Temmuz 2018

Kolektif - Rakı Ansiklopedisi

Kolektif - Rakı Ansiklopedisi

Rakı kültürünü bütün yönleriyle kapsayan sistematik bir başvuru kaynağı olarak Rakı Ansiklopedisi alanında bir ilk. Her sayfasına anason kokusu sinmiş bu ansiklopedi rakı kültürünün temel kavramlarını 500 yılı aşkın bir zaman diliminde inceliyor. Tarih, edebiyat, mizah, sanat, müzik, sinema, folklor, kent kültürü, eğlence kültürü gibi alanlardan derlenen maddeler, rakı jargonundan seçilmiş 600’ü aşkın sözlük maddesiyle ve konuyla ilgili toplumsal ve kültürel incelemelerle harmanlanıyor. Bu anlamda Rakı Ansiklopedisi’ni, “rakı” temasına odaklanan bir “popüler kültür tarihi ansiklopedisi” olarak değerlendirmek de mümkün.

Yedi kişilik danışma kurulunun değerli katkılarıyla, 55 yazarın kaleme aldığı 1755 maddelik Rakı Ansiklopedisi, kütüphanelerden çıkıp rakı sofralarına ve bu sofraların vazgeçilmezi olan muhabbete konu olmayı bekliyor.

17. Uluslararası Gurme Kitapları Ödülleri (Gourmand Awards) “Distile Alkollü İçkiler” dalında birincilik ödülü kazanan Rakı Ansiklopedisi’nin beşinci baskısı yeni boyutları, yeni kapağı ve gözden geçirilmiş maddeleriyle tüm kitapçılarda!

Kitaptan Alıntı

1.Rakı Ansiklopedisi / Kolektif: Biz yayınladık diye söylemiyorum, rakı âlemi, bu kitaptan öncesi ve sonrası diye ikiye ayrılabilir pekâlâ. Enfes bir içerik. Ben biliyorum, hayatında rakı içmemiş kaç kişi elinden düşüremiyor. Bir alternatif kültür ansiklopedisi. İster helada okuyun, ister yatakta; hepsi olur!

2.Biz Rakı içeriz / Vefa Zat: Yine biz yayınladık diye demiyorum. Vefa Zat'ın enfes yazılarından bir seçme. Hani “iyi vakit geçirirken öğrenme” denen şey var ya. Tam olarak bu kitaptan bahsediyor o şey.

3.Meyhaneler Rehberi / Ulus Atayurt, Tan Morgül: Buna da biz yayınladık diye demiyorum dersem ayıp olacak ama n'apabilirim? Bu da enfes bir kitap. İstanbul'da değişik yerler bakınan birisiyseniz kurcalamanız zaten şart. Ama İstanbul meraklısı herkes kütüphanesinin bir köşesine koymalı. Türkçe / İngilizce

4.Eski İstanbul'da Meyhaneler ve Meyhane Köçekleri / Reşad Ekrem Koçu: Bir üstteki kitapla beraber okunmasında müthiş fayda var. Gedikliler, koltuklar, ayaklı meyhaneler. İstanbul'un en namlı köçekleri. “Ah güzel İstanbul” diyenlere enfes Reşad Ekrem Türkçesiyle.

5.Eski İstanbul Meyhaneleri / Vefa Zat: “Ah güzel İstanbul” diyenlere bir de bugünden bir üstad. Yine bir Vefa Zat kitabı. Adından belli ne olduğu. Vefa Abimizin güzel Türkçesi ve eşsiz birikimiyle bir dönemin içki âdabı, hikâyeleri ve mekanları.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Kate Hammer - Kırmızı Mantolu Küçük Kız

Kate Hammer - Kırmızı Mantolu Küçük Kız

Kayıp
Carmel Wakeford, 8 yaşında bir kız, en son kırmızı mantosuyla görüldü...

Kaybolmuş, küçük bir kız. Ama kaybolduğunu bilmiyor.

