Ocak 2018

Celil Oker - Yenik ve Yalniz
Celil Oker - Yenik ve Yalniz
Özel dedektif Remzi Ünal, bir süredir telefonuna bırakı lan sesli mesajların sahibiyle sonunda karşılaşır; hem de tam mesleği bırakıp evlenmek üzereyken. "Müşterisi" Hülya Çakır, bir oto galerisinin sahibi olan eşinin işyerindeki masasına bir zarfın bırakılmasını istemektedir. Dedektifimiz, görüntüde oldukça basit bir işle kariyerine nokta koymaya ikna olmuşken, aslında karmaşık bir hikâyenin ortasına düştüğünü anlaması için bir cinayetin işlenmesi yeterli olacaktır. Polisiye edebiyatımızın usta ismi Celil Oker'den yine temposu yüksek, heyecanlı ve yetkin bir roman…

"Remzi Ünal... Şu Hava Kuvvetleri'nden müstafi, THY'den kovulma, kendisine saygısı olan hiçbir 'frequ- ent flyer'ın adını bile duymadığı sekizinci sınıf charter şirketlerinde bile tutunamayan, MS Flight Simulator'ün yüklü olduğu bilgisayar dört ayrı kutuya dağılmış, eski pilot, ex-kaptan, nevzuhur özel dedektif Remzi Ünal."

Kitaptan Alıntı

Yerde tek başına duran telefon, koli kucağımda, kapıyı arkamdan kapatmadan önce salonun ucundaki pencereden Akmerkez'e bakarken çaldı.

Evden eve filankeş taşımacılığın suratsız elemanları, patronları ve aracılık eden reklamcı arkadaşımla birlikte işi keşfe geldiğimizde sergiledikleri becerikli ve işbilir tavırlarını çoktan çöpe atmışlardı. Aniden ortaya çıkan küçümseyici bakışlarıyla, sanki silah zoruyla taşıdıkları orta yaşlı bekâr evinin ıvır zıvırlarını silindir kolilerine lütfen yüklemişler, çekip gitmişlerdi. Dün sitenin otoparkında dikilip kamyonun nasıl yanaşacağını konuşurken dağıttığım sigaraları çoktan haram etmiştim içimden.

Geride kalan manzara da hiç parlak değildi. Sökülüp anında dağıtılan kütüphanemin arkasına denk gelen duvarın açığa çıkan manzarası en tahammüllü ev kadınını bile isyan ettirecek nitelikteydi. Yerdeki duvardan duvara halının üstündeki derin koltuk ve sehpa izleri dünyanın en amatör detektifine bile evin içinde saatlerimi nasıl geçirdiğimi anında söylerdi. Yıldız Turanlı halıyı yeni eve girmeyecek sayısız eşyamın başına yazmıştı zaten. Duvarlarda, kaldırılan tabloların yerlerini belli eden açık renkli dikdörtgenlerden yoktu hiç. Sağdaki pencereyi neredeyse bütünüyle kapatan mahallenin emlakçısının bez pankartı manzaranın üzücülüğüne tüy dikiyordu.

Öteki odalardan bahsetmeye gerek duymuyorum bile.

Salonun en bakılacak yerine, soldaki pencereden görülen Akmerkez manzarasına bakıyordum telefon çaldığında. İçeri doğru iki adım attım. Yıldız Turanlı kapının dışındaydı. Planlananın tersine hareket ettiğimi fark edince peşimden eve yeniden girdi.

Daha on altı saat önce gazetelerle dergilerin altında, kül tablasıyla sigaramın arasında, geçmişte büyük ve gizemli haberleşmelere aracı olmuş ve yenilerini beklemekte gibi gururla duran telefon, şimdi yalnız ve mahzundu. Yine de boş salonu enikonu çınlattı ikinci ziliyle.

Zilin üçüncü çalışında Yıldız Turanlı'ya baktım. Görmek istediğim şeyi görmedim gözlerinde.

Bir kere daha çaldı telefon. Beşincide telesekreter devreye girecekti. Yeniden baktım Yıldız Turanlı'ya.

Gitmemiz gerekiyor anlamına gelen bir hareket yaptı, gövdesiyle yarım dönerek kapıya doğru.

Telesekreterin karşılama cümlesini duyunca gülümsedim. Sanki hiç bilmediğim bir hikâye anlatacak gibiydi cihazın devrelerinin arasına sıkışmış elektronik kızın sesi.

Not bırakmaya başlanabileceğini bildiren bip sesinden sonra telaşlı bir ses yükseldi eski model cihazın düşük kaliteli hoparlöründen. Tanıdığım bir ses.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Carl Sagan - Karanlik Bir Dunyada Bilimin Mum Isigi
Carl Sagan - Karanlik Bir Dunyada Bilimin Mum Isigi
Kitap yazarı Carl Sagan modern zamanlarda günümüz ve geleceğimiz için en çok ihtiyacımız olan yetilere ışık olmakla kalmıyor. Şüphe duymayı, sorular sormayı, saf olmamayı öğretmekle birlikte bize inanç ve dinlere ait, kutsal bilgileri dahi sorgulamamız gerektiğini öğretiyor...

Pek az sayıda bilim adamı, bilimin merak, heyecan ve coşkusunu geniş kitlelere aktarmada Carl Sagan kadar başarılı olabilmiştir. Pulitzer Ödülü'ne sahip Sagan'ın milyonların düş gücünü yakalama ve zor kavramları anlaşılır bir biçimde aktarabilme yetisi okurlar açısından gerçek bir kazanımdır. Akıldışılığın ve batıl inançların egemen olacağı yeni bir Karanlık Çağ'ın eşiğinde olup olmadığımız sorusu Karanlık Bir Dünya Bilimin Mum Işığı'nın çıkış noktası. Kitapta bir yandan bilimsel çalışmalara neden kara çalındığı sorgulanırken, bir yandan da uzaylılarca kaçırılma, "bağlantı kurma" ve şifacılık gibi konuların içyüzü gözler önüne seriliyor. Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı, Sagan'ın bilimle bir ömür boyu süren gönül ilişkisini bir bildirgesi sayılabilir.

Kitaptan Alıntı

1. Araştırmalar, Amerikalıların % 95’inin “bilim cahili” olduğunu gösteriyor. Bu, bir köleye okuma-yazma öğretmenin çok ciddi cezalarla yasaklandığı İç Savaş öncesi dönemde, neredeyse hepsi köle olan Afrikalı-Amerikalıların cehalet oranı ile aynı.

2. Birçok alanda bilgisiz olduğumuzu kabullenmektense, evrenin anlaşılamayacak denli kutsal yapıda olduğu şeklinde ifadelere başvuruyoruz. Anlamadığımız kavramlardan sorumlu tutmak üzere bir Bilinmezler Tanrısı buluyoruz.

3. Tarım öncesi zamanlarda avcı-toplayıcı atalarımızın ortalama ömrü 20-30 yıldı. Ortaçağda ve Geç Roma dönemi Avrupa’sında da öyle. Ortalama ömrün 40 civarını bulması, ancak 1870’lerde gerçekleşebildi. Yaşam süresi 1915’te 50’ye, 1930’da 60’a, 1955’te 70’e yükseldi. Bugünse, erkeler için biraz daha kısa olmak üzere, 80’lere yaklaşmıştır.

4. Ahlaki açıdan değerlendirilecek olursa, kendimizi iyi hissetmemizi sağladığı sürece, bir şeyin doğru olup olmadığını umursamamak, cebiniz doluysa paranın nereden geldiğine boş vermek kadar kötüdür.

