Kitabı 
● #3 INDIE, Next List Seçkisi
AMAZON, Ayın Kitabı (Mart 2017)
iBOOKS Ayın Kitabı (Şubat 2017)
BOOKSELLER, Ayın Kitabı 
● TIME DERGİSİ, En İyi Yeni Kitap
PUBLISHERS WEEKLY, Haftanın Kitabı Seçkisi

On altı yaşındaki Starr Carter iki dünya arasında yaşıyordu: Ailesiyle yaşadığı fakir mahalle ve okuduğu banliyö lisesi. En yakın çocukluk arkadaşı Khalil’in bir polis tarafından vurulduğuna şahit olduğunda, bu iki dünya arasındaki hassas dengesi bozulmaya başlamıştı çünkü Khalil herhangi bir tehdit oluşturmuyordu.

Çok geçmeden, Khalil’in ölümü manşet olmuştu. Bazıları ona gangster diyor, bazıları ise onu uyuşturucu satıcısı bir çete üyesi olarak bile betimliyordu. Starr’ın okuldaki en yakın arkadaşı, Khalil’in bunu hak etmiş olabileceğini bile düşünüyordu. Polislerin bu olayla çok ilgilenmediği anlaşıldığında ise bunu protesto edenler sokaklara dökülüp Starr’ın mahallesini âdeta bir savaş alanına dönüştürdü. Herkesin bilmek istediği tek bir şey vardı: O gece ne olmuştu? Bunun yanıtını verebilecek tek kişi de Starr’dı.

Fakat Starr’ın söyleyecekleri ya da söyleyemedikleri adalet için verdiği bu savaşta kendi hayatını bile tehlikeye atabilirdi.

Angie Thomas’ın, sıradan bir kızın kendini sıradışı bir durumda bulması hakkındaki bu ilk romanı, ırkçılık ve polis şiddetini; 
zeki, yürekli ve geri adım atmayan bir dürüstlükle anlatıyor.

***

“Sessiz Kalma! çarpıcı bir ilk roman.”
–The Guardian -

“Nefret sadece gündemimizde değil aynı zamanda evrensel de bir konu. Starr’ın eşsiz sesi kadar önemli meseleler olan kültür, toplum ve kadınlığın da altını çiziyor.”
–Entertainment Weekly-

“Bu kitapta kolayca ulaşabildiğiniz cevaplar yok. Fakat roman tam da bu sebepten dolayı inanılmaz. Bitirdikten çok uzun bir süre sonra bile sizi düşündürtecek ve sayfalarının arasında bulduklarınızı başkalarıyla konuşma isteğinizi alevlendirecek.”
–Barnes & Noble Teen-

“100.000’den fazla satan Sessiz Kalma!, yayımcılık dünyasında bir fenomen. Herkesin okuması gerekiyor.”
–Teen Vogue- 

“Starr’ın sesi daha ilk sayfadan okurun dikkatini kendine çekiyor… Thomas’ın hikâyesi, kalpleri kırsa da, ergen bir kızı, sevgi dolu ailesini ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğrenmeye çabalamasının gücünü gözler önüne seriyor.”
–Publishers Weekly, starred review-

“Starr’ın doğal sesi üzerinden aktarılan muntazam ama güçlü hikâyesi, özenle yaratılmış karakterleri ve karmaşık, gerçekçi ilişkiler sayesinde bu roman, okurların Starr için tezahürat etmesini sağlayacak. Bu hikâye gerekli. Bu hikâye önemli.”
–Kirkus Reviews, starred review-

“Thomas’ın bu ilk romanı, toplumun bağlarını, etiğini, adalet anlayışını ve ahlakını sorguluyor. Starr’ın sesiyle hayata getirilmiş bu hikâye, iki çarpışan dünyanın katmanlarını inceliyor. Tartışılmaz bir şekilde önemli bir kitap ve bir o kadar da geniş bir okur kitlesine ihtiyacı var.”
–Booklist, starred review-

"Angie Thomas'tan, dönemimizin klasikleri arasına girecek, çarpıcı, muhteşem ve kalpleri kıracak bir roman.”
–JOHN GREEN, Aynı Yıldızın Altında'nın çoksatan yazarı-

“Bu roman üzücü bir şekilde günümüzü yansıtmakta ve bir değişimin gerçekleşmesi gerektiğini yüzümüze tokat gibi vurmakta. Adalet için verilen bu savaşa sırtınızı dönmeyin. Starr'ın yanında durun."
–ADAM SILVERA, Az Biraz Mutlu romanının New York Times çoksatan yazarı-

“Yazar bu ilk romanında, belki de genç edebiyatta son on yılın en kuvvetli karakterlerinden birini yaratmış.”
–Shelf Awareness, starred review-

“Sessiz Kalma! Bir baş yapıt.”
–The Huffington Post-

“Korkusuz bir şekilde dürüst ve kalpleri kıracak kadar insani bir hikâye. Herkes bu kitabı okumalı.”
–BECKY ALBERTALLI, Simon vs. the Homo Sapiens Agenda’nın ödüllü yazarı-

“Polis şiddeti ve ayrımcılığa karşı savaşımız devam etmekte olduğundan Sessiz Kalma!, ihtiyacımız olan edebi tokadı atıyor. İnanılmaz sürükleyici!”
–JASON REYNOLDS, çoksatan All American Boys’un eşyazarı-

Kitaptan Alıntı


BÖLÜM 1

BİR

Bu partiye gelmemeliydim.