Carmel Wakeford sekiz yaşında bir kızdır. Bir gün çocuk festivalinde annesinin yanından ayrılır ve yaşlı bir adam tarafından bulunur. Adam, Carmel'e onun yıllardır görüşmediği büyükbabası olduğunu, annesinin bir trafik kazası geçirdiğini ve bundan sonra kendisiyle yaşayacağını söyler.
Carmel yeni ailesiyle yaşamaya başlar ve günler, haftalara dönüştükçe küçük kız, büyükbabasının, onda özel bir yetenek bulunduğuna, onun kurtarıcı mesih olduğuna inandığını fark eder.
Annesi umutsuzca kızını ararken Carmel, büyükbabasıyla sıra dışı bir yolculuğa çıkar ve bu yolculukta kim olduğunu ve kim olabileceğini sorgular.

"Kate Hamer'ın romanı merak uyandırıyor ve duygulandırıyor. Sürükleyici, kalbinizi sızlatan bir hikâye."
-Lisa Ballantyne, yazar

Kitaptan Alıntı


Rüyalarımda sık sık Carmel’i görürüm. Hep geri geri yürür.

Doğduğu gün yerler kar tutmuştu. Onu kollarıma aldığımda pencereden içeri gümüşi bir ışık süzülüyordu.

Büyümeye başladığında ona “çalı kızı” lakabını uygun gördüm, çünkü onun kırsal alan dışında bir yerde yaşayabileceğini gözlerimin önüne bile getiremiyordum. Kalın dalgalı saçlar, sanki az önce kırılmış bir camın etrafa savrulan parçaları gibi görünüyor, bir yandan da karahindibayı anımsatıyordu.

“Seni sanki çalıların arasında baş aşağı sürüklemişler,” derdim ona. O da bana gülümserdi, gözleri kapanır, göz-kapakları titreşirdi. Soluk renkli, ince mor damarları olan gözkapakları, gözlerinin üzerinde kanat çırpan kelebekleri andırırdı.

“Bunu gözümde canlandırabiliyorum,” derdi o da bana, dudaklarını yalayarak.

Şimdi pencereden dışarı bakıyorum ve onu neredeyse

görebildiğimi hissediyorum -bacaklarını çilekli rneyan-köklerine benzeten taytını giymiş, okula giden yolu tırmanıyor... Özlemi, sanki boğazımı yerinden sökmüşler gibi hissettiriyor bana.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Kolektif - Asker Kaçağı - Savaşa Karşı Bilimkurgu Öyküleri