5. Öte yandan, Yeniçağ ve din yazarları, bilim adamlarının “her şeyin buldukları kadarından ibaret” olduğuna inandıklarını öne sürüyor. Bilim adamları, birinin demesinden başka hiçbir kanıtı olmayan gizemli iddiaları reddedebilir; ama doğaya ilişkin her şeyi bildiklerini asla düşünmezler.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Can Dundar - Aska Veda
Can Dundar - Aska Veda
Aşk devrimcidir.
Otorite, düzen, nizam tanımaz.
Coşkuyla çarpan iki kalbin yarattığı etkiye hiçbir direnç dayanmaz.
Sınırlar, harp içindir; aşk sınırdan anlamaz.
Yaş, sosyal statü, renk, ırk, cins, dil, mezhep, milliyet farkı, tutkuya mâni olamaz.
İki yürek buluştu mu onları dizginleyen çitler, bariyerler, örf ve âdetler, gelenek ve görenekler, ilkeler, nizamnameler, akrabalar ebeveynler tutuşur.
Ten, derde ilaç olur; ölüm, ayrılığa yeğ tutulur.
Seven iki yürek, ayrılmaya zorlandıkça birleşir.
Aşk, yalnızca içeriden yıkılabilen bir kaledir. Sadece âşıkların birbirini yemesiyle yok olur.
Devrimcinin düşmanı düzendir.
Kazanmanın konforlu rehaveti, “Elde ettim işte!” felaketine dönüşür kısa zamanda...
Devlet, aile, özel mülkiyet el ele verip işe karışır; büyük heyecan, alışmayla, kurumsallaşmayla yatışır.
O ilk kıvılcımdan güçlü bir dostluk ateşi yakamazsanız, uğruna dünyayla savaşabileceğiniz insanı bir iç savaşta kaybedersiniz.
Onca hızlı daldığınız rüyadan bu kadar hızlı uyanabilmiş olmanıza da hayret edersiniz.

Kitaptan Alıntı

Eğer...

Onu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz...

Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden, bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... Ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin...

Onunlayken pervaneleşen yelkovanlar, onsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...

Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, ondan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa...

Ve o, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp hüzünlendikçe ağlıyorsa...

Dünyanın en güzel yeri onun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...

Hayat onunla güzel ve onsuz müptezelse...

Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, onun yüzü pembeyse...

Kışlar ilkbaharsa yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...

Her şiirde anlatılan oysa; her filmin kahramanı o... Her roman ondan söz ediyor, her çiçek onu açıyorsa...

Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez, özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa...

İştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa...

İştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...

Eliniz telefonda yaşıyor, işaretparmağınızla ha bire onu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın o olduğunu adınız gibi biliyorsanız...

Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona o diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi ona yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken, “Keşke o anlatsa!” diye iç geçiriyorsanız...

Kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...

Özlemi, sol memenizin altında, tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...

Hem kimseler duymasın hem cümle âlem bilsin istiyorsanız...

Onsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse...

Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse...

Gamze gamze tebessüm de onun içinse alev alev öfke de...

Bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep onun yüzsuyu hürmetine...
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Binan Akyuz - Etekli Iktidar
Binan Akyuz - Etekli Iktidar
Zekası ve yaratıcılığıyla,
Türk basınının duayeni ve ekol
yaratıcısı, "Erkekçe" duruşun öncüsü,
Hıncal Uluç Ağabeyime ithaf ediyorum.

Kadın erkek ilişkilerinde son durum, lafı biraz uzatıyor. Aslında daha net "Feminizm ilişkileri nereye getirdi?" diye sorulabilirdi...

Bakın, dünyada hızla patlayan eşcinsel ilişkilerin akında Feminizm yatıyor..

Erkekçe'yi çıkardığım yıllardan başlayarak yakından izledim, gelişmeleri.

Feminizm, "Kadın hakları, özgürlüğü ve eşitliği" diye ortaya çıktı. Bu çıkışı iki buluş destekledi: Vibratör ve doğum kontrol hapları..

Feministler "Orgazm hakları"nı vibratörle çözdüler ve doğum kontrol hapları ile de cinselliği fena halde özgürleştirdiler.

Bunun kadına yansıyan yanı şu oldu:
Erkekle daha fazla ve daha özgür ilişki. Ama orgazm için erkeğe muhtaç olmama..

Kitaptan Alıntı

SOĞUK SERVİS

"YENİ KADINLAR" ERKEKLERDEN NE İSTİYOR?

Kadınlar erkeklere ne yaptırmak istiyor? Erkekler eğer hiçbir "direnç" göstermeseydi, kadınlar erkeklerin ne yapmasını isterdi? işte "ibret Belgesi" gibi bir haber!

26. 4. 2003 tarihinde VATAN gazetesinde çıkan bir haber:

"İngiltere'de yalnız yaşayan kadınlara özel DVD üretildi. Filmin kahramanı, tüm gün ev işlerini yapıp, yorgun-argın işten dönen kadını iltifatla karşılıyor.

İngiltere'de satışa çıkan filmin adı: Hazır, Harika ve Tapılası erkek, iş stresiyle sinirlen gerilen yalnız kadınların, evde neşelenmek için yapması gereken tek şey 14 sterline (36 milyon lira) bu filmi almak.

Filmin kahramanı 'bay mükemmel' gün boyu evi toplayıp yemek yaptığını ve sizi çok özlediğini söyleyip devam ediyor: Bugün çok güzelsin, bu çiçekleri sana aldım, seni gördükçe nefesim kesiliyor..."

Şimdi düşünün; Kadınlar erkeklere eşit mi, yoksa egemen mi olmak istiyor?

SERVİS SORUSU

KADINLAR ERKEKLERE "EŞİT" Mİ,
YOKSA "EFENDİ" Mİ OLMAK İSTİYOR?

Yaşlı bilge, genç çekirgesine sorar:
- Bir kölenin en çok istediği şey nedir?
Yüreği daima kaybedenlerden yana atan genç çekirge yanıtlar:
- Özgür olmak!

Yaşlı bilge, "iyi düşün" der. Genç çekirge, ısrar eder:

- Bir kölenin en büyük isteği özgür olmaktır! Yaşlı bilge yumuşak bir sesle, son sözünü söyler:
- Bir kölenin en çok istediği şey, zannedildiği gibi özgür olmak değil, bir köle sahibi olmaktır.
Genç çekirge düşünür:

Acaba bu nedenle mi, kadınlar erkeklere eşit olmak istiyormuş gibi görünüp, gerçekte erkeklere egemen olmak istiyorlar!
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Bernard Werber - Karincalarin Devrimi
Bernard Werber - Karincalarin Devrimi
On ikilik düzen: Karıncagillerin hesap sistemi. Karıncalar on ikişer on ikişer sayar çünkü on iki cırnakları vardır (ayak başına iki cırnak).

Orakçılar: Doğudaki çiftçi karıncalar.
Oruç: Bir karınca kış uykusunda 6 ay boyunca hiçbir şey yemeden yaşayabilir.
örümcek: Bireyleri küçük küçük parçalar halinde yiyen ve her aşamada onları uyutan canavar. Tehlike.
Paralı askerler: Yiyecek ve bir site kimliği karşılığında kendi doğdukları yuvanın dışında bir yuva için savaşan yalnız karıncalar.
Pasaport: Karıncanın doğduğu ya da paralı askerse kabul edildiği yuvanın kokusu.
Rüzgar: Sizi bulunduğunuz yerden kaldırıp bilmediğiniz bir noktaya sürükler.
Salyangoz: Tam bir protein deposu. Yenebilir.
Sarnıç- Çiğ deposu.
Semender: Tehlike.
Shl-gae-pou: Kuzeybatıdaki cüce karınca sitesi.

Kitaptan Alıntı

Sadece bu cümleyi okumak için geçireceğiniz birkaç saniyelik zaman içinde dünyada kırk insan ve buna karşılık yedi yüz milyon karınca doğacaktır;

Minicik, akıllı ve acımasız.

Bizden yüz milyon yıldan fazla bir zaman önce birlikleri, siteleri, imparatorlukları ile bütün dünya yüzeyine yayılmış olarak burada idiler. Bize benzer uygarlıklar yarattılar, gerçek krallıklar kurdular, en etkin silahlan icat ettiler, bizim erişemeyeceğimiz düzende savaş yapma ve site kurma sanatını elde ettiler, şaşırtıcı bir teknolojiye hakim oldular.

Onların da kendi Atilla'ları, Christophe Colomb'ları, Julius Caesar'ları, Machiavelli'leri veya Leonardo da Vinci'leri oldu.

Bu roman diğerlerinden farklı olarak bizi niçin sorusunu sormaya zorluyor ve çarpıcı bir biçimde şimdiye kadar hiç bilmediğimiz cinayetler, aşırılıklar ve savaşlar âlemine sürüklüyor. Bütün hayallerin ötesinde bizi karıncaların gerilim ve korku dolu yaşamlarını sürdürdükleri mikro bir dünyaya götürüyor.

Bastığınız yere dikkat edin. Bu büyüleyici romanı okuduktan sonra gerçeği alışık olmadığınız bir biçimde algılayabilirsiniz.

Mart ayının bu sabahında, canlı adımlarla ilerliyordu. Çabasından, göğsü bir inip bir kalkıyordu. 