Bu partiye ait olduğumdan bile emin değildim. Kendimi daha üstün gördüğümden filan diye de demiyorum. Sadece bazı yerler vardı ki ben olmak yetmiyordu. Kişiliğimin iki versiyonu da uymuyordu. Koca D'nin bahar tatili partisi de böyle yerlerden biriydi işte.

Ter içindeki bedenlerin arasından sıkışıp geçerek Kenya'yı takip ettim. Omzuna kadar inen saçlarının bukleleri her adımıyla zıplıyordu. Mekânı ot kokulu bir sis basmış gibiydi ve müziğin ritmi yerleri titretiyordu. Bir rapçi herkesi Nae Nae yapmaya davet etti ve ardından insanlar kendi tarzlarınca dansa başlayınca bir sürü yerden "Hey" sesleri geldi. Kenya elindeki bardağı havaya kaldırarak dans ede ede kalabalığın içinden kendine yol açtı. Aşırı yüksek sesli olan müzikle birleşen ot kokusunun neden olduğu mide bulantısıyla içkimi dökmeden odanın diğer ucuna gitmeyi başarabilirsem şaşıracaktım.

Kalabalıktan çıkmayı başardık. Koca D'nin evi hmca hınç doluydu. Onun bu bahar tatili partilerine milletin eş, dost, akrabasını da alıp doluştuğunu duymuştum, yani ben hariç herkesin ama lanet olsun, bu kadar çok insan olacağını düşünmemiştim. Kızların saçları boyalı, röfleli ve bukleliydi. Ayrıca yıkılıyorlardı. Sade at kuyruğumla kendimi acayip basit hissetmeme neden oluyorlardı. En gıcır ayakkabılarını ve kalçalarından sarkan pantolonlarım giymiş olan çocuklar, kızlara o kadar abanarak sürtünüyorlardı ki, hani neredeyse prezervatif takmaya ihtiyaç duyacaklardı. Anneannem, ilkbahar aşk getirir, derdi. Garden Heights'ta ilkbahar her zaman aşk getirmezdi ama kışın bir sürü bebek geleceğini müjdelerdi. Çoğu Koca D'nin partisinde rahme düşerse hiç şaşırmazdım. Partilerini her zaman bahar tatilinin cuma günü yapardı çünkü cumartesi kendine gelip pazar gününü de tövbe ederek geçirirdin.

Kenya, "Starr, beni takip etmeyi bırak da gidip dans et," dedi. "İnsanlar daha şimdiden kendini bir bok sandığını düşünüyorlar."

"Garden Heights'ta bu kadar çok zihin okuyabilen insan olduğunu bilmezdim." Ya da benim hakkımda "Koca Mav'ın dükkânda çalışan kızı" olduğumdan fazla bir şey söyleyebilecek birileri olduğunu. İçkimden bir yudum alıp geri tükürdüm. İçinde Hawaii Pançı'ndan fazlası olacağını biliyordum ama alışık olduğumdan çok daha sertti. Buna panç demeleri bile yanlıştı. Doğruca sert içki deseler de olurdu. İçkimi sehpanın üstüne koyup, "Bu insanlar beni öldürecekler, aklımdan geçenleri bildiklerini sanıyorlar."

"Kızmasana, sadece haberin olsun diye söylüyorum. Şu okula gittiğin için kimseyi tanımıyormuş gibi davranıyorsun."

Annemle babam beni VVilliamson Prep'e gönderdiğinden beri, yani altı yıldır bunu duyuyordum. "Her neyse," diye mırıldandım.

"Ve bir de şey gibi giyinmesen ölmezsin, şey gibi..." Burnunu yukarı kaldırıp spor ayakkabılarımdan başladı ve aşırı büyük kapüşonlu eşofman üstüme kadar beni iyice bir süzdü. "Bunun gibi. Üstündeki ağabeyimin eşofman üstü değil mi?"
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Gabriiel Garcia Marquez - Benim Hüzünlü Orospularım

Gabriiel Garcia Marquez - Benim Hüzünlü Orospularım

1982 Nobel Edebiyat Ödülü'nü de almış olan Gabriel Garcia Marquez'in, dünyanın en büyük yazarlarından biri olduğunu herkes biliyor. Yazdığı son romanı Benim Hüzünlü Orospularım'la yine dünya kitap dünyasının doruğuna oturdu. Yazar, bu kez, doksanını bulmuş çok yaşlı bir gazete köşe yazarının ağzından müthiş bir aşk serüvenini dile getiriyor. Son yılların en güzel aşk romanlarından biri. Büyülü Gerçekçilik akımının yaratıcısı bu büyük ustadan büyüleyici bir roman daha. Kolombiyalı yazar, bu kitapta 90 yaşındaki bir adamla 14 yaşında bir yeniyetmenin ilişkisini anlatıyor...