Kolektif - Asker Kaçağı - Savaşa Karşı Bilimkurgu Öyküleri

Philip K. Dick, Alfred Bester, William Tenn, Katherine MacLean, Stanislaw Lem, Eric Frank Russell ve Müfit Özdeş'in öykülerinin yer aldığı Asker Kaçağı "yeniliğini hiç kaybetmeyen" klasik bir bilimkurgu seçkisi. İlk yayım tarihinden 20 yıl sonra yeniden meraklılarının karşısında. 
"Savaşa ve militarizme karşı bir öyküler derlemesinin bilimkurgu alanından seçilmesinin anlamı nedir? Edebiyatta bilimkurgu dışında da antimilitarist olunabilir kuşkusuz. Ancak bilimkurgunun büyük bir avantajı var: Gündelik yaşamımıza sorgulanmaz bir biçimde yerleşmiş olan savaşperverliği, militarizmi, üniforma, emir-kumanda ve dayak biçiminde bir parçamız olan askerliği doğası gereği, çok daha rahat bir biçimde yadırgatabilir bilimkurgu. Bunu bir robot-masalı biçiminde yapabilir, asker kafasıyla açık açık dalga geçebilir, ya da beraberce kendi gezegenlerine ihanet ederek ölümü seçen bir Arzlı ile, tonlarca ağırlığıyla bize şekilsiz görünen bir Jüpiterli'nin acıklı öyküsünü anlatabilir. Militarizmin insani değerlere yaptığı tahribatı bütün şairlerin yok olduğu bir dünyadan daha iyi ne anlatabilir? Bugün farkına bile varmadan kabullendiğimiz birçok ufak-tefek politik kararın yarın yol açacağı sonuçları, geleceğe gidip 'yerinde ve zamanında' görmekten daha iyi ne sokabilir kafamıza?" - Bülent Somay
Kitaptan Alıntı
1.Aldatmaca Oyunu (Philip K. Dick): Paranoyak bir kişiliğe sahip olduğunu bildiğimiz Philip Dick’in, paranoyak karakterlerle dolu bir öyküsü.
Bu hastalıktan muzdarip bir grup insan, bir uzay gemisi ile hastaneye sevk edilecektir. Yaşanan elim bir kaza sonucu farklı bir gezegene düşen 9 kişilik ekip, sürekli bir savaş hali içinde yaşamaktadır. “Maymun Adam” olarak adlandırdıkları Arzlılar en büyük düşmanlarıdır lakin aradan geçen bunca zamana rağmen, ellerinde onlardan herhangi bir kanıt bulunmamaktadır. Tüm bunların sonucunda kendilerine bir test uygulamaya karar veren koloni, yaşadıkları hayatın bir sanrı mı olduğu anlamaya çalışacaktır…
2.Kaybolma Numarası (Alfred Bester): Bilimkurgunun usta kalemlerinden Bester’den, savaş ve zaman yolculuğu temalarının iç içe geçtiği bir öykü.
Generel Carpenter önderliğinde ABD büyük bir savaşın içindedir. Bu ne son savaştır ne de savaşı sonlandıracak bir savaş. “Amarikan Düşü İçin Savaş” adı verilen bu sıra dışı devamlılık hali, M.S. 2112 yılında ilginç olaylar silsilesinin bir birini izlemesinin ardından sonlanma aşamasına gelir. New York’ta bulunan Birleşik Devletler Askeri Hastanesi’nin T Koğuşu’nda bulunan ve bu savaştan etkilenmiş olan 24 hasta, zaman zaman belli bir süre koğuştan kaybolmakta ve kısa bir süre sonra tekrar geri dönmektedir. Carpenter bu olayın araştırılmasını ister. Savaşı kazanmanın yolunun, belki de bu odadaki sır dolu insanların sırlarını çözmekten geçtiğine inanır. Bu sayede umuda kapılan Carpenter, Amerikan Düşü İçin Savaş’ı kazanmanın hayalini kurmaya başlar.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

John Gray - Liberalizmin İki Yüzü

John Gray - Liberalizmin İki Yüzü

Büyük bir yankı uyandıran bu yapıtında, John Gray, liberal düşüncenin birbiriyle bağdaşmaz iki felsefesi olduğundan söz ediyor. Bir taraftan, liberalizm, evrensel ve akılcı bir oydaşma kuramı; diğer yandan, farklı rejim ve yaşam biçimlerinin bir arada var olabilmesinin olanaklarını araştıran barışçıl bir ortak yaşam tasarısı. Liberalizmin ilk işleviyle tümüyle anakronik bir yapıya büründüğünü savlayan Gray, liberalizmin geleceğini de Hobbes''un düşüncesinin izleğinde buluyor. Liberal hoşgörü ve değer-çoğulculuğu üzerine kaleme alınmış temel önemde bir inceleme.

Kitaptan Alıntı
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Rachel Cohn - David Levithan - Bize Çıkan Yollar

Rachel Cohn - David Levithan - Bize Çıkan Yollar

“Senin için birtakım ipuçları bıraktım. Görmek istiyorsan sayfayı çevir. İstemiyorsan lütfen defteri yerine bırak.”