Alnında ve ağzının üstünde birkaç damla ter parlıyordu. Ağzının üstündekiler dudak kıvrımlarından kayınca, hemen soğurdu.

Bu açık gri gözlü genç kızın adı Julie idi ve on dokuzundaydı. Babası Oaston ve köpeği Achille'le birlikte ormanı arşınlıyordu ki birden zınk diye durdu. Bir koyağın üstünde, kocaman kumtaşı bir" kaya, bir parmak gibi önünde yükseliyordu.

Kayanın ucuna kadar ilerledi.

Aşağıda, patikaların dışında, çukurluğa giden bir yol varmış gibi geldi ona.

Elleriyle boru yaptı:

- Hey, baba! Sanırım yeni bir yol keşfettim, izle beni!
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Brigitte Aubert - Doktor Marchin Dort Oglu
Brigitte Aubert - Doktor Marchin Dort Oglu
Günlük tutan bir katil. Bu günlüğü tesadüfen keşfeden bir hizmetçi. Ne yapsın? Günlüğün sahibi, yanında çalıştığı itibarlı ailenin on sekiz yaşındaki dördüzlerinden biri, kendisi ise hapisten yeni çıkmış, hırsızlıktan arandığı için takma adla çalışan, basit bir kız. Polise mi haber versin, kaçıp gitsin mi, dördüzlerden hangisinin katil olduğunu bulmaya mı çalışsın, olanlara göz mü yumsun?Katilin ve Jeanie'nin günlükleri şeklinde gelişir öykü. Cinayetler birbirini izlerken Jeanie katilin günlüğünü okumayı sürdürür. Ta ki bir gün katil, onun her şeyi bildiğini anlayana kadar...Aubert'in seri cinayet yönünden sıkıntı çekmeyen bir ülke olan ABD'de geçirdiği öykü, temposu hiç düşmeyen uğursuz bir oyunda, gerilimi her an ayakta tutan karşılıklı hamlelerle, türün meraklısı okuru, "Merak kediyi öldürür" deyimini doğrulamaya çağırıyor. İlk baskısını 1996'da yaptığımız Doktor March'ın Dört Oğlu, yeni kuşak polisiye severler için.

Kitaptan Alıntı

"Oyun Başlıyor", s. 5-17

Katilin Günlüğü

İlk seferinde… Hayır, önce size merhaba diyeyim. Merhaba sevgili dostlar. Sevgili yeni dostlar. Merhaba sevgili gizli günlüğüm. Hayatımı ve aileminkini anlatmaya karar vermiş olan sevgili gizli benliğim, merhaba!

Ama asıl sözünü etmek istediğim "o".

İlk seferinde, yaşım… kesin yaşımı söylemeye gerek yok, diyelim ki çocuktum. Sevimli, ufak bir çocuk. O da küçük bir kız çocuğu idi. Elbise giymişti, kırmızı akrilik bir elbise, parlak kırmızı. Akriliğin bayağı iyi yandığını biliyordum, bir meşale gibi.

Elbisesini yaktığımda bağırdı, sonra da yandı. Yanmasını sonuna kadar izledim. Her yanı şişmişti ve gözleri dışarı fırlamıştı. Hâlâ çok iyi hatırlıyorum, oysa çocuktum. Her zaman iyi bir belleğim olmuştur.

Onun yandığını görmekten hoşlanmıştım. Öleceğini biliyordum. Bu hoşuma gidiyordu. Bu hoşuma gidiyor. Ölümü tattırmak. Ölümü.

Bu, ilk seferdi. Sonra annem geldi ve beni kollarının arasına aldı. Annem hepimizi çok sever. Çok iyi, çok tatlıdır. Ağlıyordu. Kendi kendime, bildiği için mi ağlıyor acaba diye sormuştum.

Anneme kötülük etmek istemiyordum.

Annemin kollarından sıyrıldım. Kolları terden yapış yapıştı. Orada oturmuş ağlarken, uzaklaştım. Sonra, ötekilerle birlikte geri geldim. Annem yere oturmuş, ağlamayı sürdürüyordu. Bir şey söylemedi. Yeniden yaptığımda da bir şey demedi.

Söylemek istiyorum. Hep söylemek istedim. Birkaç kez tekrarladım. Biliyor musun, gizli günlüğüm, bu işten hep hoşlandım, öldürmek hoşuma gidiyor. Acı veriyor diyorlar. Acı vermek kötü diyorlar. Onlar ne anlar ki? Acı vermek iyi. Çok iyi, bu işi seviyorum.

Zaten bunu yapmaktan kendimi alamıyorum. Deli olduğum için değil. Canım istediği için. Kendimi tutarsam mutsuz oluyorum. Yapmam gerek.

Ancak dikkat etmem de gerek. Çünkü artık büyüdüm. Beni alıp götürürler. Annem onları engelleyemez. Üstelik artık yaşlandı ve kafası durdu.

Birileri yazdıklarımı okursa diye gülüyorum. Yazdıklarımı iyi saklıyorum. Ama her zaman, her işe burnunu sokan meraklılar vardır. Yakalanmaları işten değil. Dikkat, meraklı takımı, sakının, düşman sizi gözlüyor.

O kadar aptal değilim, yalnız kaldığımda yazıyorum. Kendimi tanımlamayacağım. Adımı da söylemeyeceğim. Hayır, hiçbir kimlik belirtisi olmayacak. Ben, bir dolabın dibinde saklanması gereken bir ceset gibiyim.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Brian Greene - Evrenin Dokusu
Brian Greene - Evrenin Dokusu

Uzay, Zaman ve Gerçekliğin Dokusu

Uzay ve zaman, hayal gücünü başka hiçbir bilimsel konuya benzemeyen bir biçimde esir alır. Boşuna değil. Bunlar gerçekliğin alanını, evrenin en temel dokusunu oluşturur. Tüm varlığı- mız -yaptığımız, düşündüğümüz ve yaşadığımız her şey- uzayın belirli bir bölümünde ve belirli bir zaman diliminde gerçekleşir. Ama bilim hâlâ uzayın ve zamanın aslında ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Bunlar gerçek fiziksel varlıklar mı, yoksa yalnızca yararlı fikirler mi? Eğer gerçeklerse temel yapılar mı, yoksa daha da temel bileşenlerden mi oluşuyorlar? Uzayın boş olması ne anlama geliyor? Zamanın bir başlangıcı var mı? Ortak deneyimlerimizin gösterdiği gibi, geçmişten geleceğe doğru karşı konulmaz biçimde akan bir yönü var mı ? Uzay ve zaman üzerinde etki oluşturabilir miyiz? Bu kitapta, tutkuyla yürütülen üç yüzyıllık bilimsel araştırmaları izleyerek, evrenin doğası hakkındaki böylesine basit ama derin soruların yanıtlarını ya da bu yanıtlara ilişkin ipuçlarını bulmaya çalışacağız. 

Kitaptan Alıntı

Babamın eski, tozlu kitaplığındaki hiçbir kitap yasak değildi. Ama gene de çocukluğumda hiç kimsenin oradan bir kitap aldığını görmedim. Çoğu -kapsamlı bir uygarlık tarihi, batı edebiyatına ait cilt cilt büyük eserler, ve şimdi hatırlayamadığım diğerleri- zamanla aşağıya doğru bel veren raflara kaynamış gibi görünen kalın ciltli, kocaman kitaplardı. Ama en üst rafta ara sıra gözümün takıldığı ince bir kitap vardı. Sanki devler ülkesindeki Gülliver gibi yerine yabancı dururdu. 
Şimdi düşününce o kitaba göz atmak için neden o kadar bekledim, bilmiyorum. Belki de yıllar içinde, kitaplar okunmak için yapılmış nesneler değil de, uzaktan bakılan aile yadigârı eşyalar gibi görünmeye başlamıştı. 
Sonunda o saygı yerini bir yeni yetme düşüncesizliğine bıraktı. Kitaba uzandım, tozlarını silkeledim ve birinci sayfayı açtım. İlk satırlar, en hafifinden ürkütücüydü. 
"Gerçekten felsefi olan yalnızca bir sorun vardır, o da intihardır." diye başlıyordu metin, irkildim. "Dünyanın üç boyutu olup olmadığı veya zihinde dokuz kategori mi yoksa on iki kategori mi olduğu daha sonra gelir." diye sürüyordu. 
Metne göre böylesi sorular insanlığın oynadığı oyunun bir parçasıydı, ama ancak o tek gerçek konu yerli yerine oturtulduktan sonra üzerlerinde düşünülmeyi hak ediyorlardı. Kitap Sisyphos Söylen i idi. Cezayir doğumlu, Nobel Edebiyat Ödülü nü kazanmış bir düşünür olan Albert Camus tarafından yazılmıştı. Bir an sonra bu buz gibi sözler kavrayışın sıcaklığı altında eridi. 
Tabii, öyle ya, diye düşündüm, isterseniz çıkmaz ayın son çarşambasına kadar şu konu üzerinde düşünüp bu konuyu analiz edebilirsiniz, ama asıl soru, düşüncelerinizin veya analizlerinizin sizi hayatın yaşanmaya değer olduğuna ikna edip edememesidir. Her şeyin gelip dayandığı nokta budur. Geri kalan her şey ayrıntıdır.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Ahmet Sık - Dokunan Yanar
Ahmet Sık - Dokunan Yanar
Ahmet Şık’ın yazdığı ve çalışma başlığı “İmamın Ordusu” olan kitabı şu anda “Dokunan Yanar” başlığıyla ekranlarımızda… 