"Doksanıncı yaşımda, kendime bakire bir yeniyetmeyle çılgınca bir aşk gecesi armağan etmek istedim. Aklıma Rosa Cabarcas geldi, hani şu gizli genelevinde eline bir yenilik geçtiğinde hatırlı müşterilerine haber veren kadın. Daha önce öyle şeylere ya da onun baştan çıkarıcı müstehcen önerilerinin hiçbirine asla kapılmamıştım ama benim ilke sahibi biri olduğuma hiç inanmazdı o. Ahlâk da bir zaman sorunudur, derdi, yüzünde hınzır bir gülümsemeyle, görürsün bak...

Kitaptan Alıntı

Doksanıncı yaş gününü kutlayan yaşlı gazeteci o güne kadar parasını vermeden hiçbir kadınla birlikte olmamıştır. Aşk denilen kavramdan çok çok uzaktır. Kendi yaşantısından, o zamana kadar sürdürmüş olduğu hayattan pek de memnun değildir. Kendini şu şekilde tanımlar hatta:

“Çirkinim, çekingenim, çağdışıyım.

Böyle olmak istemediğim için tam tersiymişim gibi davranmışımdır hep.…

Hayatta hiçbir becerisi, parlak hiçbir yanı olmayan, soyu tükenmiş biriyim…”

Doğum gününde pek fazla vakti kalmadığının bilinciyle kendine bir ödül vermek ister. Fakat Delgadina adını verdiği kızı sadece izlemekle yetinir. Uyanıkken hiç görmez onu, bir kez bile konuşmazlar. O uyurken ona hikaye okur, saçlarını okşar, hayal kurar. Güzelliği ve saflığı karşısında elinden başka hiçbir şey gelmez. Zamanla onu yalnızca izlemeye ve kendi hayatında geriye giderek yaşadıklarını hatırlamaya, kendi geçmişiyle ve şimdisiyle çekişmeye başlar. Bu sırada doksan yaşında kendini tanır, o zamana kadar fark etmediği pek çok şeyin farkına varır.

“Her şeyin yerli yerinde olması, her işin zamanında yapılması, her sözün yakışık aldığı gibi söylenmesi gerektiği şeklindeki saplantımın düzenli bir kafaya yaraşır bir ödül olmadığını, tam tersine doğamdaki düzensizliği gizlemek için kendi uydurduğum bir yapmacıklık gösterisi olduğunu keşfetmiştim; cimriliğimi örtbas etmek için cömert gibi göründüğümü, akılsız olduğum halde ihtiyarlık tasladığımı, içimde bastırdığım öfkelerime yenik düşmemek için uzlaşıcı olduğumu, sırf başkalarının vaktini ne kadar az umursadığım anlaşılmasın diye dakik davrandığımı anlamıştım. En sonunda aşkın ruhsal bir durum değil, bir burç işareti olduğunu keşfettim.”
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Author Name

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/FymUrEaf4VRt8qa37E5vOFjGq7rw0baT5ScQ7nwsZ7F1nMsihsXMJ-ECCaNgexvSUbcSY44G8IikGvIN11CTzgVt5G5RX49Wod48BJ1Ip44Xxwhr2t7et1d7jFjNaw1nyI25q9LLS8R7qiefMIQzr5wd02oNh7ki7pALRS_Y003Cm0E5cHu755RtLpH7nZZ6qTWX96FWc3d_Q21qShkKCdjNSsiXgMMOAJlY3Z5W-cI1uecrJrWL0j3SVXP0u4d0fu1_xq6eRQZGyfy2iSJ8Ezr6eJ9Q0py4y-ZMSCCJma9v9rk35pvY-nKQoMq95SI9C3hdRGK_uC3hDIVyAUrpvJfRFZSrKDMeSta6lC03mk12zmjygBVkf8h37zS0j_Cax4_zQekjcWoRvC-dMsNRtdLetCKwUAayhovBiIXenrcPCa9GM-Gw6CNkl-c3DhwCpCkvOcvavfQHS1HLD0yGsNfWJ03NXfi6WAWQg3Kc0ReJWWtdy0lRn4QUQ9obz-rfqBMegiqA_V6JT6d_n_tGATRZkcV5lr-T_CTQuY3Nv_e4la-l0KE7t6snoJui35gO33yCReas0YnaznkHcqFrYhP0mhUXYYwtIGfw4ybiXAT1eW6Nu95XVS411caUXY6OUa-512tP3V5HNzNs7_FjAdqr0pNDGIX6=w146-h118-no} {facebook#https://kitapazzi.blogspot.com.tr/} {twitter#https://twitter.com/Kitapazzi} {google#Yhttps://plus.google.com/u/0/104699689942249315316}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.