Aşkta şansı yaver giden kardeşinin zorlamasıyla on altı yaşındaki Lily en sevdiği kitapçının rafına kırmızı defterini bırakır ve içine yazdığı cesaret gerektiren görevleri doğru erkeğin yerine getirmesini beklemeye koyulur. Noel yüzünden keyfi hiç de yerinde olmayan meraklı ve alaycı Dash ise böyle görevlerden kaçınacak biri değildir… ve Meydan Okuma Defteri kafasını dağıtması için mükemmel bir bahanedir. 

Bir defterle başlayan hikâyelerinde yaşanan fırtınalı romantizm Dash ve Lily’nin hayallerine, arzularına ve birbirlerine kafa tutmalarına sahne olacak, kırmızı defter New York’un en ücra köşelerine kadar elden ele dolaşacaktır. Peki gerçek hayattaki kişilikleri, defterdeki kişilikleri kadar iyi uyum sağlayabilecek mi, yoksa sayfalarda başlayan macera, komedi filmlerinden fırlamışa benzer korkunç bir felaketle mi sonuçlanacak? 

“Okurları hemen bir defter alıp sayfalarını doldurarak potansiyel bir sevgili bulmaya teşvik ediyor. 
Rafta tozlanacak türde bir kitap değil.”
-School Library Journal-

“İlginç karakterler, alaycı espri anlayışı ve mutlu tesadüflerle dolu bir kitap. O kadar komik ki elinizden bırakamayacaksınız.”
-The Guardian-

“Cohn ve Levithan ikilisi bu kış temalı kitapta tanıdık fakat eğlenceli bir öykü kaleme almış. Okuyanları gerçek romantizm vaadiyle heyecanlandırıyorlar ve önceki kitaplarında olduğu gibi okurun ilgisini canlı tutacak pek çok sürpriz var.”
-Publishers Weekly-

“Bu iki yazarlı masalda alaycı bir hipster aşk hikâyesi, ironiden uzak bir Noel aşkıyla birleşiyor. Biraz garip fakat gerçekliklerinden şüphe etmediğiniz bir çiftin öyküsü.”
-Kirkus Reviews-

“Komik, zekice ve dokunaklı. Yaratıcı bir sonla okuru tatmin ediyor.”
-Children’s Literature-

“Kitap bittiğinde yüzümde koskocaman, tatminkâr bir gülümsemeyle oturuyordum.”
-YA Crush-

Kitaptan Alıntı


Bir düşünün:

En sevdiğiniz kitapçıda raflara göz gezdiriyorsunuz. En sevdiğiniz yazarın kitabının olduğu bölüme geliyorsunuz ve oldukça tanıdık kitap sırtlarının arasında usulca kırmızı bir defter duruyor.

Ne yaparsınız?

Cevap bence gayet açık:

Kırmızı defteri alıp açarsınız.

Sonra size ne yapmanızı söylüyorsa yaparsınız.

New York’ta Noel zamanıydı, yani yılın en iğrenç zamanı. Koyun sürüsü gibi kalabalık, bahtsız akrabaların bitmek bilmeyen ziyaretleri, yapmacık sevinç çığlıkları, neşeli olmak için gösterilen neşesiz çaba... Yapım gereği insan iletişimine duyduğum tiksinti, bu koşullar altında yalnızca artıyordu. Nereye gitsem izdihamın yanlış tarafında oluyordum. Herhangi bir “ordu” aracılığıyla “kurtuluşu” kabul etmek istemiyordum. Noel’in beyazlığını asla umursamıyordum. Ben bir Dekabrist’tim, bir Bolşevik, azılı bir suçlu, bilinmez bir ıstırabın pençesine düşmüş bir pul koleksiyoncusu... İnsanların olmak istemediği ne varsa ben onu olmak isterdim. Pavlov’un para harcamaya ve sarhoş olmaya koşullanmış kalabalıklarının, ruhen çökmüş kış tatilcilerinin, dünyanın bir ucundan buraya bir ağacın ışıklarının yakılışını izlemeye gelen ve bunun aslında tam bir pagan ritüeli olduğunun farkında olmayan yabancıların arasında olabildiğince görünmez bir şekilde yürüyordum.