Kitabın sahte kopyalarının elektronik ortamlarda dolaştığı şu günlerde, okurların “kitabın aslı”nı okuma olanağının sağlanmasını demokratik bir görev, düşünce özgürlüğünün savunulması yönünde bir katkı olduğu inancındayız. Kitabı internet ortamında yaymamızın tek nedeni ve amacı bundan ibarettir…

“Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim.

Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim.

Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim.

Benim için geldiklerinde, sesini çıkartacak kimse kalmamıştı”.
Martin Niemöller1

Kitaptan Alıntı

Cemaat emniyette nasıl örgütlendi?

1 Alman ilahiyatçı Martin Niemöller (1892-1984), pişmanlığını dile getiren bu satırları yazdığı 1946’da dünyanın ikinci paylaşım savaşı sona ermişti. Alman Proteston Kilisesi’nin Nazilerle işbirliği yapmasına muhalefet eden İtiraf Kilisesinin (Bekennende Kirche) yöneticisi olan Niemöller, bugün Dünya Ökumen Kiliseler Konseyi diye anılan Dünya Kiliseler Konseyi’nin de başkanlığını yapmıştı. Önceleri inanmış bir Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi seçmeni olan, Yahudi soykırımını destekleyen Niemöller, daha sonra kiliseler arası kavgalarda kendisini geliştirerek bu ırkçı fikirlerin karşıtı bir direnişçi olmuştu. Konuşma yasağına rağmen verdiği vaazlarla Nazilerin tepkisini çekti ve tutuklandı. İlk tutukluluk hâli kısa sürse de, 1937’de yeniden tutuklanarak o da toplama kamplarını boylayanların arasında yerini aldı. Savaş sonrasında da kiliseye dönerek bu kez de Almanya'nın silahlanmasına karşı mücadele veren önemli isimlerden oldu.

Devlet İslamcılara hep ihtiyaç duydu Fethullahçıların 1980’lerin ortalarından başlayarak sistematik biçimde örgütlendiği Emniyet teşkilatının, bugün itibariyle büyük çoğunluğunun cemaatçilerin elinde olduğu artık herkesin malumu. Bir diğer önemli tespitte bulunmak gerekirse, şimdi Fethullahçılık diye anılan özellikle asker başta olmak üzere devletin gözünde “İslamcı tehlike” olarak adlandırılan bu yapının, yıllar öncesinden, 12 Eylül 1980 darbesiyle birlikte bizatihi şimdi kendilerini tehlike olarak gören cuntacılar tarafından palazlandırıldığını söylemek yanlış olmaz.

28 Şubat 1997 postmoderin darbesi2 süreci ve sonrasında Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) başında Cumhurbaşkanı olarak Süleyman Demirel bulunuyordu. Darbenin 2. yıldönümünde kendisiyle yapılan bir röportajda, “Bu bir süreçtir. Yani Cumhuriyet’in kurulmasıyla başlamış, devam eden bir süreçtir. 

Devam da edecektir. Bu böyle gidecek”3 diyordu. MGK’nin asli unsuru ve belirleyici gücü olan orduya komuta eden dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu da 28 Şubat sürecinin 1923’ten bu yana sürdüğünü ifade ederek, “İrtica ne zaman palazlansa bu süreç kendini gösterir... 

İrtica tehdidi 2 28 Şubat 1997'de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan ve Türkiye siyasi tarihine geçen kararlar, “postmodern darbe” diye anılmaktadır. Necmettin Erbakan liderliğindeki RP 1995 genel seçimlerinden az farkla da olsa ikinci DYP ve üçüncü olan ANAP'ın önünde birinci parti olarak çıkmıştı. Seçimlerin ardından kurulan DYP-ANAP koalisyon hükümeti, RP’nin güvenoylaması hakkında hukuksal inceleme yapılması için Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvuru haklı görülerek geçersiz sayıldığından dağılmıştı. Bunun üzerine TBMM'de birinci parti durumunda olan RP ile ikinci parti olan DYP arasında kurulan ittifakla RefahYol hükümeti 8 Temmuz 1996'da güvenoyu aldı. Ancak hükümetin, kendilerinden zaten rahatsız olan askerlerin istediği biçimde davranacak kimi tutumları ve bir takım karanlık komplolar sonucu 28 Şubat süreci hayata geçti. Millî Güvenlik Kurulu'nun 28 Şubat 1997’deki toplantısında da, “Rejim aleyhtarı irticai faaliyetlere karşı alınması gereken tedbirler” başlığıyla resmen bir muhtıra yayımlandı. Muhtırada 8 yıllık eğitim, tarikatlar, laiklik karşıtı hareketler, TSK’den irticacılık suçlamasıyla atılan personelin RP’li belediyelerde istihdamı, bazı tarikatçıların cüppe ve sarıklarıyla kimi eylemlerde bulunması örneklerle anlatılıp, “TSK’nin rejimi bekçisi olduğuna” bir kez daha vurgu yapılıyordu.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Arthur C. Clarke - 2001 Bir Uzay Efsanesi
Arthur C. Clarke - 2001 Bir Uzay Efsanesi
Ay’da ortaya çıkarılan bir bilinmezlik;
Bu keşfin açtığı ufuklar öylesine engindir ki…
İlk kez güneş sistemi’nin derinliklerine insanlar gönderilir. Ama bu insanlar, hedeflerine ulaşmadan bir şeyler ters gitmeye başlar.
Ürkütücü biçimde ters…

Ay’a ayak basmanın henüz hayal olduğu bir dönemde yazılan ve yüzyılımızın en yaratıcı filmlerinden birine konu olan, olağanüstü, çarpıcı bir kitap. 2001: Bir Uzay Efsanesi, insanın evrendeki yeri sorusuna cevap arıyor.

Arthur C. Clarke “… maddi evrenin harikalarını, bilimsel doğruluğa saygı ile şaşırtıcı bir lirizmi birleştiren cümlelerle betimleyerek ustalığıı koruyor. ”
– The New Yor Times Book Rewiew

“Clarke… Uzay Çağı’nın büyük şairi”
– Los Angeles Times

Kitaptan Alıntı

Kubrick bir bilim kurgu yapmak ister. Bir şekilde Arthur C. Clarke ile yolları kesişir. Kubrick, Clarke’in bir kaç kısa hikayesini okur ve 20012in temelleri atılır. Plan ilk önce filmin çekilmesi sonrasında da kitabın çıması yönünde olur. Bu aşamada Clarke gayet rahat bir biçimde ilk kitabı yazar. Sonra kitap senaryoya çevrilir ve film olarak ekranlara taşınır. Bundan sonra Clarke oturur aklında kalan kısımları tekrar düzeltir ve kitabın son hali ortaya çıkar.

Hikayeyi bilmeyen yoktur. Ama tekrar edeyim. Kitap insanlığın gelişmesinden başlar. Yıllar önce gök yüzünden siyah bir taş iner ve insanlar onun çevresinde bir şeyler hisseder. Ve hikaye günümüze geldiğinde Dr. Heywood R. Floyd özel olarak Ay’a götürülür. Burada görmesi gereken bir şey olduğunu söylerler. Ay üstünde yapılan kazıda siyah mat bir cisim bulunmuştur. Araştırmalar yapılır ve bunun uzaylılardan gelmiş olduğunu düşünürler.