Bu sönük sezonun en parlak yanı okulun tatil olmasıydı. (Sanıyorum herkes kusana kadar alışveriş yapabilsin ve aileye de, tıpkı arsenik gibi, ufak dozlarda maruz kalmanın en iyisi olduğunu keşfedebilsin diyeydi... Tabii ölmeyi tercih ediyorsanız ayrı...) Bu sene Noel’de gönüllü öksüz olmayı başarmıştım; anneme tatili babamla geçireceğimi, babama da annemle geçireceğimi söylemiştim, böylece ikisi de boşandıktan sonra yaptıkları sevgilileriyle çıkacakları tatilin geri ödemesi olmayan biletlerini almışlardı. Ebeveynlerim sekiz senedir birbirleriyle konuşmuyorlardı ki bu da bana doğrunun ne olduğu hususunda oldukça esnek davranma imkânı ve haliyle kendime ayıracağım daha fazla zaman sağlıyordu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Claudia Gray - Bin Parça Sen

Claudia Gray - Bin Parça Sen

Zaman yoktu. Dakikalarım mı vardı, saniyelerim mi yoksa daha da mı azı, bilmiyordum. Omzumda küçük bir çanta vardı. Elimi içine atınca kalem değilse de bir ruj buldum. Titreyen parmaklarla kapağını çıkardım ve ara sokaktaki duvara yapıştırılmış eski postere yazmaya başladım. Bu, iletmem gereken mesaj ve benden geriye bir şey kalmayınca hatırlamam gereken tek amaçtı: 

PAUL MARKOV’U ÖLDÜR. 

MARGUERITE CANE dâhi fizikçi ebeveynleri sayesinde bilimsel teorilerle büyümüştür. Ama hiçbiri, annesinin son icadı olan ve boyutlararası yolculuk yapmaya yarayan Ateşkuşu kadar şaşırtıcı değildir. 

Marguerite’in babası cinayete kurban gittiğinde tüm deliller tek kişiyi göstermektedir: Ebeveynlerinin gözde öğrencisi, sırlarla dolu Paul. Mükemmel cinayeti işlemiş gibi görünen genç adam, polis ona ulaşamadan başka bir boyuta kaçar. Ama Marguerite’i hesaba katmamıştır. Genç kız çeşitli boyutlarda Paul’ün peşine düşer. Babasının cinayetinin arkasında yatan gerçekler yavaş yavaş gün yüzüne çıkarken Marguerite yaşanan ihaneti tekrarlamaya mahkûm olur. 

Genç kız bambaşka yaşamlardan geçerken –Çarlık Rusyası’nda bir grandüşes, fütüristik Londra’da parti meraklısı bir yetim, okyanusun ortasındaki bir istasyonda yaşayan bir mülteci– tehlikeli olduğu kadar karşı konulmaz bir aşka kendini kaptıracaktır. 

“Macera, bilimkurgu ve romantizmin bu müthiş karışımı geniş kitlelere hitap edecek.” 
-School Library Journal -

“Aksiyon dolu bir ilk kitap… Gray bilimkurgu, tarih ve modern öğeler arasında yol alıyor.” 
-Publishers Weekly -

Kitaptan Alıntı

Kısaca, onlarca yıllık bir mücadele ve alayların ardından, annem ve babam nihayet gerçek saygı kazandıkları bir noktaya ulaşmıştı ve onları çok daha ötesine taşıyacak bir atılımın ari-fesindeydiler. Annem tarihin öncü biliminsanlarından biri ilan edilecekti. Babam en azından Pierre Curie statüsüne erişecekti. Hatta Avrupa’da Hermitage ve Prado’ya ve adını duyduğum ama daha önce hiç görmediğim bütün müthiş galerileri gezeceğim bir sanat turuna çıkmama yetecek paramız bile olabilirdi. Hayalini kurduğumuz her şey ufukta görünmüştü.