Yaklaşık on sekiz ay sonra Mars görevi ile Dr Dave Bowman ve Dr Frank Poole göreve çıkarlar. Mürettebatta başkaları da vardır ama onlar yolculuk esnasında uyutulmaktadırlar. Onların bu seferini ise HAL adında yapay zeka bir bilgisayar yönlendirmektedir. Ancak yolda giderken HAL dünya ile iletişim kurulan bir parçada sorun olduğunu söyler. Poole cihazı değiştirir. Parça üzerinde yapılan araştırmada aslında parçada sorun olmadığı görülür. Ancak bir süre sonra HAL parçanın yine arızalandığını söyler. Bowman ve Poole işin içinde bir iş olduğunu düşünür ve HAL ile farklı bir iletişim kurmaya çalışırlar.

Poole parçayı yeniden değiştirmek için dışarı çıkınca HAL bir manevra hareketi ile onu uzay boşluğuna gönderir. Bowman ve diğer uyuyan ekibi de uzay boşluğuna göndermek ister ancak Bowman kurtularak HAL’ı etkisiz hale getirir. Mars’a doğru ilerlemeye başlar. Jupiter’in uydusu Europa’ya yaklaşır ve buraya inmek için mekiğine biner. Ancak Siyah mat şeylerden burada da vardır ve Bowman içine çekilir. Bu sırada bilmediği yerlere yolculuk yapar ulaştığı yer ise dünya üzerinde otel odasına benzeyen bir yerdir. Ancak Bowman burada bir değişim geçirir.

2010:

İlk gezinin ardından uzay gemisi Mars’ın yörüngesinde kalmıştır. Rus bilim adamları bunu incelemek için uzaya bir araç gönderirler tabi başta Amerikalılar buna pek sıcak bakmazlar ama kısa sürede hazırlık yapacak durumda değildirler. Ruslar giderken yanlarında kendilerine yardımcı olacak Dr. Heywood R. Floyd ve HAL’ın yaratıcısı Dr. Sivasubramanian Chandrasegarampillai’de yanlarına alırlar. Amaçları HAL’ı aktif duruma getirip orada ne olduğunu öğrenmektir. Bir sonraki Amerikalıların uçuşu için mekiği hazırlamaktır. Tabi onlar bu şekilde yollarına devam ederken Çinlilerde bir mekikle yola çıkarlar. Amaçları direkt Europa’ya gitmektir.

Dr. Heywood ve ekibi eski uzay gemisini incelerken birden Çin gemisinden haber alırlar. Çin uzay mekiği Europa’ya düşmüştür ve kurtulan bir kişi burada hayat olduğunu telsiz ile bizim ekibimize bildirmiştir. bu olay üzerine bir gece Dr. Heywood bir ses duyar. Konuşan Bowman’dır ve onlara hemen oradan ayrılmaları gerektiğini söyler. Başta bu biraz garip gelir ama mürettebat buna inanır. Bir plan yaparlar ve dünyaya doğra ola çıkarlar. Bu sırada Bowman’ın bir mesajı daha vardır. İnsanoğlu kesinlikle Europa’ya inmeyecektir.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Amie Kaufman - Parcalanmis Dunyam
Amie Kaufman - Parcalanmis Dunyam
Her zaman yanımızda yer alan ve girdiğimiz her mücadelede bizi kollayan, Marilyn Kaufman ve Sandra Spooner için...

Kız, savaş alanının ortasında dikiliyordu. Burası, büyüdüğü mahalleydi. İnsanlar savaşın başlamak üzereolduğunun farkında değildi ve kız ne zaman onları uyarmak için ağzını açsa November adındaki bu şehir, sesini bastırıyordu. Bir araba tekerlerini bağırta bağırta geçti, sirenler acı acı öttü, çocuklar güldü, yukarıdaki holografik pano tekrarlanıp duran bir reklamı oynatmaya başladı. Kız çığlık attı ama ayağının dibindeki güvercinlerden başka fark eden olmadı. Ürken güvercinler havalanıp ipe asılı çamaşırlardan oluşan rengârenk bir labirentin ve sokak lambalarının arasında gözden kayboldular.

Kızı kimse duymadı.

Kitaptan Alıntı

BARIN DİĞER UCUNDA, GÖZLERİNİ DİKMİŞ BANA BAKAN genç bir adam vardı. İleriyi görebilmek için dirseklerimi tezgâha dayayıp öne eğilme alışkanlığım olmasa onu fark etmeyecektim. Durduğum yerden, yukarıda asılı barmen aynasına bakarak bütün mekânı kolaçan edebiliyordum. İzlediğim genç adam da benimle aynı hileye başvurmuştu.

Buralarda yeniydi. Bir kere onu tanımıyordum, bir de suratında o ifade vardı: Hepsinin ilk başta takındığı, bir şeyler ispatlamak isteyen o acemi bakışı. Yine de çevresini gözlüyor, kazayla kimseye çarpmamaya özen gösteriyor, etrafındakilere fazla yakın davranmıyordu. Üzerinde üniforma tarzı bir tişört, ceket ve asker pantolonu vardı ama kıyafetleri üzerine tam olmamıştı, bir parça dardı. Yeni olduğu için ölçülerine uygun bir üniforma henüz sipariş edilmemişti belki de. Ya da üniforma ona ait değildi.

Her hâlükârda, acemi askerler ilk haftalarının sonunda, Yüzbaşı Chase’e bulaşmamaları gerektiğini öğreniyorlardı. Molly Malone’da takıldığı sırada bile... İlgimi çekmiyorlardı. On sekiz yaş, bir insanın piyasadan çekilmesi için oldukça genç bir yaş sayılırdı. Yine de, ilk günden itibaren hepsine aynı mesajı vermek daha güvenliydi.

Fakat bu adam... bu adam, beni duraksatıyordu. Bana, saydıklarımın hepsini unutturuyordu. Koyu renk dağınık saçlar, kaim kaşlar, tehlikeli derecede tatlı gözler... İştahlı dudaklar, o dudakların köşesindeki pek de gizli olmayan minik sırıtış... Bir şairin dudaklarına sahipti. Artistik, etkileyici...

Yüzü garip biçimde tanıdık geliyordu. Elimde tuttuğum kadeh buğulandı. Yok canım, daha önce görmüş olsam böyle bir adamı mutlaka hatırlardım.

“Her şey yolunda mı?” diye soran barmen eğilip başını bana doğru yatırarak aramıza girdi. Burası rezil bir sokaktaki, rezil bir bardı ve vatan hasretiyle Molly Malone’un Yeri adını almıştu “Molly” boynunda krizantem çiçeği dövmesi olan, yüz yirmi kiloluk kel bir Çinliydi ve buraya ayak bastığım andan itibaren bana kanı kaynamıştı. Annem sayesinde Mandarin dilinde birkaç kelime konuşabilen tek kişi oluşumun da bunda etkisi vardı elbette.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

J. A. Paulos - Herkes Icin Matematik
J. A. Paulos - Herkes Icin Matematik
John Alien Paulos

“Yaşamda korkulacak bir şey yoktur. Yeter ki anlaşılsın”

“Matematik konusunda her zaman çok kötüydüm”
“Bir milyon, bir milyar, ya da bir trilyon dolar, her neyse.
Problemle ilgili birşeyler yaptıktan sonra fark etmez”
“Jerry ve ben Avrupa'ya gitmiyoruz. Avrupa'da çok fazla terör var”

Kitaptan Alıntı

Sayılar ve şansla ilgili temel kavramları rahatça kullanamama şeklinde kendini gösteren sap cahilliği, aslında birçok bilgili vatandaşı rahatsız eder. “Demek” ve “söylemek” gibi sözcükler karıştırıldığında tepki gösterenler, en bariz sayısal yanlışlar karşısında bile hiç utanmadan sesiz kalırlar. Bir zamanlar, bir partide birinin, “süregelen” ve “sürekli” sözcükleri arasındaki farkı uzun uzun anlatışını dinlemiştim. 

Aynı gece daha sonra haberleri dinliyorduk. Hava durumu spikeri Cumartesi günü % 50 ve Pazar günü yine % 50 yağmur yağma olasılığının olduğunu söyledi ve bu yüzden de o haftasonunda % 100 yağmur yağma olasılığı olduğu sonucuna vardı. Bu yorum karşısında gramerci sessiz kaldı. Ona, yapılan yanlışı anlatmamdan sonra bile sessizliğini bozmamışti; ama hava durumunu okuyan spikerin yaptığı bir gramer yanlışı olsaydı kuşkusuz köpürecekti. Aslında, diğer başarısızlıklar gizlense bile, matematik cehaleti açık açık söylenir:

"Banka hesabımda ne kadar para olduğunu bile bilmiyorum", "Sayılarla uğraşmak bana göre değil, beninsanla ilgilenmeyi severim" ya da "Ben her zamanmatematikten nefret etmişimdir."

Matematik cehaletinden duyulan bu anlamsız gururun bir nedeni, bunun sonuçlarının diğer zayıflıkların sonuçlan kadar açık olmamasıdır. Bu yüzden ve insanlar genel açıklamalardan çok örnekli açıklamalan daha iyi anlayabildikleri için, bu kitapta sayı cehaletiyle ilgili gerçek hayattan örnekler incelenecektir: borsa stratejileri, eş seçimi, gazete falcılan, diyet ve tıbbi iddialar, terörizm riski, astroloji, spor rekorlan, seçimler, cinsel ayrım, UFO’lar, sigorta ve kanunlar, psikanaliz, parapsikoloji, piyangolar ve ilaç testleri bunlar arasındadır.

Kitapta kendi düşüncelerimi aşın derecede dayatmamaya ve popüler kültür ya da eğitim sistemimizle (Allan Bloom gibi) ilgili çok fazla genellemeye gitmemeye çalıştım.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Bernard Cornwell - Azincourt
Bernard Cornwell - Azincourt
"Bernard Cornwell'i henüz keşfetmemiş olanlar, ne kaçırdıklarını bilmiyorlar." Vince Flynn

"Dünya üzerinde bu işi hiç kimse Cornwell'den daha iyi yapamaz." 
Lee Child

"Günümüz tarihi romanlarının en büyük yazarı." 
Washington Post

"Cornwell tarihi macera romanları konusunda kesinlikle bir üstat." 
Publishers Weekly

Kitaptan Alıntı

Genç Nicholas Hook başaramadığı bir iş yüzünden lanetlenirken, yaptığı bir hata sonucu sürgüne gönderilir. İngiltere'de aranan bir adam olan Hook, Fransa'da okçu olarak katıldığı savaşta, sevebildiği iki şey olduğunu fark eder: Savaşma içgüdüleri ve başı belada olan gizemli bir kız. Uğruna çok şeyi feda ettiği bu kızla birlikte, bütün Avrupa'yı alt üst eden Soissons'taki kanlı katliamdan kurtulmayı başarırlar. Hiçbir seçeneği kalmayan Hook, yakalanmasının ölmesi anlamına geldiği evine, İngiltere'ye dönmek zorunda kalır. Şansı yaver giden Hook, İngiltere Kralı V. Henry tarafından üstün yetenekli bir okçu olarak keşfedilir ve Fransa'yı fethetmek üzere yola çıkan İngiliz ordusuna katılır. Şimdiye kadar gördüklerinden çok daha ürkütücü olan düşmana karşı, Kralın en büyük umudu Hook'un da aralarında olduğu gözü pek okçularıydı.

Azincourt'u okurken savaşı iliklerinize kadar hissedecek, hem İngilizlerin hem de Fransızların gözünden tarihi tekrar yaşayacaksınız. Bernard Cornwell savaştaki askerler ve koşulları okuyucunun zihninde canlandırma konusunda mükemmel bir beceriye sahip. 

Bernard Cornwell İngiltere'nin en ünlü tarihi roman yazarlarından biridir. Kitapları yirmiden fazla ülkede satış rekorları kıran Cornwell, aralarında Kraliçenin OBE (Order of British Empire) nişanı da dahil olmak üzere pek çok ödülün sahibidir.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Anna Banks - Neptune Varisi
Anna Banks - Neptune Varisi
New York Times çoksatar yazarı Anna Banks, Neptune Vârisi ile, Emma ve Galen’ın hikâyesini soluk soluğa bir macerayla sonlandırıyor.
Yarı insan yarı Syrenalı Emma ile Syrenalı aşkı Galen’ın birlikte vakit geçirmeye ihtiyaçları vardı. Yalnız. Baş başa. Poseidon ve Triton Krallıkları’ndan uzakta.

Kitaptan alıntı

Kuşluk vakti dalgalarının ayak parmaklarımı gıdıklayacağı kadar suya yaklaşıp çıplak ayaklarımı kuma gömdüm. Miskin dalgaların her biri, ayaklarımı yaladıktan hemen sonra, bir macerayı ya da bir haylazlığı fısıldarmışçasına geri çekilip beni Atlantik Okyanusu’na çağırıyordu.

Beni huzura ve lanet olası sessizliğe davet ediyordu.

Geçtiğimiz yazın ardından istediğim tek şey buydu. Jagen’in krallıkları ele geçirme girişimi, insanların bizi neredeyse fark etmeleri, balıktan bir duvara liderlik ederek sualtı mahkemesine katılmam derken nefes alacak fırsat bulamamıştık. Sonra tam soluklanacakken, Rachel boğulmuştu ve böylece bu fırsat da ellerimizden uçup gitmişti.

Galen ve ben, bütün bu olanlardan bir süreliğine uzaklaşmayı hak etmiştik. Ama sanırım bu isteğimizi gerçekleştiremeyecektik.

Arkamda kalan evimizden yükselen sıra dışı bağırış-malar, rüzgâr esintisiyle bana kadar ulaşıyordu. Galen

ve ağabeyinin öfkeli kükreyişleri havayı hınçla lekeleyerek beni evden daha uzağa ve daha derin sulara doğru uzaklaştırıyordu. Pijama altımın paçalarını kıvırıp tuzlu suyun ayak bileklerime temas etmesine izin verdim ve martıların çığlıkları arasından seçebildiğim bazı kelimeleri duymamaya gayret ettim. “Sadakat”, “mahremiyet”, “kanun” gibi sözcüklerdi. “Matem” kelimesini duyduğumda iki büklüm oldum. Bu söz Grom’un ağzından çıkmıştı ve Galen bunun üzerine hiçbir şey söylememişti. Onun bu sessizliğini İyi tanıyordum. Sessizliğinde ızdırap, eziyet, suçluluk vardı ve duygularını saklayabilmek için bir şeyler söyleme veya yapma ihtiyacı had safhadaydı.

Ancak Rachel’ın ölümünün neden olduğu derin yaralarını saklayabilmesinin hiçbir yolu yoktu. Rachel, yalnızca Galen’in asistanı değildi. O, Galen’in insanlar arasındaki en yakın dostuydu. Belki diğerleri, bunun önemini anlayamıyorlardı. Anlasalardı, bunu onun yüzüne vurmaz ya da ona karşı kullanmazlardı. Ama ben anlıyordum. Böyle bir kalp ağrısının neye benzediğini ve insana soluduğu havayı nasıl zehir ettiğini biliyordum.

Galen ağlamamıştı. Ondan hiç bahsetmemişti. Sanki, Rachel giderken Galen’den bir parçayı da beraberinde götürmüştü. Ve Galen, bu eksik parçaya rağmen hayatına devam etmek için yoğun çaba gösteriyor ama bir türlü uyum sağlayamıyordu. Boş viteste giden bir araba gibiydi.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Brandon Sanderson - Elantris
Brandon Sanderson - Elantris
Fantastik kurgu türünde yazılmış olan bir kitap. tip olarak, high fantasy olarak tanımlanan, yazarın kendisinin yaratmış olduğu bir dünyada geçer. 

Elantris ismindeki yıkılmış ve "lanetli" bir şehir ile yakınındaki ikinci bir şehirde yaşayan üç ana karakterin yaşamları hakkındadır. içinde bulundukları toplumun iyiliğini düşünen karakterlerin aynı olaylara tamamen farklı bakış açıları ile yaklaşmaları romanı farklı kılmaktadır.

Kitaptan Alıntı

Elantris devasa, güzel, kelimenin tam anlamıyla parlak, güçlü büyülü yeteneklerini Arelon’un tüm insanlarının iyiliği için kullanan hayırsever varlıklarla doluydu. Ve bu tanrısal varlıkların her biri, Shaod’un gizemli dönüştürücü gücü onlara dokunmadan önce sıradan birer insandı. Ancak on yıl önce, hiçbir uyarı olmaksızın, büyü çöktü. Elantrianlar buruşuk, cılız, cüzzamlıya benzer yaratıklara dönüştü. Elantris’in kendisi de karanlık, pislikle dolu ve döküntü haline geldi. Shaod artık bir lanetti.