Sonra, güvendikleri araştırma asistanları Paul Markov prototipi çaldı, babamı öldürdü ve kaçtı.

Hukukun ulaşamayacağı bir başka boyuta sıvışarak paçayı yırtabilirdi. Kusursuz suç. Yatakhanedeki odasından hiçbir iz bırakmadan ve kapıyı içeriden kilitli bırakarak ortadan kayboldu.

(Görünüşe bakılırsa insanlar boyutlar arasında yolculuk ettikleri zaman fiziksel biçimleri “gözlemlenebilir olmaktan” çıkıyordu. Bu kuantum mekaniğiyle ilgili bir durum ve izahı bir kutunun içindeki, siz kutuyu açana kadar aynı anda hem diri hem ölü olan bir kedinin hikâyesini de içeriyor ve ciddi anlamda karmaşık bir hal alıyor. Asla bir fizikçiye o kediyi sormayın.)

Paul’ü kimse bulamadı, kimse yakalayamadı. Ama Paul, Theo yu hesaba katmamıştı.

Bu akşam arka bahçemizdeki eski derme çatma verandada otururken Theo bana geldi. Tek ışık tepedeki dolunaydan ve Josie’nin geçen yaz korkuluklara astığı camgöbeği ve turuncu ışıklar saçan tropik balık biçimindeki lambalardan geliyordu. Fildişi rengi dantelli elbisemin üstüne babamın eski hırkalarından birini giymiştim. Aralık akşamları Kaliforniya’da bile soğuk olabiliyordu, ayrıca kazak hâlâ babam kokuyordu.

Sanırım Theo dışarı çıkmadan önce bir süre kendimi toparlamamı bekleyerek beni seyretmişti. Al al olmuş yanaklarımda gözyaşı izleri vardı. Burnumu o kadar çok silmiştim ki her nefes alışımda acıyordu. Başım zonkluyordu ama şimdilik gözyaşlarını kurumuştu.

Theo basamaklarda yanıma oturduğunda gergin ve kıpır kıpırdı, bir ayağını yere vuruyordu. “Dinle,” dedi. “Aptalca bir şey yapmak üzereyim.”
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Author Name

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/FymUrEaf4VRt8qa37E5vOFjGq7rw0baT5ScQ7nwsZ7F1nMsihsXMJ-ECCaNgexvSUbcSY44G8IikGvIN11CTzgVt5G5RX49Wod48BJ1Ip44Xxwhr2t7et1d7jFjNaw1nyI25q9LLS8R7qiefMIQzr5wd02oNh7ki7pALRS_Y003Cm0E5cHu755RtLpH7nZZ6qTWX96FWc3d_Q21qShkKCdjNSsiXgMMOAJlY3Z5W-cI1uecrJrWL0j3SVXP0u4d0fu1_xq6eRQZGyfy2iSJ8Ezr6eJ9Q0py4y-ZMSCCJma9v9rk35pvY-nKQoMq95SI9C3hdRGK_uC3hDIVyAUrpvJfRFZSrKDMeSta6lC03mk12zmjygBVkf8h37zS0j_Cax4_zQekjcWoRvC-dMsNRtdLetCKwUAayhovBiIXenrcPCa9GM-Gw6CNkl-c3DhwCpCkvOcvavfQHS1HLD0yGsNfWJ03NXfi6WAWQg3Kc0ReJWWtdy0lRn4QUQ9obz-rfqBMegiqA_V6JT6d_n_tGATRZkcV5lr-T_CTQuY3Nv_e4la-l0KE7t6snoJui35gO33yCReas0YnaznkHcqFrYhP0mhUXYYwtIGfw4ybiXAT1eW6Nu95XVS411caUXY6OUa-512tP3V5HNzNs7_FjAdqr0pNDGIX6=w146-h118-no} {facebook#https://kitapazzi.blogspot.com.tr/} {twitter#https://twitter.com/Kitapazzi} {google#Yhttps://plus.google.com/u/0/104699689942249315316}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.