Arelon’un yeni başkenti Kae, halkının unutmak için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştıkları Elantris’in gölgesinde kalıyor. Teod Prensesi Sarene, Veliaht Prens Raoden ile bir devlet evliliği yapmak için geldi. Karşılıklı mektuplaşmalarına dayanarak mutluluk bulacağını umuyordu. Ancak mutluluğun yerine prensin ölü, kendisinin ise onun dulu kabul edilmiş olduğunu gördü., Acımasız Fjordell bağnaz fanatiklerinin imparatorluk hırsı karşısında son direnen ülkeler oldukları için hem Teod, hem de Arelon tehdit altındalar. Sarene üzücü duruma rağmen elinden geleni yapmaya ve Arelon’un dinini değiştirerek tanrısı ve imparatoru adına fethetmek için gelmiş olan Fjordell başrahibi Hrathen’in entrikalarına karşı koymak için konumunu kullanmaya karar verir.

Ancak ne Sarene, ne de Hrathen, Prens Raoden’in kayboluşunun arkasındaki gerçekten şüphelenmiyorlar. Elantris’in devrilmiş tanrılarını da vurmuş olan aynı acayip hastalık tarafından alınan Raoden gizlice karanlık şehre hapsedilmişti. Raoden’in orada kapana kısılmış olan garibanlar için bir toplum yaratma çabası Arelon’a umut getiriyor ve belki de Elantris’in gerçek sırrını ortaya çıkarabilecek bir olaylar dizisini başlatıyor.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Becky Monson - Eyvah, Evde mi Kaldim
Becky Monson - Eyvah, Evde mi Kaldim
Becky Monson
Başladığı birçok işin sonunu getiremeyen B tipi kişiliğime, seni bu defa yeneceğim!
Aynı anda beni hem çıldırtan hem de bana ilham veren kocam ve çocuklarıma.
Delice sevdiğim ailem ve arkadaşlarıma. Bu kız sizin sayenizde bir kız kurusuna dönüşmedi.
Kız kurusu olma tarifi

Malzemeler:
Bir çift selülidi bacak Bir adet asosyal hayat Zevksiz bir stil
Bir adet tek kişilik karavan (ya da aile evinin bodrum katı) Bir adet kedi (isteğe göre daha fazla da olabilir)
Bir tutam motivasyon eksikliği

Hazırlanış«
Hepsini kanştınp sızana kadar ağlayın.

Kitaptan Alıntı

Kız kurusu nedir?

Kız kurusu:
1. İyi bir aileye mensup, evlenmemiş kadın
2. Evlenmemiş kadın, özellikle evlenme çağını geçtiği halde evlenmemiş kadın
3. Evlenme ihtimali olmayan kadın
Bunda şaşıracak ne var ki? Ben zaten kendimi her zaman toplumdan uzak, yalnız bir kadın olarak görmüşündür. Şimdi yeni bir unvanım oldu. Sanırım bir kutu dondurma ya da bütün bir çikolatalı keki hak ediyordum ya da her ikisini de... Sonuçta ben bir kız kuruşuydum; evet, bu doğru. Sözlüğe baktım ve hayatımın tanımı apaçık ortadaydı.

1. İyi bir aileye mensup evlenmemiş kadın

Tamam, burada "iyi aile” ile ne kastedildiğinden tam olarak emin değildim. Bizimkiler için asil diyemezdim. Yine de, ben bir ailenin evlenmemiş bir üyesiyim yani kız kurusu sayılırım.

2. Evlenmemiş kadın, özellikle çağını geçtiği halde evlenmemiş kadın

Evlenme çağım geçtiğime inanıyordum. 32 yaşıma yeni girdim, ayrıca evlenme çağı hangi yaşa denk geliyor İd? Aslına bakarsanız doktorum daha geçen hafta, artık birini bulup evliliği düşünmem gerektiği konusunda beni uyardı. Dediğine göre yumurtalarım bu yaştan sonra gençleşmiyormuş. En son düzgün ilişkimin üzerinden on yılı aşkın zaman geçtiğini düşünürsek bu durum biraz sarsıcı değil mi? Sanınm kendime yeni bir doktor bulmalıydım, bana her şeyi pamuk şekere batırıp sunan bir doktor mesela. Şu an hayatımdaki her şeyi pamuk şekerle kaplayabilirdim.

3. Evlenme ihtimali olmayan kadın

Herhalde en kötüsü de bu... Evlenme ihtimali olmaması yani. Bu tanım resmen beni anlatıyor. Eminim insanlar da bana bakınca bunu düşünüyordu. Üzerimde sürekli bana acıyan bakışlan hissedebiliyordum. Ah, şu insanların hafifçe yana eğilmiş başlarım, dudaklarını büzerek üzgün bir ifadeyle sallamalan yok mu?
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Wilbur Smith - Nehir Tanrisi
Wilbur Smith - Nehir Tanrisi
Firavunların ülkesi Eski Mısır'da altın üzerine kurulmuş bir krallık. Hırs ve savaşların paramparça ettiği ülkeyi Nil'in parıltılı sahillerinde yeniden kurmaya çalışan insanların öyküsü...

Kitaptan Alındı

Mısır Firavun’un Lostris’i görür ve onunla evlenmek ister. Fakat Lostris Firavun ile evlenmek istemez ve gönlünde babasının nefret ettiği asker Tanus vardır. Fakat babasına ve firavuna karşı gelemez ve sonunda firavun ile evlenmek zorunda kalır. Lord Intef de Taita’yı düğün hediyesi olarak kızına verir. 

Bunun üzerine Tanus Mısır’da yaşanan sorunları daha fazla dile getirmeye başlar ve dolaylı yoldan Firavunu eleştirir. Bunun üzerine Firavun kendisine ölüm cezası verir fakat Tanus’a kendisini affettirmesi için bir fırsat verir. Tanus iki yıl içinde Mısır’daki tüm haydutları temizlerse ölüm cezası kaldırılacaktır. 

Bunun üzerine Tanus göreve başlar ve kısa süre içinde haydutların başını yakalar. Fakat haydutların başını yakalaması ile birlikte bir gerçek daha ortaya çıkar. Haydutlar Lord Intef tarafından desteklenmektedir. Bunun üzerine Lord Intef ölüm cezasına çarptırılır fakat kaçmayı başarır. 

Tanus’un görevi başarı ile yerine getirmesi onun Firavun’un etrafında daha fazla özgürce dolaşmasına da imkan verir ve böylece yasak aşkı olan Lostris ile daha fazla vakit geçirirler. Bu birliktelikten Lostris hamile kalır ve çocuğun firavunun çocuğu olduğu iddia ederek olayı gizler. Doğan bebeğin gerçek babasının Tanus olduğunu sadece Tanus, Lostris ve Taita bilir.

Bir süre sonra Mısır daha büyük bir tehdit ile karşı karşıya kalır. Mısır ordusundan çok daha güçlü ve donanımlı olan ordu tarafından Mısır işgal edilir ve firavun öldürülür. Bunun üzerine geride kalanlar Mısır’dan kaçarlar ve geri kalan askerler ile birlikte Nile’in kıyısına sığınırlar. 

Bu zaman içinde Lostris yine hamile kalır. Firavunun ölmesi nedeni ile bu şüphe ile karşılanır fakat Taita Firavun’un ruhunun hala Lostris ile birlikte olduğu yalanını yayar ve bu da kabul görür. 

Taita bir taraftan az kalan askerlerin geliştirilmesi üzerinde çalışırken diğer taraftan Firavun’un gömülmesi için yer arar. Bu sırada Etiyoplayı zalim bir bölge lideri tarafından yakalanır ve hapse atılır. Hapiste tutsak başka bir bölge liderinin kızı ile tanışır ve onunla arkadaş olurlar. 

Taita yaşanan seli fırsat bilerek hapisten kaçar ve Masara’nın babasını bulur. Az kalan Mısır ordusunu da yanlarına alarak kızı kurtarmaya giderler. Acımasız savaşı kazanırlar fakat Tanus ağır yaralanarak hayata veda eder. 

Tanus’un oğlu olan sözde Firavun’un oğlu Memnon Masara ile evlendirilir ve böylece güçler birleştirilir. Güçlenen Mısır ordusu yeniden Mısır’a geri döner ve savaşarak yeniden yönetimi ele geçirirler.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Wilbur Smith - Deniz Kadar Ac
Wilbur Smith - Deniz Kadar Ac
Wilbur Smith 9 Ocak 1933'te şimdiki adı Zambiya olan Kuzey Rodezya'da doğdu. Bugüne kadar 30 roman kaleme alan yazarın kitaplarının tamamı 26 dile çevrilmiş ve tüm dünyada 100 milyondan fazla satış rakamına ulaşmıştır. Yirmi dokuz yaşında yazdığı ilk romanı ile adından söz ettiren yazar, otuz bir yaşında kaleme aldığı Bencil (When The Lion Feeds) isimli romanı ile büyük bir başarı elde etmiş ve o günden beri çok satanlar listelerinin vazgeçilmez ismi haline gelmiştir.

Nehir Tanrısı ile başlayıp Yedinci Papirüs, Büyücüler Kralı ve 11.Yazıt ile devam eden “Mısır Dizisi” son macerasıyla soluklarınızı kesecek!

Hem firavunun danışmanı hem de onun yetişkin iki kızı Tehuti ve Bekatha'nın koruyucusu olan köle haremağası Taita özgürlüğüne kavuşmuştur ama krallıkta da korkunç bir huzursuzluk hüküm sürmektedir. Antik Mısır'ın ezeli düşmanı kuzeyli kabilelerle savaş halindedirler ve Taita'nın zekice hazırladığı bir planla düşmanlarına karşı büyük bir sefere girişerek onları bozguna uğratmak zorundadırlar. Tabii eğer önlerine çıkan engelleri aşabilirlerse...

Çöl Tanrısı'nda muhteşem maceralar, savaşlar, ihanetler ve aşkların yanında, Nil deltasından Mezopotamya'ya kadar uzanan egzotik bir yolculuğa çıkarak bir kahramanın yükselişine ve bir uygarlığın çöküşüne tanık olacaksınız.

“Hayatımda okuduğum en iyi tarihi roman.”
- Stephen King

“En güzel tarihi romanları Wilbur Smith yazar... Çöl Tanrısı kralların, kölelerin ve bir haremağasının öyküsünü anlatırken, Antik Mısır'ın görkemli yaşamını da gözler önüne seriyor.”
- James Rollins, Kemiklerin Haritası yazarı
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

R. L. Mathewson - Bas Belasi Yan Komsum
R. L. Mathewson - Bas Belasi Yan Komsum
Sürekli itilip kakılan taraf olmaktan bıkan Haley değişecekti ve işe komşusundan başlamaya karar verdiğinde hızla Jason'ın dünyasına çekileceğini hiç hesaba katmamıştı. Fakat onun bir planı vardı ve baş belası yan komşusunun cazibesine kapılıp oyununa gelmeye hiç niyeti yoktu.

Jason'ın beklediği son şey ise bahçesinden söktüğü alelade çiçekler yüzünden utangaç yan komşusunun kendini kaybetmesiydi. Kısa süre içinde onu kanatları altına almaya karar verdiğindeyse hayatına ne kadar rahatça uyduğunu fark etmeye başlamıştı. Artık tek yapması gereken tüm bunların bir oyun olmadığına onu ikna etmesiydi. 

Kitaptan Alıntı

Haley pembe, beyaz ve sarı lalelerinin acımasızca topraktan koparıldığını gördüğünde inanamaya-°i§ k, rak, "Ah, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır..." diye söylendi. Sandalyesini bilgisayar masasından uzağa iterek giriş kapısına doğru hücum etti. Bu sefer onu öldüreceğine hiç şüphesi yoktu.

Beş uzun yıl boyunca süren çocukça saçmalıklardan sonra artık bu adam çok ileri gitmişti. "Gezegeni Kurtarmak" için altı ay boyunca duş almayan ve deodorant kullanmayan üniversitedeki oda arkadaşı bile onu bu kadar sinirlendirememişti.

Beş yıl önce, yirmi dört gibi olgun bir yaştayken ilk evini gururla satın almıştı. Hayalindeki ev olan tek katlı, iki yatak odalı evini almak için canmı dişine takarak çalışmıştı. Kendi evine sahip olma tecrübesi, hayal edebileceği her şeyden daha güzeldi.

Her oda için mükemmel renk düzenini elde etmek, temizlik, düzenleme ve elli kilometrelik alan içindeki her

ikinci el eşya satışına katılmak için yüzlerce saat harcamış, tahta ve alçıyı gerçek bir eve dönüştürmeye çalışmıştı. Bütün bunlar evin çimenliği ve bahçesinde çalışarak geçirdiği saatlerle kıyaslanamazdı bile. Sayısız su toplamaları, kesikler, arı sokmaları ve sırt ağrıları sonucunda donuk bahçesini bir cennete çevirmişti.

Mutluluğu sadece dört ay sürdü. Daha sonra o, yan evine taşındı. Başta yaşlı ve aksi olmayan yeni bir komşusu olduğu için heyecanlanmıştı. Jason Bradfordla tanıştığı an tüm neşesi kayboldu.

Varışının ilk on dakikasında, adam onun posta kutusuna çarptı. Arabasından kendi bahçesine fast food paketlerini döktü ve pakettekiler Haley'nin kusursuz çimenliğine hızlıca sızdılar. Sersem bir gülümseme ve onun dehşete düşmüş haline bir omuz silkmeyle kendi ön bahçesindeki büyük meşe ağacının altına ihtiyacını giderdi.

Adam bir barbardı.

Sonraki beş yılda, adam onun renkli hayatını bir kâbusa çevirdi. Bir insanın kendi mutluluğunu nasıl bu kadar etkilemeyi başarabildiğini anlayamıyordu ama o başarmıştı. Yıllar içinde, dışarıda asılı çamaşırlarına takılan ve kendi evinin tarafına saçılan paintball toplarıyla uğraştı. Dahası gürültülü müziğe, partilere, iki kez çiti tırmanıp Haley'nin havuzunda yüzmeye çalışan çıplak insanlar bulmaya, gecenin üçünde sarhoş basketbol oyunlarına, kadınların Jason'm ön bahçesinde sinir krizi geçirmesine ve bazen pislik herif çıkıp onlarla ilgilenmeyi reddettiğinde onun bahçesinde kriz geçirmelerine katlandı.
Ekitap İndir
[alert title="LÜTFEN DİKKAT!" icon="info-circle"] SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ! BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ. Kitap linkine "LOGO" tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip "REKLAMI GEÇ" butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz. [/alert]

Author Name

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/FymUrEaf4VRt8qa37E5vOFjGq7rw0baT5ScQ7nwsZ7F1nMsihsXMJ-ECCaNgexvSUbcSY44G8IikGvIN11CTzgVt5G5RX49Wod48BJ1Ip44Xxwhr2t7et1d7jFjNaw1nyI25q9LLS8R7qiefMIQzr5wd02oNh7ki7pALRS_Y003Cm0E5cHu755RtLpH7nZZ6qTWX96FWc3d_Q21qShkKCdjNSsiXgMMOAJlY3Z5W-cI1uecrJrWL0j3SVXP0u4d0fu1_xq6eRQZGyfy2iSJ8Ezr6eJ9Q0py4y-ZMSCCJma9v9rk35pvY-nKQoMq95SI9C3hdRGK_uC3hDIVyAUrpvJfRFZSrKDMeSta6lC03mk12zmjygBVkf8h37zS0j_Cax4_zQekjcWoRvC-dMsNRtdLetCKwUAayhovBiIXenrcPCa9GM-Gw6CNkl-c3DhwCpCkvOcvavfQHS1HLD0yGsNfWJ03NXfi6WAWQg3Kc0ReJWWtdy0lRn4QUQ9obz-rfqBMegiqA_V6JT6d_n_tGATRZkcV5lr-T_CTQuY3Nv_e4la-l0KE7t6snoJui35gO33yCReas0YnaznkHcqFrYhP0mhUXYYwtIGfw4ybiXAT1eW6Nu95XVS411caUXY6OUa-512tP3V5HNzNs7_FjAdqr0pNDGIX6=w146-h118-no} {facebook#https://kitapazzi.blogspot.com.tr/} {twitter#https://twitter.com/Kitapazzi} {google#Yhttps://plus.google.com/u/0/104699689942249315316}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.